fbpx
ginseng
Bağışıklık, Beslenme, Enerji, Genel Sağlık, Mental Sağlık, Metabolizma

Ginseng ve Sağlığa 7 Mucizevi Faydası

Ginseng, son zamanların en popüler bitkilerinden biri. Adını çokça duymuşsunuzdur. Birçok farklı kategorideki takviyelerin içerisinde bulunur. Bugün sizlerle ginsengi ele alacağız. Her yönüyle inceleyip aklınıza takılan tüm sorulara cevap vermeye çalışacağız. Siz de ginseng bitkisini sürekli duyuyor ama bir türlü araştırmaya fırsat bulamadıysanız bu yazımız tam da aradığınız türden. Çayınızı kahvenizi hazırlayın ilginç bilgilerle dolu bilgilendirici yazımıza bir an önce başlayalım.

ginseng

Ginseng Nedir, Nerelerde Kullanılır?

Ginseng, yüzyıllardır Çin geleneksel tıbbında kullanılmış ve hala da çokça kullanılan şifalı bir bitkidir. Adını Yunanca da her şeyi iyileştiren anlamına gelen ‘’Panacea’’dan alan Ginseng’in botanik adı ise ‘’Panax’’tır. Amerikan ve Asya Ginseng’i olmak üzere 2 farklı çeşidi bulunur. Asya Ginseng’i; Panax, Çin, Kore ya da Kırmızı Ginseng olarak da bilinir. 6 yıllık yetiştirme aşamasının ardından hasat edilir. Ginseng ekstresi birçok preparata eklenir. Özellikle yurt dışında doktorlar tarafından reçete edilir.

ginsengin-faydalari

Ginseng’in Faydaları

Yüzyıllar boyunca Çin tıbbında kullanılan, Asya ve yerli Amerikan kültürü tarafından bilinen Ginseng’in sağlık üzerinde sayısız faydası bulunmaktadır. Lokal etkiye sahip olmadığından bütün vücut sistemlerinin dengelenmesinde etkili olup güçlü, genel bir takviyedir. Kalp sağlığı, beyin ve sinir sistemi aktiviteleri, sindirim faaliyetleri, bağışıklık sistemi, genel vücut direnci, hormon metabolizmasının düzenlenmesi gibi daha birçok farklı alanda faydası bulunmaktadır. Bu alanda birçok bilimsel çalışma yürütülmektedir.

1. Ginseng, Kanser Tedavisinde Görülen Yorgunluğun Azaltılmasında Kullanılır

Kanser tedavisi sırasında ve sonrasında yaşam kalitesini düşürecek boyutta yorgunluk oluşur. Kanser hastalarının genel olarak şikayet ettiği en yaygın semptomlardan biridir. Oldukça yoğun tedavi dönemlerinden geçen kemoterapi hastaları bir de yıpratıcı yorgunluk ile mücadele etmeye çalışırlar.

kanser-hastaligi-ve-ginseng

Onkoloji derneklerinin yapmış olduğu bilimsel araştırmalar sonucu kanser tedavisinde gelişen yorgunluğu önleyici veya azaltıcı olarak destekleyici ve tamamlayıcı tedavilerin faydalı olduğu kanıtlanmıştır. Ginseng de kanser tedavisi sonucu gelişen yorgunluğun azaltılmasında kullanılan takviye besinlerden biridir.

2. Ginseng, Beyin Fonksiyonlarının Gelişmesinde Görevlidir

Beyin, vücudumuzun en karmaşık organıdır. Hayati fonksiyonların kontrolünden sorumlu olup vücudun yönetim merkezidir. Beyin fonksiyonlarının gelişmesi günlük performansınızı arttırarak daha kaliteli bir yaşam sürmenizi sağlar. Düzenli kullanımlarda mental aktiviteyi geliştirir, günümüzün getirdiği yoğun, stresli, bol koşuşturmalı iş ve eğitim hayatında daha zinde kalmayı ve mental dayanıklılığın artmasını sağlar.

beyin-fonksiyonlari-ve-ginseng

Stres de beyin sağlığını olumsuz olarak etkileyen faktörlerin başında gelir. Yoğun çalışma temposu, hava ve çevre kirliliğinin artması, düzensiz ve yetersiz beslenme stres düzeyini attırır. Stresi hayatımızdan olabildiği kadar uzakta tutabilirsek hem sinir sistemimiz hem de diğer vücut fonksiyonlarımız daha rahat çalışabilecektir. Sizlerde ginseng içerikli takviyeler kullanarak ya da beslenme düzeninize ginseng değeri yüksek gıdalar ekleyerek ginseng’in hayatımıza sunduğu kolaylıklardan daha verimli biçimde faydalanabiliriz.

3. Bağışıklık Sisteminin Etkinliğini Arttırır

Dünyamızın uzun süredir hummalı şekilde mücadele ettiği koronavirüs hayatımızı tamamen etkilemektedir. Hayati önem taşıyan bağışıklık sistemimizin ne kadar önemli olduğu salgın döneminde öne çıkmıştır.

bagisiklik-sistemi-ve-ginseng

Vücudumuzda biriken serbest radikaller oldukça zararlıdır ve bu radikallerin vücudumuzdan uzaklaştırılması gereklidir. Antioksidan etki göstererek bağışıklık sistemimizin yapısal bütünlüğünü koruyan, daha etkili işlev görmesinde görevli, hastalıklara karşı dirençli durmanızı sağlayan Ginseng mucizesini hayatınıza mutlaka eklemenizi tavsiye ederiz. Ginseng içeren takviyeleri beslenme düzeninize ekleyebilir ve güçlü bağışıklık sisteminiz sayesinde hastalıklara karşı daha dirençli durabilirsiniz.

4. Cinsel Fonksiyon Bozukluklarının Tedavisinde Yer Alır

Cinsel sağlık, genel sağlık açısından toplumu sosyal, fiziksel, psikolojik yönden ilgilendiren konulardan biridir. Yaşam kalitesini etkileyen cinsel fonksiyon bozukluğu toplumun azımsanamayacak kadar geniş bir bölümünü ilgilendirmektedir. Son zamanlarda hastalıkların tedavilerinde integratif tıp yaklaşımı artış göstermektedir. Bununla beraber çeşitli terapiler ve multivitamin kullanarak tedavi anlayışı çoğu hekim tarafından hastalara uygulanmaktadır. Uzun yıllar boyunca tedavi edici olarak Çin tıbbında kullanılmıştır.

cinsel-fonksiyon

Afrodizyak ve östrojenik etkileri bulunan Ginseng seksüel disfonksiyon bozukluklarının tedavisinde kullanılmaktadır. 90 hasta üzerinde plasebo kontrollü yapılan çalışmada 3 ay boyunca hastalar üzerinde değerlendirme yapılmıştır. Çalışma sonucu alınan sonuçlar ise ümit verici. Trazodone verilen ve plaseboya katılan hastalara oranla ginseng özütü verilen hastalarda cinsel sorunlarda azalma görülmüştür. Ve yaşamlarına daha kaliteli devam ettikleri saptanmıştır. Ginseng kullanımının cinsel konulardaki faydası üzerinde yapılan çalışmalar devam etmektedir.

5. Cildi Rahatlatır, Anti-aging ve Tonik Özelliği İçerir

Ginseng kökleri bolca vitamin, mineral ve antioksidan içerir. Saymakla bitmeyen faydaları kozmetik alanında da dikkatleri çekiyor. Birçok cilt bakım ürününde yer alan ginseng ve ginseng özütü cilt hücrelerini uyararak etki göstermeye başlar. Ölü hücrelerin vücuttan atılmasında görevlidir. Ciltte ki oksijen miktarını arttırarak cildinizin yenilenmesini ve canlılık kazanmasını sağlar.

cilt-bakimi

Güneş ışığı ve  çevre kirliliğine maruz kalan cildimizde serbest radikal birikimi olur antioksidan etki ile cilt metabolizmasını uyarır. Cilt katmanlarından biri olan ‘’Dermis’’teki cilt hücrelerinde kolajen üretimini arttırır. Kolajen, vücudumuzda ki proteinlerin yaklaşık üçte birini oluşturur. Ciltteki kırışıklıkları azaltıp sarkmaların önüne geçer ve cildin sıkılaşmasını sağlayarak daha genç ve sağlıklı görünmenizi sağlar. Yapacağınız ginseng maskesi ile göz altlarınızdaki koyu halkalardan ve karanlık göz çevresinden kurtulabilirsiniz. Ginseng aynı zamanda harika bir toniktir. Yüz temizliğinde, siyah noktaların giderilmesinde sıklıkla kullanılır. Cildinizden çabuk emilir ve kan dolaşımını da hareketlendirdiği için akne, egzama, cilt yüzeyinde sertleşme gibi cilt rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılır.

6. Ginseng ile Saçlarınız Daha Sağlıklı Uzar

Saçlarımız vücudumuzun sağlık habercilerinden biridir. Sağlıklı beslenirsek saçlarımızda bundan etkilenir ve daha canlı görünür. Ginseng, deri altındaki papilla hücrelerinin artışını sağlayan bitki çeşitlerinden biridir.

sac-bakimi

Deri altındaki kan akımını hızlandırarak saçların daha hızlı uzamasını sağlar. Saç foliküllerini uyararak saç köklerinin yenilenmesini ve daha sağlıklı saçların çıkmasını sağlar. Ginseng’i hayatınıza dahil ederek saçlarınızın daha canlı ve parlak görünmesini sağlayıp sağlıklı uzamasını desteklemiş olursunuz.

7. Ginseng ile Metabolizmanızı Hızlandırıp Hızlıca Zayıflayabilirsiniz

Ginseng ile zayıflama son dönemlerde yaygınlık kazanmıştır. Tokluk hissi oluşturup açlığı bastırır. Yapılan çalışmalar sonucunda metabolizmayı hızlandırarak zayıflama sürecine olumlu katkıda bulunduğu gözlenmiştir. Ayrıca sindirim sistemini düzene sokup bağırsak faaliyetlerini arttırarak toksinlerin uzaklaşmasına yol açar. Diyet dönemleri çoğu kişide stresli ve biraz da sinirli geçer. Sakinleştirici özelliği ve strese karşı savaş açması sebebiyle daha mutlu ve yatışmış olarak diyetinize devam edebilirsiniz.

ginseng-cayi

Diyetlere genelde çay olarak eklenen Ginseng, kısa süre içerisinde kilo vermenizde etkilidir. Vücudun karbonhidrat metabolizmasını harekete geçirerek aldığınız karbonhidrat miktarının büyük çoğunluğunun enerjiye dönüşmesini sağlar. Vücudunuzda bulunan depo yağların zamanla enerjiye dönüşmesini sağlayarak diyetinize ginseng çayı eklediğiniz andan itibaren hafiflediğinizi hissettirir. Kilo vermek için kısıtlı zamanı olanların yoğun olarak tercih ettiği bu yöntem düzenli kullanım sonucunda memnun edici sonuçlar vermektedir. Zayıflama sonucunda bazı kişilerde yorgunluk belirtileri görülmeye başlar. Ginseng, genel sağlık durumunu iyileştirerek zinde kalmanızı, metabolizmanızı hızlandırarak erken kilo vermenizi, kendinizi daha enerjik ve sağlıklı hissetmenizi sağlar.

Sonuç

Ginseng, yüzyıllardır tıp alanında kullanılagelmiş gözde bitkilerden biridir. Yukarıda da bahsettiğimiz üzere birçok faydası bulunmaktadır. Genel yaşam kalitenizi arttırır, güne daha zinde ve enerjik başlamanızı sağlar, saçlarınızın daha sağlıklı görünmesini, cildinizin esnekliğini kazanıp sarkmaların ve kırışıklıkların önüne geçerek daha genç ve bakımlı olmanızı sağlar. Kilo metabolizmasını kontrol ederek sağlıklı kilo vermenizde yardımcıdır. Kalp sağlığını koruyup sindirim sisteminizi düzenler. Ve daha sayamadığımız birçok faydası bulunmaktadır.

bitkiler

Tabi ki bitkilerin hayatımızdaki rolü sağlık açısından gayet önemlidir. Ve günümüzde hem dünya genelinde hem de ülkemizde alternatif tıbbın sağlıktaki etkinliği giderek artış göstermektedir. Yapılan bilimsel çalışmalarla da yararları kanıtlanmaktadır. Fakat her kişinin vücudu farklı hassasiyetlere sahiptir. Bağışıklık sisteminden tutunda metabolizmanın işleyişine kadar birçok farklılıklar barındırır. Bundan dolayı ciddi bir rahatsızlığa sahipseniz ya da düzenli kullanmak zorunda kaldığınız ilaçlarınız var ise lütfen her ürünü olduğu gibi ginseng kullanımını da doktorunuzun görüş ve önerileri doğrultusunda kullanın.

mutluluk

Ginseng’i günlük yaşantınıza katarak daha kaliteli bir hayata sahip olmanız ve hep gülümsemeniz dileğiyle sağlıklı günler…

Devamını Okuyun
beta glukan
Bağışıklık, Beslenme, Genel Sağlık, Tüm Yazılar

Beta Glukan’ın 5 Faydası ve Çocuklar İçin Önemi

beta-glukan

Bağışıklığınız desteğe mi ihtiyaç duyuyor? Çocuğunuz çok efor sarfedip yorgun mu düşüyor? İşte sizler için bu sorunları ortadan kaldırmanıza yardımcı olacak beta glukan hakkında bilgiler.

Beta Glukan Nedir?

beta-glukan

Lifin sizin için iyi olduğunu duymuş olabilirsiniz, ancak tüm liflerin aynı olmadığını biliyor muydunuz? Diyet lifinin iki ana kategorisi vardır: çözünür ve çözünmez. Her kategoride farklı türler vardır.

Beta glukan, kolesterol seviyelerini iyileştirme ve kalp sağlığını artırma ile güçlü bir şekilde bağlantılı bir çözünür diyet lifi biçimidir. Birçok elyaf gibi, ek formda da mevcuttur. Ayrıca kepekli tahıllar, yulaf, kepek, buğday ve arpada da bulabilirsiniz.

Neden Liflere İhtiyacımız Var?

lif

Yediğimiz bitkisel gıdalardan diyet lifi alıyoruz. Beta glukan gibi çözünür lifler kısmen suda çözünür. Çözünmeyen lif hiç çözülmez. Çoğu gıda her iki çeşit lif içerir, ancak miktarlar değişebilir. Farklı türlerde çözünen ve çözünmeyen lifler de vardır.

Lif, vücudunuzun kolesterolü azaltmasına kan şekeri seviyelerini kontrol etmesine ve bağışıklık sistemini güçlendirmesine yardımcı olarak sağlığı iyileştirir. Ayrıca kabızlık ve bağırsak sorunlarına yardımcı olur, sağlıklı bağırsak bakterilerini korur ve kilo kontrolüne yardımcı olur.

Beta Glukanın Faydaları Nelerdir?

1. Kalp Sağlığını Artırır

kalp

Yüksek miktarda beta glukan içeren gıdaların kalp sağlığı için faydaları bilinmektedir. Ayrıca çalışmalar beta glukanın kolesterol ve trigliseritleri düşürebileceğini göstermektedir. Bir günde en az 3 g beta glukan içeren yulaf yemenin kötü kolesterol (LDL) seviyelerini yüzde 5 ila 7 arasında azalttığı bulundu.

2. Beta Glukan Kan Şekeri Seviyelerini Düzenler

kan-şekeri

Diyabet hastalığında tüketilen besinlerin önemi yadsınamaz. Alınan besinlerin posa türü ve miktarı oldukça önemlidir. Beta glukan içeren posaların, kan şekerinin dengeli bir şekilde yükselmesini sağlayarak hiperglisemiye karşı koruyucu etki gösterdiği ve böylelikle fazla insülin salınımının önüne geçildiği bilinmektedir.

3. Bağışıklık Sistemini Uyarır

bağışıklık

Araştırmalar beta glukanın bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkileri olduğunu gösteriyor. Bilim adamları, beta glukanın bağışıklık sistemini uyarabileceğini vücudun hastalık ve enfeksiyonla daha etkili bir şekilde savaşmasına yardımcı olabileceğini söylüyor. Bununla birlikte, insanın bağışıklık sistemi karmaşıktır ve araştırmacılar hala nasıl çalıştığını araştırmaktadır. Beta glukanın tam etkilerini bilmemiz biraz zaman alabilir.

4. Kötü Kolesterole Karşı Beta Glukan

kolesterol

Araştırmalara göre yulafta bulunan beta glukan kolesterolü kontrol altında tutmaya yardımcı olabilir. Yapılan çalışmalarda yulaf türevi beta glukanın toplam ve LDL (“kötü”) kolesterolü ortalama olarak, günlük yulaf tüketiminin toplamda sırasıyla% 5 ve% 7 azalma ve LDL kolesterol seviyelerinde azalma ile ilişkili olduğunu belirtmektedir.

5. Beta Glukanın Kanser Tedavisindeki Yeri

kanser

Araştırmalar beta glukanın kansere karşı savaşan (T hücreleri ve doğal öldürücü hücreler gibi) bir dizi hücre ve proteini aktive edebileceğini göstermektedir. Dahası, hayvanlar üzerindeki testler beta glukanın kanser hücrelerinin yayılmasını engelleyebileceğini göstermiştir. Bununla birlikte, beta glukanın kanser tedavisinde etkinliği için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

Beta Glukan Çocuklar İçin Neden Önemlidir?

çocuk-sağlığı

Beta glukanın bağışıklık sistemini desteklediğini belirtmiştik. Bağışıklık sistemi, çoğu araştırmacının hala öğrendiği karmaşık reaksiyonlar ve yanıtlar ağıdır. Genel olarak bağışıklık sistemini güçlendirmek hakkında konuşuyoruz, gerçekte bağışıklık aktivitesindeki bir artıştan daha fazlasına ihtiyacımız olduğunda birincil bağışıklık yanıtı, iltihabı arttırmaktır sadece bu tür bir yanıtın arttırılması her zaman yararlı değildir.

Bunun yerine, beta glukan gibi immünomodülatörler etkili bir bağışıklık tepkisini düzenler.

Yapılan çalışmalar beta glukanın çocuklardaki hastalık ve fiziksel aktivite sonrası çöküş durumunu ortadan kaldırmada etkili olduğu bilinmektedir. Çocukların büyük bir oyundan, uzun bir oyun hafta sonundan veya yazın ilk büyük yüzme gününden sonra “çökme” eğilimini düşünün. Düzenli egzersiz faydalıdır, ancak aşırı fiziksel efor herkes için vergilendiricidir. Beta glukan, bu aşırı yükü hafifletmeye ve bağışıklık sisteminin her koşulda en uygun şekilde çalışmasına yardımcı olur. Ayrıca patojenlere karşı da koruma sağlar.

Beta Glukan İçeren Gıdalar

1. Tam Tahıllar

yulaf

Tam tahıllar, özellikle arpa ve yulaf bağışıklık sistemini uyarıcı özelliğine ilaveten kanser, mikrobiyal enfeksiyonlar, diyabet ve yüksek kolesterol tedavisinde de etkili olabileceği gösterilen beta glukanı içerir. Budan dolayı özellikle sık sık soğuk algınlığı ve gribe yakalananlar, yoğun ve stresli bir çalışma temposu olanlar mutlaka beslenmelerinde yulaf ve arpaya yer vermelidir.

2. Hurma

hurma

Hurma lif içeriği yüksek bir besin olmasının yanı sıra birçok hastalığa karşı önleyici etkisi olduğu bilinmektedir.. Ayrıca beta glukan miktarı da yüksektir ve bu sayede bağışıklık sistemini desteklediği bilinmektedir.

3. Mantarlar

mantar

Kolestrol seviyelerinin düzenlenmesine ilaveten mantarlardaki beta glukanların bağışıklık sistemi fonksiyonlarını arttırdığı görülmüştür. Bunu hücre bağışıklık tepkisini aktive ederek ve beyaz kan hücrelerinin üretimini uyararak yaparlar. Ayrıca bazı mantarlarda bulunan beta glukanlar kansere karşı bağışıklık sistemini düzenleyemeye ve güçlendirmeye yardımcı oluyor.

4. Ekmek Mayası

ekmek-mayası

Bağışıklık üzerinde etkili olan ekmek mayası ayrıca beta glukan bakımından da zengindir. Günümüzde ekmeklerin raf ömrünü uzatmak için farklılaşmış mayalar kullanılmasından olayı bağışıklığı destekleyecek beta glukanı almak olası değil gibi görünmektedir. Beta glukanı doğal mayalanmış ekmekleri tüketerek almak mümkündür.

ÖNERİ

Beta glukanın bu faydalarından yararlanmak için yukarıdaki gıdaları sofranızdan eksik etmeyin. Bu gıdaları özellikle de tahılları tüketirken ölçülü ve devamlı olmanız gerektiğini unutmayın.

Sağlıcakla esen kalın…

Devamını Okuyun
bitki-çaylari
Genel Sağlık, Haberler

Bitkilerin Şifalı Dünyasından 7 Mucizevi Bitki Çayı

çay-kültürü

Türkiye’de Çay Kültürü

Anadolu’dan binlerce kilometre ötede kullanılmaya başlanan çay; Türkiye’ye gelişinin ardından kırk yıl hatırı sayılan kahveyle yarışır duruma gelmiştir. Üstelik ilerleyen zamanlarda kahvenin tahtını sarsmış ve eşsiz muhabbetlere, ailecek yapılan sohbetlere, arkadaşlarla tartışılan derin konulara eşlik eden geleneksel bir içecek halini almıştır. Siyah çayın yaygın kullanımının ardından bitki çayları da sosyal yaşamda adından söz ettirmeye başlamıştır.

Sağlık üzerindeki etkileri sayesinde alternatif tıp alanında dikkatleri üzerine çekmiştir. Birçok tıbbi bitki vücudumuz üzerinde sayısız faydaya sahiptir. Bazı durumlarda sentetik ilaçlara gerek duymadan tedavi niteliği dahi taşırlar. Bugün ki yazımızda vücudumuza birçok tıbbi etkisi bulunan, hayat kalitemizi arttırmaya yardımcı bitki çaylarından bahsedeceğiz. Hazır çaylardan bahsedecekken sizlerde demleyin bir bardak çayınızı yazımıza başlayalım.

Siyah Çaya Alternatif: Beyaz Çay

 beyaz-çay

Çay kültürünün ana vatanı olan Doğu Asya’da ortaya çıkan beyaz çay son dönemlerde Türkiye’de de adından sıkça bahsettirmektedir. Çaylar içinde ‘kateşin’ adlı etken madde içerir ve bu madde yoğun antioksidan özellik gösterir. Beyaz çay bitkisi erken dönem de toplanır bunun sebebi içeriğindeki kateşin adlı maddeyi olabildiğince korumaktır. Birçok farklı türü olup oldukça değerli olan beyaz çayın faydaları ise emin olun ki aklınıza gelen birçok maddeden daha fazla. Hep beraber yakından inceleyelim.

Yoğun Olarak Antioksidan İçerir

Beyaz çay, erken dönemde işlem görmeden toplandığı için diğer çaylara kıyasla daha çok kateşin içerir ve antioksidan özelliği daha uzun solukludur. Antioksidanlar ise vücudu serbest radikallere karşı korur.

0 Kalori Değeriyle Zayıflamaya Yardımcıdır

Beyaz çayın zayıflamaya olan etkisi oldukça mutluluk verici. Uluslararası Obezite Dergisi tarafından da yayınlanan yazıda belirtildiği üzere içeriğindeki polifenol maddeler sayesinde vücuttaki yağları yakmaya yardımcıdır. Ayrıca ideal miktardaki kafein sayesinde metabolizmayı da hızlandırır. Kalori değerinin 0 olması da beyaz çaya olan ilginizi arttıracaktır.

Bağ Dokularını Destekleyerek Cildi Sıkılaştırır

Yaş ilerledikçe cildimizin kırışması ve gevşemesi doğal bir döngüdür. Bu süreç özellikle kadınlarda problem haline gelebilir. Cilt yaşlanması, iç yaşlanma ve dış yaşlanma olarak ikiye ayrılır. Dış yaşlanma çevresel faktörler vücuda zarar verdiğinde ortaya çıkar. İç yaşlanma doğal yaşlanma olarak da tarif edilebilir. Serbest radikaller ve bazı enzimlerin aktivitelerinden dolayı gerçekleşir. Birçok bilimsel çalışma beyaz çayın içerisindeki polifenollerin cildin sıkı kalmasına yardımcı lif ağının faaliyetlerine zarar veren hücresel bileşikleri baskıladığını bulmuştur. Beyaz çay da böylece bağ dokularını sıkılaştırmaya destek sağlayarak yaşlanmaya bağlı hasarlardan cildi koruyabilir.

Hem Sağlıkta Hem Mutfakta Söz Sahibi: Ada Çayı

ada-çayi

Ada çayı birçok dünya mutfağında özel bir yere sahiptir. Bitki çayı olarak güçlü bir aromaya sahip olmasıyla beraber birçok alanda kullanılır. Bu kısımda sağlık üzerine olan etkilerinden bahsedeceğiz.

Antioksidan Etki Gösterir ve Hafıza Faaliyetlerini Arttırır

Ada çayı içeriğindeki polifenoller sayesinde vücudumuzda antioksidan etki gösterir. Yapılan bilimsel bir çalışma da günde iki bardak ada çayı içmenin antioksidan etkiyi hatırı sayılır oranda desteklediği bulunmuştur. Gelişmiş beyin fonksiyonlarını hızlandırmanın yanında hafıza faaliyetlerini destekleyerek hatırlama yeteneğini arttırır. Çağımızın ileri ki yaş rahatsızlıklarından biri olan Alzheimer gibi zihinsel problemlerin ortaya çıkmasını önleyici etkiye sahiptir.

Menopoz Semptomlarının Şiddetini Azaltır

İlerleyen yaşlarda menopoz, kadınlar için hem fiziksel hem de duygusal yönden önemli bir dönemdir. Doğal olarak vücuttaki östrojen düşüşüne bağlı aşırı terleme, sıcak basması ve sinirlilik hali gibi menopoz semptomlarına ortaya çıkar. Ada çayı içeriğindeki östrojen benzeri bileşiklerinin beyinde gösterdiği etki sonucu bu semptomların daha hafif geçirilmesini sağlar. Yapılan bir çalışma sonucu sekiz haftalık düzenli ada çayı kullanımının sıcak basma yoğunluğunda önemli miktarda azalma sağladığı belirtilmiştir.

Sindirimi Kolaylaştırır ve Mutfakta Yardımcıdır

Ada çayı aynı zamanda mide problemlerine de iyi gelir. İltihap oluşumunu engellemenin yanında bağırsak sağlığını da düzenler. Yemeğin dozunu biraz kaçırdıysanız bir bardak ada çayı içerek sindirimi kolaylaştırabilirsiniz. Çorbalara garnitür olarak serperek, et ve sebze yemeklerinde baharat olarak kullanabilir, patates püresi ve domates soslarınıza da ekleyip güçlü aromatik tadını mutfağınıza katabilirsiniz.

Geleneksel Tıpta İlaç Deposu: Ekinezya Çayı

ekinezya-çayi

Ekinezya, Papatyagiller ailesine ait bir bitki çeşididir. Eski dönemlerde Kızılderililerin geleneksel tıbbında yara, enfeksiyon, böcek ve yılan sokmalarında doğal antibiyotik olarak kullanılmıştır. Adı soğuk algınlığının tedavisiyle özdeşleşmiş olan bitki çayları bunun yanında birçok farklı alanda tıbbi etkiye sahiptir.

Vücudun İltihaba Olan Yanıtını Azaltır

Ekinezya, içeriğindeki aktif bileşikler sayesine vücudumuzun iltihaba olan yanıtını azaltır. Romatoid artrit, ülser ve inflamasyona bağlı diğer rahatsızlık durumlarında tedavi olarak önerilmiştir.

Kaygı ve Stres Yönetiminde Yardımcıdır

Ekinezya aynı zamanda kaygı yönetiminde kullanılır. Anksiyete atakları geçiren bireylerde korku refkleksinin fiziksel etkilerini azaltarak daha sakin olarak atlatmalarını sağlar. Sürekli endişeyle baş etmeye çalışanlar için de harika bir seçenek. Ruhsal yorgunluk hayat kalitemizi de beraberinde düşürür.  Kendinizi ödüllendirip bir bardak ekinezya çayı yaparak vücudunuzu günlük hayatın getirdiği stresten koruyabilirsiniz.

Cilt Sağlığında İyileştirici Etkileri Vardır

Ekinezya cilt sağlığı üzerinde de birçok etkiye sahiptir. Cildin nemlenmesini iyileştirip kırışıklıkları azaltmada yardımcı olarak kullanılan bir bitki çayıdır.

Bitki Çaylarının Gözdesi: Yeşil Çay

yesil-çay

Adından sıklıkla söz edilen yeşil çay uzun süreden beridir kullanılagelmektedir. Sağlık alanındaki etkilerinden dolayı sayısız bilimsel araştırmaya konu olmuştur. Genelde diyet listelerinde adına rastladığımız yeşil çay bunun yanında saymakla bitmez faydalara sahiptir. Gelin birkaç tanesini derinden inceleyelim.

İltihabı Azaltır ve Doğal Antioksidandır

Yeşil çay içeriğinde birçok biyoaktif bileşen bulunurur. Bu bileşenlerden özellikle polifenol inflamasyonun(iltihap) azaltılmasına destek vererek birçok hastalığa karşı koruyucu etki sağlar. Beyaz çay bölümünde de bahsettiğimiz kateşinler, başta hücre hasarını önlemek üzere etki gösteren doğal antioksidanlardır. Hücrelerin kanserleşmesine sebebiyet veren serbest radikallerin vücuttan uzaklaştırılmasında etki gösterirler.

Diyet Listelerinin Vazgeçilmezidir

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi yeşil çay diyet programlarının vazgeçilmezidir. Yapılan bilimsel araştırmaya göre düzenli olarak yeşil çay tüketimi yağ yıkım oranını %4 oranında arttırmaktadır. Metabolizmayı da hızlandırdığından dolayı kilo kontrolünün sağlanmasını kolaylaştırır ve kilo vermeyi hızlandırdığı için obeziteyi önlemede yardımcı olduğu belirtilmektedir. Aynı zamanda bir fincan yeşil çay sadece 2 kalori içerir ve ayrıca kafein bulundurduğu için gün içerisindeki aktivitelerinizden aldığınız verimi arttırır ve daha canlı zinde olmanızda yardımcıdır.

Beyin Hücreleri Üzerinde Koruyucu Etkisi Vardır

Yeşil çay sadece kısa vadede beyin fonksiyonlarınızı iyileştirmenin yanında uzun süreçler boyunca da beyninizi koruyabilir. Alzheimer, parkinson, demans gibi nörodejeneratif hastalıklar nöronlarda meydana gelen hasar sonucu ortaya çıkar. İlerleyen yaşlarda gelişir ve kişinin hayat kalitesini, günlük yaşayış tarzını önemli ölçüde etkiler. Birçok bilimsel çalışma bu konu üzerinde durmuştur. Elde edilen sonuçlara göre yeşil çay içeriğindeki kateşin adlı bileşen nöronlar üzerinde koruyucu etkiye sahiptir.

Göze Hitap Eden Rengiyle: Hibiskus ( Narçiçeği)

ekinezya-çayi

Hibiskus çayı, dikkat çeken koyu kırmızı rengiyle gözlerimizi kamaştırır adeta. Rengini de adından anlaşıldığı üzere narçiçeğinden almıştır. Ağızda bıraktığı ekşimsi tattan dolayı ‘’Ekşi Çay’’ olarak da bilinir halk arasında. Daha çok ılıman iklimleri seven bitkimiz Hindistan’dan Meksika’ya kadar yayılış göstermektedir.

Karbonhidrat Emilimini Azaltıp Kan Şekerini Dengeler

Hibiskus çayının en belirgin faydalarından biri karbonhidrat emilimini yavaşlatarak bu sayede kan şekerini dengelemesidir. Ayrıca hibiskus yüksek miktarda demir içerir. Kansızlık ve demir eksikliği yaşayan bireyler kilo vermekte oldukça zorlanırlar. Hibiskus içeriğindeki demir ile bu eksikliği giderir ve kilo verme sürecini hızlandırır. C vitamini de bulundurduğundan yağ yakma konusunda yardımcıdır.

Regl Dönemi Ağrılarını Azaltır

Hormonal dengeye destek verdiğinden adet dönemlerindeki kas krampları ve ağrılara iyi gelir. Bu süreci daha rahat geçirmenizi sağlayacaktır.

Depresyonla Baş Etmeye Yardımcıdır

Hibiskus çayı içeriğindeki flavonoidler, vitamin ve mineraller sayesinde depresyona karşı savaşmamızda yardımcıdır. Kimyasal içerikli sentetik antidepresanları kullanmak yerine kendinize bir bardak hibiskus demleyip rahatlıkla içebilirsiniz. Böylece hem günün yorgunluğunu üzerinizden atmış hem de sinir sisteminizi sakinleştirip zihninizi rahatlatabilirsiniz.

Alternatif Tıbbın Mucizelerinden : Papatya Çayı

papatya-çayi

Alternatif tıbbın en gözde bitkilerinden biri olan papatya; çoğumuzun çiçek olarak sevdiği muhteşem görüntüsüyle saçlarımızda taç olarak yer edinen mucizevi bir bitkidir. Sağlık alanında da oldukça yaygın kullanım alanına sahiptir.

Regl Dönemi Depresyonundan Korur

Pek çok kadın regl dönemini sıkıntılı geçirir. Bunun nedenlerinden bazıları kas krampları, sinirlilik ve depresif ruh halidir. Bitki çayları sınıfından papatya adeta kadınlara özel olarak hazırlanmış bir çaydır. Regl dönemi yaşanan bel ve karın ağrılarını azaltır. Bu süreç boyunca her gün tok karnına içeceğiniz bir bardak papatya çayı depresif hallerinize ilaç gibi gelecek daha rahat ve sakin olarak atlatmanızı sağlayacaktır. Bizden minik bir tavsiye çantanızdan papatya çayınızı eksik etmeyin.

Uyku Kalitenizi Arttırmaya Yardımcıdır

Papatya çayı uyku problemlerinin tedavisinde de sıkça kullanılır. İçeriğindeki apigenin adlı doğal antioksidan sayesinde uykunuzu düzene koyabilmenizi sağlar. Yapılan bir çalışma da bir hafta boyunca papatya çayı kullanan grubun kullanmayan gruba oranla uyku kalitelerinin daha yüksek olduğu ve uykusuzluğa bağlı depresyon belirtilerine daha az rastlandığı gözlenmişitr. Yatmadan önce güzel bir bardak papatya çayı demleyerek mışıl mışıl bir uyku çekebilirsiniz.

Sindirim Sistemi Üzerinde Birçok Etkisi Vardır

Papatya çayı üzerinde birçok bilimsel çalışma yapılmıştır. Örneğin bir çalışma da ülsere yol açan bakterilerin büyümesini engelleyerek mide ülserini önleyici etkiye sahiptir bunu da özellikle çiçeklerde bulunan alfa bisabolol bileşeni ile sağlamaktadır. Bağırsak gazları, hazımsızlık, idrar söktürücü etkilere de sahiptir. Ayrıca mide kramp ve ağrılarının azalmasında da oldukça faydalıdır.

Kokusu ve Sağlığa Olan Etkileriyle: Lavanta Çayı

lavanta-çayi

Isparta’ya yolunuz düşerse uçsuz bucaksız lavanta tarlalarına gitmenizi ısrarla tavsiye ederiz. Göz kamaştıran mor rengiyle parfümeride kullanılan muhteşem kokusuyla eminiz ki çoğu kişinin hoşuna gidecektir. Bitki çayları grubunda tüm bu harikulade özelliklerinin yanında birçok tıbbi etkiye de sahiptir.

Uykunuzu Düzenleyici Etkiye Sahiptir

Lavanta içeriğindeki sakinleştirici maddeler sayesinde melatonin hormon seviyesini arttırarak daha hızlı ve rahat bir şekilde uykuya geçmenize yardımcıdır. Aynı zamanda sinir hücreleri üzerindeki etkileri sayesinde stres ve depresyon gibi psikolojik rahatsızlıkların görülme riskini azalttığı görülür.

Evinizi Lavanta ile Havalandırabilirsiniz

Lavanta yatıştırıcı kokusuyla da bilinir. Aromaterapi de sıklıkla kullanılan bir bitkidir. Yaklaşık bir avuç lavantayı kaynayan suya atarak evinizdeki asılı mikropları temizler ve evinizin mis gibi kokmasını sağlayacaktır.

Birkaç Önemli Öneri

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi bitki çayları birçok sağlık probleminde tedavi amaçlı kullanılır. Alternatif tıpta da yaygınlıkla kullanılır. Her ne kadar doğal olsa da bitkilerin de birtakım yan etkileri bulunur. Bitki çayları doğru kullanılmadığında ya da dozu dikkatli ayarlanmadığında sağlık üzerinde olumsuz etkiler bırakabilirler. Özellikle diabet, tansiyon, kolesterol ve buna benzer kronik rahatsızlığı bulunanlar, gebe veya gebelik düşünen kadınlar, bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler daha dikkatli ve seçici davranmalıdır. Bu gibi durumlarda doktorunuza danışmalı ve verilen öneriler doğrultusunda hareket etmelisiniz. Bitkilerin şifalı dünyasına merhaba deyip daha kaliteli ve sağlıklı bir hayat sürebilmeniz dileğiyle…

Devamını Okuyun
vitamin
Beslenme, Enerji, Genel Sağlık, Tüm Yazılar

B12 Vitaminin 9 Faydası

B12-VİTAMİNİ

Kobalamin olarak da bilinen vitamin B12, vücudunuzun ihtiyaç duyduğu ancak üretemediği önemli bir vitamindir. Hayvansal ürünlerde doğal olarak bulunur, ancak bazı gıdalara eklenir ve oral destek veya enjeksiyon olarak bulunur.

B12 vitamininin vücudunda birçok rolü vardır. Sinir hücrelerinizin normal işlevini destekler ve kırmızı kan hücresi oluşumu ve DNA sentezi için gereklidir. Çoğu yetişkin için, önerilen günlük alım miktarı (RDI) 2,4 mcg’dir, ancak hamile veya emziren kadınlar için daha yüksektir . B12 vitamini, enerjinizi artırarak, belleğinizi geliştirerek ve kalp hastalığını önlemeye yardımcı olarak vücudunuza etkileyici şekillerde fayda sağlayabilir.

İşte Hepsi Bilime Dayanan B12 Vitamininin 9 Faydası

1. Kırmızı Kan Hücresi Oluşumu ve Anemi Önleme ile Yardımcı Olur

kırmızı-kan-hücresi

B12 vitamini kırmızı kan hücresi oluşumunda rol oynar. B12 vitamini seviyeleri çok düşük olduğunda, kırmızı kan hücrelerinin üretimi değişir ve megaloblastik anemiye neden olur.

2. Büyük Doğum Kusurlarını Önlemek İçin B 12 Vitamini Gereklidir

hamilelik

Uygun B12 vitamini seviyeleri, sağlıklı bir hamileliğin anahtarıdır. Beyin ve omurilik doğum kusurlarının önlenmesi için önemlidirler. Ayrıca doğumdan sonra bebeklerde motor gelişim dediğimiz baş tutma, oturma, yürüme, konuşma gibi fonksiyonların gelişmesi gecikir.

3.Vitamin B12 Kemik Sağlığını Destekleyebilir ve Osteoporozu Önleyebilir

kemik-sağlığı

Mineral ve vitamin yoğunluğu azalmış kemikler zamanla hassas ve kırılgan hale gelebilir ve bu da osteoporoz riskinin artmasına neden olur. B12 vitamini kemik sağlığınızda hayati bir rol oynayabilir. Bu vitaminin düşük kan seviyeleri, artmış osteoporoz riski ile ilişkilendirilmiştir.

4. Vitamin B12 Makula Dejenerasyonu Riskinizi Azaltabilir

göz-hastalıkları

Maküler dejenerasyon esas olarak merkezi görüşünüzü etkileyen bir göz hastalığıdır. Yeterli B12 vitamini seviyelerini korumak kanınızdaki homosistein seviyelerini azaltır. Bu, yaşa bağlı makula dejenerasyonunun gelişmesini önlemeye yardımcı olabilir.

5. Duygudurum ve Depresyon Belirtilerini İyileştirebilir

depresyon

B12 vitamini ruh halinizi iyileştirebilir.

B12 vitamininin ruh hali üzerindeki etkisi henüz tam olarak anlaşılamamıştır. Bununla birlikte, bu vitamin, ruh halini düzenlemekten sorumlu bir kimyasal olan serotoninin sentezlenmesinde ve metabolize edilmesinde hayati bir rol oynar.

Bu nedenle, B12 vitamini eksikliği serotonin üretiminin azalmasına neden olabilir ve bu da depresif bir ruh haline neden olabilir.

6. Nöronların Kaybını Önleyerek Beyninize Fayda Sağlayabilir

sinir-hücresi

B12 vitamini beyin atrofisini ve hafıza kaybını önlemeye yardımcı olabilir. Bu vitaminle takviyenin eksikliği olmayanlarda hafızayı iyileştirip iyileştiremeyeceği sonucuna varmak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

7. Enerji Artışı Sağlayabilir

enerjik

B12 vitamini takviyeleri uzun zamandır enerji dalgalanması için gidilecek ürün olarak lanse edilmiştir. Tüm B vitaminleri vücudunuzun enerji üretiminde önemli bir rol oynarlar, ancak kendileri mutlaka enerji sağlamazlar

Bir takviye almak enerji seviyenizi artırabilir, ancak sadece bu vitaminde eksikseniz.

8. Homosisteini Azaltarak Kalp Sağlığını İyileştirmek İçin Vitamin B12

kalp-sağlığı

Yaygın amino asit homosisteinin yüksek kan seviyeleri, kalp hastalığı riskinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir. B12 vitamini açısından önemli derecede eksikseniz, homosistein seviyeleriniz yükselir.

Bununla birlikte B12 vitamininin bu riski azalttığı iddiasını kanıtlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

9. Vitamin B12 Sağlıklı Saç, Cilt ve Tırnakları Destekler

cilt-bakımı

B12 vitamininin hücre üretimindeki rolü göz önüne alındığında, sağlıklı saçları, cildi ve tırnakları desteklemek için bu vitaminin yeterli seviyeleri gerekir. Aslında, düşük B12 vitamini seviyeleri hiperpigmentasyon, tırnak renk değişikliği, saç değişiklikleri, vitiligo (yamalardaki cilt renginin kaybı) ve açısal stomatit (iltihaplı ve çatlak ağız köşeleri) dahil çeşitli dermatolojik semptomlara neden olabilir. Bununla birlikte, eğer seviyeleriniz zaten yeterli ise, ek almak muhtemelen bu alanlarda sağlığınızı iyileştirmez.

B12 vitamini eksikliği iki yoldan biriyle ortaya çıkabilir. Diyetinizde yeterli miktarda yok veya vücudunuz yediğiniz yiyeceklerden tamamen ememiyor.

B12 Vitamini Eksikliği Riski Taşıyanlar Arasında Kimler Var

  • Daha yaşlı yetişkinler
  • Crohn hastalığı veya çölyak hastalığı gibi gastrointestinal hastalıkları olan kişiler
  • Bariatrik cerrahi veya bağırsak rezeksiyonu ameliyatı gibi gastrointestinal cerrahi geçirenler
  • Sıkı vegan diyet yapan insanlar
  • Kan şekeri kontrolü için metformin alan kişiler
  • Kronik mide ekşimesi için proton pompası inhibitörleri alanlar
  • Birçok yaşlı yetişkinde, midede hidroklorik asit salgısı azalır ve B12 vitamini emiliminde bir azalmaya neden olur.

B12 Vitamini Eksikliği Nasıl Giderilebilir?

Vücudunuz B12 vitamini emmekte zorlanıyorsa, doktorunuz seviyenizi arttırmak için kas içi B12 enjeksiyonlarını önerebilir.

B12 vitamini sadece hayvansal ürünlerde doğal olarak bulunur.

Bazı bitki bazlı sütler veya tahıllar B12 vitamini ile güçlendirilmiş olsa da, vegan diyetleri genellikle bu vitaminte sınırlıdır ve insanları eksiklik riski altına sokar.

B12 vitamini eksikliği oral veya kas içi enjeksiyonlarla önlenebilir veya çözülebilir. Ayrıca tablet olarak kullanımı da yaygındır.

Özet

B12 vitamini, diyet veya takviyelerle almanız gereken suda çözünür bir vitamindir.

Birçok bedensel fonksiyondan sorumludur ve büyük doğum kusurlarını önleme, kemik sağlığını destekleme, ruh halini iyileştirme ve sağlıklı cilt ve saçları koruma gibi sağlığınıza çeşitli şekillerde fayda sağlayabilir.

Diyetinizden yeterli miktarda B12 vitamini almak çok önemlidir. Bununla birlikte, yeterince elde etmek için mücadele ederseniz veya emilimi etkileyen bir durumunuz varsa, takviyeler B12 alımınızı arttırmanın basit bir yoludur.

Sağlıcakla kalın…

Devamını Okuyun
kalsiyum
Bağışıklık, Beslenme, Genel Sağlık, Tüm Yazılar

Kalsiyum Hakkında Bilmeniz Gereken 8 Bilgi

kalsiyum

Kalsiyum vitamini neden bu kadar önemli hiç düşündünüz mü ? Kemik gelişimi için ısrarla çocuklara kalsiyum alınması gerektiği söylenir. Peki kalsiyum sadece kemikler üzerinde mi etkilidir. Merak ediyorsanız okumaya devam edin.

1. Kalsiyum Vücudunuzun Temel İşlevlerinde Rol Oynar

diş

Kalsiyum vücudunuzun temel işlevlerinin çoğunda rol oynar. Vücudunuz kan dolaşımını sağlamak, kasları hareket ettirmek ve hormon salmak için kalsiyuma ihtiyaç duyar. Kalsiyum ayrıca beyninizden vücudunuzun diğer bölgelerine mesaj taşımaya yardımcı olur.

Kalsiyum da diş ve kemik sağlığının önemli bir parçasıdır. Kemiklerinizi güçlü ve yoğun yapar. Kemiklerinizi vücudunuzun kalsiyum deposu olarak düşünebilirsiniz. Diyetinizde yeterli miktarda kalsiyum almazsanız, vücudunuz onu kemiklerinizden alacaktır.

2. Vücudunuz Kalsiyum Vitamini Üretmiyor

kalsiyum-içeren-besinler

Vücudunuz kalsiyum üretmez, bu nedenle ihtiyacınız olan kalsiyumu almak için diyetinize güvenmeniz gerekir. Kalsiyum oranı yüksek gıdalar şunları içerir: süt, peynir ve yoğurt gibi süt ürünleri; lahana, ıspanak ve brokoli gibi koyu yeşil sebzeler. Ayrıca kuru fasülye, sardalya, kalsiyumla güçlendirilmiş ekmekler, tahıllar, soya ürünleri ve portakal suları da kalsiyum içerir.

3. Kalsiyum Emmek İçin D Vitamini Gerekir

VİTAMİN

Vücudunuzun kalsiyumu emmesi için D vitaminine ihtiyacı vardır. D vitamini düşükse kalsiyumdan zengin bir diyetten tam olarak yararlanamayacağınız anlamına gelir.

D vitamini, somon, yumurta sarısı ve bazı mantarlar gibi bazı gıdalardan elde edilebilir. Kalsiyum gibi, bazı gıda ürünlerinde kendilerine D vitamini eklenir. Örneğin, sütlere genellikle D vitamini eklenir.

Güneş en iyi D vitamini kaynağınızdır. Cildiniz güneşe maruz kaldığında doğal olarak D vitamini üretir. Koyu tenli olanlar da D vitamini üretimez veya düşük miktarlarda üretilir, bu nedenle eksikliği önlemek için takviyeler gerekebilir.

4. Kalsiyum Vitamini Kadınlar İçin Daha da Önemlidir

kadın

Birçok çalışma kalsiyumun adet öncesi sendrom (PMS) semptomlarını hafifletebileceğini göstermektedir. PMS’li kadınların daha düşük kalsiyum ve magnezyum alımına ve daha düşük serum seviyelerine sahip olduğu sonucuna varmıştır.

5. Önerilen Miktar Yaşınıza Bağlıdır

Yeterli kalsiyum alıp almadığınızı nasıl anlarsınız? Yetişkinlere her gün 1.000 mg, 50 yaşın üzerindeki kadınlara , hamilelik ve emzirme döneminde olanlara günde ortalama 1.200 mg önerilmektedir.

gerekli-kalsiyum-miktarı

6. Kalsiyum Vitamini Eksikliği Diğer Sağlık Sorunlarına Yol Açabilir

hastalık

Kalsiyum eksikliği diğer sağlık sorunlarına yol açabilir. Yetişkinler için, çok az kalsiyum osteoporoz veya kolayca kırılan zayıf ve gözenekli kemikler geliştirme riskinizi artırabilir. Osteoporoz özellikle yaşlı kadınlarda yaygındır, bu nedenle kadınların daha fazla kalsiyum tüketmeleri önerilir.

Kalsiyum, çocuklar büyüdükçe ve geliştiklerinde gereklidir. Yeterli kalsiyum alamayan çocuklar tam potansiyel boylarına kadar büyüyemez veya başka sağlık sorunları geliştiremezler.

7. Kalsiyum Vitamini Takviyeleri Doğru Miktarda Olursa Yardımcı Olabilir

kalsiyum-takviyesi

Herkes ihtiyaç duyduğu kalsiyumu sadece diyetten almaz. Laktoza tahammülsüz, vegan veya sadece süt ürünleri hayranı değilseniz, diyetinizde yeterli miktarda kalsiyum almayı zor bulabilirsiniz.

Bir kalsiyum takviyesi diyetinize kalsiyum eklenmesine yardımcı olabilir. Kalsiyum karbonat ve kalsiyum sitrat en çok tavsiye edilen iki kalsiyum takviyesidir.

Kalsiyum karbonat daha ucuz ve daha yaygındır. Çoğu antiasit ilacında bulunabilir. İyi çalışması için yiyecekle birlikte alınması gerekir.

Kalsiyum sitratın yiyecekle birlikte alınması gerekmez ve daha düşük seviyelerde mide asidi olan yaşlı insanlar tarafından daha iyi emilebilir.

Kalsiyum takviyelerinin yan etkileri olduğunu unutmayın. Kabızlık, gaz ve şişkinlik yaşayabilirsiniz. Takviyeler, vücudunuzun diğer besinleri veya ilaçları emme yeteneğini de etkileyebilir. Herhangi bir takviye başlamadan önce doktorunuza danışın.

8. Çok Fazla Kalsiyumun Olumsuz Etkileri Olabilir

şişkinlik

Herhangi bir mineral veya besin maddesi ile, doğru miktarı elde etmek önemlidir. Çok fazla kalsiyumun olumsuz yan etkileri olabilir.

Kabızlık, gaz ve şişkinlik gibi belirtiler çok fazla kalsiyum aldığınızı gösterebilir.

Ekstra kalsiyum böbrek taşı riskinizi de artırabilir. Nadir durumlarda, çok fazla kalsiyum kanınızda kalsiyum birikmesine neden olabilir. Buna hiperkalsemi denir.

Sonuç

Kalsiyum genel sağlığınız için gereklidir. İhtiyacınız olan kalsiyumu birçok farklı gıdadan ve gerekirse takviyeden alabilirsiniz. Kalsiyum, D vitamini gibi diğer besinler ile birlikte çalışır, bu nedenle dengeli bir diyete devam etmek önemlidir. Herhangi bir mineral veya besleyici maddede olduğu gibi, kalsiyum alımınızı çok fazla veya çok az almamanız için izlemelisiniz.

Sağlıklı ve mutlu günler dileriz…

Devamını Okuyun
göz-sagligi
Genel Sağlık

Göz Sağlığınızı Korumak İçin 6 Öneri

göz-sagligi

Masmavi gökyüzü , yemyeşil ağaçlar , rengarenk çiçekler ve sonsuz doğa harikaları. Ne kadar da huzur verici ayrıntılar. Gözlerimiz sayesinde görürüz tüm bunları. Dünyayı keşfe çıkar gökyüzünün bilinmezliklerinde kayboluruz. Sevdiklerimize doyasıya bakar naif bir tabirle gözlerinin içinde kayboluruz. Hayatımızın merkezinde bulunan minnacık bir çift organdır gözlerimiz. Göz sağlığımız için yapmamız gereken birkaç öneri hazırladık sizlere. Keyifli okumalar.

Düzenli Doktor Kontrolüne Mutlaka Gidin

doktor-kontrolü

Gözümüz fazlasıyla hassas bir organdır. Ve birçok göz rahatsızlığı gizli ilerler. Gözlerinizde sıkıntı olduğunun farkında bile olmazsınız üstelik. Düzenli olarak yılda 1 defa dahi olsa yapacağınız muayene sayesinde gözlerinizin sağlık kontrolünü yaptırabilirsiniz. Düzenli doktor kontrolü, kalıcı görme kayıplarına sebebiyet verecek birçok göz probleminin erken tanısına sebebiyet verir. Böylece hastalığa yakalanmadan önleminizi alabilir ve ciddi sağlık problemi yaşamadan atlatabilirsiniz.

Beslenme Düzeninizi Gözden Geçirin

beslenme-havuc

Beslenme vücudumuzun zarurui ihtiyaçlarının başında gelir. Vücudumuz tıpkı bir makina gibi işler bakımını yapmayıp, daha iyi çalışması için gerekli besinleri vermezsek illa ki ilerleyen zamanlarda arıza çıkacaktır. Göz sağlığımızda tükettiğimiz besinlerden etkilenir. Peki göz dostu diyebileceğimiz yiyecekler hangileridir? Havuç, havuç suyu, lahana, kavun, mango, portakal suyu, ıspanak ve tabiki de her yönüyle faydalı balık. Bu yiyecekleri beslenme listemize ekleyerek göz sağlığımıza katkıda bulunmuş oluruz.

Bilgisayar Kullanımını En Aza İndirin

bilgisayar-kullanimi

Günümüzde teknolojik araç kullanımı gittikçe artmaktadır. İşlerimizin çoğunu, bazı toplantılarımızı bilgisayardan kontrol ediyoruz. Aslında bilgisayar ekranına bakmak göz sağlığımızı doğrudan etkilemez. Ama yoğun çalışma saatleri, bilgisayar başında geçirilen uzun saatler gözlerde sulanmaya, kızarıklığa, görmede bulanıklığa ve yorgunluğa sebep olur. Mecburi olarak bilgisayar başında uzun süreler geçiriyorsanız kısa kısa molalar vermeye özen gösterin. Bu aralıkları saat başı vermeye özen gösterirseniz göz sağlığınız çok daha olumlu etkilenecektir.

Güneş Gözlüğünüze Dikkat Edin

günes-gözlügü

Günümüzde güneş gözlüğü daha çok aksesuar amaçlı kullanılıyor olsa da aslında özellikle yaz aylarında güneşin zararlı ışınlarından korunmamız için elzem. Bizler her ne kadar giyeceğimiz kıyafetle uygun olsun renk uymunu yakalamalıyım diye düşünüyor olsak da sertifikalı güneş gözlükleri zararlı güneş ışınlarına karşı kalkan görevi görür. Bundan dolayı gözlüklerimizi modaya değil de standartlara göre seçmeliyiz.

Sigara Alışkanlığını Bırakmayı Deneyin

sigara-aliskanligi

Bildiğimiz üzere sigara çok zararlı bir alışkanlıktır. Vücudumuzun neredeyse her bölümüne mutlaka bir zararı vardır. Ne yazık ki bundan gözlerimiz de fazlasıyla nasiplenmiştir. Sigara içmek özellikle yaşa bağlı olarak gelişen sarı nokta dejenerasyonunun görülme sıklığını yüksek oranda arttırır. Maalesef genel olarak damarlar üzerinde sertlik yaptığı için göz damarlarında tıkanıklığa yol açar. İlerleyen yaşlarda görülen katarakt oluşumunu hızlandırır. Bunlar ve daha pek çok zararından dolayı sigara alışkanlığını kısa sürede bırakmanız hem gözlerinize hem de vücudunuza bayram havası yaşatacaktır.

Ailenizdeki Göz Hastalıklarını Araştırın

genetik-yatkinlik

Genetik yatkınlık birçok hastalık durumunda söz konusudur. Ailenizde ki göz hastalıkları geçmişini araştırarak bazı rahatsızlıklara önceden tedbir alabilirsiniz. Hatta belki de erken tedavi sayesinde çok fazla sağlık problemi yaşamadan atlatabilirsiniz.

Sonuç

Daha önce de bahsettiğimiz gibi gözlerimiz dünyaya açılan iki pencere gibidir. Göz sağlığımız birçok yaşamsal faaliyeti de yakından ilgilendirir. Elimizden geldiği kadar önlemlerimizi almalı elimizde olan sebepleri minimum seviyeye indirmek için çabalamalıyız. Değer verdiğimiz kıymetli eşyalarımız için deriz ya hani gözüm gibi bakıyorum diye. Tıpkı böyle işte gözlerimize de gözümüz gibi bakabilmek temennisiyle sağlıklı huzurlu günler…

Devamını Okuyun
ayak-sağlığı
Genel Sağlık, Hijyen

Ayak Bakımı ve Sağlıklı Ayaklar için 6 Kural

ayak-sağlığı

Ayak bakımı, kişisel hijyenin en önemli parçalarından biridir. Bütün gün ayaklarımızın üzerinde durduğumuz için ayak sağlığının da genel anlamda ne kadar önemli olduğu tartışılmaz bir konudur. Ayak sağlığı için hem temizlik kurallarının uygulanması hem de uygun bir ayakkabı seçimi önem taşır. Bu yazımızda sağlıklı ayaklar için gereken basit kuralları sizler için hazırladık. Rahatlayın ve okuyun.

Sağlıklı Ayaklar İçin Dikkat Edilmesi Gereken 7 Kural

1. Ayakların Yıkanması

ayakların-yıkanması

Ayakların her gün yıkanması, yıkandıktan sonra özellikle parmak aralarının iyice kurulanması önemlidir. Aksi takdirde nemli ortam mantar enfeksiyonlarının gelişmesine zemin hazırlayacaktır. Gelişen mantardan ötürü ayak kokusu oluşabilir. Bu durumda mantarın tedavi edilmesi gereklidir.

2. Ayak Tırnaklarının Kesimi

tırnak

Gün içerisinde saatlerce ayakkabıların içerisinde kaldığı için ayak tırnakları el tırnaklarına göre daha hassastır. Son zamanlarda daha sık duyulan ayak tırnaklarının batması rahatsızlığının ardında doğru kesilmeyen ayak tırnakları da olabilmektedir. Ayak tırnakları düzenli aralıklarla kesilmelidir ancak tırnak batmasını önlemek için ayak tırnaklarının düz kesilmesi önerilir.

3. Ayakkabı Ayağa Uygun Olmalı

ayakkabı

Ayağa uygun ayakkabı kullanımı en çok dikkat edilmesi gereken noktalardandır. Örneğin ayağınızı sıkan bir ayakkabı tırnak batmasına ya da ayağınızı terleten bir ayakkabı mantar enfeksiyonlarına sebep olabilir. Bunların ilaveten yanlış ayakkabı seçimine bağlı birçok rahatsızlık bilinmektedir. Bu yüzden ayakkabı seçimi bireysel özellikler dikkate alınarak yapılması kişinin ayak bakımı açısından önem taşır.

4. Ayak Derisi Kuru İse Nemlendirici Losyonlar Kullanılmalı

nemlendirici

Ayak derisi kuru olduğunda nasırlara ve topuk bölgesinde çatlaklara dönüşebilir. Nasırlar sarı renkli ve nahoş görünümlüdür. Aslında zararlı olmayan nasırlar düzenli ayak bakımı olmadığında acı veren çatlak deriye, bakteri enfeksiyonuna ya da kanamalara neden olabilir.

5. Çoraplar Sıkı Olmamalı, Teri Emebilen Pamuklu Çoraplar Tercih Edilmeli

çorap

Sıkı çoraplar tırnak batmasına, bileğinizi anormal olarak sıkan çoraplar ise dolaşım bozukluğuna neden olabilir. Ayak bakımı için çoraplar günlük değiştirilmelidir. ayrıca ayakların hava almasını sağlayan ve teri emebilen pamuklu çoraplar tercih edilmelidir.

6. Kan Dolaşımını Arttırmak İçin Egzersiz Yapılmalı

ayak

Daha çok otobüsle saatler süren yolculuklardan sonra görülen ayak şişmesinin gerçek sebebi ayaklarda zenginleşmemiş kan eksikliğindendir. Bu durum devam ettiğinde ayaklarda morarma da görülebilir. Böyle bir tablo ile karşılaşmamak için hareketsiz kalındığında ayaklarla ufak egzersizler yapılmalıdır.

Dostça Bir Tavsiye

Ayak bakımı kişisel hijyenin bir gerekliliğidir. Ayaklarda görülen ufak bir rahatsızlığın kişinin günlük yaşantısını nasıl etkilediği herkes tarafından bilinmektedir. Vücudumuzun bütün yükünü çeken ayaklarımıza gereken önemi verip, düzenli olarak bakımı yapmaktan kaçınmamalıyız.

Sağlıcakla esen kalın…

Devamını Okuyun
ilaç
Beslenme, Enerji, Genel Sağlık

Koenzim Q10’un (CoQ10) 9 Faydası

ilaç


CoQ10 olarak da bilinen Koenzim Q10, hücrelerinizde enerji üretilmesine yardımcı olan bir bileşiktir. Vücudunuz doğal olarak CoQ10 üretir, ancak üretimi yaşla birlikte azalır. Neyse ki, CoQ10’u takviyeler veya gıdalar aracılığıyla da alabilirsiniz.

Kalp hastalığı, beyin bozuklukları, diyabet ve kanser gibi sağlık koşulları düşük CoQ10 seviyeleriyle bağlantılıdır.

Düşük CoQ10 seviyelerinin bu hastalıklara neden olup olmadığı veya bunların bir sonucu olup olmadığı açık değildir.

Kesin olan bir şey var: Bol miktarda araştırma CoQ10’un çok çeşitli sağlık yararlarını ortaya çıkardı. İşte CoQ10 hakkında bilmeniz gereken her şey.

Koenzim Q10 Nedir?

CoQ10, vücudunuz tarafından yapılan ve hücrelerin mitokondrilerinde depolanan bir bileşiktir. Mitokondriler enerji üretmekten sorumludur. Ayrıca hücreleri oksidatif hasardan ve hastalığa neden olan bakteri veya virüslerden korurlar. CoQ10 üretimi yaşlandıkça azalır. Bu nedenle, yaşlı insanlar bu bileşikte eksik gibi görünmektedir.
CoQ10 eksikliğinin diğer bazı nedenleri arasında: B6 vitamini eksikliği gibi beslenme yetersizlikleri, CoQ10 sentezinde veya kullanımında genetik bozukluklar, hastalığın bir sonucu olarak dokuların artan talepleri,
mitokondriyal hastalıklar, yaşlanmaya bağlı oksidatif stres,
statin tedavilerinin yan etkileri bulunmaktadır.

Araştırmalar, CoQ10’un vücudunuzda birkaç önemli rol oynadığını göstermiştir. Birincil işlevlerinden biri, hücrelerinizde enerji üretilmesine yardımcı olmaktır. Hücreler içinde enerji transferinde yer alan adenozin trifosfat (ATP) yapımında rol oynar. Diğer önemli rolü, bir antioksidan olarak hizmet etmek ve hücreleri oksidatif hasardan korumaktır. Aşırı miktarda serbest radikal oksidatif hasara yol açar, bu da düzenli hücre fonksiyonuna müdahale edebilir. Bunun birçok sağlık sorununa neden olduğu bilinmektedir.

ATP’nin tüm vücudun işlevlerini yerine getirmek için kullanıldığı ve oksidatif hasarın hücrelere zarar verdiği göz önüne alındığında, bazı kronik hastalıkların düşük CoQ10 seviyelerine bağlanması şaşırtıcı değildir. CoQ10 vücudunuzun her hücresinde bulunur. Bununla birlikte, en yüksek konsantrasyonlar kalp, böbrekler, akciğerler ve karaciğer gibi en yüksek enerji gereksinimi olan organlarda bulunur.

Koenzim Q10’un 9 Ana Faydası

1. Kalp Yetmezliği Tedavisinde Yardımcı Olabilir

kalp

Kalp yetmezliği genellikle koroner arter hastalığı veya yüksek tansiyon gibi diğer kalp rahatsızlıklarının bir sonucudur.

Bu koşullar artmış oksidatif hasara ve damarların ve arterlerin iltihaplanmasına yol açabilir.

Kalp yetmezliği, bu sorunlar kalbi düzenli olarak kasılma, gevşeme veya vücutta kan pompalamadığı noktaya kadar etkilediğinde ortaya çıkar.

Daha da kötüsü, bazı kalp yetmezliği tedavilerinin düşük tansiyon gibi istenmeyen yan etkileri olurken, diğerleri CoQ10 seviyelerini daha da düşürebilir . CoQ10, kalp fonksiyonunu iyileştirerek, ATP üretimini artırarak ve oksidatif hasarı sınırlandırarak kalp yetmezliğinin tedavisine yardımcı gibi görünmektedir.

2. Koenzim Q10 Doğurganlığa Yardımcı Olabilir

doğurganlık

Dişi doğurganlığı, mevcut yumurtaların sayısında ve kalitesindeki düşüş nedeniyle yaşla birlikte azalır.

CoQ10 doğrudan bu sürece dahil olur. Yaşlandıkça, CoQ10 üretimi yavaşlar ve vücudu yumurtaları oksidatif hasardan korumada daha az etkili hale getirir.

CoQ10 ile takviye etmek, yumurta kalitesi ve miktarındaki yaşa bağlı düşüşü yardımcı olabilir ve hatta tersine çevirebilir.

Benzer şekilde, erkek sperm oksidatif hasarın etkilerine karşı hassastır, bu da sperm sayısının düşmesine, sperm kalitesinin düşmesine ve kısırlığa neden olabilir.

Birçok çalışma, CoQ10 ile takviye edilmesinin, antioksidan korumayı artırarak sperm kalitesini, aktivitesini ve konsantrasyonunu iyileştirebileceği sonucuna varmıştır.

3. Cildinizi Genç Tutmaya Yardımcı Olabilir

cilt

Cildiniz vücudunuzdaki en büyük organdır ve yaşlanmaya katkıda bulunan zararlı ajanlara geniş ölçüde maruz kalmaktadır.

Bu ajanlar dahili veya harici olabilir. Bazı iç hasar faktörleri arasında hücresel hasar ve hormonal dengesizlikler bulunur. Dış faktörler arasında UV ışınları gibi çevresel maddeler bulunur.

Zararlı elementler cilt neminin azalmasına ve çevresel saldırganlardan korunmaya ve ayrıca cilt katmanlarının incelmesine yol açabilir.

Aslında, doğrudan cilde uygulanan CoQ10’un UV ışınlarının neden olduğu oksidatif hasarı azalttığı ve hatta kırışıklıkların derinliğini azalttığı gösterilmiştir. Doğrudan cilde uygulandığında, CoQ10 güneş hasarını azaltabilir ve antioksidan korumayı artırabilir. CoQ10 ile takviye etmek de cilt kanseri riskini azaltmaya yardımcı olabilir.

4. Baş Ağrısını Azaltabilir

baş-ağrısı

Anormal mitokondriyal fonksiyon, hücreler tarafından artan kalsiyum alımına, aşırı serbest radikallerin üretimine ve azalmış antioksidan korumasına yol açabilir. Bu, beyin hücrelerinde ve hatta migrenlerde düşük enerjiye neden olabilir.CoQ10 esas olarak hücrelerin mitokondrisinde yaşadığından, mitokondriyal fonksiyonu iyileştirdiği ve migren sırasında ortaya çıkabilecek iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olduğu gösterilmiştir.Aslında bir çalışma, CoQ10 ile takviye edilmesinin, 42 kişide migren sayısını azaltma plasebodan üç kat daha fazla olduğunu göstermiştir.Ek olarak, migren hastalarında CoQ10 eksikliği gözlenmiştir. ahası, CoQ10 sadece migren tedavisine yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda onları önleyebilir.CoQ10 ile takviye, mitokondriyal fonksiyonu arttırdığı ve iltihabı azalttığı için migrenleri önlemeye ve tedavi etmeye yardımcı gibi görünmektedir.

5. Egzersiz Performansına Yardımcı Olabilir

egzersiz

Oksidatif stres kas fonksiyonunu ve dolayısıyla egzersiz performansını etkileyebilir.

Benzer şekilde, anormal mitokondriyal fonksiyon kas enerjisini azaltarak kasların etkili bir şekilde kasılmasını ve egzersizi sürdürmesini zorlaştırabilir.

CoQ10, hücrelerdeki oksidatif stresi azaltarak ve mitokondriyal fonksiyonları iyileştirerek egzersiz performansına yardımcı olabilir.

6. Diyabet Tedavisine Yardımcı Olabilir

diyabet

Oksidatif stres hücre hasarına neden olabilir. Bu diyabet gibi metabolik hastalıklara neden olabilir.

Anormal mitokondriyal fonksiyon da insülin direnciyle ilişkilendirilmiştir.COQ10’un insilin duyarlılığını artırdığı kan şekeri seviyesini düzenlediği gösterilmiştir.

CoQ10 ile takviye etmek, genellikle bu bileşiğin düşük seviyelerini gösteren diyabetli kişilerde kandaki CoQ10 konsantrasyonlarını üç kata kadar artırmaya yardımcı olabilir.

7. Kanser Önlemede Rol Oynar

kanser

Oksidatif stresin hücre hasarına neden olduğu ve işlevlerini etkilediği bilinmektedir.

Vücudunuz oksidatif hasarla etkili bir şekilde mücadele edemezse, hücrelerinizin yapısı hasar görebilir ve muhtemelen kanser riskini artırabilir.

CoQ10, hücreleri oksidatif stresten koruyabilir ve hücresel enerji üretimini destekleyerek sağlığını ve hayatta kalmasını teşvik edebilir.

İlginç bir şekilde, kanser hastalarının daha düşük CoQ10 seviyelerine sahip olduğu gösterilmiştir.

8. Beyin İçin İyidir

beyin

Mitokondri, beyin hücrelerinin ana enerji jeneratörleridir. Mitokondriyal fonksiyon yaşla birlikte azalma eğilimindedir. Toplam mitokondriyal disfonksiyon beyin hücrelerinin ve Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların ölümüne yol açabilir. Ne yazık ki, beyin, yüksek yağ asidi içeriği ve yüksek oksijen talebi nedeniyle oksidatif hasara karşı çok hassastır. Bu oksidatif hasar hafıza, biliş ve fiziksel işlevleri etkileyebilecek zararlı bileşiklerin üretimini arttırır.

CoQ10, bu zararlı bileşikleri azaltarak muhtemelen Alzheimer ve Parkinson hastalığının ilerlemesini yavaşlatabilir. Kısaca CoQ10’un beyin hücrelerini oksidatif hasardan koruduğu ve beyin hastalığına yol açabilecek zararlı bileşiklerin etkisini azalttığı gösterilmiştir.

9. Koenzim Q10 Akciğerleri Koruyabilir

akciğer

Tüm organlarınızda akciğerleriniz oksijen ile en fazla temas halindedir. Bu onları oksidatif hasara karşı çok hassas hale getirir.

Akciğerlerde artan oksidatif hasar ve düşük CoQ10 seviyeleri de dahil olmak üzere zayıf antioksidan koruma, astım ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) gibi akciğer hastalıklarına neden olabilir.

Ayrıca, bu koşullardan muzdarip kişilerin daha düşük CoQ10 seviyeleri gösterdiği gösterilmiştir. CoQ10, akciğer hastalıklarına neden olan oksidatif hasarı ve iltihabı azaltabilir.

Öneri

CoQ10 yağda çözünen bir bileşik olduğu için emilimi yavaş ve sınırlıdır. Bununla birlikte, gıda ile CoQ10 takviyeleri almak, vücudunuzun gıda olmadan almaktan üç kat daha hızlı emmesine yardımcı olabilir.

Vücudunuz CoQ10’u saklamaz. Bu nedenle, faydalarının görülmesi için sürekli kullanımı önerilir.

Sağlıklı, huzurlu günler dileriz…

Devamını Okuyun
yaz
Genel Sağlık

5 Adımda Daha Sağlıklı Bir Yaza Merhaba

gunes

Soğuk geçen havalar, kar ve yağmur yağışları kapalı bir gökyüzünün ardından neredeyse herkes yazın gelmesini iple çeker. Doğa canlanır, hayvanlar yuvalarından çıkar, bitkiler olgunlaşmaya başlar. Mavi, berrak , pürüzsüz bir gökyüzüne uyanmak bir kış boyu hayyallerimizi süsler. Yaz tatili planları aylar öncesinden yapılır, yaza girmeden gerekli hazırlıklar tamamlanır. Daha sağlıklı bir şekilde yaza merhaba diyebilmeniz için birkaç önerimiz var sizlere.

Güneş Işınları Masum mu?

gunes-ısınlari

Gözümüzü kamaştıran parlak sarı ışıklarıyla güneş yaz mevsiminin sembolüdür adeta. İçimizi ısıttığı gibi dünyamızı ısıtır bir yandan da. Fakat güneş ışınları sandığımız kadar güvenli değil. Zengin D vitamini kaynaklarımızı vücudun kullanabileceği hale getiren güneş ışınları dikkat edilmezse birçok kalıcı zarara yol açar. Yoğun miktarda alınan güneş ışığı deri kanserinin en tehlikeli türü olan ”melanoma kanseri” ne yakalanma riskini arttırır. Özellikle açık tenli insanlar ve çocuklar kendilerini korumalıdır. Cilt kırışıklılıkları , erken yaşlanma gibi istenmeyen etkileride vardır.

Peki Nasıl Korunabiliriz?

gunes-gözlügü

Güneş koruyucu ürünler kullanabiliriz ancak bu konuda da oldukça seçici olmalıyız. Dermatolojik testleri yapılmış ürünleri tercih etmeliyiz. Güneşten koruyucu kıyafetler ve güneş gözlüğü kulanmaya özen göstermeliyiz. Acil olmadığı sürece UV ışınların en yoğun olduğu 10-16 saatleri arası dışarı çıkmamaya dikkat etmeliyiz.

Yeteri Kadar Sıvı Tüketiyor muyuz?

sivi-tüketimi

Yaz mevsiminde ısınan havalar kaybettiğimiz sıvı miktarını da arttırmaktadır. Özellikle su hayati önem taşır. Vücut fonksiyonlarımızın çalışması, organlarımızın faaliyetlerini sürdürmesi, vücudumuzun nem seviyesi ve sıcaklığının kontrolü gibi daha birçok biyolojik olayda görev sahibidir. Bundan dolayı sıvı alımına önem vermeli, her an yanımızda çalışma masamızda su bulundurmalıyız. Sade olarak tüketemiyorsanız suyunuza kabuk tarçın, elma, limon, salatalık gibi meyve ve sebzelerle aroma katabilirsiniz.

Hijyen Kurallarına Hassasiyet

hıjyen

Yaz aylarında yaptığımız önemli aktivitelerden biri yüzmektir şüphesiz. Kapalı veya açık yüzme havuzları, tatil alanlarında ki denizler birçoğumuzun uğradığı alanlardır. Toplu kullanım alanlarında temizliğe daha dikkat etmek gereklidir. Mümkünse fazla kalabalık olmayan ve temizliğine güvendiğimiz alanları tercih etmeliyiz. Ayrıca yüzerken takacağımız kulak tıkaçları sayesinde yaşayabileceğimiz kulak yolu enfeksiyonlarının da önüne geçebiliriz.

Artan sıcaklıklar ter bezlerimizin aktivitesini arttırdığından daha çok terleriz. Sık sık duş almalı ve beraberinde kıyafetlerimizi de değiştirmeliyiz. Uyacağımız basit hijyen kuralları ile daha sağlıklı ve rahat bir tatil geçirebiliriz.

Beslenme Düzenine Dikkat!

beslenme

Kış ayları çoğu insanın kilo aldığı diyetine dikkat etse dahi hareketsiz kaldığı dönemlerdir. Yaz aylarında beslenmemize de dikkat etmeliiyz. Özellikle sıcak havalarda aşırı yağlı ve tuzlu yiyecekler daha çok rahatsız eder insanı ve birçok kronik rahatsızlığnda habercisidir. Sıvı kaybı arttığı için diyetimize sıvı besinleri ağırlıklı olarak koymalı günlük alınması gereken besin değerlerini karşılamalıyız.

Her Dönemde Egzersiz

egzersiz

Egzersiz vücudumuzun vazgeçilmezlerinden biridir. Daha sağlıklı ve dinç olmamızda, ruhsal hayatımızın kontrolğnde , stres yönetiminde baş yardımcımızdır. Nispeten hareketsiz geçen kış döneminin ardından yaza hareketli bir giriş yapmalıyız. Böylelikle hem vücudumuzun formunu korumasına yardımcı olur hem de daha sağlıklı, mutlu br yaz geçirmiş oluruz.

Sonuç

Yazımızda belirrtiğimiz gibi sadece birkaç basit hususa dikkat ettiğiniz takdirde sevdiklerinizle daha mutlu ve sağlıklı bir yaz geçireceksinizdir. Uygun saatlerde bol bol faydalı güneş ışınları aldığınız, su şişenizi yanınızdan ayırmadığınız, temizlik koşullarına ayrıca önem verdiğiniz, envai renk meyve ve sebzeyle süslediğiniz beslenme düzeninizin olduğu, güne açık gökyüzü altında kuş cıvıltıları altında yapacağınız sporla başladığınız bir yaz geçirebilmeniz dileğiyle….

Devamını Okuyun
temizlik-hijyen
Genel Sağlık

Kişisel Hijyen Nedir? Tipleri, 4 Faydası!

hijyen-temizlik

Sabah uyanır, dişlerinizi fırçalar, duş alırsınız, saçınızı ve vücudunuzu yıkarsınız ve temiz kıyafetler giyersiniz. Neden böyle şeyler yapıyorsunuz? Muhtemelen ne yaptığınızı düşünmüyorsunuz çünkü genç yaşta size öğretilen bir rutin olan hijyen adını verdiğimiz eylemin gerekliliklerini yerine getiriyorsunuz. Peki bunların size faydası nedir hiç düşümdünüz mü?

Kişisel Hijyen Nedir?

Hijyen kelimesini kullanmak, bizi sağlıklı tutan temiz yaşam alışkanlıklarından bahsetmenin süslü bir yoludur. Kişisel hijyen, vücudumuzu temizlemek ve bakımını yapmak için yaptığımız şeyleri ifade eder. Kendimizi düzenli olarak temizlemezsek vücudumuzda kir, vücut salgıları, gıda partikülleri ve hatta mikroplar birikebilir. Temiz kalmamıza yardımcı olan alışkanlıkların uygulanması sadece bu birikimi engellemekle kalmaz, aynı zamanda kişisel ve sosyal faydalar da sağlar.

Kişisel Hijyen Neden Önemlidir?

kisisei-hijyen

Kişinin kendi ve çevresindekilerin sağlığını koruyabilmesinin en iyi yolu temizliktir.  Bireyler hijyen kurallarına dikkat ederek gelişme riski olan hastalıklara önlem almış olmakla birlikte bu hastalıkların yayılma riskini azaltırlar.

Hijyenik Uygulamalarda Ne Amaçlanmaktadır?

•Vücudu salgı, atık ve geçici mikroorganizmalardan temizlemek,

• Bireyin fiziksel ve zihinsel olarak rahatlamasını sağlamak, kas gerilimini azaltarak vücudu dinlendirmek,

• Kötü kokuları önlemek

• Bireyin genel görünümünü olumlu hale getirmek ve özgüveni geliştirmek,

• Deri sağlığını iyileştirmek ve sürdürmek.

Hijyenin Faydaları Nelerdir?

1. Daha İyi Cilt

cilt-sagligi

Lekelere genellikle hormonlar, cilt tipi veya cilt durumu neden olsa da, cildinizi temiz tutmak parlayan kalmasına yardımcı olur. Örneğin, her gece ve sabah yüzünüzü temizlemek, fazla yağ, makyaj ve kiri temizlemek için mükemmel bir yöntemdir. Bu, tıkanmış gözenekler nedeniyle oluşan siyah noktaların oluşmasını önler. Ayrıca, gece yüzünü balsam veya temizlik yağı kullanarak temizlemek yatıştırıcıdır. Bu, yatmadan önce gevşemeyi teşvik etmek için olağanüstü bir yöntemdir.

2. İlişkileri Geliştirir

arkadas-iliski

Kötü hijyeniniz varsa, insanlar muhtemelen sizinle ilişki kurmak istemeyecektir. Aslında, insanlar kirli görünümünüzü ve vücut kokunuzu rahatsız edici görürlerse, hem kendinize hem de kişiliğinize bakabilme yeteneğiniz hakkında olumsuz kararlar vermeleri daha olasıdır. Bu onların sizinle anlamlı bağlar ve dostluklar kurmalarını engelleyebilir. Tipik olarak, insanlar kötü buldukları koku ve koşullardan kaçınırlar. Kişisel hijyeni korumak bu engeli tamamen ortadan kaldırır ve bağlantı ve etkileşimi teşvik eder.

3. Daha İyi Sağlık

iyi-saglik

Düzenli el yıkama ve banyo gibi basit hijyenik davranışlar, soğuk algınlığı ve grip gibi çeşitli enfeksiyonlardan etkilenmenizi önleyebilir. Sık sık yıkamadığınızda, sadece bir konakçı olarak hareket edip virüs ve bakterileri yaymakla kalmaz, aynı zamanda neden oldukları tüm hastalıkları daraltabilirsiniz. Ayrıca, uygun hijyen cildin sağlıklı kalmasını sağlar. Cilt hastalık ve hijyen açısından önemli bir engeldir ve cildin bu korumayı etkili bir şekilde sunmasına yardımcı olur.

4.Özgüveni Artırır

özgüven

İyi hijyen sağlamak, daha iyi benlik duygusuna sahip olmanıza da yardımcı olur. Başka bir deyişle, nasıl göründüğünüze dikkat ettiğinizde, kendiniz daha iyi hissedersiniz. Kişisel hijyeninize dikkat etmediğinizde, kendinizi daha az güvende hissetmenize neden olur ve motivasyonunuzu düşürebilir. Ne yazık ki, bir kişi depresyonda olduğunda veya düşük benlik duygusuna sahip olduğunda, kişisel hijyenlerini ihmal etme olasılığı daha yüksektir.

Sağlıklı kalmak için temel hijyen uygulamak çok önemlidir. Bakmanız gereken tek şey, günlük ziyaret ve günlük ziyaret ettikten sonra ellerinizi yıkamak ve yıkamak gibi alışkanlıklar olmasıdır.

Kişisel Hijyen Tipleri Nelerdir?

Her insanın kişisel hijyen fikri farklıdır. Bu ana kategoriler, iyi hijyen alışkanlıkları oluşturmaya başlamak için yararlı bir yerdir:

Tuvalet Hijyeni

tuvalet-hijyen

Tuvaleti kullandıktan sonra ellerinizi yıkayın. 20 ila 30 saniye sabunla ovun ve parmaklarınız arasında, ellerinizin arkasında ve tırnaklarınızın altında temizlediğinizden emin olun. Ilık suyla durulayın ve temiz bir havluyla kurulayın. Akan su veya sabununuz yoksa, alkol bazlı bir el dezenfektanı da çalışacaktır. En az yüzde 60 oranında alkol kullanın.

Duş Hijyeni

duş

Kişisel tercih, ne sıklıkta duş almak istediğinizi belirtebilir, ancak çoğu insan en az iki günde bir durulamadan yararlanır. Sabunla duş almak, ölü cilt hücrelerini, bakterileri ve yağları durulamaya yardımcı olur. Ayrıca saçlarınızı haftada en az iki kez yıkamalısınız. Saçınızı ve saç derinizi şampuanlamak ciltte kir tabakasının birikmesini önler ve cildinizi tahriş edebilecek yağlı kalıntılara karşı korur.

Tırnak Hijyeni

tirnak

Kısa ve temiz tutmak için tırnaklarınızı düzenli olarak kesin. Oluşumu, kiri ve mikropları durulamak için altlarına bir tırnak fırçası veya bezle fırçalayın. Tırnaklarınızı toplamak, mikropları ağzınıza ve diğer vücut açıklıklarınıza yaymanızı önlemeye yardımcı olur. Tırnaklarınızı ısırmaktan da kaçınmalısınız.

Diş Hijyeni

dis-hijyen

İyi diş hijyeni sadece inci gibi beyaz dişlerden daha fazlasıdır. Dişlerinizin ve

diş etlerinin bakımı, dişeti hastalıklarını ve boşluklarını önlemenin akıllı bir yoludur. 2 dakika boyunca günde en az iki kez fırçalayın. Uyandıktan sonra ve yatmadan önce fırçalamayı hedefleyin. Yapabiliyorsanız, her yemekten sonra fırçalayın. Dişlerinizin arasında her gün diş ipi kullanın ve diş hekiminize antibakteriyel bir gargara kullanmayı sorun. Bu iki adım diş çürümelerini önlemeye yardımcı olur ve bakteri ve mikropların birikebileceği cepleri ortadan kaldırır.

Hastalık Hijyeni

hastalik

Kendinizi iyi hissetmiyorsanız, mikropları başkalarına yaymaktan kaçınmak için adımlar atmalısınız. Bu, hapşırırken ağzınızı ve burnunuzu kapatmayı, paylaşılan yüzeyleri antibakteriyel bir bezle silmeyi ve herhangi bir mutfak aletini veya elektronik eşya paylaşmamayı içerir. Ayrıca, kirlenmiş dokuları hemen atın.

El Hijyeni

el-hijyen

Ellerinizdeki mikroplar vücudunuza ağzınızdan, burnunuzdan, gözlerinizden veya kulaklarınızdan kolayca girebilir. Ellerini yıka; yemeklerle uğraşırken, yemeden önce çöplerle uğraştıktan sonra,  hapşırdığınızda, bir hayvana her dokunduğunda. Aynı şekilde, bir bebeğin bezini değiştirdikten, birinin kendini temizlemesine yardımcı olduktan sonra veya bir kesik ya da yarayı temizlerken ellerinizi yıkayın.

İyi Kalmak

temizlik

Sağlık için temel kişisel hijyen uygulamak, vücudun güçlü anti-bakteriyel preparatlarla bombardımanını içermez. Kir derisinden kurtulmanın kolay yolları arasında günlük duş, tırnakların altında temizlik ve yemekten önce ve lavaboyu kullandıktan sonra ellerin yıkanması bulunur. Bu alışkanlıkların sürdürülmesi, mide böcekleri, cilt enfeksiyonları, soğuk algınlığı ve grip riskinizi azaltır. Bu, çoğu insanın yıl boyunca daha sağlıklı hissetmesini sağlar ve bağışıklık sistemi zayıf olan herkes için gereklidir. Ellerinizi ve vücudunuzu nazik bir sabunla yıkamak, bakteri ve virüsleri tamamen tahliye eder, aksi takdirde sisteminize girer.

Koronavirüs gibi tehlikenin bulunduğu bu günlerde kişisel hijyen daha da önem kazanmaktadır. Önlem almak için kişisel hijyeninize dikkat etmenizi tavsiye eder, sağlıklı günler dileriz.

Devamını Okuyun