fbpx
pure
Tüm Yazılar

Bebeklerde Ek Gıdaya Geçişte Beslenme Düzeni

İlk altı ay yalnızca anne sütünden sonra ek gıdaya geçişte anneler ve bebekler için heyecanlı bir dönem başlıyor. Peki bebeğinizin ek gıdaya hazır olup olmadığını nasıl anlarsınız? ek gıdaya geçiş sürecinde nelere dikkat edilmelidir?
Bu dönem bebekler için bir adaptasyon dönemi olup her bebek aynı şekilde adapte olamıyor. Bu süreçte annelerin dikkat etmesi gereken bazı detaylar var. buyurun birlikte inceleyelim.

ek-besın


Ek Gıdaya Geçişte 12 Püf Nokta

pure

1.Bebeğimi ne zaman ek gıdaya başlatmalıyım?

Bebeğiniz sandalyede oturabiliyorsa, kafasını dik tutabiliyorsa ve sizin yediğiniz yemeklere ilgi gösteriyorsa (6. aydan sonra) doktorunuza da danışarak ek gıdaya başlayabilirsiniz.

2.Aşamalı olarak ek gıda verin.

Bebeğinize kademeli olarak ek gıda vermelisiniz. Tanışma ve alışma süreci olduğu için her bebeğin alışma süreci aynı olmayabilir. Sabırlı olmalısınız. Yemesi için zorlamamalısınız. Tadımlık gıda verebilirsiniz bu süreç içerisinde.

3.Meyve püresi ile başlamayın!

İlk başta sebze püresi ve tahılla başlamalısınız. meyve püresi ile başlarsanız bebeğiniz tahıl ve sebzeyi yemek istemeyecektir.

4.Zamanla kıvam arttırın.

Yaptığınız püreleri ilk başta daha sulu yapıp ilerleyen zamanda kıvamlı bir şekilde yapabilirsiniz. Bu bebeğinizin alışma sürecini daha da kolaylaştıracaktır.

5.Alerjen olabilecek gıdaları vermeyin.

Yumurtanın beyazı, bal, tuz, şeker, mandalina, çilek, bakla, domates, patlıcan gibi besinleri vermemelisiniz. Alerjen olabilecek yiyeceklerdir. İlk bir yaş içerisinde bu gıdaları vermemeye dikkat edin.

anne-bebek

6. İki veya üç malzeme ile püre yapın.

Püre yaparken çok fazla meyve sebze karıştırmayın. Bebeğinizin damak tadını ayırması zorlaşıyor.

7. Bebeğinizi blender çocuğu yapmayın!

Blender kullanmayın! Hep blender yaparsanız bebeğinizin çiğneme becerisi gelişmez, yutma becerisi gelişmez, konuşma yeteneği olumsuz etkilenebilir ve 3-4 yaşına kadar pütürlü gıda tüketemeyebilir.

8.İlk baştan itibaren pütürlü gıda vermeye başlayın.

Başlangıç itibariyle pütürlü gıda verilmelidir. İlk başta sebze pürelerini haşlandıktan sonra tel süzgeçten geçirerek, 9. aya kadar çatalla ezerek ve 9-12. ayda parçacık halinde vermelisiniz.

9.Mama sandalyesi kullanın.

Bebeğinizi masa ve aile düzenine alıştırmak için altıncı aydan itibaren mama sandalyesi kullanın. Yemek alanı dışındaki yerlerde yemeye alıştırmayın.

10.Zeytinyağı kullanın.

Sebze pürelerine sızma zeytinyağı ilave edin. Hem tat ve kalori vermesi hem de ek gıda verilmesi ile barsak düzeni değiştiğinden kabızlık olabilir.

11.Meyve suyu vermeyin.

Meyve suyu yerine meyve püresi verin. Meyve suları hem gereğinden fazla şeker içeriyor hem de iştahsızlığa neden olabiliyor.

12.”3 Gün” kuralına uyun!

Üç gün aynı ek gıdayı verin. Hem herhangi bir alerjik reaksiyon gelişirse hangi gıdadan kaynaklı olduğunu anlayabilirsiniz hem de bebeğinizin o gıdaya olan tepkisini ölçersiniz.

Bebeğime ne kadar ek gıda vermeliyim?

bebek-puresi

Bebekler için ek gıdaya alışma döneminde bu konu çok önemlidir. Ek gıda miktarı: 6-8 ayda % 70 anne sütü, % 30 ek gıda; 9. ay sonrası % 60 anne sütü, % 40 ek gıda; 1 yaş sonrası % 50 anne sütü % 50 ek gıda olacak şekilde kademeli olarak arttırılmalıdır.

Devamını Okuyun
Anne- Çocuk Sağlığı, Tüm Yazılar

Bebeğinizin Zeka Gelişimi İçin 6 Sihirli Öneri

Bebeğinizin beyni zamanla oluşur: Hamilelik sırasında başlar ve erken yetişkinliğe kadar devam eder ve bir bina gibi, güçlü bir temele ihtiyaç duyar. Bebek gelişimi uzmanları, bir çocuğun hayatının ilk aylarının öğrenme için ilk zaman olduğuna inanır, ancak bazen bebeğinizi uyarmanın yeni yollarını düşünmek zor olabilir. Bu eğlenceli ve bilimsel etkinliklerin size ilham vermesine izin verin.

Göz teması kurun

Gözleri açıkken bu kısa anlardan yararlanın ve doğrudan bebeğinize bakın. Bebekler yüzleri erkenden tanır ve sizinki en önemlisidir! Size her baktığında hafızasını inşa eder.

Oyun alanı olun

Bebeğinizin pahalı oyuncaklara ihtiyacı yoktur. Onlara yanıt veren yetişkinlerin sevgi dolu, güler yüzleri gelmiş geçmiş en iyi oyuncaklardır. Birçok elektronik oyuncak ve TV şovu bebekler için “eğitici” olarak pazarlanmaktadır ancak bebeklerin sizinle ve hayatlarındaki diğer insanlarla aktif olarak etkileşime girmesi ve dünyalarını keşfetmesi gerekir. Yere yatın ve bebeğinizin her tarafınıza tırmanmasına ve sürmesine izin verin.Koordinasyonunu ve problem çözme becerilerini geliştirmeye yardımcı olun.

Masaj Yapın

Bebeğiniz sessiz ve uyanık bir durumdayken vücudunu sıcak bir odada yumuşak bir havluya veya battaniyeye yatırın. Toleransı izin verdiği şekilde bacaklarını, kollarını ve karnını nazikçe hareket ettirin. Bebeğinizin sizinle bağ kurmasını sağlayarak bedeninin farkında olmasını sağlayın.

Kaliteli Bir Yemek

Emzirebiliyorsanız, anne sütü bebeğinize yaşamın ilk 6 ayı boyunca (tamamlayıcı gıdalarla birlikte) verebileceğiniz en iyi besindir. Emziriyorsanız ya da mama kullanıyor olsanız da, beslenme zamanını bir beyin inşası zamanı olarak düşünün. Emzirme esnasında göz teması yapmak, gülümsemek ve cilt teması yapmak olumlu deneyimlerdir. Bebeğiniz büyüdükçe, demir açısından zengin gıdalar ve meyve ve sebzeler gibi çeşitli besin maddelerine sahip gıdalar sunduğunuzdan emin olun.

Bebeğinizle çok konuşun

Bebekler, bazı ebeveynlerin seslerine içgüdüsel olarak yüksek sesle yanıt verir. Bebeğinizle çok konuşmak, dil becerilerini geliştirmeye yardımcı olur. “Seni sonsuza kadar seviyorum”, “Sen benim özel bebeğimsin”, “Harika bebeğim kim” gibi sevgi dolu şeyler söylemek bebeğiniz ve sizin bağınızı güçlendirerek bebeğinizin gelişimine yardımcı olur.

Bebeğinize Adı ile Seslenin

Bebeğinizin adını sırtındayken bebeğinizin bir tarafından hafifçe söyleyin. Gözlerini veya başını sesinizin yönünde hareket ettirerek yanıt vermesini bekleyin. Diğer tarafa geçin ve adını tekrar söyleyin. Bebeğiniz sesinize cevap verdiğinde onu sevgi dolu bir dokunuşla ödüllendirin.

Neler yapabilirsiniz?

  • Bebeğiniz için güvenli ve sevgi dolu bir ev sağlayın . Bebeğinizin güvenebileceği günlük rutinler geliştirin. Evinizi sakin tutun.
  • Bebeğinizin hem içinde hem de dışında çevresini keşfetmesine yardımcı olun . Oyun bebeklerin öğrenmesine yardımcı olur ve siz çocuğunuzun ilk oyun arkadaşısınız. Basit oyunlar oynamak onun etrafındaki insanları ve dünyayı öğrenmesine yardımcı olacaktır ve günlük rutinlerinizden geçerken bebeğinizle konuşmayı unutmayın. Bebeğinize neler olup bittiğini anlatın, birlikte gördüğünüz ilginç şeylere dikkat edin ve diğer duyularını geliştirmesine yardımcı olun (işitme, dokunma, tat ve koku).
  • Bebeğiniz için düzenli sağlık hizmeti alın . Bebeğiniz düzenli olarak bir sağlık uzmanı tarafından görülmelidir. Aşıları güncel tutun.
  •  Sizden uzak durması gerektiğinde bebeğinizi, bebeğinize sizin gibi bakacak bir bakıcıyla bıraktığınızdan emin olun. Güvendiğiniz, bebeğinizin duygusal ihtiyaçlarına cevap verecek birini seçin ve öğrenme ve büyüme fırsatları ile güvenli ve sağlıklı bir ortam sağlayın.
  •  Stresli, bunalmış, depresif hissediyorsanız veya bebeğiniz için biraz desteğe ihtiyacınız varsa, yardıma ulaşmaktan çekinmeyin. Sağlık uzmanınızla, ailenizle konuşun.
  • Son olarak bebeğiniz ve siz hep huzurlu ve sağlıcakla kalın.
Devamını Okuyun
bilim-kurgu
Tüm Yazılar

Hayal Gücünüzü Geliştirecek 5 İlginç Kitap

hayal-gücü-kitap

Korona günlüklerinin 6. haftasından herkese selamlar, merhabalar. Koronavirüs tehlikesi hayatımıza girdiğinden beri birçok olumsuz duruma, üzücü haberlere yol açtı. Dünya genelinde tüm ülkeler fazlasıyla etkilendi. Alınan kişisel önlemler, hükümetlerin sokağa çıkma kısıtlaması, maske takma zorunluluğu gibi birtakım genel tedbirleri işe yarar sonuçlar ortaya koydu gibi. Uzmanların etkisini yavaş yavaş kaybettiğini düşündüğü koronavirüs ülkemizde de geçtiğimiz günlere oranla kontrol altına alınmış bir düzeyde. Umarız ki bu durum en kısa sürede tüm dünyada sona erer ve eski sağlıklı günlerimize dönebiliriz.

Bu hafta evde kaldığımız süre içinde daha eğlenceli ve kaliteli vakit geçirebilmeniz için zevkle okuyacağınız, eğlenerek düşüneceğiniz bilim kurgu kitaplarıyla geldik. Bilim kurgunun enteresan dünyasına adım atmak, hayal gücünün sınırlarını keşfetmek isterseniz bu kitaplar tam da aradığınız türden. Çayınız kahveniz hazırsa başlayalım yepyeni dünyaları keşfe.

Fahrenheit 451

1953 yılında Amerika’nın önemli yazarlarından Ray Bradbury’nin yazdığı Fahrenheit 451, günümüz dünyasına ve uzak geleceğe ağır eleştirilerde bulunuyor. Kitapta kurgulanan distopik düzende teknolojinin gelişmesine bağlı olarak toplumun sanat ve kültür anlayışının gittikçe gerilemesi, düşünüp sorgulamanın önemsiz kaldığı vurgulanıyor. Kitaptaki olay örgüsü itfaiyecilerin yangınları söndürmek yerine hortumlarından çıkan alevle kitapları yakmaları etrafında şekilleniyor. Aslında 24. yy da geçen olaylar, toplum düzeni, yaşayış tarzı Orta Çağ skolastik düşünce tarzını hatırlatıyor okuyucularına. Kitap yakanların yanında kitap okumayanlara da aynı suçu yükleyen yazar asıl önemli meselenin düşünmeyi reddetmek, alışılagelmiş sistemi sorgulamadan kabul etmek olduğunu belirtiyor. Adını kitapların yanma derecesinden alan bu eser başrolünü Guy Montag karakteriyle Michael Jordan’ın üstlendiği ‘’Fahrenheit 451’’ filmine de konu olmuştur. Tanıklık ettiği birkaç olay ve komşusu Clarisse sayesinde hayatını çok daha farklı bir düzene koyan kahramanımızın dünyasına yolculuk için kitapta da bahsettiği gibi televizyona ara verip kitapların esrarengiz dünyasına adım atma vakti şimdi.

Biz

 Rus yazar Yevgeni İvanoviç Zamyetin’in roman dalındaki tek eseri ve en bilinen kitabıdır. Kitabın kurgusu 26. yy da yapılan bir devrim sonrasını anlatmaktadır. 1920 yılında kaleme alınan eser 1921’de Sovyetler Birliğinde yasaklanmış 1988 yılında tekrardan basımı başlamıştır. Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünyası’na, Geoege Orwell’in 1984’ne ilham veren bu baş yapıt distopik geleceği konu edinen özgürlüğü kısıtlayıcı, baskıcı toplum düzenini ve totaliter yönetimi ele alan romanların ilk örneğidir. Roman da kişisel hayat diye bir kavram kalmamıştır, isimler önemsizleşmiş herkes tıpkı ürün kodu gibi belli bir sayıyla ifade edilmeye başlanmıştır ve matematik en üstün bilimdir. Hayat cam duvarlar arasında devam  etmekte ve insanlar her an sistem tarafından izlenmektedir. Erkek kadın kimliğinin kaybolduğu bu düzende toplum gelişmiş, bilim ilerlemiş ancak insan onuru hiçe sayılmıştır. Bundan dolayı bu dünyayı ütopya değil de distopya olarak ifade etmek daha yerinde olacaktır. Okurken bambaşka alemlere gideceğiniz, yaşananları gözünüzde canlandıracağınız bu eser bilim kurgu severlerin gözdesi olmaya kararlı.

Otostopçunun Galaksi Rehberi

İngiliz yazar Douglas Adams’ın inanılmaz geniş bir hayal gücüyle yazdığı 5 ciltlik bu seri komedik bilim kurgunun en çok öne çıkan eserlerinden. Bir Perşembe sabahı kestirme yol için evinin yıkılacağını öğrenen Arthur ve başka bir gezegenden gelip dünyaya hapsolmuş arkadaşı Ford otostopla tamamladıkları yolculuk sonucunda kendilerini Dünya’nın yok oluşundan kaçırabilecek uzay gemisine ulaşırlar. Böylece kurtulduklarını düşünen iki kafadarın sevinci uzay gemisi mürettebatı onları fark edene kadar sürer. Douglas Adams’ın bu eseri ilk olarak BBC radyosunda 5 perdelik oyun olarak tasarlanmıştır. 1975 yılında ise 5 ciltlik seri olarak basılmıştır. Barış Özcan’ın ‘’42’nin Gizemi’’ adlı videosu boyunca bahsettiği bu kitap birçok podcast yayınında detaylı incelenmiş ve ünlü yazarların kitap listesinde yer almıştır. Ufkunuzu açacak, hayal kurma yeteneğinizi geliştirecek kült niteliği taşıyan 5 ciltlik bu seriyi kitaplığınızın bir köşesinde bulundurmanızda fayda var.

1984

Usta yazar George Orwell’ın kaleminden çıkan bu eser tıpkı diğer kitapları gibi bu kitabında da okuyucularını düşündürmeye ve toplum düzenini sorgulamaya itiyor. Yazarın geleceğe dair korku ve endişelerini dile getirdiği eser ilerde yaşanacak bir kabus senaryosu gibi. Özgürlük ifadesinin anlamını yitirdiği düzende yaşamak pek de mümkün değil gibi. Birçok kez çok satanlar listesine girmiş çoğu yazar tarafından defalarca tavsiye kitap olarak paylaşılmış bu eseri mutlaka bir defa okumanızı öneririz.

Marslı

mars

Andy Weir’e bizlere böyle harika bir eser bıraktığı için şükranlarımızı ne kadar sunsak da az. Bilim kurgu olarak tanımlasak da aynı zaman da bir hayat-kurgu kitabı. Kızıl gezegen Mars’a ilk adım atan ekip çıkan yoğun fırtına dolayısıyla görev iptaline karar verir ve uzay araçlarına doğru ilerler ekipte bulunan Mark Wattney kopan iletişim anteninin karnına şiddetle batması ve uzay giysisini delmesi sonucu çok uzağa fırlar. Arkadaşları maalesef onu geri almaya gidemez. Ve Mark için sıra dışı günler başlar. Hayat koşullarının olmadığı yere bilimle hayat şartlarını taşımaya çalışan bu eser uzay, teknoloji ve bilim kurgu severlerin mutlaka keşfetmesi gereken bir kitap. Kitaptan uyarlanarak çekilen filmde büyük ilgi uyandırdı. Kitabını okuduktan sonra filmini de heyecanla izleyebileceğiniz bu eseri çok geciktirmeden okunacaklar listenize alabilirsiniz.

Önerilerimizin Ardından

Bu hafta bilim kurgu kitaplarını masaya yatırdık ve sizler için en çok okunan, üzerinde derin incelemeler yapılan ve çoğu kez çok satanlar listelerine girmeye hak kazanan kitapları derledik. Bilim kurgu; eğlencelerle dolu, beyin jimnastiği yaptıran, hayal gücünün doruklarında hissettiren inanılmaz bir dünya. Sizlerde bu dünyada keşif yapmak, bambaşka karakterle tanışmak isterseniz kitap önerilerimizi okuma listenize ekleyebilirsiniz. Her gün yeni serüvenler keşfetmeniz ve kitap okumanın büyüsüne kapılmanız dileğiyle…

Devamını Okuyun
beta glukan
Bağışıklık, Beslenme, Genel Sağlık, Tüm Yazılar

Beta Glukan Nedir? Faydaları Nelerdir? Çocuklar İçin Neden Önemlidir?

beta-glukan

Bağışıklığınız desteğe mi ihtiyaç duyuyor? Çocuğunuz çok efor sarfedip yorgun mu düşüyor? İşte sizler için bu sorunları ortadan kaldırmanıza yardımcı olacak beta glukan hakkında bilgiler.

Beta Glukan Nedir?

beta-glukan

Lifin sizin için iyi olduğunu duymuş olabilirsiniz, ancak tüm liflerin aynı olmadığını biliyor muydunuz? Diyet lifinin iki ana kategorisi vardır: çözünür ve çözünmez. Her kategoride farklı türler vardır.

Beta glukan, kolesterol seviyelerini iyileştirme ve kalp sağlığını artırma ile güçlü bir şekilde bağlantılı bir çözünür diyet lifi biçimidir. Birçok elyaf gibi, ek formda da mevcuttur. Ayrıca kepekli tahıllar, yulaf, kepek, buğday ve arpada da bulabilirsiniz.

Neden Liflere İhtiyacımız Var?

lif

Yediğimiz bitkisel gıdalardan diyet lifi alıyoruz. Beta glukan gibi çözünür lifler kısmen suda çözünür. Çözünmeyen lif hiç çözülmez. Çoğu gıda her iki çeşit lif içerir, ancak miktarlar değişebilir. Farklı türlerde çözünen ve çözünmeyen lifler de vardır.

Lif, vücudunuzun kolesterolü azaltmasına kan şekeri seviyelerini kontrol etmesine ve bağışıklık sistemini güçlendirmesine yardımcı olarak sağlığı iyileştirir. Ayrıca kabızlık ve bağırsak sorunlarına yardımcı olur, sağlıklı bağırsak bakterilerini korur ve kilo kontrolüne yardımcı olur.

Beta Glukanın Faydaları Nelerdir?

1. Kalp Sağlığını Artırır

kalp

Yüksek miktarda beta glukan içeren gıdaların kalp sağlığı için faydaları bilinmektedir. Ayrıca çalışmalar beta glukanın kolesterol ve trigliseritleri düşürebileceğini göstermektedir. Bir günde en az 3 g beta glukan içeren yulaf yemenin kötü kolesterol (LDL) seviyelerini yüzde 5 ila 7 arasında azalttığı bulundu.

2. Kan Şekeri Seviyelerini Düzenler

kan-şekeri

Tip 2 diyabet riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Ayrıca, diyabet hastaları için kan şekeri kontrolünü iyileştirebilir.

3. Bağışıklık Sistemini Uyarır

bağışıklık

Araştırmalar beta glukanın bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkileri olduğunu gösteriyor. Bilim adamları, beta glukanın bağışıklık sistemini uyarabileceğini vücudun hastalık ve enfeksiyonla daha etkili bir şekilde savaşmasına yardımcı olabileceğini söylüyor. Bununla birlikte, insanın bağışıklık sistemi karmaşıktır ve araştırmacılar hala nasıl çalıştığını araştırmaktadır. Beta glukanın tam etkilerini bilmemiz biraz zaman alabilir.

4. Kolesterol

kolesterol

Araştırmalara göre yulafta bulunan beta glukan kolesterolü kontrol altında tutmaya yardımcı olabilir. Yapılan çalışmalarda yulaf türevi beta glukanın toplam ve LDL (“kötü”) kolesterolü ortalama olarak, günlük yulaf tüketiminin toplamda sırasıyla% 5 ve% 7 azalma ve LDL kolesterol seviyelerinde azalma ile ilişkili olduğunu belirtmektedir.

5. Kanser

kanser

Araştırmalar beta glukanın kansere karşı savaşan (T hücreleri ve doğal öldürücü hücreler gibi) bir dizi hücre ve proteini aktive edebileceğini göstermektedir. Dahası, hayvanlar üzerindeki testler beta-glukanın kanser hücrelerinin yayılmasını engelleyebileceğini göstermiştir. Bununla birlikte, beta glukanın kanser tedavisinde etkinliği için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

Beta Glukan Çocuklar İçin Neden Önemlidir?

çocuk-sağlığı

Beta glukanın bağışıklık sistemini desteklediğini belirtmiştik. Bağışıklık sistemi, çoğu araştırmacının hala öğrendiği karmaşık reaksiyonlar ve yanıtlar ağıdır. Genel olarak bağışıklık sistemini güçlendirmek hakkında konuşuyoruz, gerçekte bağışıklık aktivitesindeki bir artıştan daha fazlasına ihtiyacımız olduğunda birincil bağışıklık yanıtı, iltihabı arttırmaktır sadece bu tür bir yanıtın arttırılması her zaman yararlı değildir.

Bunun yerine, beta glukan gibi immünomodülatörler etkili bir bağışıklık tepkisini düzenler.

Yapılan çalışmalar beta glukanın çocuklardaki hastalık ve fiziksel aktivite sonrası çöküş durumunu ortadan kaldırmada etkili olduğu bilinmektedir. Çocukların büyük bir oyundan, uzun bir oyun hafta sonundan veya yazın ilk büyük yüzme gününden sonra “çökme” eğilimini düşünün. Düzenli egzersiz faydalıdır, ancak aşırı fiziksel efor herkes için vergilendiricidir. Beta glukan, bu aşırı yükü hafifletmeye ve bağışıklık sisteminin her koşulda en uygun şekilde çalışmasına yardımcı olur. Ayrıca patojenlere karşı da koruma sağlar.

Beta Glukan İçeren Gıdalar

1. Tam Tahıllar

yulaf

Tam tahıllar, özellikle yulaf ve arpa gerçek bir beta glukan kaynağıdır.

2. Hurma

hurma

Lif içeriğinin yüksek olduğunu bildiğimiz hurma beta glukan açısından da zengindir.

3. Mantarlar

mantar

Kanser tedavilerinde bağışıklığı güçlendirmeye yarımcı olduğunu bildiğimiz mantarlar aynı zamanda iyi bir beta glukan kaynağıdır.

4. Ekmek Mayası

ekmek-mayası

Bağışıklık üzerinde etkili olan ekmek mayası ayrıca beta glukan bakımından da zengindir.

ÖNERİ

Beta glukanın bu faydalarından yararlanmak için beta glukan içeren gıdaları sofranızdan eksik etmeyin. Bu gıdaları özellikle de tahılları tüketirken ölçülü ve devamlı olmanız gerektiğini unutmayın.

Sağlıcakla esen kalın…

Devamını Okuyun
Beslenme, Tüm Yazılar

Üzüm Çekirdeği Ekstresi Tüketmemiz İçin 6 Neden

Üzüm Çekirdeği Ekstresi Nedir?

Üzüm çekirdeği ekstresi, son yıllarda çok ilgi çeken ve yaygın kullanıma sahip olan doğal bileşiklerden biridir. Çok güçlü antioksidandır. Günümüzün kirli dünyasının önemli endişelerinden biri de gelişen sinir sistemini korumaktır. Üzüm çekirdeği polifenolleri beyne karşı çok koruyucudur. Üzüm çekirdeği ekstresinin antioksidan durumu bağışıklık fonksiyonunu da destekler. Ayrıca bir meyve özü olarak çocuklar için de çok güvenlidir. Gelin hep beraber bu faydalara bakalım.

1.Kan Akışını Artırabilir

 8 sağlıklı genç kadında yapılan bir çalışmada, üzüm çekirdeği ekstresinin 400 mg’lık tek bir proantosiyanidin dozunun etkileri ve ardından 6 saatlik oturma süresi değerlendirilmiştir. Üzüm çekirdeği ekstresini alan kadınların ödemlerinin % 70 oranında azaldığı gösterilmiştir.

Aynı çalışmada, 14 gün boyunca üzüm çekirdeği ekstresinden günlük 133 mg proantosiyanidin dozu alan diğer 8 sağlıklı genç kadın, 6 saatlik oturuştan sonra% 40 daha az bacak şişmesi yaşadığı kaydedilmiştir.

Üzüm çekirdeği ekstresinin kan dolaşımını iyileştirdiği ve dolaşım problemleri olanlara fayda sağlayabilecek kan pıhtılaşma riskini azalttığı gösterilmiştir.

2.Kollajen Seviyelerini ve Kemik Gücünü Artırabilir

Zengin bir flavonoid kaynağı olarak üzüm çekirdeği ekstresi, kemik yoğunluğunuzu ve gücünüzü artırmanıza yardımcı olabilir. Hayvan çalışmaları, üzüm çekirdeği ekstresinin artritik durumları tedavi etme ve kollajen sağlığını geliştirme becerisi ile ilgili umut verici sonuçlar göstermektedir. 

3.Böbrek Fonksiyonunu Artırabilir

Hayvan çalışmaları, üzüm çekirdeği ekstresinin oksidatif stresi ve inflamatuar hasarı azaltarak  böbrek hasarını azaltabileceğini ve işlevi iyileştirebileceğini göstermiştir.

4.Kanser Riskini Azaltabilir

Laboratuar çalışmalarında üzüm çekirdeği ekstresinin çeşitli insan hücre tiplerinde kanseri inhibe ettiği gösterilmiştir. Üzüm çekirdeği ekstresinin ayrıca tedaviyi olumsuz etkilemeden hayvan çalışmalarında kemoterapiye bağlı toksisiteyi azalttığı görülmektedir. Ancak daha fazla insan temelli araştırmaya ihtiyaç vardır.

5.Karaciğerinizi Koruyabilir

Test tüpü çalışmalarında üzüm çekirdeği ekstresinin iltihabı azalttığı, geri dönüştürülmüş antioksidanlar ve toksin maruziyeti sırasında serbest radikal hasarına karşı koruduğu belirlenmiştir. Özetle üzüm çekirdeği ekstresinin, karaciğerinizi ilaca bağlı toksisite ve hasara karşı koruduğu görünüyor. Bununla birlikte, daha fazla insan çalışmasına ihtiyaç vardır.

6.Yara İyileşmesini ve Görünümünü İyileştirir

Çeşitli hayvan çalışmaları üzüm çekirdeği ekstresinin yara iyileşmesine yardımcı olabileceğini bulmuştur. Üzüm çekirdeği ekstresinin kremlerinin cildinizdeki büyüme faktörlerini arttırdığı görülmektedir. Bu nedenle, yara iyileşmesine yardımcı olabilir ve cilt yaşlanma belirtilerini azaltmaya yardımcı olabilirler.

Üzüm çekirdeğinin olası yan etkileri nelerdir?

Bu alerjik reaksiyon belirtilerinden herhangi birine sahipseniz acil tıbbi yardım alın: kurdeşen, nefes almada zorluk, yüzünüzün, dudaklarınızın, dilinizin veya boğazınızın şişmesi.

Yaygın yan etkiler şunları içerebilir:

  • İshal
  • Mide bulantısı
  • Kusma
  • Ağız kuruması
  • Boğaz ağrısı
  • Öksürük
  • Baş ağrısı
  • Kas ağrısı.

Dikkat Etmeniz Gereken Noktalar

dıkkat

1.Üzüm veya üzüm ürünlerine alerjiniz varsa bu ürünü kullanmamalısınız.

2.Üzüm tohumunun doğmamış bir bebeğe zarar verip vermeyeceği bilinmemektedir. Hamileyseniz bu ürünü kullanmayın.

3.Üzüm çekirdeğinin anne sütüne geçip geçmediği veya emzirilen bir bebeğe zarar verip vermeyeceği bilinmemektedir. Bir bebeği emziriyorsanız bu ürünü kullanmayın.

4. Ayrıca laktobasillus alıyorsanız veya yiyorsanız üzüm çekmekten kaçının. Üzüm çekirdeği, bu “dost” bakterilerin bağırsaklardaki büyümesini yavaşlatarak laktobasil ürünlerinin faydalarını azaltabilir.

Sağlıcakla kalın.

Devamını Okuyun
vitamin
Beslenme, Enerji, Genel Sağlık, Tüm Yazılar

B12 Vitaminin Faydaları

B12-VİTAMİNİ

Kobalamin olarak da bilinen B12 vitamini, vücudunuzun ihtiyaç duyduğu ancak üretemediği önemli bir vitamindir. Hayvansal ürünlerde doğal olarak bulunur, ancak bazı gıdalara eklenir ve oral destek veya enjeksiyon olarak bulunur.

B12 vitamininin vücudunda birçok rolü vardır. Sinir hücrelerinizin normal işlevini destekler ve kırmızı kan hücresi oluşumu ve DNA sentezi için gereklidir. Çoğu yetişkin için, önerilen günlük alım miktarı (RDI) 2,4 mcg’dir, ancak hamile veya emziren kadınlar için daha yüksektir . B12 vitamini, enerjinizi artırarak, belleğinizi geliştirerek ve kalp hastalığını önlemeye yardımcı olarak vücudunuza etkileyici şekillerde fayda sağlayabilir.

İşte Hepsi Bilime Dayanan B12 Vitamininin 9 Faydası

1. Kırmızı Kan Hücresi Oluşumu ve Anemi Önleme ile Yardımcı Olur

kırmızı-kan-hücresi

B12 vitamini kırmızı kan hücresi oluşumunda rol oynar. B12 vitamini seviyeleri çok düşük olduğunda, kırmızı kan hücrelerinin üretimi değişir ve megaloblastik anemiye neden olur

2. Büyük Doğum Kusurlarını Önleyebilir

hamilelik

Uygun B12 vitamini seviyeleri, sağlıklı bir hamileliğin anahtarıdır. Beyin ve omurilik doğum kusurlarının önlenmesi için önemlidirler.

3. Kemik Sağlığını Destekleyebilir ve Osteoporozu Önleyebilir

kemik-sağlığı

Mineral ve vitamin yoğunluğu azalmış kemikler zamanla hassas ve kırılgan hale gelebilir ve bu da osteoporoz riskinin artmasına neden olur. B12 vitamini kemik sağlığınızda hayati bir rol oynayabilir. Bu vitaminin düşük kan seviyeleri, artmış osteoporoz riski ile ilişkilendirilmiştir

4. Makula Dejenerasyonu Riskinizi Azaltabilir

göz-hastalıkları

Maküler dejenerasyon esas olarak merkezi görüşünüzü etkileyen bir göz hastalığıdır. Yeterli B12 vitamini seviyelerini korumak kanınızdaki homosistein seviyelerini azaltır. Bu, yaşa bağlı makula dejenerasyonunun gelişmesini önlemeye yardımcı olabilir.

5. Duygudurum ve Depresyon Belirtilerini İyileştirebilir

depresyon

B12 vitamini ruh halinizi iyileştirebilir.

B12 vitamininin ruh hali üzerindeki etkisi henüz tam olarak anlaşılamamıştır. Bununla birlikte, bu vitamin, ruh halini düzenlemekten sorumlu bir kimyasal olan serotoninin sentezlenmesinde ve metabolize edilmesinde hayati bir rol oynar.

Bu nedenle, B12 vitamini eksikliği serotonin üretiminin azalmasına neden olabilir ve bu da depresif bir ruh haline neden olabilir.

6. Nöronların Kaybını Önleyerek Beyninize Fayda Sağlayabilir

sinir-hücresi

B12 vitamini beyin atrofisini ve hafıza kaybını önlemeye yardımcı olabilir. Bu vitaminle takviyenin eksikliği olmayanlarda hafızayı iyileştirip iyileştiremeyeceği sonucuna varmak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

7. Enerji Artışı Sağlayabilir

enerjik

B12 vitamini takviyeleri uzun zamandır enerji dalgalanması için gidilecek ürün olarak lanse edilmiştir. Tüm B vitaminleri vücudunuzun enerji üretiminde önemli bir rol oynarlar, ancak kendileri mutlaka enerji sağlamazlar

Bir takviye almak enerji seviyenizi artırabilir, ancak sadece bu vitaminde eksikseniz.

8. Homosisteini Azaltarak Kalp Sağlığını İyileştirebilir

kalp-sağlığı

Yaygın amino asit homosisteinin yüksek kan seviyeleri, kalp hastalığı riskinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir. B12 vitamini açısından önemli derecede eksikseniz, homosistein seviyeleriniz yükselir.

Bununla birlikte B12 vitamininin bu riski azalttığı iddiasını kanıtlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

9. Sağlıklı Saç, Cilt ve Tırnakları Destekler

cilt-bakımı

B12 vitamininin hücre üretimindeki rolü göz önüne alındığında, sağlıklı saçları, cildi ve tırnakları desteklemek için bu vitaminin yeterli seviyeleri gerekir. Aslında, düşük B12 vitamini seviyeleri hiperpigmentasyon, tırnak renk değişikliği, saç değişiklikleri, vitiligo (yamalardaki cilt renginin kaybı) ve açısal stomatit (iltihaplı ve çatlak ağız köşeleri) dahil çeşitli dermatolojik semptomlara neden olabilir. Bununla birlikte, eğer seviyeleriniz zaten yeterli ise, ek almak muhtemelen bu alanlarda sağlığınızı iyileştirmez.

B12 vitamini eksikliği iki yoldan biriyle ortaya çıkabilir. Diyetinizde yeterli miktarda yok veya vücudunuz yediğiniz yiyeceklerden tamamen ememiyor.

B12 Vitamini Eksikliği Riski Taşıyanlar Arasında Kimler Var

  • Daha yaşlı yetişkinler
  • Crohn hastalığı veya çölyak hastalığı gibi gastrointestinal hastalıkları olan kişiler
  • Bariatrik cerrahi veya bağırsak rezeksiyonu ameliyatı gibi gastrointestinal cerrahi geçirenler
  • Sıkı vegan diyet yapan insanlar
  • Kan şekeri kontrolü için metformin alan kişiler
  • Kronik mide ekşimesi için proton pompası inhibitörleri alanlar
  • Birçok yaşlı yetişkinde, midede hidroklorik asit salgısı azalır ve B12 vitamini emiliminde bir azalmaya neden olur.

B12 Vitamini Eksikliği Nasıl Giderilebilir?

Vücudunuz B12 vitamini emmekte zorlanıyorsa, doktorunuz seviyenizi arttırmak için kas içi B12 enjeksiyonlarını önerebilir.

B12 vitamini sadece hayvansal ürünlerde doğal olarak bulunur.

Bazı bitki bazlı sütler veya tahıllar B12 vitamini ile güçlendirilmiş olsa da, vegan diyetleri genellikle bu vitaminte sınırlıdır ve insanları eksiklik riski altına sokar.

Sağlıklı, çeşitli bir diyet yerseniz, B12 vitamini eksikliğini önlemek kolay olmalıdır. Bununla birlikte, risk altında olabileceğinizi düşünüyorsanız, doktorunuzla konuşun.

B12 vitamini eksikliği oral veya kas içi enjeksiyonlarla önlenebilir veya çözülebilir. Ayrıca tablet olarak kullanımı da yaygındır.

Özet

B12 vitamini, diyet veya takviyelerle almanız gereken suda çözünür bir vitamindir.

Birçok bedensel fonksiyondan sorumludur ve büyük doğum kusurlarını önleme, kemik sağlığını destekleme, ruh halini iyileştirme ve sağlıklı cilt ve saçları koruma gibi sağlığınıza çeşitli şekillerde fayda sağlayabilir.

Diyetinizden yeterli miktarda B12 vitamini almak çok önemlidir. Bununla birlikte, yeterince elde etmek için mücadele ederseniz veya emilimi etkileyen bir durumunuz varsa, takviyeler B12 alımınızı arttırmanın basit bir yoludur.

Sağlıcakla kalın…

Devamını Okuyun
kalsiyum
Bağışıklık, Beslenme, Genel Sağlık, Tüm Yazılar

Kalsiyum Hakkında Bilmeniz Gereken 8 Bilgi

kalsiyum

Kalsiyum neden bu kadar önemli hiç düşündünüz mü ? Merak ediyorsanız okumaya devam edin.

1. Kalsiyum Vücudunuzun Temel İşlevlerinde Rol Oynar

diş

Kalsiyum vücudunuzun temel işlevlerinin çoğunda rol oynar. Vücudunuz kan dolaşımını sağlamak, kasları hareket ettirmek ve hormon salmak için kalsiyuma ihtiyaç duyar. Kalsiyum ayrıca beyninizden vücudunuzun diğer bölgelerine mesaj taşımaya yardımcı olur.

Kalsiyum da diş ve kemik sağlığının önemli bir parçasıdır. Kemiklerinizi güçlü ve yoğun yapar. Kemiklerinizi vücudunuzun kalsiyum deposu olarak düşünebilirsiniz. Diyetinizde yeterli miktarda kalsiyum almazsanız, vücudunuz onu kemiklerinizden alacaktır.

2. Vücudunuz Kalsiyum Üretmiyor

kalsiyum-içeren-besinler

Vücudunuz kalsiyum üretmez, bu nedenle ihtiyacınız olan kalsiyumu almak için diyetinize güvenmeniz gerekir. Kalsiyum oranı yüksek gıdalar şunları içerir: süt, peynir ve yoğurt gibi süt ürünleri; lahana, ıspanak ve brokoli gibi koyu yeşil sebzeler. Ayrıca kuru fasülye, sardalya, kalsiyumla güçlendirilmiş ekmekler, tahıllar, soya ürünleri ve portakal suları da kalsiyum içerir.

3. Kalsiyum Emmek İçin D Vitamini Gerekir

VİTAMİN

Vücudunuzun kalsiyumu emmesi için D vitaminine ihtiyacı vardır. D vitamini düşükse kalsiyumdan zengin bir diyetten tam olarak yararlanamayacağınız anlamına gelir.

D vitamini, somon, yumurta sarısı ve bazı mantarlar gibi bazı gıdalardan elde edilebilir. Kalsiyum gibi, bazı gıda ürünlerinde kendilerine D vitamini eklenir. Örneğin, sütlere genellikle D vitamini eklenir.

Güneş en iyi D vitamini kaynağınızdır. Cildiniz güneşe maruz kaldığında doğal olarak D vitamini üretir. Koyu tenli olanlar da D vitamini üretimez veya düşük miktarlarda üretilir, bu nedenle eksikliği önlemek için takviyeler gerekebilir.

4. Kalsiyum Kadınlar İçin Daha da Önemlidir

kadın

Birçok çalışma kalsiyumun adet öncesi sendrom (PMS) semptomlarını hafifletebileceğini göstermektedir. PMS’li kadınların daha düşük kalsiyum ve magnezyum alımına ve daha düşük serum seviyelerine sahip olduğu sonucuna varmıştır.

5. Önerilen Miktar Yaşınıza Bağlıdır

Yeterli kalsiyum alıp almadığınızı nasıl anlarsınız? Yetişkinlere her gün 1.000 mg, 50 yaşın üzerindeki kadınlara , hamilelik ve emzirme döneminde olanlara günde ortalama 1.200 mg önerilmektedir.

gerekli-kalsiyum-miktarı

6. Kalsiyum Eksikliği Diğer Sağlık Sorunlarına Yol Açabilir

hastalık

Kalsiyum eksikliği diğer sağlık sorunlarına yol açabilir. Yetişkinler için, çok az kalsiyum osteoporoz veya kolayca kırılan zayıf ve gözenekli kemikler geliştirme riskinizi artırabilir. Osteoporoz özellikle yaşlı kadınlarda yaygındır, bu nedenle kadınların daha fazla kalsiyum tüketmeleri önerilir.

Kalsiyum, çocuklar büyüdükçe ve geliştiklerinde gereklidir. Yeterli kalsiyum alamayan çocuklar tam potansiyel boylarına kadar büyüyemez veya başka sağlık sorunları geliştiremezler.

7. Kalsiyum Takviyeleri Doğru Miktarda Olsun Yardımcı Olabilir

kalsiyum-takviyesi

Herkes ihtiyaç duyduğu kalsiyumu sadece diyetten almaz. Laktoza tahammülsüz, vegan veya sadece süt ürünleri hayranı değilseniz, diyetinizde yeterli miktarda kalsiyum almayı zor bulabilirsiniz.

Bir kalsiyum takviyesi diyetinize kalsiyum eklenmesine yardımcı olabilir. Kalsiyum karbonat ve kalsiyum sitrat en çok tavsiye edilen iki kalsiyum takviyesidir.

Kalsiyum karbonat daha ucuz ve daha yaygındır. Çoğu antiasit ilacında bulunabilir. İyi çalışması için yiyecekle birlikte alınması gerekir.

Kalsiyum sitratın yiyecekle birlikte alınması gerekmez ve daha düşük seviyelerde mide asidi olan yaşlı insanlar tarafından daha iyi emilebilir.

Kalsiyum takviyelerinin yan etkileri olduğunu unutmayın. Kabızlık, gaz ve şişkinlik yaşayabilirsiniz. Takviyeler, vücudunuzun diğer besinleri veya ilaçları emme yeteneğini de etkileyebilir. Herhangi bir takviye başlamadan önce doktorunuza danışın.

8. Çok Fazla Kalsiyumun Olumsuz Etkileri Olabilir

şişkinlik

Herhangi bir mineral veya besin maddesi ile, doğru miktarı elde etmek önemlidir. Çok fazla kalsiyumun olumsuz yan etkileri olabilir.

Kabızlık, gaz ve şişkinlik gibi belirtiler çok fazla kalsiyum aldığınızı gösterebilir.

Ekstra kalsiyum böbrek taşı riskinizi de artırabilir. Nadir durumlarda, çok fazla kalsiyum kanınızda kalsiyum birikmesine neden olabilir. Buna hiperkalsemi denir.

Sonuç

Kalsiyum genel sağlığınız için gereklidir. İhtiyacınız olan kalsiyumu birçok farklı gıdadan ve gerekirse takviyeden alabilirsiniz. Kalsiyum, D vitamini gibi diğer besinler ile birlikte çalışır, bu nedenle dengeli bir diyete devam etmek önemlidir. Herhangi bir mineral veya besleyici maddede olduğu gibi, kalsiyum alımınızı çok fazla veya çok az almamanız için izlemelisiniz.

Sağlıklı ve mutlu günler dileriz…

Devamını Okuyun
demir
Tüm Yazılar

Vücudumuz İçin En Önemli Minerallerden Olan Demir Hakkında Bilmeniz Gerekenler

ıspanak

Demir, insan vücudunda yeterince desteklenmez ve depolanmazsa çeşitli sağlık semptomlarına neden olabilecek önemli bir mineraldir.

Premenopozal kadınlar menstrüel kanaması ile her ay demir kaybetme eğilimindedir. Bununla birlikte, demir açısından zengin gıdalar yemeyen, malabsorpsiyon sorunlarına neden olan bağırsak iltihabı olanlar veya gastrointestinal kanamalar yaşayanlar da risk altında olabilir.

Demirin Mineralinin Vücudumuzdaki Rolü

Demirin vücudumuzdaki rolü karmaşıktır, demir kan üretimi için önemli bir elementtir, ancak diğer birçok vücut fonksiyonunu da destekler. Önemine rağmen, demir seviyelerimizi neden korumamız gerektiğinden ve hatta ne kadar demire ihtiyacımız olduğundan daha az duyuyoruz!

Demir seviyelerimizin sürdürülmesine yardımcı olduğu aşağıdaki işlevleri göz önünde bulundurun, bu alanlardan bir veya daha fazlasında desteğe ihtiyacınız olabileceğini düşünüyorsanız, demir uygulamanız hakkında sağlık uzmanınıza danışmaya değer olabilir.

1. Demir, Kan Hücrelerimizi ve Hemoglobinimizi Oluşturmaya ve Oksijen Almaya Yardımcı Olur

kan-hücresi

Demirin en önemli işlevlerinden biri, kırmızı kan hücrelerinde bulunan bir protein olan hemoglobini oluşturan hem sentezidir. Hemoglobinin birincil rolü, temel yaşam işlevlerini sürdürmek için akciğerlerden vücut dokularına oksijen taşımaktır. Sağlıklı kırmızı kan hücreleri olmadan, vücudunuz yeterli oksijen alamaz ve bu da giderek yorgun veya bitkin hissetmenize neden olabilir.

2. Demir, Yiyeceği Enerjiye Dönüştürmeye Yardımcı Olur

Vücudumuzun yiyecekleri enerjiye dönüştürmek için demire ihtiyacı vardır. Demir, hücrelerin enerji üretme sürecinde hayati bir rol oynar. İnsan hücreleri, biyokimyasal enerjiyi besinlerden ATP’ye (Adenosin Trifostata) hücresel solunum olarak bilinen çok aşamalı bir işlemden dönüştürmek için demir gerektirir; ATP vücudun birincil enerji kaynağıdır. Yeterli demir olmadan daha az ATP üretilebilir, bu da demir eksikliği olanların kolayca yorgun ve yorgun olmasının bir başka nedenidir.

3. Demir, Normal Bir Bağışıklık Sisteminin Korunmasına Yardımcı Olur

bağışıklı

Demir, bağışıklık hücrelerinin çoğalması ve olgunlaşması, özellikle de sağlıklı kalmamıza yardımcı olan lenfositler için gereklidir. Düşük demir seviyeleri, bağışıklık sistemlerimizin tehlikeye girmesi ve vücudumuzun hastalanması riskinin artmasına katkıda bulunabilir.

4. Demir Normal Bilişsel İşleve Katkıda Bulunur

bilişsel

Demir, normal bilişsel işlevi sürdürmede önemli bir rol oynar. Bilişsel işlev, bellek, dikkat (konsantrasyon), uyanıklık, öğrenme, zeka, dil ve problem çözme gibi beyin işlevlerini içerir. Vücudumuzda yeterli miktarda demir bulundurmak, beynimizin sabahları bu kafein atışına güvenmek zorunda kalmadan ofiste en iyi şekilde çalışmasını sağlamamıza yardımcı olur!

Demir İhtiyacı Her Birey İçin Farklıdır Ancak Yine de Ortalama Değerlerden Bahsetmemiz Mümkündür. İşte Bu Değerler

Bebekler:

0 ila 6 ay: 0.27 miligram (mg), 7 ila 12 ay: 11 mg

Çocuk:

1 ila 3 yıl: 7 mg, 4 ila 8 yıl: 10 mg

Erkekler:

9 ila 13 yaş: 8 mg, 14 ila 18 yaş: 11 mg, 19 yaş ve üstü: 8 mg

Dişiler:

9 ila 13 yaş: 8 mg
14-18 yaş: 15 mg
19 ila 50 yıl: 18 mg
51 yaş ve üstü: 8 mg

Hamilelik sırasında: 27 mg

14-18 yaşları arasında emzirirken: 10 mg
19 yaşından büyüklerde emzirirken: 9 mg

Zengin Demir Minerali Kaynağı Gıdalar

1. Kırmızı Et, Karaciğer ve Sakatatlar Heme Demirinin En Önemli Kaynaklarıdır

sakatat

Karaciğer ve sakatat gibi organ etleri özellikle demir bakımından zengindir. Yetişkin bir kadın için günlük gereksinimin dörtte birinden fazlasını sağlayan sığır karaciğeri 85 gr dilim başına 5 mg’da demir içerir.

2. Midye ve İstiridye Zengin Demir Kaynaklarıdır

midye

Deniz ürünleri demir minerali açısından cömert gıdalardır. Özellikle midye ve istiridye gibi çift kabuklu yumuşakçalar demir minerali açısından zengin olmakla birlikte, önemli besin maddesi (artı çinko ve B12 vitamini) ile yüklenir. Beş orta istiridye 3 mg’dan fazla demir verir. Bu son derece basit 15 dakikalık tarifle kendi evinizi yaratın.

3. Nohut Vejetaryen Dostu Demir Güç Merkezi

nohut

Bu baklagiller vücudunuza fincan başına yaklaşık 5 mg demir ve ayrıca doyurucu bir protein dozu sağlar ve bu da vejetaryenler için akıllı bir seçenek haline getirir. Nohut (garbanzo fasulye olarak da adlandırılır) salatalara ve makarna yemeklerine lezzetli bir ektir ve salsa karıştırmak için beklenmedik bir yol olabilir. Dokunun hayranı değilseniz, ev yapımı demir açısından zengin humus oluşturmak için nohutları püre haline getirin! Humusunuza limon suyu eklemek, atıştırmalıktaki C vitamini artıracak ve vücudunuzun baklagillerde hem olmayan demiri daha kolay emmesine yardımcı olacaktır.

4. Müstahkem Kahvaltılık Gıdalar Güçlendirilmiş Tahıllar

tahıllar

Seçtiğiniz kahvaltınız bir kase mısır gevreği mi? Güne bir doz demir ile başlamak için güçlendirilmiş bir versiyon seçin. Hizmet başına demir miktarı için beslenme etiketini kontrol edin: Birçok çeşit, günlük önerilen değerin yüzde 90 ila 100’ünü ve lif, çinko, kalsiyum ve B vitaminleri gibi diğer önemli vitamin ve mineralleri sunar.

5. Kabak Çekirdeği Küçük Olabilir, Ama Çok Demirleri Var

kabak-çekirdeği

Bu gevrek tohumları küçümsemeyin. 1/4 fincan kabak çekirdeği çekirdeği, 2 mg’dan fazla demir içerir ve çeşitli yemeklere kolay demir desteği sağlar. Tohumları ev yapımı iz karışımına veya ekmek veya çörek tariflerine ekleyin veya gevrek yoğurt, tahıl veya salata tepesi olarak kullanın. Ya da hızlı ve sağlıklı bir atıştırma için onları yalnız deneyin.

6. Soya Fasulyesi

soya-fasulyesi

Soya fasulyesi çok fazla demir ve diğer temel besinlerle doldurulur.Bu baklagillerden bir fincanda 4 mg’dan fazla demir içerir, ayrıca bunlar bakır gibi önemli minerallerin mükemmel bir kaynağıdır, bu da kan damarlarımızı ve bağışıklık sistemimizi sağlıklı tutmaya yardımcı olur ve manganez, birçok kimyasal süreçte yer alan temel bir besin maddesidir. vücut. Buna ek olarak, soya fasulyesi (edamame olarak da bilinir), protein ve lif, ayrıca birçok vitamin ve amino asit bakımından yüksektir.

7. Demir Kazanı İçin C Vitamini Zengin Sebzeli Siyah Fasulye Hazırlayın

siyah-fasulye

Siyah fasulye fincan başına 4 mg demir sunar. Demirin vücutta emilmesine yardımcı olan bir besin maddesİDİR. Salatanıza fasulye ekleyin, çiğ sebzelerle yemek için bir daldırma püre haline getirin veya bir tavada kızartın. Bir kutu siyah fasulye için reçete olanakları sonsuzdur! Daha fazla çeşit arıyorsanız, böbrek, pinto ve fava çekirdeklerinin hepsinde de demir var.

8. Mercimek Çok Demir İçeren Başka Bir Baklagil

mercimek

Demir bölümünde onurlu bir değere sahip başka bir baklagil mercimektir. Pişmiş mercimek, fincan başına 6 mg’dan fazla mineral sunar ve sizi dolduran, kolesterolü düşürmeye yardımcı olabilecek ve kan şekerinizi dengelemeye yardımcı olabilecek lifle yüklenir. Mercimek ayrıca mutfakta son derece çok yönlü bir malzemedir – çorbalardan ve salatalardan biberlere kadar her şeye harika bir ektir.

9. Ispanak (Bonus: Daha Yüksek Bir Demir Dozu Almak İçin Pişirin)

spinach

Ham ve pişmiş ıspanak mükemmel demir kaynaklarıdır, ancak pişirme ıspanak vücudunuzun besinlerini daha kolay emmesine yardımcı olur. Sadece 1 bardak pişmiş ıspanak, protein, lif, kalsiyum ve A ve E vitaminlerinin yanı sıra 6 mg’dan fazla demir verir.

10. Susam Tohumunun Demir Vuruşu

susam-tohumu

Susam tohumları harika bir ceviz tadı vardır ve zengin bir demir kaynağıdır. Fincan başına 20 mg demir içeren tohumlar, bakır gibi bir dizi temel besinle paketlenir ve fosfor, E vitamini ve çinko da içerir. Tohumları diyetinize dahil etmenin kolay bir yolu, onları bir salataya eklemektir: Üzerine serpilmiş her çorba kaşığı günlük sayınıza bir miligram demir ekleyecektir.

Sonuç

Demir minerali vücudumuzun vazgeçilmez ihtiyaçlarından biridir. Elinizden geldiğince demir minerali içeren gıdaları tüketmeye gayret edin. Bu gıdaları tüketirken devamlı olmanızın en önemli nokta olduğunu unutmayın.

Sağlıcakla, esen kalın…

Devamını Okuyun
antibiyotik
Tüm Yazılar

Akılcı Antibiyotik Kullanımı

antıbıyotık

Bakteriler, virüsler, mantarlar veya parazitler insanda hastalık yapan mikroplardır. Farklı mikrop türleri için farklı ilaçlar kullanılır. Antibiyotikler sadece bakteriler üzerinde etkili olan onları öldüren veya üremesini durduran ilaçlardır. Antibiyotikler, ilk kullanımlarından bu yana insan ve hayvan sağlığında bakteriyel hastalıkların tedavisinde önemli katkılar sağlamıştır. Ancak, ilk antibiyotik kullanımından bu yana, antimikrobiyal aktivitenin mekanizmasına bakılmaksızın, antibiyotiğe dirençli bakterinin ortaya çıkması kaçınılmaz olmuş ve bu enfeksiyonlar ile ilişkili morbidite ve mortalite tüm dünyada endişe verici düzeylere ulaşmıştır.

7 Maddede Akılcı Antibiyotik Kullanımı


1)İhtimallere Antibiyotik Yazılmaz

antıbıyotık


Riski azaltmak, önlemek ya da koruyucu amaçla antibiyotik kullanılmamalıdır. Antibiyotik ancak kesin olarak bilinen bakteriyel bir rahatszlıkta kullanılmalıdır.


2)Kan Tahlili Yaptırın!

kan-tahlılı


Antibiyotik yazılacaksa kan tahlili sonuçlarının da antibiyotik yazılması gerektiğini göstermesi gerekmektedir. Bu yüzden lütfen kan tahlili sonucuna göre size antibiyotik yazılmasını sağlayın.


3) Antibiyotik Biriktirmeyin

antıbıyotık-bırıktırme


Her antibiyotik her hastalıkta kullanılmaz. Daha önce kullandığınız bir antibiyotiği lütfen çöpe atın. Biriktirmeyin. Aksi halde gereksiz yere antibiyotik kullanmış olabilirsiniz.


4)”Komşumda Da Aynı Şikayet Varmış İyi Gelmiş”

recetesız-alma


En çok yaptığımız hata belki de budur. Lütfen en önemli maddelerden biri bu. Dikkate alalım. Şikayetler aynı olsada hastalık etmeni komşunuzda bakteriyeldir. Sizde ise viral. Doktorunuza danışmadan gerekli kontroller yapılmadan antibiyotik kullanımına başlamayın.


5)Reçetesiz Antibiyotik Kullanmayın

eczacinize-danisin


Birçoğumuz grip olduğunda semptomlarımızda kötü ise hemen antibiyotik kullanmak istiyoruz. Antibiyotikleri yalnızca doktorunuzun gerekli görmesi durumunda, reçeteli olarak eczcınızın danışmanlığında kullanmalıyız.


6)Antibiyotiğinizi Yarıda Bırakmayın

antıbıyotıgı-yarida-birakma


Tedaviye başladıktan birkaç gün sonra kendinizi iyi hissetseniz bile tedavi sürecini devam ettirin ve antibiyotiğinizi son hapına kadar kullanın çünkü o antibiyotiğin içindeki hap sayıları ilacın bakteriyi yok edebileceği yeterli doza göre ayarlanır. Aksi halde bakteri ölmez ve direnç kazanır.


7)Doz ve Zaman Talimatlarına Uyun

zamaninda-doz


Hiçbir zaman ilacı almanız gereken zamanı atlamayın ve reçetelenen doza sadık kalın. Kanda kararlı bir doz konsantrasyonu oluştuktan sonra antibiyotik etki göstermeye başlar. Dozunda ve zamanında alınmazsa bu konsantrasyonda dalgalanmalar olur ve bakteri üzerinde yeterli öldürücülük sağlanamaz. Siz antibiyotiğinizi bitirseniz bile doz ve zamanında kullanıma uymadığınız takdirde direnç gelişebilir.

Devamını Okuyun
beyin-sağlığı
Tüm Yazılar

Beyin Sağlığı İçin 7 Önemli Öneri

beyin

Rahimden ayrılmadan önce bile, beyniniz yaşamınız boyunca vücudunuzun işlevlerini kontrol etmek için çalışır ve çevrenizdeki dünyayı anlamanıza ve etkileşimde bulunmanıza yardımcı olur. Sağlıklı bir beyni korumak zihninizin temiz ve aktif kalmasına yardımcı olur, böylece çalışmaya, dinlenmeye ve oynamaya devam edebilirsiniz. Kalp sağlığının önemi uzun zamandır desteklenmektedir, ancak beyin sağlığı, iyi düşünme, hareket etme ve yaşama kabiliyetimiz için çok önemlidir. Beyin sağlığı, risk faktörlerini azaltmak, zihninizi aktif tutmak ve yaşlandıkça beyninizden en iyi şekilde yararlanmakla ilgilidir.

Beyin Sağlığı Nedir?

beyin-sağlığı

Yaşamınız boyunca beyninizin işi, dünyayı anlamanıza ve günlük operasyonlarınızı ve yaşamınızı denetlemenize yardımcı olmaktır. Beyin sağlığı, açık, aktif bir zihni hatırlama, öğrenme, planlama, konsantre etme ve sürdürme yeteneğini ifade eder. Bilgi yönetimi, mantık, yargı, bakış açısı ve bilgelik gibi beyninizin güçlü yönlerinden yararlanabiliyor. Basitçe, beyin sağlığı beyninizden en iyi şekilde yararlanmak ve yaşlandıkça bazı riskleri azaltmaya yardımcı olmakla ilgilidir.

Beyin Sağlığı Bir Fark Yaratır Mı?

beyin

Hayatta yaptığımız seçimlerin, yaşlandıkça zihinlerimizin ve bedenlerimizin sağlığı üzerinde önemli etkileri olabileceğine dair artan kanıtlar var. Alzheimer, inme veya diğer demans formlarından acı çekmek sadece kötü şans meselesi değildir. Doktorlar ve bilimsel araştırmacılar, yaşam tarzı değişiklikleri yaparak beyin sağlığını iyileştirmenin ve bunama ve yaşa bağlı bilişsel gerileme riskini azaltmanın mümkün olduğunu keşfettiler. Düzenli fiziksel egzersiz, sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıkları kesmek, dengeli bir diyet yemek ve sosyal olarak aktif kalmak beyin sağlığını artırabilir. Hiçbir garanti yoktur, hepimiz sağlıklı ve temiz yaşama rağmen Alzheimer’dan hala etkilenen insanları gördük. Ancak, iyi yaşamak gerçek bir fark yaratır. İstatistiksel olarak, sağlıklı bir yaşam tarzı sadece demans riskinizi azaltmaz, aynı zamanda diyabet, kalp hastalığı ve kanser gibi diğer ciddi durumlara karşı da koruma

Beyin Sağlığınız İçin Yapmanız Gerekenler

1. Yaşam Tarzınızda Yenilikler Yapın

yenilik

Yaşam tarzı değişiklikleri kalbi ve beyni korur. Hayatınızda bulanan rutinlerden arasıra kurtulun, çünkü beyniniz rutinleri pek sevmez. Beyin sağlığınızı iyileştirmek için asla geç değildir. Yaşantınızda yapacağınız ufak değişiklikler fiziksel sağlığınızı, beyin sağlığınızı ve bilişsel yeteneklerinizi geliştirmeye yardımcı olabilir.

2. Daha Fazla Taşıyın

fitness

Her hafta 150 dakika veya daha fazla aerobik egzersiz yapmayı hedefleyin. Düzenli olarak hareket etmiyorsanız endişelenmeyin. Bir çalışmada, bir yıl boyunca düzenli olarak yeni bir yürüyüş alışkanlığına katılan yaşlı yetişkinlerin, beyindeki hafıza alanlarının büyümesiyle de ilgili olan bellek performansında önemli gelişmeler gösterdiği belirtildi.

Haftada en az iki kez kuvvet antrenmanı ile birlikte aerobik egzersizlerin kalp sağlığını iyileştirdiği gösterilmiştir. Artık bu faaliyetlerin büyük olasılıkla beyin sağlığını da iyileştirdiğini bilinmektedir.

3.Sağlıklı Bir Diyet Yapın

diyet

Yaban mersini, fındık ve yağlı balık gibi beyin güçlendirici gıdalar yemenin yanı sıra, diyetinizden en yüksek sodyum kaynaklarından bazıları olan dondurulmuş yemekleri kesip çıkarın. Tabağınızın yarısını nişastasız sebzeler ve dörtte biri de tam tahıllı tahıl yapmayı hedefleyin. Lifteki artış ve boş karbonhidratlardaki azalma, sağlıklı bir kilo vermenize ve kan şekerinizi sabit tutmanıza yardımcı olacaktır, aynı zamanda beyin sağlığınızı da olumlu etkileyecektir.

4. Daha Rahat Olun

meditasyon

Anksiyete ve stres zihinsel sağlığınıza zarar verir, ancak fiziksel ve beyin sağlığınızı da etkileyebilir. Düzenli meditasyon veya farkındalık uygulaması beyin sağlığın kötüleşmesi riskini azaltmaya yardımcı olabilir.

5. Uykunuzun Kalitesini Önemseyin

uyku

Kötü veya yetersiz uyku beyin sağlığını olumsuz yönde etkiler. Beyniniz nöronları ve sinapsları temizlemeye ve anılar yapmaya yardımcı olmak için bu “kapalı” saatlere ihtiyaç duyar. Kaliteli uyku almadığınızda, beyin sağlığınız ve fiziksel sağlığınız önemli ölçüde etkilenir.

6. Sosyalleşin

sosyalleşmek

Bir kitap kulübüne katılmak veya yemek dersi almak gibi sosyal aktiviteler yoluyla bilişsel olarak aktif kalmak, hafıza kaybının ve yaşlanmayla ilişkili depresyonun yavaşlamasına veya yok olmasına yardımcı olabilir.

7. Tansiyonunuzu İzleyin

tansiyon

Kan basıncınızı düzenli olarak veya en az altı ayda bir kontrol edin. Sürünen bir artış belirtileri izleyin. Yüksek tansiyon, inme (felç) riskini en çok artıran faktörler arasındadır. Hipertansiyona bağlı inme, beyin kanaması veya beyin damarlarında aterotromboz (pıhtı) şeklinde ortaya çıkabilmektedir.

Sonuç

Kötü fiziksel sağlığı zayıf beyin sağlığına bağlayan araştırmalar artmaktadır. Bu çalışma, vasküler risk faktörlerinin beyninizin sağlığına zarar verebileceğini, bu da düşünme becerilerini yavaşlatabileceğini ve hatta Alzheimer hastalığına ve bunamaya benzeyen değişikliklere yol açabileceğini bulmuştur. Bununla birlikte, bu vasküler risk faktörlerinin çoğu önlenebilir. Hastalar kendilerine yardımcı olabilir. Sağlıklı bir yaşam tarzı; yüksek tansiyon, diyabet ve obezite gibi risk faktörlerini önlemenize yardımcı olabilir. Bu risk faktörlerinden bir veya daha fazlasına sahipseniz, koşulları tersine çevirebilecek ve beyin sağlığınızı iyileştirmeye yardımcı olabilecek yaşam tarzı değişiklikleri yapabilirsiniz.

Sağlıcakla kalın…

Devamını Okuyun