fbpx
ginseng
Bağışıklık, Beslenme, Enerji, Genel Sağlık, Mental Sağlık, Metabolizma

Ginseng ve Sağlığa 7 Mucizevi Faydası

Ginseng, son zamanların en popüler bitkilerinden biri. Adını çokça duymuşsunuzdur. Birçok farklı kategorideki takviyelerin içerisinde bulunur. Bugün sizlerle ginsengi ele alacağız. Her yönüyle inceleyip aklınıza takılan tüm sorulara cevap vermeye çalışacağız. Siz de ginseng bitkisini sürekli duyuyor ama bir türlü araştırmaya fırsat bulamadıysanız bu yazımız tam da aradığınız türden. Çayınızı kahvenizi hazırlayın ilginç bilgilerle dolu bilgilendirici yazımıza bir an önce başlayalım.

ginseng

Ginseng Nedir, Nerelerde Kullanılır?

Ginseng, yüzyıllardır Çin geleneksel tıbbında kullanılmış ve hala da çokça kullanılan şifalı bir bitkidir. Adını Yunanca da her şeyi iyileştiren anlamına gelen ‘’Panacea’’dan alan Ginseng’in botanik adı ise ‘’Panax’’tır. Amerikan ve Asya Ginseng’i olmak üzere 2 farklı çeşidi bulunur. Asya Ginseng’i; Panax, Çin, Kore ya da Kırmızı Ginseng olarak da bilinir. 6 yıllık yetiştirme aşamasının ardından hasat edilir. Ginseng ekstresi birçok preparata eklenir. Özellikle yurt dışında doktorlar tarafından reçete edilir.

ginsengin-faydalari

Ginseng’in Faydaları

Yüzyıllar boyunca Çin tıbbında kullanılan, Asya ve yerli Amerikan kültürü tarafından bilinen Ginseng’in sağlık üzerinde sayısız faydası bulunmaktadır. Lokal etkiye sahip olmadığından bütün vücut sistemlerinin dengelenmesinde etkili olup güçlü, genel bir takviyedir. Kalp sağlığı, beyin ve sinir sistemi aktiviteleri, sindirim faaliyetleri, bağışıklık sistemi, genel vücut direnci, hormon metabolizmasının düzenlenmesi gibi daha birçok farklı alanda faydası bulunmaktadır. Bu alanda birçok bilimsel çalışma yürütülmektedir.

1. Ginseng, Kanser Tedavisinde Görülen Yorgunluğun Azaltılmasında Kullanılır

Kanser tedavisi sırasında ve sonrasında yaşam kalitesini düşürecek boyutta yorgunluk oluşur. Kanser hastalarının genel olarak şikayet ettiği en yaygın semptomlardan biridir. Oldukça yoğun tedavi dönemlerinden geçen kemoterapi hastaları bir de yıpratıcı yorgunluk ile mücadele etmeye çalışırlar.

kanser-hastaligi-ve-ginseng

Onkoloji derneklerinin yapmış olduğu bilimsel araştırmalar sonucu kanser tedavisinde gelişen yorgunluğu önleyici veya azaltıcı olarak destekleyici ve tamamlayıcı tedavilerin faydalı olduğu kanıtlanmıştır. Ginseng de kanser tedavisi sonucu gelişen yorgunluğun azaltılmasında kullanılan takviye besinlerden biridir.

2. Ginseng, Beyin Fonksiyonlarının Gelişmesinde Görevlidir

Beyin, vücudumuzun en karmaşık organıdır. Hayati fonksiyonların kontrolünden sorumlu olup vücudun yönetim merkezidir. Beyin fonksiyonlarının gelişmesi günlük performansınızı arttırarak daha kaliteli bir yaşam sürmenizi sağlar. Düzenli kullanımlarda mental aktiviteyi geliştirir, günümüzün getirdiği yoğun, stresli, bol koşuşturmalı iş ve eğitim hayatında daha zinde kalmayı ve mental dayanıklılığın artmasını sağlar.

beyin-fonksiyonlari-ve-ginseng

Stres de beyin sağlığını olumsuz olarak etkileyen faktörlerin başında gelir. Yoğun çalışma temposu, hava ve çevre kirliliğinin artması, düzensiz ve yetersiz beslenme stres düzeyini attırır. Stresi hayatımızdan olabildiği kadar uzakta tutabilirsek hem sinir sistemimiz hem de diğer vücut fonksiyonlarımız daha rahat çalışabilecektir. Sizlerde ginseng içerikli takviyeler kullanarak ya da beslenme düzeninize ginseng değeri yüksek gıdalar ekleyerek ginseng’in hayatımıza sunduğu kolaylıklardan daha verimli biçimde faydalanabiliriz.

3. Bağışıklık Sisteminin Etkinliğini Arttırır

Dünyamızın uzun süredir hummalı şekilde mücadele ettiği koronavirüs hayatımızı tamamen etkilemektedir. Hayati önem taşıyan bağışıklık sistemimizin ne kadar önemli olduğu salgın döneminde öne çıkmıştır.

bagisiklik-sistemi-ve-ginseng

Vücudumuzda biriken serbest radikaller oldukça zararlıdır ve bu radikallerin vücudumuzdan uzaklaştırılması gereklidir. Antioksidan etki göstererek bağışıklık sistemimizin yapısal bütünlüğünü koruyan, daha etkili işlev görmesinde görevli, hastalıklara karşı dirençli durmanızı sağlayan Ginseng mucizesini hayatınıza mutlaka eklemenizi tavsiye ederiz. Ginseng içeren takviyeleri beslenme düzeninize ekleyebilir ve güçlü bağışıklık sisteminiz sayesinde hastalıklara karşı daha dirençli durabilirsiniz.

4. Cinsel Fonksiyon Bozukluklarının Tedavisinde Yer Alır

Cinsel sağlık, genel sağlık açısından toplumu sosyal, fiziksel, psikolojik yönden ilgilendiren konulardan biridir. Yaşam kalitesini etkileyen cinsel fonksiyon bozukluğu toplumun azımsanamayacak kadar geniş bir bölümünü ilgilendirmektedir. Son zamanlarda hastalıkların tedavilerinde integratif tıp yaklaşımı artış göstermektedir. Bununla beraber çeşitli terapiler ve multivitamin kullanarak tedavi anlayışı çoğu hekim tarafından hastalara uygulanmaktadır. Uzun yıllar boyunca tedavi edici olarak Çin tıbbında kullanılmıştır.

cinsel-fonksiyon

Afrodizyak ve östrojenik etkileri bulunan Ginseng seksüel disfonksiyon bozukluklarının tedavisinde kullanılmaktadır. 90 hasta üzerinde plasebo kontrollü yapılan çalışmada 3 ay boyunca hastalar üzerinde değerlendirme yapılmıştır. Çalışma sonucu alınan sonuçlar ise ümit verici. Trazodone verilen ve plaseboya katılan hastalara oranla ginseng özütü verilen hastalarda cinsel sorunlarda azalma görülmüştür. Ve yaşamlarına daha kaliteli devam ettikleri saptanmıştır. Ginseng kullanımının cinsel konulardaki faydası üzerinde yapılan çalışmalar devam etmektedir.

5. Cildi Rahatlatır, Anti-aging ve Tonik Özelliği İçerir

Ginseng kökleri bolca vitamin, mineral ve antioksidan içerir. Saymakla bitmeyen faydaları kozmetik alanında da dikkatleri çekiyor. Birçok cilt bakım ürününde yer alan ginseng ve ginseng özütü cilt hücrelerini uyararak etki göstermeye başlar. Ölü hücrelerin vücuttan atılmasında görevlidir. Ciltte ki oksijen miktarını arttırarak cildinizin yenilenmesini ve canlılık kazanmasını sağlar.

cilt-bakimi

Güneş ışığı ve  çevre kirliliğine maruz kalan cildimizde serbest radikal birikimi olur antioksidan etki ile cilt metabolizmasını uyarır. Cilt katmanlarından biri olan ‘’Dermis’’teki cilt hücrelerinde kolajen üretimini arttırır. Kolajen, vücudumuzda ki proteinlerin yaklaşık üçte birini oluşturur. Ciltteki kırışıklıkları azaltıp sarkmaların önüne geçer ve cildin sıkılaşmasını sağlayarak daha genç ve sağlıklı görünmenizi sağlar. Yapacağınız ginseng maskesi ile göz altlarınızdaki koyu halkalardan ve karanlık göz çevresinden kurtulabilirsiniz. Ginseng aynı zamanda harika bir toniktir. Yüz temizliğinde, siyah noktaların giderilmesinde sıklıkla kullanılır. Cildinizden çabuk emilir ve kan dolaşımını da hareketlendirdiği için akne, egzama, cilt yüzeyinde sertleşme gibi cilt rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılır.

6. Ginseng ile Saçlarınız Daha Sağlıklı Uzar

Saçlarımız vücudumuzun sağlık habercilerinden biridir. Sağlıklı beslenirsek saçlarımızda bundan etkilenir ve daha canlı görünür. Ginseng, deri altındaki papilla hücrelerinin artışını sağlayan bitki çeşitlerinden biridir.

sac-bakimi

Deri altındaki kan akımını hızlandırarak saçların daha hızlı uzamasını sağlar. Saç foliküllerini uyararak saç köklerinin yenilenmesini ve daha sağlıklı saçların çıkmasını sağlar. Ginseng’i hayatınıza dahil ederek saçlarınızın daha canlı ve parlak görünmesini sağlayıp sağlıklı uzamasını desteklemiş olursunuz.

7. Ginseng ile Metabolizmanızı Hızlandırıp Hızlıca Zayıflayabilirsiniz

Ginseng ile zayıflama son dönemlerde yaygınlık kazanmıştır. Tokluk hissi oluşturup açlığı bastırır. Yapılan çalışmalar sonucunda metabolizmayı hızlandırarak zayıflama sürecine olumlu katkıda bulunduğu gözlenmiştir. Ayrıca sindirim sistemini düzene sokup bağırsak faaliyetlerini arttırarak toksinlerin uzaklaşmasına yol açar. Diyet dönemleri çoğu kişide stresli ve biraz da sinirli geçer. Sakinleştirici özelliği ve strese karşı savaş açması sebebiyle daha mutlu ve yatışmış olarak diyetinize devam edebilirsiniz.

ginseng-cayi

Diyetlere genelde çay olarak eklenen Ginseng, kısa süre içerisinde kilo vermenizde etkilidir. Vücudun karbonhidrat metabolizmasını harekete geçirerek aldığınız karbonhidrat miktarının büyük çoğunluğunun enerjiye dönüşmesini sağlar. Vücudunuzda bulunan depo yağların zamanla enerjiye dönüşmesini sağlayarak diyetinize ginseng çayı eklediğiniz andan itibaren hafiflediğinizi hissettirir. Kilo vermek için kısıtlı zamanı olanların yoğun olarak tercih ettiği bu yöntem düzenli kullanım sonucunda memnun edici sonuçlar vermektedir. Zayıflama sonucunda bazı kişilerde yorgunluk belirtileri görülmeye başlar. Ginseng, genel sağlık durumunu iyileştirerek zinde kalmanızı, metabolizmanızı hızlandırarak erken kilo vermenizi, kendinizi daha enerjik ve sağlıklı hissetmenizi sağlar.

Sonuç

Ginseng, yüzyıllardır tıp alanında kullanılagelmiş gözde bitkilerden biridir. Yukarıda da bahsettiğimiz üzere birçok faydası bulunmaktadır. Genel yaşam kalitenizi arttırır, güne daha zinde ve enerjik başlamanızı sağlar, saçlarınızın daha sağlıklı görünmesini, cildinizin esnekliğini kazanıp sarkmaların ve kırışıklıkların önüne geçerek daha genç ve bakımlı olmanızı sağlar. Kilo metabolizmasını kontrol ederek sağlıklı kilo vermenizde yardımcıdır. Kalp sağlığını koruyup sindirim sisteminizi düzenler. Ve daha sayamadığımız birçok faydası bulunmaktadır.

bitkiler

Tabi ki bitkilerin hayatımızdaki rolü sağlık açısından gayet önemlidir. Ve günümüzde hem dünya genelinde hem de ülkemizde alternatif tıbbın sağlıktaki etkinliği giderek artış göstermektedir. Yapılan bilimsel çalışmalarla da yararları kanıtlanmaktadır. Fakat her kişinin vücudu farklı hassasiyetlere sahiptir. Bağışıklık sisteminden tutunda metabolizmanın işleyişine kadar birçok farklılıklar barındırır. Bundan dolayı ciddi bir rahatsızlığa sahipseniz ya da düzenli kullanmak zorunda kaldığınız ilaçlarınız var ise lütfen her ürünü olduğu gibi ginseng kullanımını da doktorunuzun görüş ve önerileri doğrultusunda kullanın.

mutluluk

Ginseng’i günlük yaşantınıza katarak daha kaliteli bir hayata sahip olmanız ve hep gülümsemeniz dileğiyle sağlıklı günler…

Devamını Okuyun
çocuk-sağlığı
Anne- Çocuk Sağlığı, Beslenme, Tüm Yazılar

Fast Food ve Hazır Gıdaların Çocuk Sağlığına 6 Zararı

çocuklar-ve-yemek

Fast food veya hazır gıdalar, enerji açısından zengin olan her türlü gıda için genel bir terimdir, çünkü çok fazla yağ ve şeker ve tuz içerirler, ancak protein, lif, vitamin ve mineral gibi diğer önemli besin maddeleri bakımından düşük bir içeriğe sahiptirler. Bununla birlikte, fast food ve hazır gıdaların tadı, düşük fiyatları ve hazırlama rahatlığı nedeniyle çoğu çocuk için son derece caziptir (herhangi bir pişirme veya hazırlık gerektirmez). Çocuklar genellikle bu tür yiyeceklerin sağlıklarını nasıl olumsuz etkilediğini anlamadığından, çocuklarda oldukça bağımlılık yapabilir.

Düzenli fast ve hazır gıda tüketimi; obezite, obeziteye eşlik eden duygusal ve benlik saygısı sorunları ve daha sonraki yaşamdaki kronik hastalıklar gibi uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açabilir. Birçok fast food ve hazır gıdada tehlikeli gıda renklendirici ajanların ve / veya sağlıksız trans yağların varlığı ve gıda hazırlama güvenliği ile ilgili sorunlar genellikle konuyu daha da karmaşıklaştırır.

Fast Food ve Hazır Gıdaların Çocuk Sağlığına Zararları

1. Kabızlık

çocukarda-beslenme

Tekrarlanan öğünlerde aşırı dozda kalori, yağ, şeker ve diğer karbonhidratlar çocuğun gıda isteklerini değiştirir ve çocuğun lif, meyve, süt ve sebze yemesi olasılığını azaltır. Bu, daha fazla kabızlık şansına neden olabilir.

2. Bağımlılık

hazır-gıda

Çocuklukta çok fazla fast food ve hazır gıda tüketmek, tıbbi problemlere neden olmasının yanı sıra, daha sonraki yaşamda sağlıklı beslenmeyi zorlaştırır, çünkü gıda alışkınlığı çocuklukta gelişir. Ayrıca fast food ve hazır gıdaların yoğun ve bağımlılık yapıcı tadı yüzünden çocuklar sıradan yiyeceklere çok ilgi duymayabilir.

3. Öğrenme Performansına Etkisi

çocuklarda öğrenme

Fast food ve hazır gıdalar, öğrenme performansının düşmesine neden olabilir, çünkü yüksek şeker seviyeleri konsantrasyonu düşürebilir. Dolayısı ile uzun süre dikkat gerektiren görevlerin yerine getirilebilmesi zorlaşabilir. Ayrıca kan şekeri dalgalanmaları ruh hali değişimlerine ve uyku bozukluklarına da neden olabilir.

4. Depresyonlu Bir Çocuk

depresyonlu-çocuk

Obezite, benlik saygısı ve belki de depresyon ile sonuçlanabilir. Fast food ve hazır gıdaları çok tüketen bazı çocuklar obezite olmadan bile depresyon gelişme riski altındadır. Depresyon ise büyüme ve gelişme parametrelerini, öğrenme performansını ve sosyal ilişkileri etkiler.

5. Hiperaktivite

çocuklarda-aktivite

Esansiyel yağ asitleri fast food ve hazır gıdalarda çok düşük düzeylerde bulunur. Bunlar, vücut içinde üretilemeyen, ancak hücre zarlarının üretimi için gerekli olan ve ayrıca beyin ve retina içinde yüksek konsantrasyonlarda gerekli olan omega-3 ve omega-6 çoklu doymamış yağ asitlerini içerir. Bu tür besin maddelerinin eksikliğinin artmış antisosyal davranış ve belki de hiperaktivite ile ilişkili olduğu düşünülmektedir.

6. Düşük Enerji

çocuklarda-hareketsizlik

Fast food ve hazır gıdalar, fiziksel aktivite için yeterli besin sağlamadığından çocukların egzersiz yapmalarını engelleyebilir. Fiziksel aktivite eksikliği, çocukları sadece akran gruplarından uzak tutmakla kalmaz, aynı zamanda fiziksel ve zihinsel sağlığı da bozar.

Öneri

Fast food ve hazır gıdaların çocuk sağlığına zararlı etkileri mevcut olduğundan kontrol edilmesi gerekir. Çocukların bu tür yiyecekleri tüketmelerini önlemek için meyve tüketiminde küçük bir artış etkili olabilir.

Sağlıcakla kalmanız dileğimizle…

Devamını Okuyun
izgara-yanmis
Beslenme

5 Kimyasal Madde İle Yanmış Besinlerdeki Tehlike

Ateş insanlığın en büyük buluşlarından biridir. Uygarlıkların ilerlemesinin günümüz seviyesin gelmesinde yadsınamaz etkileri vardır. Savunma sanayi ateşin bulunmasıyla keşfedilen barut sayesinde bu seviyelere gelmiştir belki de. Beslenme ve tarım alanında da yepyeni kapılar açılmıştır. Eskilerden beri et dahil tüm besinler çiğ, pişmeden tüketilirmiş.

ates

Ateşin bulunmasıyla birçok ısıl işlemde hayatımıza girmiştir. Kurutma, haşlama, fırınlama, sterilizasyon, kızartma, pişirme gibi yöntemler eski zamanlardan günümüze kadar ulaşan gıda teknolojisi ve gastronomide kullanılan ısıl işlemlerdir. Yapılan tüm bu ısıl muameleler patojen bakterilerin öldürülmesi, farklı lezzetlerin ortaya çıkması, bozulmanın geciktirilmesi ve sindirimin kolaylaşmasında rol oynar. Bu kadar faydası olan  ısıl işlemlerin ne gibi zararı olabilir niye düşünebilirsiniz. Ama her zaman olduğu gibi her şeyin azı karar çoğu zarar diyelim ve sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine göz atalım.

Bazı Kimyasal Maddeler

Gıdalara uyguladığımız ısıl işlemin az ya da çok olması besin değerlerini de oldukça etkiler. Yanmış besindeki vitamin, karbonhidrat, amino asit değersizleşir ve birçok zararlı bileşik ortaya çıkar. Bunlardan bazıları HMF ( hidroksimetilfurfural), PAH ( poliaromatikhidrokarbon), akrilamid, EFA ( epoksi yağ asidi), MCPD ( monokloropropandiol) gibi kimyasal bileşiklerdir.

Şeker Yanınca Ne mi Oluşuyor? ”HMF”

seker

Şeker yoğunluklu bileşiklerin aşırı ısıtılıp yanması sonucu ortaya çıkan HMF, sindirim sisteminde kolayca absorbe edilip doğrudan organizmaya veriliyor bu sırada genotoksik ve mutajenik etkili DNA hasarına yol açan metabolitlerine dönüşür. Metabolitlerinin organizmaya bıraktığı etkileri oldukça tehlikelidir. HMF oluşumuna en müsait gıdalardan biri sayısız faydasıyla bildiğimiz pekmez. Özellikle nezle durumlarında yada boğaz ağrısı çektiğimiz zamanlar pekmezi ısııtp tüketiriz. Sağlığımız için yaptığımız bu işlem aslında vücudumuza yarardan çok zarar vermektedir. Pekmez, ısıtılıp kaynatılamamalı ya da sıcak içeceklerin içine damlatılmamalıdır.

Duman Sinmiş Yiyeceklerde: ”PAH”

izgara-yanmis

PAH, 10 tanesinin belirgin olarak kanserojen etkilerinin bulunduğu 20’den fazla bileşiğin yer aldığı kimyasal gruptur. Besinlere duman yoluyla bulaşır. Bunlar sigara dumanı, trafikte maruz kalınan yakıt dumanı olduğu gibi ızgara, kızartma ve tütsüleme gibi yiyecekleri pişirme yöntemleri de olabilir. Mangalda et pişirmek çoğu kişinin vazgeçilmezidir. Ama pişen yağ köze damlayıp yanar ve oluşan duman olduğu gibi ete siner. Bu da sağlık için oldukça zararlıdır. Ayrıca yol kenarlarında, dükkan önlerinde ağzı açık olarak satılan gıdalarda sürekli egzoz dumanına maruz kalır, trafiğin tüm kirliliği yiyeceklere siner, gözle görünür herhangi bir fark belirgin olmadığı için bize masum gelebilir yada yeterince önemsemeyebiliriz ama sağlığımızı tehdit eden önemli bir faktördür.

En Sevdiğimiz Besinlerde: ”Akrilamid”

bisküvi

Akrilamid, hepimizin çok sevdiği yiyeceklerde oluşuyor ne yazık ki. Şeker ve aminoasidi beraber içerisinde bulunduran besinlerde 120 dereceden 170-180 dereceye kadar ısıtılma işleminin ardından ortaya çıkar. Nörotoksik ve kanserojen etkili akrilamid, fırınlama ve kızartma sonucu daha yoğun oluşur. Özellikle bisküvi, kraker, kızartılmış patates, patates cips ve çikolatada bulunur. Özellikle çocuklarda dikkat edilmesi gerekir. Çünkü bu besinler sürekli kullanılan atıştırmalıklardır. Kahvaltıların en sevileni patates kızartması, tadıyla çocukları büyüleyen çok çeşitli aromalara sahip farklı farklı çikolatalar, okul beslenmelerinde yer edinen bisküviler, mis gibi inek sütünün yerini alan meyve aromalı paket sütler ve daha birçoğu. Hepsi çocukların sıklıkla tükettiği gıdalar olup akrilamid oluşumuna sonuna kadar müsaittir. Ebeveynler, bu konuda mümkün olduğu kadar hassas ve seçici davranmalı, olabildiğince evde atıştırmalıklar hazırlayıp hazır gıdalara olan düşkünlüğü azaltmaya çalışmalıdır.

Defalarca Kullanılan Kızartma Yağlarında: EFA

patates-kizartmasi

Birçoğumuz dışardan yediğimiz yemeklere kıyasla ev yemeklerini anne eli değmiş lezzetleri tatmayı daha çok severiz. Acaba bunun altında yatan birçok nedenden biri de dışarıda kullanılan yağların kalitesi olabilir mi? Belki şahit olmuşsunuzdur, koskoca kazanların içinde litrelerce kızarmış yağ ve içine bırakılan patatesler. Bu yağların birçok defa değişilmeden kullanılması yağın biyolojik yapısının bozulmasına neden olur. Tekrar tekrar kullanılan yağlarda oluşan EFA miktarı kızartma sıcaklık ve süresiyle doğru orantılı olarak artar. Kullanılan yağlar her defasında içerisine yeni yağ ilavesi yaparak en fazla 2-3 defa kullanılmalıdır. Atık yağlarında mutfak lavabolarından boşaltılmasının çevreye zararlı etkileri bulunur. Bunun yerine boş bir kapta toplayarak belediyelerin sunmuş olduğu hizmetlerden biri olan atık yağ toplama alanlarına götürebilirsiniz.

Bitkisel Yağlarda Yüksek Isıl İşlem Sonucu: ”MCPD”

pasta-yanik

Özellikle palm yağı olmak üzere bitkisel yağların yüksek ısıya maruz kalması sonucu oluşur. Peki palm yağının kullanılmadığı hamur işi yiyecek mevcut mu acaba? Özel günlerde kutlama için aldığımız yaş pastalardan tutun rengarenk süslenmiş tatlı tuzlu kurabiyelere; üzümlü, fındıklı, havuçlu ve aklınıza gelebilecek birçok farklı aromayla tüketimimize sunulan hazır keklerden birçoğumuzun zaafı olan, tatlı krizlerinde aradığımız, günlük mutlaka tükettiğimiz çikolatalara kadar birçok hazır gıdada yer edinir. Her ne kadar çok seviyor olsak da sağlığımız üzerinde ciddi olumsuz etklileri vardır.

Sonuç Olarak

Yanmış gıdaların içerisinde yer alan bazı kimyasal maddelerden söz ettik. Her birinin ayrı ayrı, sağlığımıza oldukça fazla zararlı etkisi vardır. Tüm bu kimyasal süreçler ve daha birçoğundan dolayı yanmış gıdaları tüketmemeye, özellikle çocukları olabildiğince uzak tutmaya çalışmalı ve gerekli olan ısıl işlemi sağlamaya önem vermeliyiz. Sağlıklı bir hayat sürebilmenin yolu dengeli beslenmekten geçer. Lütfen beslenmemize özen gösterip zararlı yiyecekleri hayatımızdan çıkarmaya çalışalım.Hep çok daha sağlıklı günlere…

Devamını Okuyun
anne-ve-cocuk
Anne- Çocuk Sağlığı, Bağışıklık, Beslenme

İştahsız Çocuklara Altın Değerinde 5 Öneri

cocuk-beslenme

Çocuklar her ailenin neşesi, evin huzurudur. Tatlı yaramazlıkları, bazen söz dinlemeyişleri, sürekli kendi dediklerini yapma istekleri olsa da onlar birtanecik yavrularımızdır. İştahsızlık problemi çoğu evde yaşanır. Yemek yemede isteksiz, iştahsız çocuklar annelerin korkulu rüyasıdır. Özellikle yeni anne olanlar bu konuda oldukça sıkıntı çeker, ne yapacaklarını tam olarak kestiremezler. Çocukları için oldukça endişelenip, fazlasıyla telaş yaparlar.

Daha önceki yazımızda; iştahsızlık nedir, kimlerde daha çok görülür ve altında yatan birkaç sebebinden bahsetmiştik. Yazımızın devamı olarak da iştahsızlık sorununa birkaç öneri sunacağız. Hadi hep beraber başlayalım yazımızın detaylarını inceleyip siz değerli annelerimizin kafasındaki soru işaretlerini gidermeye.

Yemek Öncesi Atıştırmalıklara Hayır!

atistirmalik

Hazır yiyecekler, fast food tarzı beslenme, şekerli, gazlı içecekler çocukların vazgeçilmez tercihleri arasındadır. Fakat bu beslenme alışkanlığı çocuklarımızın sağlığı için oldukça tehlikelidir. Ana öğünlerden önce çocuğunuzun tüketeceği atıştırmalıklar da beslenme düzenini bozar ve iştahsızlık yapabilir. Çocuğunuzun ana yemeklerden önce abur cubur tüketmemesine dikkat etmelisiniz.

Porsiyon Düzenlemesine Dikkat!

porsiyon

Porsiyon ayarlamasını başlangıçta çocuğunuza bırakın daha sonra ihtiyaç duyarsanız siz ekleme yapabilirsiniz. Çocuklarımız fizyolojik olarak da yetişkinler kadar tüketemez. Midelerinin büyüklüğü de buna uygun değildir zaten. Bunun bilincinde olup çocuklarımızın tabağını ona göre hazırlamalıyız.

Çocuğunuzla Dertleşip Onu Dinleyin

çocuk-dertlesme

Çocuğunuzun en iyi arkadaşı olun. Onunla dertleşin ve beraber çözüm önerileri bulmaya çalışarak zor zamanlarda hep onu yanında olacağınızı, hiçbir zaman yalnız kalmayacağını hissettirin. Böylece hem çocuğunuzun ruhsal gelişimine katkıda bulunabilir hem de iştahsızlığın psikolojik sebeplerini minimuma indirebilirsiniz.

Mevsimsel Rahatsızlıklarda Az ve Dengeli Beslenme

vitamin-beslenme

Özellikle kış mevsimi salgın rahatsızlıkların arttığı dönemlerdir. Mevsimsel rahatsızlıklarda olabildiğince meyve ve sebze ağırlıklı beslenme düzeni oluşturmaya, az ve dengeli beslenmesine özen göstermelisiniz. Çünkü bu dönemlerde vücudun vitamine olan ihtiyacı artmaktadır. Özellikle C vitamini ağırlıklı meyve ve sebzelerle beslenmek çok önemlidir.

Çocuğunuzun Sevdiği Yemekler Yapın

sevdigi-yemekler

Özellikle çocuğunuzun yemesinde sorun hissettiğiniz, iştahsız olduğunu anladığınız zamanlarda daha çok sevdiği yemekler yapmaya, onu mutlu edecek sağlıklı atıştırmalıklar hazırlamaya çalışın ayrıca yemek yapma sürecine çocuklarınızı da dahil ederek eğlenceli hale getirebilirsiniz.

Doktorunuza Başvurabilirsiniz

İştahsızlık başlangıçta halledilebilir bir problem gibi görülebilir. Ama altında yatan sebepleri iyi tespit etmek gerekir. Ciddi sağlık problemleri olabilir. Çocuğunuz da iştahsızlık sorunu yaşıyor, fazlasıyla iştahsız diyorsanız yukarıda belirttiğimiz nedenlerden bazıları çocuğunuzun iştahsızlık nedenlerinden değilse mutlaka bir uzmana başvurmalısınız. Çoğu hastalık gibi özellikle çocuklardaki iştahsızlıklarda alınan önlemlerle engellenebilir.

anne-baba-cocuklar

Sevgili annelerimiz çocuklarınız için elinizden geleni yapmaya çalışıyorsunuz, onların iyiliği için sürekli fedakarlıklar yapıyorsunuz. Annelik iç güdüsü; korumacı yaklaşmayı, şefkat duygusunu beraberinde getirir. Unutmayın ki her çocuk belli dönemlerde sağlık sorunları yaşayacaktır. İştahsızlık da bu durumlardan biridir. Yapacağınız birkaç değişiklik ya da doktor tavsiyesiyle bu sorunun üstesinden gelebilirsiniz. Çocuklarınızla daha mutlu, sağlıklı zamanlar geçirebilmeniz dileğiyle…

Devamını Okuyun
çocuklarda-istahsizlik
Anne- Çocuk Sağlığı, Beslenme

Çocuğunuz Çok mu İştahsız? İşte Altında Yatan 4 Sebep

çocuklar

Çocuklar; bugünün yarını, yarının umududur. Evlerin neşesi, kimi zaman tatlı belası, ailenin saadetidir. Çocukların beslenmesi, uyku düzeni, hastalığı, okul telaşı, davranış ve kişilik gelişimi ebeveynleri yakından ilgilendirmekle beraber özellikle beslenme alışkanlığı daha çok annelerin işidir. Etrafınızda illa ki rastlamışsınızdır hele ki bir de ilk defa anne olan hanımefendiler varsa kesin duymuşsunuzdur. Benim çocuğum hiçbir şey yemiyor, çok iştahsız ağzını yemeğe sürmüyor, çok da zayıfladı sanki gözümde, böyle giderse bağışıklığı da düşecek hep hasta olacak yavrum benim tarzı birçok yakınmayı.

Anneliğin içgüdüsünden dolayı hep korumacı yaklaşır, telaş yapar söz konusu biricik evladıysa. Çocukların beslenmesi ta bebeklikten beri problemdir çoğu anne için.

istahsizlik

Peki neden bazı çocukların beslenme düzeni gayet yerinde ve sağlıklıyken bazıları hep sıkıntı çıkarır, zorla yemek yer, sürekli hasta gibidir? Bu bir sağlık problemi olabilir mi yoksa sadece annelerimizin kuruntusu mudur? Bu yazımızda çocuklarda iştahsızlığı ele alacağız, nedenleri nelerdir bunları konuşacağız. Ev işlerini hallettiyseniz kendinizi ödüllendirip yorgunluk kahvenizi alın ve iştahsız çocuğunuz için yazımızı yakından incelemeye başlayalım.

İştahsızlık Nedir, Kimlerde Görülür?

İştahsızlık; gün içerisinde alınan besin miktarının azalması, gerekli olan kalori ihtiyacının alınmaması, yeme isteğinin olmaması zorla yemek, yemeklerde aşırı seçici davranmak olarak tanımlanabilir. Yetişkinlerde de görüldüğü gibi çocuk ve bebeklerde daha sık rastlanır. Günlük yaşantıyı etkileyip sağlığımız üzerinde olumsuz etkileri vardır.

Çocuklarda İştahsızlık Neden Gelişir?

        Yutma Güçlüğü Problemleri

yutma-güclügü

Bazı çocuklar sık sık boğaz ve üst solunum yolu enfeksiyonuna yakalanır. Bunun nedenlerinden biri de bağışıklık sisteminin zayıf olmasıdır. Boğaz ağrıları gıcıklanma yapar özellikle. Bu da çocuğunuzun yemek yerken zorlanmasına ve yutmada güçlük çekmesine sebep olur. Çocuk bir şeyler yemeye çalıştığında boğazındaki ağrı yemesine engel olur. Ve bunun uzun sürmesi iştahsızlığı da beraberinde getirir. Birbiri ardınca devam eden bu olaylar hem çocuğunuzu hem de sizi oldukça kötü etkiler.

Çinko Eksikliği

çinko

Çinko, çocuk gelişiminde önemli fonksiyonlara sahip bir mineraldir. Tüm hücrelerin büyüme ve gelişiminde etkilidir. Ayrıca doku hasarına sebep olan serbest radikallerin yıkımını sağlayarak antioksidan özellik gösterir. Yaraların iyileşme sürecinde de önemli görevler alır. Özellikle okul öncesi çocukluk çağında, hamile kadınlarda ve ergenlik dönemindeki gençlerde daha çok eksikliği yaşanır. Günlük alınması gereken miktarı karşılayamamak çocuklarda iştahsızlığın sebeplerindendir.

Bazı Mevsimsel Rahatsızlıklar

mevsimsel-rahatsizlik

Özellikle kış mevsiminde salgın hastalıklar halk arasında yayılış gösterir. Yetişkinleri de oldukça yakından etkileyen bu durum çocuklarda daha ağır seyreder. Soğuk algınlığı, grip ve nezle gibi başlıca hastalıklar; baş ağrısı, halsizlik, öksürük, burun akıntısı ve iştahsızlık ile karakterizedir. Aslına bakılacak olursa iştahsızlık bu hastalıklarda gayet doğaldır. Bu dönemlerde bağışıklık sistemi oldukça hızlı çalışmalıdır ve vücutta ki enerjinin büyük bölümünü kullanır. Fazla beslenme bağışıklık sisteminin çalışma hızını düşüreceğinden tepki olarak bünyemiz iştahımızı azaltır. Böyle hastalık durumlarında hem bağışıklık sistemimiz hem de vücut sağlığımız için az beslensek de yediklerimizi özenle seçmeli, dengeli beslenmeliyiz.

Psikolojik Rahatsızlıklar

çocuklarda psikoloji

Şimdiye kadar hep fiziksel etkenlerden bahsettik ama çocuklarımız oldukça hassas ve naiftirler. En ufak psikolojik olaydan etkilenir kendi iç dünyalarında travmatik etki dahi yaşayabilirler. Arkadaşlarıyla, ailesiyle, sevdikleriyle bir takım problem yaşayan çocukların yemeklerde oldukça seçici oldukları gözlenmiştir. Okula uyum, ergenliğe girme ya da aile içi yaşanan olaylar çocuğun sosyal dünyasını da etkiler ve içine kapanık davranır. Bu durumda iştahsızlık belirgin olarak çıkar karşımıza. Çocukla çocuk olmak, onların dünyasına inebilmek, yeri geldiğinde beraber oyunlar oynayabilmek onların en büyük mutluluk kaynaklarından biridir.

annelik-ve-cocuklar

Çocuklar en değerli varlıklarımızdır. Annelik iç güdüsü de eklenince çok hassas davranır adeta üzerilerine titreriz. Beslenme çoğu annenin problem yaşadığı alandır ne yazık ki. Fakat çocuğunuzu anlayışla karşılamalı, kavga dövüş yemek yedireceğinize dinlemelisiniz. Unutmayın annelerin gözünde çocuklar hiçbir zaman büyümez. Hep bir kaşık daha hadi bu son lokma diye ısrar ederler.

Doktorunuza Başvurabilirsiniz

İştahsızlık başlangıçta halledilebilir bir problem gibi görülebilir. Ama altında yatan sebepleri iyi tespit etmek gerekir. Ciddi sağlık problemleri olabilir. Çocuğunuz da iştahsızlık sorunu yaşıyor, fazlasıyla iştahsız diyorsanız mutlaka bir uzmana başvurmalısınız.  Hiçbir hastalık alınan tedbirlerden daha güçlü değildir. Siz de elinizden gelen önlemleri alarak ya da daha ileri ki dönemlerde doktora başvurarak çocuğunuzun iştahsızlık problemini rahatlıkla halledebilirsiniz. Çocuklarınızla geçireceğiniz nice güzel günlere…

Devamını Okuyun
beta glukan
Bağışıklık, Beslenme, Genel Sağlık, Tüm Yazılar

Beta Glukan’ın 5 Faydası ve Çocuklar İçin Önemi

beta-glukan

Bağışıklığınız desteğe mi ihtiyaç duyuyor? Çocuğunuz çok efor sarfedip yorgun mu düşüyor? İşte sizler için bu sorunları ortadan kaldırmanıza yardımcı olacak beta glukan hakkında bilgiler.

Beta Glukan Nedir?

beta-glukan

Lifin sizin için iyi olduğunu duymuş olabilirsiniz, ancak tüm liflerin aynı olmadığını biliyor muydunuz? Diyet lifinin iki ana kategorisi vardır: çözünür ve çözünmez. Her kategoride farklı türler vardır.

Beta glukan, kolesterol seviyelerini iyileştirme ve kalp sağlığını artırma ile güçlü bir şekilde bağlantılı bir çözünür diyet lifi biçimidir. Birçok elyaf gibi, ek formda da mevcuttur. Ayrıca kepekli tahıllar, yulaf, kepek, buğday ve arpada da bulabilirsiniz.

Neden Liflere İhtiyacımız Var?

lif

Yediğimiz bitkisel gıdalardan diyet lifi alıyoruz. Beta glukan gibi çözünür lifler kısmen suda çözünür. Çözünmeyen lif hiç çözülmez. Çoğu gıda her iki çeşit lif içerir, ancak miktarlar değişebilir. Farklı türlerde çözünen ve çözünmeyen lifler de vardır.

Lif, vücudunuzun kolesterolü azaltmasına kan şekeri seviyelerini kontrol etmesine ve bağışıklık sistemini güçlendirmesine yardımcı olarak sağlığı iyileştirir. Ayrıca kabızlık ve bağırsak sorunlarına yardımcı olur, sağlıklı bağırsak bakterilerini korur ve kilo kontrolüne yardımcı olur.

Beta Glukanın Faydaları Nelerdir?

1. Kalp Sağlığını Artırır

kalp

Yüksek miktarda beta glukan içeren gıdaların kalp sağlığı için faydaları bilinmektedir. Ayrıca çalışmalar beta glukanın kolesterol ve trigliseritleri düşürebileceğini göstermektedir. Bir günde en az 3 g beta glukan içeren yulaf yemenin kötü kolesterol (LDL) seviyelerini yüzde 5 ila 7 arasında azalttığı bulundu.

2. Beta Glukan Kan Şekeri Seviyelerini Düzenler

kan-şekeri

Diyabet hastalığında tüketilen besinlerin önemi yadsınamaz. Alınan besinlerin posa türü ve miktarı oldukça önemlidir. Beta glukan içeren posaların, kan şekerinin dengeli bir şekilde yükselmesini sağlayarak hiperglisemiye karşı koruyucu etki gösterdiği ve böylelikle fazla insülin salınımının önüne geçildiği bilinmektedir.

3. Bağışıklık Sistemini Uyarır

bağışıklık

Araştırmalar beta glukanın bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkileri olduğunu gösteriyor. Bilim adamları, beta glukanın bağışıklık sistemini uyarabileceğini vücudun hastalık ve enfeksiyonla daha etkili bir şekilde savaşmasına yardımcı olabileceğini söylüyor. Bununla birlikte, insanın bağışıklık sistemi karmaşıktır ve araştırmacılar hala nasıl çalıştığını araştırmaktadır. Beta glukanın tam etkilerini bilmemiz biraz zaman alabilir.

4. Kötü Kolesterole Karşı Beta Glukan

kolesterol

Araştırmalara göre yulafta bulunan beta glukan kolesterolü kontrol altında tutmaya yardımcı olabilir. Yapılan çalışmalarda yulaf türevi beta glukanın toplam ve LDL (“kötü”) kolesterolü ortalama olarak, günlük yulaf tüketiminin toplamda sırasıyla% 5 ve% 7 azalma ve LDL kolesterol seviyelerinde azalma ile ilişkili olduğunu belirtmektedir.

5. Beta Glukanın Kanser Tedavisindeki Yeri

kanser

Araştırmalar beta glukanın kansere karşı savaşan (T hücreleri ve doğal öldürücü hücreler gibi) bir dizi hücre ve proteini aktive edebileceğini göstermektedir. Dahası, hayvanlar üzerindeki testler beta glukanın kanser hücrelerinin yayılmasını engelleyebileceğini göstermiştir. Bununla birlikte, beta glukanın kanser tedavisinde etkinliği için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

Beta Glukan Çocuklar İçin Neden Önemlidir?

çocuk-sağlığı

Beta glukanın bağışıklık sistemini desteklediğini belirtmiştik. Bağışıklık sistemi, çoğu araştırmacının hala öğrendiği karmaşık reaksiyonlar ve yanıtlar ağıdır. Genel olarak bağışıklık sistemini güçlendirmek hakkında konuşuyoruz, gerçekte bağışıklık aktivitesindeki bir artıştan daha fazlasına ihtiyacımız olduğunda birincil bağışıklık yanıtı, iltihabı arttırmaktır sadece bu tür bir yanıtın arttırılması her zaman yararlı değildir.

Bunun yerine, beta glukan gibi immünomodülatörler etkili bir bağışıklık tepkisini düzenler.

Yapılan çalışmalar beta glukanın çocuklardaki hastalık ve fiziksel aktivite sonrası çöküş durumunu ortadan kaldırmada etkili olduğu bilinmektedir. Çocukların büyük bir oyundan, uzun bir oyun hafta sonundan veya yazın ilk büyük yüzme gününden sonra “çökme” eğilimini düşünün. Düzenli egzersiz faydalıdır, ancak aşırı fiziksel efor herkes için vergilendiricidir. Beta glukan, bu aşırı yükü hafifletmeye ve bağışıklık sisteminin her koşulda en uygun şekilde çalışmasına yardımcı olur. Ayrıca patojenlere karşı da koruma sağlar.

Beta Glukan İçeren Gıdalar

1. Tam Tahıllar

yulaf

Tam tahıllar, özellikle arpa ve yulaf bağışıklık sistemini uyarıcı özelliğine ilaveten kanser, mikrobiyal enfeksiyonlar, diyabet ve yüksek kolesterol tedavisinde de etkili olabileceği gösterilen beta glukanı içerir. Budan dolayı özellikle sık sık soğuk algınlığı ve gribe yakalananlar, yoğun ve stresli bir çalışma temposu olanlar mutlaka beslenmelerinde yulaf ve arpaya yer vermelidir.

2. Hurma

hurma

Hurma lif içeriği yüksek bir besin olmasının yanı sıra birçok hastalığa karşı önleyici etkisi olduğu bilinmektedir.. Ayrıca beta glukan miktarı da yüksektir ve bu sayede bağışıklık sistemini desteklediği bilinmektedir.

3. Mantarlar

mantar

Kolestrol seviyelerinin düzenlenmesine ilaveten mantarlardaki beta glukanların bağışıklık sistemi fonksiyonlarını arttırdığı görülmüştür. Bunu hücre bağışıklık tepkisini aktive ederek ve beyaz kan hücrelerinin üretimini uyararak yaparlar. Ayrıca bazı mantarlarda bulunan beta glukanlar kansere karşı bağışıklık sistemini düzenleyemeye ve güçlendirmeye yardımcı oluyor.

4. Ekmek Mayası

ekmek-mayası

Bağışıklık üzerinde etkili olan ekmek mayası ayrıca beta glukan bakımından da zengindir. Günümüzde ekmeklerin raf ömrünü uzatmak için farklılaşmış mayalar kullanılmasından olayı bağışıklığı destekleyecek beta glukanı almak olası değil gibi görünmektedir. Beta glukanı doğal mayalanmış ekmekleri tüketerek almak mümkündür.

ÖNERİ

Beta glukanın bu faydalarından yararlanmak için yukarıdaki gıdaları sofranızdan eksik etmeyin. Bu gıdaları özellikle de tahılları tüketirken ölçülü ve devamlı olmanız gerektiğini unutmayın.

Sağlıcakla esen kalın…

Devamını Okuyun
Beslenme, Tüm Yazılar

Üzüm Çekirdeği Ekstresi Tüketmemiz İçin 6 Neden

Üzüm Çekirdeği Ekstresi Nedir?

Üzüm çekirdeği ekstresi, son yıllarda çok ilgi çeken ve yaygın kullanıma sahip olan doğal bileşiklerden biridir. Çok güçlü antioksidandır. Günümüzün kirli dünyasının önemli endişelerinden biri de gelişen sinir sistemini korumaktır. Üzüm çekirdeği polifenolleri beyne karşı çok koruyucudur. Üzüm çekirdeği ekstresinin antioksidan durumu bağışıklık fonksiyonunu da destekler. Ayrıca bir meyve özü olarak çocuklar için de çok güvenlidir. Gelin hep beraber bu faydalara bakalım.

1.Kan Akışını Artırabilir

 8 sağlıklı genç kadında yapılan bir çalışmada, üzüm çekirdeği ekstresinin 400 mg’lık tek bir proantosiyanidin dozunun etkileri ve ardından 6 saatlik oturma süresi değerlendirilmiştir. Üzüm çekirdeği ekstresini alan kadınların ödemlerinin % 70 oranında azaldığı gösterilmiştir.

Aynı çalışmada, 14 gün boyunca üzüm çekirdeği ekstresinden günlük 133 mg proantosiyanidin dozu alan diğer 8 sağlıklı genç kadın, 6 saatlik oturuştan sonra% 40 daha az bacak şişmesi yaşadığı kaydedilmiştir.

Üzüm çekirdeği ekstresinin kan dolaşımını iyileştirdiği ve dolaşım problemleri olanlara fayda sağlayabilecek kan pıhtılaşma riskini azalttığı gösterilmiştir.

2.Kollajen Seviyelerini ve Kemik Gücünü Artırabilir

Zengin bir flavonoid kaynağı olarak üzüm çekirdeği ekstresi, kemik yoğunluğunuzu ve gücünüzü artırmanıza yardımcı olabilir. Hayvan çalışmaları, üzüm çekirdeği ekstresinin artritik durumları tedavi etme ve kollajen sağlığını geliştirme becerisi ile ilgili umut verici sonuçlar göstermektedir. 

3.Böbrek Fonksiyonunu Artırabilir

Hayvan çalışmaları, üzüm çekirdeği ekstresinin oksidatif stresi ve inflamatuar hasarı azaltarak  böbrek hasarını azaltabileceğini ve işlevi iyileştirebileceğini göstermiştir.

4.Kanser Riskini Azaltabilir

Laboratuar çalışmalarında üzüm çekirdeği ekstresinin çeşitli insan hücre tiplerinde kanseri inhibe ettiği gösterilmiştir. Üzüm çekirdeği ekstresinin ayrıca tedaviyi olumsuz etkilemeden hayvan çalışmalarında kemoterapiye bağlı toksisiteyi azalttığı görülmektedir. Ancak daha fazla insan temelli araştırmaya ihtiyaç vardır.

5.Karaciğerinizi Koruyabilir

Test tüpü çalışmalarında üzüm çekirdeği ekstresinin iltihabı azalttığı, geri dönüştürülmüş antioksidanlar ve toksin maruziyeti sırasında serbest radikal hasarına karşı koruduğu belirlenmiştir. Özetle üzüm çekirdeği ekstresinin, karaciğerinizi ilaca bağlı toksisite ve hasara karşı koruduğu görünüyor. Bununla birlikte, daha fazla insan çalışmasına ihtiyaç vardır.

6.Yara İyileşmesini ve Görünümünü İyileştirir

Çeşitli hayvan çalışmaları üzüm çekirdeği ekstresinin yara iyileşmesine yardımcı olabileceğini bulmuştur. Üzüm çekirdeği ekstresinin kremlerinin cildinizdeki büyüme faktörlerini arttırdığı görülmektedir. Bu nedenle, yara iyileşmesine yardımcı olabilir ve cilt yaşlanma belirtilerini azaltmaya yardımcı olabilirler.

Üzüm çekirdeğinin olası yan etkileri nelerdir?

Bu alerjik reaksiyon belirtilerinden herhangi birine sahipseniz acil tıbbi yardım alın: kurdeşen, nefes almada zorluk, yüzünüzün, dudaklarınızın, dilinizin veya boğazınızın şişmesi.

Yaygın yan etkiler şunları içerebilir:

  • İshal
  • Mide bulantısı
  • Kusma
  • Ağız kuruması
  • Boğaz ağrısı
  • Öksürük
  • Baş ağrısı
  • Kas ağrısı.

Dikkat Etmeniz Gereken Noktalar

dıkkat

1.Üzüm veya üzüm ürünlerine alerjiniz varsa bu ürünü kullanmamalısınız.

2.Üzüm tohumunun doğmamış bir bebeğe zarar verip vermeyeceği bilinmemektedir. Hamileyseniz bu ürünü kullanmayın.

3.Üzüm çekirdeğinin anne sütüne geçip geçmediği veya emzirilen bir bebeğe zarar verip vermeyeceği bilinmemektedir. Bir bebeği emziriyorsanız bu ürünü kullanmayın.

4. Ayrıca laktobasillus alıyorsanız veya yiyorsanız üzüm çekmekten kaçının. Üzüm çekirdeği, bu “dost” bakterilerin bağırsaklardaki büyümesini yavaşlatarak laktobasil ürünlerinin faydalarını azaltabilir.

Sağlıcakla kalın.

Devamını Okuyun
vitamin
Beslenme, Enerji, Genel Sağlık, Tüm Yazılar

B12 Vitaminin 9 Faydası

B12-VİTAMİNİ

Kobalamin olarak da bilinen vitamin B12, vücudunuzun ihtiyaç duyduğu ancak üretemediği önemli bir vitamindir. Hayvansal ürünlerde doğal olarak bulunur, ancak bazı gıdalara eklenir ve oral destek veya enjeksiyon olarak bulunur.

B12 vitamininin vücudunda birçok rolü vardır. Sinir hücrelerinizin normal işlevini destekler ve kırmızı kan hücresi oluşumu ve DNA sentezi için gereklidir. Çoğu yetişkin için, önerilen günlük alım miktarı (RDI) 2,4 mcg’dir, ancak hamile veya emziren kadınlar için daha yüksektir . B12 vitamini, enerjinizi artırarak, belleğinizi geliştirerek ve kalp hastalığını önlemeye yardımcı olarak vücudunuza etkileyici şekillerde fayda sağlayabilir.

İşte Hepsi Bilime Dayanan B12 Vitamininin 9 Faydası

1. Kırmızı Kan Hücresi Oluşumu ve Anemi Önleme ile Yardımcı Olur

kırmızı-kan-hücresi

B12 vitamini kırmızı kan hücresi oluşumunda rol oynar. B12 vitamini seviyeleri çok düşük olduğunda, kırmızı kan hücrelerinin üretimi değişir ve megaloblastik anemiye neden olur.

2. Büyük Doğum Kusurlarını Önlemek İçin B 12 Vitamini Gereklidir

hamilelik

Uygun B12 vitamini seviyeleri, sağlıklı bir hamileliğin anahtarıdır. Beyin ve omurilik doğum kusurlarının önlenmesi için önemlidirler. Ayrıca doğumdan sonra bebeklerde motor gelişim dediğimiz baş tutma, oturma, yürüme, konuşma gibi fonksiyonların gelişmesi gecikir.

3.Vitamin B12 Kemik Sağlığını Destekleyebilir ve Osteoporozu Önleyebilir

kemik-sağlığı

Mineral ve vitamin yoğunluğu azalmış kemikler zamanla hassas ve kırılgan hale gelebilir ve bu da osteoporoz riskinin artmasına neden olur. B12 vitamini kemik sağlığınızda hayati bir rol oynayabilir. Bu vitaminin düşük kan seviyeleri, artmış osteoporoz riski ile ilişkilendirilmiştir.

4. Vitamin B12 Makula Dejenerasyonu Riskinizi Azaltabilir

göz-hastalıkları

Maküler dejenerasyon esas olarak merkezi görüşünüzü etkileyen bir göz hastalığıdır. Yeterli B12 vitamini seviyelerini korumak kanınızdaki homosistein seviyelerini azaltır. Bu, yaşa bağlı makula dejenerasyonunun gelişmesini önlemeye yardımcı olabilir.

5. Duygudurum ve Depresyon Belirtilerini İyileştirebilir

depresyon

B12 vitamini ruh halinizi iyileştirebilir.

B12 vitamininin ruh hali üzerindeki etkisi henüz tam olarak anlaşılamamıştır. Bununla birlikte, bu vitamin, ruh halini düzenlemekten sorumlu bir kimyasal olan serotoninin sentezlenmesinde ve metabolize edilmesinde hayati bir rol oynar.

Bu nedenle, B12 vitamini eksikliği serotonin üretiminin azalmasına neden olabilir ve bu da depresif bir ruh haline neden olabilir.

6. Nöronların Kaybını Önleyerek Beyninize Fayda Sağlayabilir

sinir-hücresi

B12 vitamini beyin atrofisini ve hafıza kaybını önlemeye yardımcı olabilir. Bu vitaminle takviyenin eksikliği olmayanlarda hafızayı iyileştirip iyileştiremeyeceği sonucuna varmak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

7. Enerji Artışı Sağlayabilir

enerjik

B12 vitamini takviyeleri uzun zamandır enerji dalgalanması için gidilecek ürün olarak lanse edilmiştir. Tüm B vitaminleri vücudunuzun enerji üretiminde önemli bir rol oynarlar, ancak kendileri mutlaka enerji sağlamazlar

Bir takviye almak enerji seviyenizi artırabilir, ancak sadece bu vitaminde eksikseniz.

8. Homosisteini Azaltarak Kalp Sağlığını İyileştirmek İçin Vitamin B12

kalp-sağlığı

Yaygın amino asit homosisteinin yüksek kan seviyeleri, kalp hastalığı riskinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir. B12 vitamini açısından önemli derecede eksikseniz, homosistein seviyeleriniz yükselir.

Bununla birlikte B12 vitamininin bu riski azalttığı iddiasını kanıtlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

9. Vitamin B12 Sağlıklı Saç, Cilt ve Tırnakları Destekler

cilt-bakımı

B12 vitamininin hücre üretimindeki rolü göz önüne alındığında, sağlıklı saçları, cildi ve tırnakları desteklemek için bu vitaminin yeterli seviyeleri gerekir. Aslında, düşük B12 vitamini seviyeleri hiperpigmentasyon, tırnak renk değişikliği, saç değişiklikleri, vitiligo (yamalardaki cilt renginin kaybı) ve açısal stomatit (iltihaplı ve çatlak ağız köşeleri) dahil çeşitli dermatolojik semptomlara neden olabilir. Bununla birlikte, eğer seviyeleriniz zaten yeterli ise, ek almak muhtemelen bu alanlarda sağlığınızı iyileştirmez.

B12 vitamini eksikliği iki yoldan biriyle ortaya çıkabilir. Diyetinizde yeterli miktarda yok veya vücudunuz yediğiniz yiyeceklerden tamamen ememiyor.

B12 Vitamini Eksikliği Riski Taşıyanlar Arasında Kimler Var

  • Daha yaşlı yetişkinler
  • Crohn hastalığı veya çölyak hastalığı gibi gastrointestinal hastalıkları olan kişiler
  • Bariatrik cerrahi veya bağırsak rezeksiyonu ameliyatı gibi gastrointestinal cerrahi geçirenler
  • Sıkı vegan diyet yapan insanlar
  • Kan şekeri kontrolü için metformin alan kişiler
  • Kronik mide ekşimesi için proton pompası inhibitörleri alanlar
  • Birçok yaşlı yetişkinde, midede hidroklorik asit salgısı azalır ve B12 vitamini emiliminde bir azalmaya neden olur.

B12 Vitamini Eksikliği Nasıl Giderilebilir?

Vücudunuz B12 vitamini emmekte zorlanıyorsa, doktorunuz seviyenizi arttırmak için kas içi B12 enjeksiyonlarını önerebilir.

B12 vitamini sadece hayvansal ürünlerde doğal olarak bulunur.

Bazı bitki bazlı sütler veya tahıllar B12 vitamini ile güçlendirilmiş olsa da, vegan diyetleri genellikle bu vitaminte sınırlıdır ve insanları eksiklik riski altına sokar.

B12 vitamini eksikliği oral veya kas içi enjeksiyonlarla önlenebilir veya çözülebilir. Ayrıca tablet olarak kullanımı da yaygındır.

Özet

B12 vitamini, diyet veya takviyelerle almanız gereken suda çözünür bir vitamindir.

Birçok bedensel fonksiyondan sorumludur ve büyük doğum kusurlarını önleme, kemik sağlığını destekleme, ruh halini iyileştirme ve sağlıklı cilt ve saçları koruma gibi sağlığınıza çeşitli şekillerde fayda sağlayabilir.

Diyetinizden yeterli miktarda B12 vitamini almak çok önemlidir. Bununla birlikte, yeterince elde etmek için mücadele ederseniz veya emilimi etkileyen bir durumunuz varsa, takviyeler B12 alımınızı arttırmanın basit bir yoludur.

Sağlıcakla kalın…

Devamını Okuyun
çocuk-bagisiklik
Bağışıklık, Beslenme

Çocuk Bağışıklığında 7 Mucizevi Besin

çocuk-bagisiklik

Bağışıklık sistemi, bebeklikten yaşlılığa kadar sağlığımız üzerinde hayati öneme sahiptir. Bağışıklığımızın düşük olması birçok hastalığa davetiye çıkarır, normal şartlarda hafif olarak atlatacağımız rahatsızlıkları daha ağır geçirmemize kapı aralar. Bebeklik döneminden itibaren bağışıklılığımızı güçlü tutmamız ilerleyen dönemlerde hastalıklarla daha az karşılaşacağımız anlamına gelir.

Bağışıklık Sistemi Nasıl Çalışır?

mikrop-yabanci-organizma

Bağışıklık sistemimiz etrafımızda ki mikropların vücudumuza girişini engellemeye çalışır, mikrop vücuda girdiyse de yayılmasını önleyerek tek bölgede lokalize kalmasını sağlar. Bağışıklık sistemi fonksiyonları; akyuvarlar, timus bezi, lenf düğümleri, dalak, kemik iliği gibi organizma yapılarının birbirleriyle kordineli çalışması sonucu gerçekleşir. Bu organlardan herhangi birinde meydana gelecek ufak bir aksama, rahatsızlık bağışıklık sisteminde zayıflığa yol açar. Böylelikle mikropların vücudumuzda yeni bir hayata merhaba demeleri kaçınılmaz son olur.

Çocuklarda Bağışıklık Sisteminin Detayları

çocuk-bagisikligi

Yetişkinlere kıyasla çocuklarda bağışıklık daha da önemlidir. Bağışıklığın düşmesi çok hızlı gelişir, hastalıklara yakalanmak an meselesidir. Özellikle kreş ve okul gibi toplu ortamlarda bulunmak hastalık riskini daha da arttırır. Bu yazımızda çocukların bağışıklığını destekleyecek, onları mikroplara karşı daha dirençli hale getirecek 7 önemli besin kaynağından bahsedeceğiz. Sizlerde çocuklarınıza hastanelerde serum vermek ya da haftalar boyu antibiyotik grubu gibi ilaçlar kullandırtmak istemiyorsanız bahsedeceğimiz yiyeceklere göz atabilirsiniz.

Sabah Kahvaltılarının Baş Tacı: Yumurta

yumurta-kahvalti

Hangi yaş aralığında olursak olalım kahvaltı sofralarının vazgeçilmezidir yumurta. Güçlü bir bağışıklık sistemi için her sabah 1 yumurta şart. İçeriğinde bulunan proteinin yüzde yüze yakını vücudumuzda kulllanılıyor. Bu kadar kaliteli protein kaynağı olduğundan bağışıklık sistemi için çok faydalıdır. Yumurta sarısında ki A vitamini de her gün düzenli almamız gereken bir besin kaynağı. Kısacası yumurta sarısıyla, beyazıyla, her şeyiyle vücut için çok faydalı, bağışıklık sisteminin güçlü olması, mikroplarla ön safhalarda mücadele etmesi için oldukça önemli bir besin.

Denizlerden Soframıza Olmazsa Olmazımız: Balık

 balık

Balığın içerisinde sayısız vitamin ve mineral bulunmaktadır. Vücudumuza faydaları, sağlığımız üzerinde ki olumlu etkileri saymakla bitmeyecek kadar fazladır. Çok güçlü bir antioksidan olan selenyum içeriği sayesinde hem zihinzsel aktivitelerine destek olacak, okul başarısına katkı sağlayacak hem de bağışıklığa inanılmaz destek sağlayacaktır. Her yönüyle mucizevi bir besin olan balığı haftada 2-3 defa sofralarınızda misafir etmeniz hem çocuğunuzun bağışıklığı hem de diğer aile bireylerinin sağlığı için çok faydalı olacaktır.

Arı Sütü ve Propolis İle Zenginleştireceğimiz: Bal

bal

Bal; minik,çalışkan arı dostlarımızın bizlere birer ikramıdır. Koklamaya kıyamadığımız güzelim çiçekleri gün boyu dolaşır bizim için neredeyse her derde deva niteliğinde besin değeri oldukça yüksek olan balı üretirler. Propolis; arıların kovan içnde ki peteklerin sterilizasyonunu sağlamak,bal peteklerini onarmak ve güçlendirmek için ürettiği arı zamkı ya da preboli olarak da bilinen doğal bir üründür. Arı sütü de işçi arıların kraliçe arının gelişimi ve beslenmesi için ürettikeri jelimsi kıvamda bir maddedir. Arıların da kendi evlerini mikroplardan koruması amacıyla ürettiği propolis bizim de vücudumuzu yabancı organizmalara karşı korur ve bağışıklığa destekçidir. Çocuklarımıza yedirirken arı sütü ve propolis ile zenginleştirerek verirsek balın vücudumuza olan etkisini kat be kat arttırmış oluruz.

Mis Gibi Mayaladığımız: Ev Yoğurdu

yogurt

Süt ve süt ürünleri kalsiyum minerali ve D vitamini bakımından oldukça zengindir. Özellikle kış aylarında D vitaminin diğer bir kaynağı olan güneşten uzak kaldığımız için bu besinleri tüketmeye ayrıca dikkat etmeliyiz. Ev yoğurdu da bağışıklık destekleyici çok önemli probiyotik bir besindir. Çocuklarınız sade yoğurdun tüketiminde zorluk çekiyorsa antioksidan etkileriyle bilinen zencefil ve zerdeçal ekleyerek hem yoğurdunuzun besleyiciliğini arttırabilir hem de çocuklarınızın daha çok hoşuna gidecek hale getirebilirsiniz.

Bağırsaklarımızın En Sevdiği Yakın Dostlarından: Kefir

kefir

Kefir; keçi, inek ve manda sütünden özel bir maya mantarıyla üretilen ekşimtrak, fermente bir süt ürünüdür. Günde 1 çay bardağı kefir tüketiminin bağışıklık sistemi üzerinde düzenleyici etkisi vardır. Fermente bir ürün olduğu için mayalanırken içerisinde ki probiyotik ve prebiyotik bakteriler bağırsaklarda ki faydalı mikroorganizma florasını arttırarak bağışıklık sistemini güçlendirir. Fakat ekşimsi tadı ve biraz da kötü kokusu dolayısıyla çocuklar tarafından çok da sevilmez. Çocuklarınızı bağırsak dostu kefirden mahrum bırakmamak istiyorsanız sevdiği meyveleri püre haline getirip kefirin içine ekleyebilirsiniz. Hem tadını güzelleştirmiş hem de meyvelerle beraber vitamin değerini arttırmış olursunuz.

Demirin Emilimini Arttıran Vitaminimiz: C Vitamini

vitamin C

C vitamini özellikle kış aylarında hastalıklara karşı bariyer görevi görür. C vitamini içeren besinler özellikle meyve ve sebzeler beraberinde selenyum, çinko gibi bağışıklık arttırıcı mineraller de içerir. C vitamini aynı zamanda demir mineralinin emilimini de arttırır. Pekmez oldukça faydalı, demir içeriği yönünden oldukça zengin bir besindir. Fakat bazı çocuklar pek de sevmez tadını. Sizler de özellikle C vitamini deposu olan kivi, portakal gibi meyvelerin üzerine pekmez sürerek yedirmeyi deneyebilirsiniz. Böylelikle meyvelerde ki C vitamini sayesinde pekmezde ki demirin de emilimini arttırabilirsiniz.

Anne Eli Değmiş Sıcacık Ev Yemekleri

ev-yemegi

Günümüzde hazır beslenme, ayak üstü atıştırmalıklar ne yazık ki gittikçe yaygınlaşmakta. Özellikle gelişme çağında bulunan çocukların sağlığı üzerinde birçok olumsuz etkiye sahiptir. Mümkün olduğu kadarıyla çocuklarımızı bu tür beslenme alışkanlığından korumalıyız. Evde yaptığımız sıcacık yemekler onların gelişimi için çok daha faydalı, bağışıklıklarını güçlendiricidir. Bu konuya da hassasiyet göstermeli çocuklarımızı hazır gıdalardan uzak tutmaya çalışmalıyız.

Özetleyecek Olursak

Her anne baba için çocukları çok değerlidir. Hasta olmamaları için üzerlerine titrerler adeta. Bağışıklık sisteminin fedakar askerleri ne kadar güçlü olursa yabancı organizmalara karşı verilen mücadele de o kadar başarılı olur. Bağışıklık sisteminin dayanıklı olması da tükettiğimiz besinlere bağlıdır. Bundan dolayı çocuklarımızın beslenmesiyle yakından ilgilenmeli beslenme düzenlerine de bağışıklık arttırıcı besinleri yoğun olarak eklemeliyiz. Geleceğimizin teminatı çocuklarımızla beraber daha sağlıklı yarınlara adım atabilmek dileğiyle…

Devamını Okuyun
kalsiyum
Bağışıklık, Beslenme, Genel Sağlık, Tüm Yazılar

Kalsiyum Hakkında Bilmeniz Gereken 8 Bilgi

kalsiyum

Kalsiyum vitamini neden bu kadar önemli hiç düşündünüz mü ? Kemik gelişimi için ısrarla çocuklara kalsiyum alınması gerektiği söylenir. Peki kalsiyum sadece kemikler üzerinde mi etkilidir. Merak ediyorsanız okumaya devam edin.

1. Kalsiyum Vücudunuzun Temel İşlevlerinde Rol Oynar

diş

Kalsiyum vücudunuzun temel işlevlerinin çoğunda rol oynar. Vücudunuz kan dolaşımını sağlamak, kasları hareket ettirmek ve hormon salmak için kalsiyuma ihtiyaç duyar. Kalsiyum ayrıca beyninizden vücudunuzun diğer bölgelerine mesaj taşımaya yardımcı olur.

Kalsiyum da diş ve kemik sağlığının önemli bir parçasıdır. Kemiklerinizi güçlü ve yoğun yapar. Kemiklerinizi vücudunuzun kalsiyum deposu olarak düşünebilirsiniz. Diyetinizde yeterli miktarda kalsiyum almazsanız, vücudunuz onu kemiklerinizden alacaktır.

2. Vücudunuz Kalsiyum Vitamini Üretmiyor

kalsiyum-içeren-besinler

Vücudunuz kalsiyum üretmez, bu nedenle ihtiyacınız olan kalsiyumu almak için diyetinize güvenmeniz gerekir. Kalsiyum oranı yüksek gıdalar şunları içerir: süt, peynir ve yoğurt gibi süt ürünleri; lahana, ıspanak ve brokoli gibi koyu yeşil sebzeler. Ayrıca kuru fasülye, sardalya, kalsiyumla güçlendirilmiş ekmekler, tahıllar, soya ürünleri ve portakal suları da kalsiyum içerir.

3. Kalsiyum Emmek İçin D Vitamini Gerekir

VİTAMİN

Vücudunuzun kalsiyumu emmesi için D vitaminine ihtiyacı vardır. D vitamini düşükse kalsiyumdan zengin bir diyetten tam olarak yararlanamayacağınız anlamına gelir.

D vitamini, somon, yumurta sarısı ve bazı mantarlar gibi bazı gıdalardan elde edilebilir. Kalsiyum gibi, bazı gıda ürünlerinde kendilerine D vitamini eklenir. Örneğin, sütlere genellikle D vitamini eklenir.

Güneş en iyi D vitamini kaynağınızdır. Cildiniz güneşe maruz kaldığında doğal olarak D vitamini üretir. Koyu tenli olanlar da D vitamini üretimez veya düşük miktarlarda üretilir, bu nedenle eksikliği önlemek için takviyeler gerekebilir.

4. Kalsiyum Vitamini Kadınlar İçin Daha da Önemlidir

kadın

Birçok çalışma kalsiyumun adet öncesi sendrom (PMS) semptomlarını hafifletebileceğini göstermektedir. PMS’li kadınların daha düşük kalsiyum ve magnezyum alımına ve daha düşük serum seviyelerine sahip olduğu sonucuna varmıştır.

5. Önerilen Miktar Yaşınıza Bağlıdır

Yeterli kalsiyum alıp almadığınızı nasıl anlarsınız? Yetişkinlere her gün 1.000 mg, 50 yaşın üzerindeki kadınlara , hamilelik ve emzirme döneminde olanlara günde ortalama 1.200 mg önerilmektedir.

gerekli-kalsiyum-miktarı

6. Kalsiyum Vitamini Eksikliği Diğer Sağlık Sorunlarına Yol Açabilir

hastalık

Kalsiyum eksikliği diğer sağlık sorunlarına yol açabilir. Yetişkinler için, çok az kalsiyum osteoporoz veya kolayca kırılan zayıf ve gözenekli kemikler geliştirme riskinizi artırabilir. Osteoporoz özellikle yaşlı kadınlarda yaygındır, bu nedenle kadınların daha fazla kalsiyum tüketmeleri önerilir.

Kalsiyum, çocuklar büyüdükçe ve geliştiklerinde gereklidir. Yeterli kalsiyum alamayan çocuklar tam potansiyel boylarına kadar büyüyemez veya başka sağlık sorunları geliştiremezler.

7. Kalsiyum Vitamini Takviyeleri Doğru Miktarda Olursa Yardımcı Olabilir

kalsiyum-takviyesi

Herkes ihtiyaç duyduğu kalsiyumu sadece diyetten almaz. Laktoza tahammülsüz, vegan veya sadece süt ürünleri hayranı değilseniz, diyetinizde yeterli miktarda kalsiyum almayı zor bulabilirsiniz.

Bir kalsiyum takviyesi diyetinize kalsiyum eklenmesine yardımcı olabilir. Kalsiyum karbonat ve kalsiyum sitrat en çok tavsiye edilen iki kalsiyum takviyesidir.

Kalsiyum karbonat daha ucuz ve daha yaygındır. Çoğu antiasit ilacında bulunabilir. İyi çalışması için yiyecekle birlikte alınması gerekir.

Kalsiyum sitratın yiyecekle birlikte alınması gerekmez ve daha düşük seviyelerde mide asidi olan yaşlı insanlar tarafından daha iyi emilebilir.

Kalsiyum takviyelerinin yan etkileri olduğunu unutmayın. Kabızlık, gaz ve şişkinlik yaşayabilirsiniz. Takviyeler, vücudunuzun diğer besinleri veya ilaçları emme yeteneğini de etkileyebilir. Herhangi bir takviye başlamadan önce doktorunuza danışın.

8. Çok Fazla Kalsiyumun Olumsuz Etkileri Olabilir

şişkinlik

Herhangi bir mineral veya besin maddesi ile, doğru miktarı elde etmek önemlidir. Çok fazla kalsiyumun olumsuz yan etkileri olabilir.

Kabızlık, gaz ve şişkinlik gibi belirtiler çok fazla kalsiyum aldığınızı gösterebilir.

Ekstra kalsiyum böbrek taşı riskinizi de artırabilir. Nadir durumlarda, çok fazla kalsiyum kanınızda kalsiyum birikmesine neden olabilir. Buna hiperkalsemi denir.

Sonuç

Kalsiyum genel sağlığınız için gereklidir. İhtiyacınız olan kalsiyumu birçok farklı gıdadan ve gerekirse takviyeden alabilirsiniz. Kalsiyum, D vitamini gibi diğer besinler ile birlikte çalışır, bu nedenle dengeli bir diyete devam etmek önemlidir. Herhangi bir mineral veya besleyici maddede olduğu gibi, kalsiyum alımınızı çok fazla veya çok az almamanız için izlemelisiniz.

Sağlıklı ve mutlu günler dileriz…

Devamını Okuyun