fbpx
ginseng
Bağışıklık, Beslenme, Enerji, Genel Sağlık, Mental Sağlık, Metabolizma

Ginseng ve Sağlığa 7 Mucizevi Faydası

Ginseng, son zamanların en popüler bitkilerinden biri. Adını çokça duymuşsunuzdur. Birçok farklı kategorideki takviyelerin içerisinde bulunur. Bugün sizlerle ginsengi ele alacağız. Her yönüyle inceleyip aklınıza takılan tüm sorulara cevap vermeye çalışacağız. Siz de ginseng bitkisini sürekli duyuyor ama bir türlü araştırmaya fırsat bulamadıysanız bu yazımız tam da aradığınız türden. Çayınızı kahvenizi hazırlayın ilginç bilgilerle dolu bilgilendirici yazımıza bir an önce başlayalım.

ginseng

Ginseng Nedir, Nerelerde Kullanılır?

Ginseng, yüzyıllardır Çin geleneksel tıbbında kullanılmış ve hala da çokça kullanılan şifalı bir bitkidir. Adını Yunanca da her şeyi iyileştiren anlamına gelen ‘’Panacea’’dan alan Ginseng’in botanik adı ise ‘’Panax’’tır. Amerikan ve Asya Ginseng’i olmak üzere 2 farklı çeşidi bulunur. Asya Ginseng’i; Panax, Çin, Kore ya da Kırmızı Ginseng olarak da bilinir. 6 yıllık yetiştirme aşamasının ardından hasat edilir. Ginseng ekstresi birçok preparata eklenir. Özellikle yurt dışında doktorlar tarafından reçete edilir.

ginsengin-faydalari

Ginseng’in Faydaları

Yüzyıllar boyunca Çin tıbbında kullanılan, Asya ve yerli Amerikan kültürü tarafından bilinen Ginseng’in sağlık üzerinde sayısız faydası bulunmaktadır. Lokal etkiye sahip olmadığından bütün vücut sistemlerinin dengelenmesinde etkili olup güçlü, genel bir takviyedir. Kalp sağlığı, beyin ve sinir sistemi aktiviteleri, sindirim faaliyetleri, bağışıklık sistemi, genel vücut direnci, hormon metabolizmasının düzenlenmesi gibi daha birçok farklı alanda faydası bulunmaktadır. Bu alanda birçok bilimsel çalışma yürütülmektedir.

1. Ginseng, Kanser Tedavisinde Görülen Yorgunluğun Azaltılmasında Kullanılır

Kanser tedavisi sırasında ve sonrasında yaşam kalitesini düşürecek boyutta yorgunluk oluşur. Kanser hastalarının genel olarak şikayet ettiği en yaygın semptomlardan biridir. Oldukça yoğun tedavi dönemlerinden geçen kemoterapi hastaları bir de yıpratıcı yorgunluk ile mücadele etmeye çalışırlar.

kanser-hastaligi-ve-ginseng

Onkoloji derneklerinin yapmış olduğu bilimsel araştırmalar sonucu kanser tedavisinde gelişen yorgunluğu önleyici veya azaltıcı olarak destekleyici ve tamamlayıcı tedavilerin faydalı olduğu kanıtlanmıştır. Ginseng de kanser tedavisi sonucu gelişen yorgunluğun azaltılmasında kullanılan takviye besinlerden biridir.

2. Ginseng, Beyin Fonksiyonlarının Gelişmesinde Görevlidir

Beyin, vücudumuzun en karmaşık organıdır. Hayati fonksiyonların kontrolünden sorumlu olup vücudun yönetim merkezidir. Beyin fonksiyonlarının gelişmesi günlük performansınızı arttırarak daha kaliteli bir yaşam sürmenizi sağlar. Düzenli kullanımlarda mental aktiviteyi geliştirir, günümüzün getirdiği yoğun, stresli, bol koşuşturmalı iş ve eğitim hayatında daha zinde kalmayı ve mental dayanıklılığın artmasını sağlar.

beyin-fonksiyonlari-ve-ginseng

Stres de beyin sağlığını olumsuz olarak etkileyen faktörlerin başında gelir. Yoğun çalışma temposu, hava ve çevre kirliliğinin artması, düzensiz ve yetersiz beslenme stres düzeyini attırır. Stresi hayatımızdan olabildiği kadar uzakta tutabilirsek hem sinir sistemimiz hem de diğer vücut fonksiyonlarımız daha rahat çalışabilecektir. Sizlerde ginseng içerikli takviyeler kullanarak ya da beslenme düzeninize ginseng değeri yüksek gıdalar ekleyerek ginseng’in hayatımıza sunduğu kolaylıklardan daha verimli biçimde faydalanabiliriz.

3. Bağışıklık Sisteminin Etkinliğini Arttırır

Dünyamızın uzun süredir hummalı şekilde mücadele ettiği koronavirüs hayatımızı tamamen etkilemektedir. Hayati önem taşıyan bağışıklık sistemimizin ne kadar önemli olduğu salgın döneminde öne çıkmıştır.

bagisiklik-sistemi-ve-ginseng

Vücudumuzda biriken serbest radikaller oldukça zararlıdır ve bu radikallerin vücudumuzdan uzaklaştırılması gereklidir. Antioksidan etki göstererek bağışıklık sistemimizin yapısal bütünlüğünü koruyan, daha etkili işlev görmesinde görevli, hastalıklara karşı dirençli durmanızı sağlayan Ginseng mucizesini hayatınıza mutlaka eklemenizi tavsiye ederiz. Ginseng içeren takviyeleri beslenme düzeninize ekleyebilir ve güçlü bağışıklık sisteminiz sayesinde hastalıklara karşı daha dirençli durabilirsiniz.

4. Cinsel Fonksiyon Bozukluklarının Tedavisinde Yer Alır

Cinsel sağlık, genel sağlık açısından toplumu sosyal, fiziksel, psikolojik yönden ilgilendiren konulardan biridir. Yaşam kalitesini etkileyen cinsel fonksiyon bozukluğu toplumun azımsanamayacak kadar geniş bir bölümünü ilgilendirmektedir. Son zamanlarda hastalıkların tedavilerinde integratif tıp yaklaşımı artış göstermektedir. Bununla beraber çeşitli terapiler ve multivitamin kullanarak tedavi anlayışı çoğu hekim tarafından hastalara uygulanmaktadır. Uzun yıllar boyunca tedavi edici olarak Çin tıbbında kullanılmıştır.

cinsel-fonksiyon

Afrodizyak ve östrojenik etkileri bulunan Ginseng seksüel disfonksiyon bozukluklarının tedavisinde kullanılmaktadır. 90 hasta üzerinde plasebo kontrollü yapılan çalışmada 3 ay boyunca hastalar üzerinde değerlendirme yapılmıştır. Çalışma sonucu alınan sonuçlar ise ümit verici. Trazodone verilen ve plaseboya katılan hastalara oranla ginseng özütü verilen hastalarda cinsel sorunlarda azalma görülmüştür. Ve yaşamlarına daha kaliteli devam ettikleri saptanmıştır. Ginseng kullanımının cinsel konulardaki faydası üzerinde yapılan çalışmalar devam etmektedir.

5. Cildi Rahatlatır, Anti-aging ve Tonik Özelliği İçerir

Ginseng kökleri bolca vitamin, mineral ve antioksidan içerir. Saymakla bitmeyen faydaları kozmetik alanında da dikkatleri çekiyor. Birçok cilt bakım ürününde yer alan ginseng ve ginseng özütü cilt hücrelerini uyararak etki göstermeye başlar. Ölü hücrelerin vücuttan atılmasında görevlidir. Ciltte ki oksijen miktarını arttırarak cildinizin yenilenmesini ve canlılık kazanmasını sağlar.

cilt-bakimi

Güneş ışığı ve  çevre kirliliğine maruz kalan cildimizde serbest radikal birikimi olur antioksidan etki ile cilt metabolizmasını uyarır. Cilt katmanlarından biri olan ‘’Dermis’’teki cilt hücrelerinde kolajen üretimini arttırır. Kolajen, vücudumuzda ki proteinlerin yaklaşık üçte birini oluşturur. Ciltteki kırışıklıkları azaltıp sarkmaların önüne geçer ve cildin sıkılaşmasını sağlayarak daha genç ve sağlıklı görünmenizi sağlar. Yapacağınız ginseng maskesi ile göz altlarınızdaki koyu halkalardan ve karanlık göz çevresinden kurtulabilirsiniz. Ginseng aynı zamanda harika bir toniktir. Yüz temizliğinde, siyah noktaların giderilmesinde sıklıkla kullanılır. Cildinizden çabuk emilir ve kan dolaşımını da hareketlendirdiği için akne, egzama, cilt yüzeyinde sertleşme gibi cilt rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılır.

6. Ginseng ile Saçlarınız Daha Sağlıklı Uzar

Saçlarımız vücudumuzun sağlık habercilerinden biridir. Sağlıklı beslenirsek saçlarımızda bundan etkilenir ve daha canlı görünür. Ginseng, deri altındaki papilla hücrelerinin artışını sağlayan bitki çeşitlerinden biridir.

sac-bakimi

Deri altındaki kan akımını hızlandırarak saçların daha hızlı uzamasını sağlar. Saç foliküllerini uyararak saç köklerinin yenilenmesini ve daha sağlıklı saçların çıkmasını sağlar. Ginseng’i hayatınıza dahil ederek saçlarınızın daha canlı ve parlak görünmesini sağlayıp sağlıklı uzamasını desteklemiş olursunuz.

7. Ginseng ile Metabolizmanızı Hızlandırıp Hızlıca Zayıflayabilirsiniz

Ginseng ile zayıflama son dönemlerde yaygınlık kazanmıştır. Tokluk hissi oluşturup açlığı bastırır. Yapılan çalışmalar sonucunda metabolizmayı hızlandırarak zayıflama sürecine olumlu katkıda bulunduğu gözlenmiştir. Ayrıca sindirim sistemini düzene sokup bağırsak faaliyetlerini arttırarak toksinlerin uzaklaşmasına yol açar. Diyet dönemleri çoğu kişide stresli ve biraz da sinirli geçer. Sakinleştirici özelliği ve strese karşı savaş açması sebebiyle daha mutlu ve yatışmış olarak diyetinize devam edebilirsiniz.

ginseng-cayi

Diyetlere genelde çay olarak eklenen Ginseng, kısa süre içerisinde kilo vermenizde etkilidir. Vücudun karbonhidrat metabolizmasını harekete geçirerek aldığınız karbonhidrat miktarının büyük çoğunluğunun enerjiye dönüşmesini sağlar. Vücudunuzda bulunan depo yağların zamanla enerjiye dönüşmesini sağlayarak diyetinize ginseng çayı eklediğiniz andan itibaren hafiflediğinizi hissettirir. Kilo vermek için kısıtlı zamanı olanların yoğun olarak tercih ettiği bu yöntem düzenli kullanım sonucunda memnun edici sonuçlar vermektedir. Zayıflama sonucunda bazı kişilerde yorgunluk belirtileri görülmeye başlar. Ginseng, genel sağlık durumunu iyileştirerek zinde kalmanızı, metabolizmanızı hızlandırarak erken kilo vermenizi, kendinizi daha enerjik ve sağlıklı hissetmenizi sağlar.

Sonuç

Ginseng, yüzyıllardır tıp alanında kullanılagelmiş gözde bitkilerden biridir. Yukarıda da bahsettiğimiz üzere birçok faydası bulunmaktadır. Genel yaşam kalitenizi arttırır, güne daha zinde ve enerjik başlamanızı sağlar, saçlarınızın daha sağlıklı görünmesini, cildinizin esnekliğini kazanıp sarkmaların ve kırışıklıkların önüne geçerek daha genç ve bakımlı olmanızı sağlar. Kilo metabolizmasını kontrol ederek sağlıklı kilo vermenizde yardımcıdır. Kalp sağlığını koruyup sindirim sisteminizi düzenler. Ve daha sayamadığımız birçok faydası bulunmaktadır.

bitkiler

Tabi ki bitkilerin hayatımızdaki rolü sağlık açısından gayet önemlidir. Ve günümüzde hem dünya genelinde hem de ülkemizde alternatif tıbbın sağlıktaki etkinliği giderek artış göstermektedir. Yapılan bilimsel çalışmalarla da yararları kanıtlanmaktadır. Fakat her kişinin vücudu farklı hassasiyetlere sahiptir. Bağışıklık sisteminden tutunda metabolizmanın işleyişine kadar birçok farklılıklar barındırır. Bundan dolayı ciddi bir rahatsızlığa sahipseniz ya da düzenli kullanmak zorunda kaldığınız ilaçlarınız var ise lütfen her ürünü olduğu gibi ginseng kullanımını da doktorunuzun görüş ve önerileri doğrultusunda kullanın.

mutluluk

Ginseng’i günlük yaşantınıza katarak daha kaliteli bir hayata sahip olmanız ve hep gülümsemeniz dileğiyle sağlıklı günler…

Devamını Okuyun
anne-ve-cocuk
Anne- Çocuk Sağlığı, Bağışıklık, Beslenme

İştahsız Çocuklara Altın Değerinde 5 Öneri

cocuk-beslenme

Çocuklar her ailenin neşesi, evin huzurudur. Tatlı yaramazlıkları, bazen söz dinlemeyişleri, sürekli kendi dediklerini yapma istekleri olsa da onlar birtanecik yavrularımızdır. İştahsızlık problemi çoğu evde yaşanır. Yemek yemede isteksiz, iştahsız çocuklar annelerin korkulu rüyasıdır. Özellikle yeni anne olanlar bu konuda oldukça sıkıntı çeker, ne yapacaklarını tam olarak kestiremezler. Çocukları için oldukça endişelenip, fazlasıyla telaş yaparlar.

Daha önceki yazımızda; iştahsızlık nedir, kimlerde daha çok görülür ve altında yatan birkaç sebebinden bahsetmiştik. Yazımızın devamı olarak da iştahsızlık sorununa birkaç öneri sunacağız. Hadi hep beraber başlayalım yazımızın detaylarını inceleyip siz değerli annelerimizin kafasındaki soru işaretlerini gidermeye.

Yemek Öncesi Atıştırmalıklara Hayır!

atistirmalik

Hazır yiyecekler, fast food tarzı beslenme, şekerli, gazlı içecekler çocukların vazgeçilmez tercihleri arasındadır. Fakat bu beslenme alışkanlığı çocuklarımızın sağlığı için oldukça tehlikelidir. Ana öğünlerden önce çocuğunuzun tüketeceği atıştırmalıklar da beslenme düzenini bozar ve iştahsızlık yapabilir. Çocuğunuzun ana yemeklerden önce abur cubur tüketmemesine dikkat etmelisiniz.

Porsiyon Düzenlemesine Dikkat!

porsiyon

Porsiyon ayarlamasını başlangıçta çocuğunuza bırakın daha sonra ihtiyaç duyarsanız siz ekleme yapabilirsiniz. Çocuklarımız fizyolojik olarak da yetişkinler kadar tüketemez. Midelerinin büyüklüğü de buna uygun değildir zaten. Bunun bilincinde olup çocuklarımızın tabağını ona göre hazırlamalıyız.

Çocuğunuzla Dertleşip Onu Dinleyin

çocuk-dertlesme

Çocuğunuzun en iyi arkadaşı olun. Onunla dertleşin ve beraber çözüm önerileri bulmaya çalışarak zor zamanlarda hep onu yanında olacağınızı, hiçbir zaman yalnız kalmayacağını hissettirin. Böylece hem çocuğunuzun ruhsal gelişimine katkıda bulunabilir hem de iştahsızlığın psikolojik sebeplerini minimuma indirebilirsiniz.

Mevsimsel Rahatsızlıklarda Az ve Dengeli Beslenme

vitamin-beslenme

Özellikle kış mevsimi salgın rahatsızlıkların arttığı dönemlerdir. Mevsimsel rahatsızlıklarda olabildiğince meyve ve sebze ağırlıklı beslenme düzeni oluşturmaya, az ve dengeli beslenmesine özen göstermelisiniz. Çünkü bu dönemlerde vücudun vitamine olan ihtiyacı artmaktadır. Özellikle C vitamini ağırlıklı meyve ve sebzelerle beslenmek çok önemlidir.

Çocuğunuzun Sevdiği Yemekler Yapın

sevdigi-yemekler

Özellikle çocuğunuzun yemesinde sorun hissettiğiniz, iştahsız olduğunu anladığınız zamanlarda daha çok sevdiği yemekler yapmaya, onu mutlu edecek sağlıklı atıştırmalıklar hazırlamaya çalışın ayrıca yemek yapma sürecine çocuklarınızı da dahil ederek eğlenceli hale getirebilirsiniz.

Doktorunuza Başvurabilirsiniz

İştahsızlık başlangıçta halledilebilir bir problem gibi görülebilir. Ama altında yatan sebepleri iyi tespit etmek gerekir. Ciddi sağlık problemleri olabilir. Çocuğunuz da iştahsızlık sorunu yaşıyor, fazlasıyla iştahsız diyorsanız yukarıda belirttiğimiz nedenlerden bazıları çocuğunuzun iştahsızlık nedenlerinden değilse mutlaka bir uzmana başvurmalısınız. Çoğu hastalık gibi özellikle çocuklardaki iştahsızlıklarda alınan önlemlerle engellenebilir.

anne-baba-cocuklar

Sevgili annelerimiz çocuklarınız için elinizden geleni yapmaya çalışıyorsunuz, onların iyiliği için sürekli fedakarlıklar yapıyorsunuz. Annelik iç güdüsü; korumacı yaklaşmayı, şefkat duygusunu beraberinde getirir. Unutmayın ki her çocuk belli dönemlerde sağlık sorunları yaşayacaktır. İştahsızlık da bu durumlardan biridir. Yapacağınız birkaç değişiklik ya da doktor tavsiyesiyle bu sorunun üstesinden gelebilirsiniz. Çocuklarınızla daha mutlu, sağlıklı zamanlar geçirebilmeniz dileğiyle…

Devamını Okuyun
asi-hetetıt-b
Bağışıklık

Bebeklerde ve Çocuklarda Aşı Sorunu! Aşı Yaptırmak Neden Önemlidir?

bebek-asi

Bebekler bazı hastalıklara karşı koruma ile doğarlar çünkü doğumdan önce annelerinden kendilerine antikorlar (vücut tarafından hastalıklarla savaşmak için üretilen proteinler) geçer. Emzirilen bebekler anne sütünde daha fazla antikor almaya devam eder. Ancak her iki durumda da koruma geçicidir. Bağışıklama (aşılama) bazı hastalıklara karşı bağışıklık yaratmanın bir yoludur. Aşı temel anlamda vücutta zararsız bir şekilde hastalığı taklit ederek yani o hastalığa neden olan mikrobun bir parçasını, ölü halini ya da ürettiği bir ürünü vücuda vererek bağışıklık sistemini hastalığa karşı aktif hale getirir ve mikrop vücuda girdiği zaman vücudun mikroplarla savaşır hale gelmesini sağlar. Aşıların çoğunluğunu şüphesiz ki bulaşıcı hastalıklar oluşturuyor. Bunların arasında bazıları var ki çok ciddi salgınlar, bebek ölümleri ve sakatlıklar ile sonuçlanabiliyor. Bugün tüm dünya genelinde her ülkede farklı sayı ve programlarla yürütülen çocuklarımızı bu ağır hasarlı bulaşıcı hastalıklardan korumak için onlarca aşı  programı uygulanıyor. Yıllardır süregelen bu aşılama programları sayesinde artık dünya genelinde silmeyi başardığımız çiçek hastalığı gibi hastalıklar var. Henüz kesinleşmemekle birlikte covid-19’un çocuklarda çok bulaşıcı olmaması ve mortalitesinin çok düşük olma sebebinin çocukluk çağında yapılan aşılar sayesinde yüksek antikor üretme kabiliyetinden kaynaklı olduğu düşünülmektedir. Buyurun biraz daha detaylı olarak T.C. Sağlık Bakanlığı Çocukluk Dönemi Aşı Takviminde yer alan aşıları inceleyelim.

Hepatit B

asi-hetetıt-b

Hepatit B, birkaç hafta süren hafif hastalığa neden olabilen veya ciddi yaşam boyu süren bir hastalığa yol açabilen bir karaciğer hastalığıdır. Hepatit B aşısı aynı zamanda ilk “anti-kanser” aşısı olarak da bilinir, çünkü dünya çapında karaciğer kanserinin önde gelen nedeni olan hepatit B’yi önler. Doğumda annede hepatit B varsa, bebeği enfekte olabilir veya vücut sıvılarından bulaşabilir. Bu nedenle doğumda, 1. ayda ve 6. ayda olmak üzere üç doz hepatit B aşısı yapılarak yaşam boyu bağışıklık kazanılır.

BCG

asi-saglık

BCG tüberküloz (TB) hastalığı için bir aşıdır. TB, akciğerleri ve bazen vücudun kemikler, eklemler ve böbrekler gibi diğer bölgelerini etkileyen ciddi bir enfeksiyondur. Ayrıca menenjite neden olabilir. Aşı, çocuklarda TB menenjit gibi en şiddetli TB formlarına karşı% 70 ila 80 etkilidir. BCG aşısı, 1 yaşına kadar olan bebekler için önerilir. Aşı takviminde doğumdan sonra 2. ayın sonunda yapılmaktadır. Bağışıklığı güçlendirerek, <5 yaş ölümlerde azalma sağlar. Ayrıca Covid-19 ile ilgili yapılan çalışmalarda yetişkinler arasında yapılan çalışmaların BCG aşısı verilenlerde solunum yolu enfeksiyonu insidansının daha düşük olduğunu belirtilmektedir.

DaBT-İPA-Hib

dıfterı-tetanoz-asi

DaBT-İPA-Hib aşısı 5 hastalığa karşı koruma sağlayan 5’li karma bir aşıdır. Bunlar: Difteri , tetanos, boğmaca (boğmaca), çocuk felci, haemophilus influenzae tip b’dir. Aşı, Health Canada tarafından onaylanmıştır ve çocuğunuzun rutin aşılarının bir parçası olarak ücretsiz olarak sunulmaktadır. Difteri ve boğmacanın bulaşıcılığı yüksektir. Tek bir vaka ile salgınlara neden olan difteri ve boğmacadan korur. Tek bir çocuk felci vakası bile salgınlara neden olabilir ve öldürücü olan tetanoz hastalığından korur. Aşı su ve besin kaynaklı salgınları önler.  Bu aşı 2. 4. 6. ayların sonunda ve 18. ayın sonunda pekiştirme dozu olarak uygulanır.

KPA

pnomokok-asi

 Konjuge Pnömokok Aşısını doktorlar 2, 4, 6 ve 12 aylık çocuklara 4 doz olarak verir. Bu aşıya ihtiyaç duyan yetişkinlere sadece tek bir doz verilir. Aşı, çocuklarda ve yetişkinlerde en sık görülen ciddi enfeksiyonlara neden olan 13 tip pnömokok bakterisine karşı korunmaya yardımcı olur. Pnömoni, sepsis, menenjitten ve bunlara bağlı sakatlık ve ölümden korur. Orta kulak iltihabı sayısını azaltarak işitme kaybını önler. Ayrıca toplumda salgınları önler.

KKK

kızamik-kizamikcik-kabakulak

Kızamık Kızamıkçık Kabakulak aşısı diğer çocukluk aşılarından daha geç yapılır, çünkü anneden bebeğe geçen antikorlar hastalıktan biraz koruma sağlayabilir ve KKK aşısını yaklaşık 1 yaşına kadar daha az etkili hale getirebilir. Bu nedenle KKK aşısı 12. ayın sonunda bir doz ve ilköğretim 1. sınıf öğrencilerine pekiştirme dozu olarak toplamda iki doz halinde verilir. Bu aşı kzamığa bağlı ishalden, zatürreden ölümleri önler. Beyin iltihabı ve SSPE’den korur. Kızamıkçığa bağlı anne karnındaki bebeklerde sakatlığı önler. Kabakulağın neden olduğu; beyin ve beyin zarı iltihabını ve testis iltihabına bağlı kısırlığı önler. Ayrıca bu üç hastalıkdan dolayı toplumda oluşabilecek salgını da önlemektedir.

DaBT-İPA

igne-asi

Dörtlü karma aşı (Difteri-Boğmaca-Tetanoz- Çocuk Felci)’dır. Daha önce belirtmiş olduğumuz DaBT-İPA-Hib aşısından farkı içerisinde haemophilus influenzae tip b olmamasıdır. Bu aşı o aşının devamı olmakla birlikte ilköğretim birinci sınıflara pekiştirme dozu  olarak uygulanmaktadır.

OPA

asi-cocuk

Oral Polio Aşısı diğer adıyla çocuk felci aşısıdır.  Çocuk felci, sakat ve potansiyel olarak ölümcül bir hastalıktır. Poliovirüs neden olur. Virüs kişiden kişiye yayılır ve enfekte olmuş bir kişinin beynini ve omuriliğini istila edebilir ve felce neden olur. Tek bir çocuk felci vakası bile salgınlara neden olabilir. Su ve besin kaynaklı salgınları önler. Bu aşı 6. ay sonunda ve 18. ayın sonunda iki defa yapılır.

TD

igne-asi

Tetanoz, Difteri aşısıdır. Tetanoz vücuda kesikler veya yaralar yoluyla girer ve  kasların ağrılı sertleşmesine neden olur. Tetanoz, ağzını açamama, yutma ve nefes almada zorluk veya ölüm gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Difteri ise insandan insana yayılır. Nefes almada zorluk, kalp yetmezliği, felç veya ölüme neden olabilir. İlköğetim birinci sınıflara hatırlatıcı doz olarak uygulanır.

Hepatit A

asi-cocuk

Hepatit A , hepatit A virüsünün (HAV) neden olduğu, aşı ile önlenebilir, bulaşıcı bir karaciğer hastalığıdır. Genellikle fekal-oral yoldan veya kontamine yiyecek veya su tüketimi yoluyla kişiden kişiye bulaşır. Bu aşı akut hepatit ve öldürücü karaciğer yetmezliğinden korur. 24. Ayın sonunda ve ilköğretim birinci sınıfta iki defa aşılanır.

Su Çiceği

hemsire-asi-cocuk

Suçiçeği, suçiçeği-zoster virüsünün (VZV) neden olduğu oldukça bulaşıcı bir hastalıktır. Kaşıntılı, kabarcık benzeri bir döküntüye neden olabilir. Suçiçeği aşısının iki dozu, su çiçeği önlenmesinde% 90’dan fazla etkilidir. Aşı olduğunuzda kendinizi ve ailenizdeki ve toplumunuzdaki diğer kişileri korursunuz. Bu koruma, bağışıklık sistemi zayıflamış olanlar veya hamile kadınlar gibi aşılanamayan insanlar için özellikle önemlidir. Sağlık bakanlığının aşı takviminde 18. Ayın sonunda aşı yaptırılmaktadır.

SONUÇ

saglik-aile

Aşı Endişeleri Bazı ebeveynler çocuklarına aşı yaptırmakta tereddüt edebilirler. Çocuğun ciddi bir reaksiyon gösterebileceği veya aşının önlediği hastalığa yakalanabileceği konusunda soruları veya endişeleri var. Ancak aşıların bileşenleri zayıf veya ölüdür. Bazı durumlarda, mikropun sadece bir kısmı kullanılır. Yani ciddi hastalıklara neden olma ihtimalleri düşüktür. Bazı aşılar, verildiği yerde ağrı veya ateş gibi hafif reaksiyonlara neden olabilir. Ancak ciddi reaksiyonlar nadirdir. Aşılama riskleri, önlemek istedikleri hastalıkların sağlık risklerine kıyasla çok küçüktür. Aşılar bulaşıcı hastalıklara karşı en iyi korunma yollarından biridir. Ayrıca bu aşıların neredeyse tamamı salgın olan hastalıklara karşı üretilmiştir. Günümüzde bir salgın hastalığın insan hayatını ne kadar etkilediğinin en bariz örneğini yaşamaktayız (Covid-19). Lütfen duyarlı olalım.

Çocuklarımız bizim geleceğimiz…

Devamını Okuyun
beta glukan
Bağışıklık, Beslenme, Genel Sağlık, Tüm Yazılar

Beta Glukan’ın 5 Faydası ve Çocuklar İçin Önemi

beta-glukan

Bağışıklığınız desteğe mi ihtiyaç duyuyor? Çocuğunuz çok efor sarfedip yorgun mu düşüyor? İşte sizler için bu sorunları ortadan kaldırmanıza yardımcı olacak beta glukan hakkında bilgiler.

Beta Glukan Nedir?

beta-glukan

Lifin sizin için iyi olduğunu duymuş olabilirsiniz, ancak tüm liflerin aynı olmadığını biliyor muydunuz? Diyet lifinin iki ana kategorisi vardır: çözünür ve çözünmez. Her kategoride farklı türler vardır.

Beta glukan, kolesterol seviyelerini iyileştirme ve kalp sağlığını artırma ile güçlü bir şekilde bağlantılı bir çözünür diyet lifi biçimidir. Birçok elyaf gibi, ek formda da mevcuttur. Ayrıca kepekli tahıllar, yulaf, kepek, buğday ve arpada da bulabilirsiniz.

Neden Liflere İhtiyacımız Var?

lif

Yediğimiz bitkisel gıdalardan diyet lifi alıyoruz. Beta glukan gibi çözünür lifler kısmen suda çözünür. Çözünmeyen lif hiç çözülmez. Çoğu gıda her iki çeşit lif içerir, ancak miktarlar değişebilir. Farklı türlerde çözünen ve çözünmeyen lifler de vardır.

Lif, vücudunuzun kolesterolü azaltmasına kan şekeri seviyelerini kontrol etmesine ve bağışıklık sistemini güçlendirmesine yardımcı olarak sağlığı iyileştirir. Ayrıca kabızlık ve bağırsak sorunlarına yardımcı olur, sağlıklı bağırsak bakterilerini korur ve kilo kontrolüne yardımcı olur.

Beta Glukanın Faydaları Nelerdir?

1. Kalp Sağlığını Artırır

kalp

Yüksek miktarda beta glukan içeren gıdaların kalp sağlığı için faydaları bilinmektedir. Ayrıca çalışmalar beta glukanın kolesterol ve trigliseritleri düşürebileceğini göstermektedir. Bir günde en az 3 g beta glukan içeren yulaf yemenin kötü kolesterol (LDL) seviyelerini yüzde 5 ila 7 arasında azalttığı bulundu.

2. Beta Glukan Kan Şekeri Seviyelerini Düzenler

kan-şekeri

Diyabet hastalığında tüketilen besinlerin önemi yadsınamaz. Alınan besinlerin posa türü ve miktarı oldukça önemlidir. Beta glukan içeren posaların, kan şekerinin dengeli bir şekilde yükselmesini sağlayarak hiperglisemiye karşı koruyucu etki gösterdiği ve böylelikle fazla insülin salınımının önüne geçildiği bilinmektedir.

3. Bağışıklık Sistemini Uyarır

bağışıklık

Araştırmalar beta glukanın bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkileri olduğunu gösteriyor. Bilim adamları, beta glukanın bağışıklık sistemini uyarabileceğini vücudun hastalık ve enfeksiyonla daha etkili bir şekilde savaşmasına yardımcı olabileceğini söylüyor. Bununla birlikte, insanın bağışıklık sistemi karmaşıktır ve araştırmacılar hala nasıl çalıştığını araştırmaktadır. Beta glukanın tam etkilerini bilmemiz biraz zaman alabilir.

4. Kötü Kolesterole Karşı Beta Glukan

kolesterol

Araştırmalara göre yulafta bulunan beta glukan kolesterolü kontrol altında tutmaya yardımcı olabilir. Yapılan çalışmalarda yulaf türevi beta glukanın toplam ve LDL (“kötü”) kolesterolü ortalama olarak, günlük yulaf tüketiminin toplamda sırasıyla% 5 ve% 7 azalma ve LDL kolesterol seviyelerinde azalma ile ilişkili olduğunu belirtmektedir.

5. Beta Glukanın Kanser Tedavisindeki Yeri

kanser

Araştırmalar beta glukanın kansere karşı savaşan (T hücreleri ve doğal öldürücü hücreler gibi) bir dizi hücre ve proteini aktive edebileceğini göstermektedir. Dahası, hayvanlar üzerindeki testler beta glukanın kanser hücrelerinin yayılmasını engelleyebileceğini göstermiştir. Bununla birlikte, beta glukanın kanser tedavisinde etkinliği için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

Beta Glukan Çocuklar İçin Neden Önemlidir?

çocuk-sağlığı

Beta glukanın bağışıklık sistemini desteklediğini belirtmiştik. Bağışıklık sistemi, çoğu araştırmacının hala öğrendiği karmaşık reaksiyonlar ve yanıtlar ağıdır. Genel olarak bağışıklık sistemini güçlendirmek hakkında konuşuyoruz, gerçekte bağışıklık aktivitesindeki bir artıştan daha fazlasına ihtiyacımız olduğunda birincil bağışıklık yanıtı, iltihabı arttırmaktır sadece bu tür bir yanıtın arttırılması her zaman yararlı değildir.

Bunun yerine, beta glukan gibi immünomodülatörler etkili bir bağışıklık tepkisini düzenler.

Yapılan çalışmalar beta glukanın çocuklardaki hastalık ve fiziksel aktivite sonrası çöküş durumunu ortadan kaldırmada etkili olduğu bilinmektedir. Çocukların büyük bir oyundan, uzun bir oyun hafta sonundan veya yazın ilk büyük yüzme gününden sonra “çökme” eğilimini düşünün. Düzenli egzersiz faydalıdır, ancak aşırı fiziksel efor herkes için vergilendiricidir. Beta glukan, bu aşırı yükü hafifletmeye ve bağışıklık sisteminin her koşulda en uygun şekilde çalışmasına yardımcı olur. Ayrıca patojenlere karşı da koruma sağlar.

Beta Glukan İçeren Gıdalar

1. Tam Tahıllar

yulaf

Tam tahıllar, özellikle arpa ve yulaf bağışıklık sistemini uyarıcı özelliğine ilaveten kanser, mikrobiyal enfeksiyonlar, diyabet ve yüksek kolesterol tedavisinde de etkili olabileceği gösterilen beta glukanı içerir. Budan dolayı özellikle sık sık soğuk algınlığı ve gribe yakalananlar, yoğun ve stresli bir çalışma temposu olanlar mutlaka beslenmelerinde yulaf ve arpaya yer vermelidir.

2. Hurma

hurma

Hurma lif içeriği yüksek bir besin olmasının yanı sıra birçok hastalığa karşı önleyici etkisi olduğu bilinmektedir.. Ayrıca beta glukan miktarı da yüksektir ve bu sayede bağışıklık sistemini desteklediği bilinmektedir.

3. Mantarlar

mantar

Kolestrol seviyelerinin düzenlenmesine ilaveten mantarlardaki beta glukanların bağışıklık sistemi fonksiyonlarını arttırdığı görülmüştür. Bunu hücre bağışıklık tepkisini aktive ederek ve beyaz kan hücrelerinin üretimini uyararak yaparlar. Ayrıca bazı mantarlarda bulunan beta glukanlar kansere karşı bağışıklık sistemini düzenleyemeye ve güçlendirmeye yardımcı oluyor.

4. Ekmek Mayası

ekmek-mayası

Bağışıklık üzerinde etkili olan ekmek mayası ayrıca beta glukan bakımından da zengindir. Günümüzde ekmeklerin raf ömrünü uzatmak için farklılaşmış mayalar kullanılmasından olayı bağışıklığı destekleyecek beta glukanı almak olası değil gibi görünmektedir. Beta glukanı doğal mayalanmış ekmekleri tüketerek almak mümkündür.

ÖNERİ

Beta glukanın bu faydalarından yararlanmak için yukarıdaki gıdaları sofranızdan eksik etmeyin. Bu gıdaları özellikle de tahılları tüketirken ölçülü ve devamlı olmanız gerektiğini unutmayın.

Sağlıcakla esen kalın…

Devamını Okuyun
çocuk-bagisiklik
Bağışıklık, Beslenme

Çocuk Bağışıklığında 7 Mucizevi Besin

çocuk-bagisiklik

Bağışıklık sistemi, bebeklikten yaşlılığa kadar sağlığımız üzerinde hayati öneme sahiptir. Bağışıklığımızın düşük olması birçok hastalığa davetiye çıkarır, normal şartlarda hafif olarak atlatacağımız rahatsızlıkları daha ağır geçirmemize kapı aralar. Bebeklik döneminden itibaren bağışıklılığımızı güçlü tutmamız ilerleyen dönemlerde hastalıklarla daha az karşılaşacağımız anlamına gelir.

Bağışıklık Sistemi Nasıl Çalışır?

mikrop-yabanci-organizma

Bağışıklık sistemimiz etrafımızda ki mikropların vücudumuza girişini engellemeye çalışır, mikrop vücuda girdiyse de yayılmasını önleyerek tek bölgede lokalize kalmasını sağlar. Bağışıklık sistemi fonksiyonları; akyuvarlar, timus bezi, lenf düğümleri, dalak, kemik iliği gibi organizma yapılarının birbirleriyle kordineli çalışması sonucu gerçekleşir. Bu organlardan herhangi birinde meydana gelecek ufak bir aksama, rahatsızlık bağışıklık sisteminde zayıflığa yol açar. Böylelikle mikropların vücudumuzda yeni bir hayata merhaba demeleri kaçınılmaz son olur.

Çocuklarda Bağışıklık Sisteminin Detayları

çocuk-bagisikligi

Yetişkinlere kıyasla çocuklarda bağışıklık daha da önemlidir. Bağışıklığın düşmesi çok hızlı gelişir, hastalıklara yakalanmak an meselesidir. Özellikle kreş ve okul gibi toplu ortamlarda bulunmak hastalık riskini daha da arttırır. Bu yazımızda çocukların bağışıklığını destekleyecek, onları mikroplara karşı daha dirençli hale getirecek 7 önemli besin kaynağından bahsedeceğiz. Sizlerde çocuklarınıza hastanelerde serum vermek ya da haftalar boyu antibiyotik grubu gibi ilaçlar kullandırtmak istemiyorsanız bahsedeceğimiz yiyeceklere göz atabilirsiniz.

Sabah Kahvaltılarının Baş Tacı: Yumurta

yumurta-kahvalti

Hangi yaş aralığında olursak olalım kahvaltı sofralarının vazgeçilmezidir yumurta. Güçlü bir bağışıklık sistemi için her sabah 1 yumurta şart. İçeriğinde bulunan proteinin yüzde yüze yakını vücudumuzda kulllanılıyor. Bu kadar kaliteli protein kaynağı olduğundan bağışıklık sistemi için çok faydalıdır. Yumurta sarısında ki A vitamini de her gün düzenli almamız gereken bir besin kaynağı. Kısacası yumurta sarısıyla, beyazıyla, her şeyiyle vücut için çok faydalı, bağışıklık sisteminin güçlü olması, mikroplarla ön safhalarda mücadele etmesi için oldukça önemli bir besin.

Denizlerden Soframıza Olmazsa Olmazımız: Balık

 balık

Balığın içerisinde sayısız vitamin ve mineral bulunmaktadır. Vücudumuza faydaları, sağlığımız üzerinde ki olumlu etkileri saymakla bitmeyecek kadar fazladır. Çok güçlü bir antioksidan olan selenyum içeriği sayesinde hem zihinzsel aktivitelerine destek olacak, okul başarısına katkı sağlayacak hem de bağışıklığa inanılmaz destek sağlayacaktır. Her yönüyle mucizevi bir besin olan balığı haftada 2-3 defa sofralarınızda misafir etmeniz hem çocuğunuzun bağışıklığı hem de diğer aile bireylerinin sağlığı için çok faydalı olacaktır.

Arı Sütü ve Propolis İle Zenginleştireceğimiz: Bal

bal

Bal; minik,çalışkan arı dostlarımızın bizlere birer ikramıdır. Koklamaya kıyamadığımız güzelim çiçekleri gün boyu dolaşır bizim için neredeyse her derde deva niteliğinde besin değeri oldukça yüksek olan balı üretirler. Propolis; arıların kovan içnde ki peteklerin sterilizasyonunu sağlamak,bal peteklerini onarmak ve güçlendirmek için ürettiği arı zamkı ya da preboli olarak da bilinen doğal bir üründür. Arı sütü de işçi arıların kraliçe arının gelişimi ve beslenmesi için ürettikeri jelimsi kıvamda bir maddedir. Arıların da kendi evlerini mikroplardan koruması amacıyla ürettiği propolis bizim de vücudumuzu yabancı organizmalara karşı korur ve bağışıklığa destekçidir. Çocuklarımıza yedirirken arı sütü ve propolis ile zenginleştirerek verirsek balın vücudumuza olan etkisini kat be kat arttırmış oluruz.

Mis Gibi Mayaladığımız: Ev Yoğurdu

yogurt

Süt ve süt ürünleri kalsiyum minerali ve D vitamini bakımından oldukça zengindir. Özellikle kış aylarında D vitaminin diğer bir kaynağı olan güneşten uzak kaldığımız için bu besinleri tüketmeye ayrıca dikkat etmeliyiz. Ev yoğurdu da bağışıklık destekleyici çok önemli probiyotik bir besindir. Çocuklarınız sade yoğurdun tüketiminde zorluk çekiyorsa antioksidan etkileriyle bilinen zencefil ve zerdeçal ekleyerek hem yoğurdunuzun besleyiciliğini arttırabilir hem de çocuklarınızın daha çok hoşuna gidecek hale getirebilirsiniz.

Bağırsaklarımızın En Sevdiği Yakın Dostlarından: Kefir

kefir

Kefir; keçi, inek ve manda sütünden özel bir maya mantarıyla üretilen ekşimtrak, fermente bir süt ürünüdür. Günde 1 çay bardağı kefir tüketiminin bağışıklık sistemi üzerinde düzenleyici etkisi vardır. Fermente bir ürün olduğu için mayalanırken içerisinde ki probiyotik ve prebiyotik bakteriler bağırsaklarda ki faydalı mikroorganizma florasını arttırarak bağışıklık sistemini güçlendirir. Fakat ekşimsi tadı ve biraz da kötü kokusu dolayısıyla çocuklar tarafından çok da sevilmez. Çocuklarınızı bağırsak dostu kefirden mahrum bırakmamak istiyorsanız sevdiği meyveleri püre haline getirip kefirin içine ekleyebilirsiniz. Hem tadını güzelleştirmiş hem de meyvelerle beraber vitamin değerini arttırmış olursunuz.

Demirin Emilimini Arttıran Vitaminimiz: C Vitamini

vitamin C

C vitamini özellikle kış aylarında hastalıklara karşı bariyer görevi görür. C vitamini içeren besinler özellikle meyve ve sebzeler beraberinde selenyum, çinko gibi bağışıklık arttırıcı mineraller de içerir. C vitamini aynı zamanda demir mineralinin emilimini de arttırır. Pekmez oldukça faydalı, demir içeriği yönünden oldukça zengin bir besindir. Fakat bazı çocuklar pek de sevmez tadını. Sizler de özellikle C vitamini deposu olan kivi, portakal gibi meyvelerin üzerine pekmez sürerek yedirmeyi deneyebilirsiniz. Böylelikle meyvelerde ki C vitamini sayesinde pekmezde ki demirin de emilimini arttırabilirsiniz.

Anne Eli Değmiş Sıcacık Ev Yemekleri

ev-yemegi

Günümüzde hazır beslenme, ayak üstü atıştırmalıklar ne yazık ki gittikçe yaygınlaşmakta. Özellikle gelişme çağında bulunan çocukların sağlığı üzerinde birçok olumsuz etkiye sahiptir. Mümkün olduğu kadarıyla çocuklarımızı bu tür beslenme alışkanlığından korumalıyız. Evde yaptığımız sıcacık yemekler onların gelişimi için çok daha faydalı, bağışıklıklarını güçlendiricidir. Bu konuya da hassasiyet göstermeli çocuklarımızı hazır gıdalardan uzak tutmaya çalışmalıyız.

Özetleyecek Olursak

Her anne baba için çocukları çok değerlidir. Hasta olmamaları için üzerlerine titrerler adeta. Bağışıklık sisteminin fedakar askerleri ne kadar güçlü olursa yabancı organizmalara karşı verilen mücadele de o kadar başarılı olur. Bağışıklık sisteminin dayanıklı olması da tükettiğimiz besinlere bağlıdır. Bundan dolayı çocuklarımızın beslenmesiyle yakından ilgilenmeli beslenme düzenlerine de bağışıklık arttırıcı besinleri yoğun olarak eklemeliyiz. Geleceğimizin teminatı çocuklarımızla beraber daha sağlıklı yarınlara adım atabilmek dileğiyle…

Devamını Okuyun
kalsiyum
Bağışıklık, Beslenme, Genel Sağlık, Tüm Yazılar

Kalsiyum Hakkında Bilmeniz Gereken 8 Bilgi

kalsiyum

Kalsiyum vitamini neden bu kadar önemli hiç düşündünüz mü ? Kemik gelişimi için ısrarla çocuklara kalsiyum alınması gerektiği söylenir. Peki kalsiyum sadece kemikler üzerinde mi etkilidir. Merak ediyorsanız okumaya devam edin.

1. Kalsiyum Vücudunuzun Temel İşlevlerinde Rol Oynar

diş

Kalsiyum vücudunuzun temel işlevlerinin çoğunda rol oynar. Vücudunuz kan dolaşımını sağlamak, kasları hareket ettirmek ve hormon salmak için kalsiyuma ihtiyaç duyar. Kalsiyum ayrıca beyninizden vücudunuzun diğer bölgelerine mesaj taşımaya yardımcı olur.

Kalsiyum da diş ve kemik sağlığının önemli bir parçasıdır. Kemiklerinizi güçlü ve yoğun yapar. Kemiklerinizi vücudunuzun kalsiyum deposu olarak düşünebilirsiniz. Diyetinizde yeterli miktarda kalsiyum almazsanız, vücudunuz onu kemiklerinizden alacaktır.

2. Vücudunuz Kalsiyum Vitamini Üretmiyor

kalsiyum-içeren-besinler

Vücudunuz kalsiyum üretmez, bu nedenle ihtiyacınız olan kalsiyumu almak için diyetinize güvenmeniz gerekir. Kalsiyum oranı yüksek gıdalar şunları içerir: süt, peynir ve yoğurt gibi süt ürünleri; lahana, ıspanak ve brokoli gibi koyu yeşil sebzeler. Ayrıca kuru fasülye, sardalya, kalsiyumla güçlendirilmiş ekmekler, tahıllar, soya ürünleri ve portakal suları da kalsiyum içerir.

3. Kalsiyum Emmek İçin D Vitamini Gerekir

VİTAMİN

Vücudunuzun kalsiyumu emmesi için D vitaminine ihtiyacı vardır. D vitamini düşükse kalsiyumdan zengin bir diyetten tam olarak yararlanamayacağınız anlamına gelir.

D vitamini, somon, yumurta sarısı ve bazı mantarlar gibi bazı gıdalardan elde edilebilir. Kalsiyum gibi, bazı gıda ürünlerinde kendilerine D vitamini eklenir. Örneğin, sütlere genellikle D vitamini eklenir.

Güneş en iyi D vitamini kaynağınızdır. Cildiniz güneşe maruz kaldığında doğal olarak D vitamini üretir. Koyu tenli olanlar da D vitamini üretimez veya düşük miktarlarda üretilir, bu nedenle eksikliği önlemek için takviyeler gerekebilir.

4. Kalsiyum Vitamini Kadınlar İçin Daha da Önemlidir

kadın

Birçok çalışma kalsiyumun adet öncesi sendrom (PMS) semptomlarını hafifletebileceğini göstermektedir. PMS’li kadınların daha düşük kalsiyum ve magnezyum alımına ve daha düşük serum seviyelerine sahip olduğu sonucuna varmıştır.

5. Önerilen Miktar Yaşınıza Bağlıdır

Yeterli kalsiyum alıp almadığınızı nasıl anlarsınız? Yetişkinlere her gün 1.000 mg, 50 yaşın üzerindeki kadınlara , hamilelik ve emzirme döneminde olanlara günde ortalama 1.200 mg önerilmektedir.

gerekli-kalsiyum-miktarı

6. Kalsiyum Vitamini Eksikliği Diğer Sağlık Sorunlarına Yol Açabilir

hastalık

Kalsiyum eksikliği diğer sağlık sorunlarına yol açabilir. Yetişkinler için, çok az kalsiyum osteoporoz veya kolayca kırılan zayıf ve gözenekli kemikler geliştirme riskinizi artırabilir. Osteoporoz özellikle yaşlı kadınlarda yaygındır, bu nedenle kadınların daha fazla kalsiyum tüketmeleri önerilir.

Kalsiyum, çocuklar büyüdükçe ve geliştiklerinde gereklidir. Yeterli kalsiyum alamayan çocuklar tam potansiyel boylarına kadar büyüyemez veya başka sağlık sorunları geliştiremezler.

7. Kalsiyum Vitamini Takviyeleri Doğru Miktarda Olursa Yardımcı Olabilir

kalsiyum-takviyesi

Herkes ihtiyaç duyduğu kalsiyumu sadece diyetten almaz. Laktoza tahammülsüz, vegan veya sadece süt ürünleri hayranı değilseniz, diyetinizde yeterli miktarda kalsiyum almayı zor bulabilirsiniz.

Bir kalsiyum takviyesi diyetinize kalsiyum eklenmesine yardımcı olabilir. Kalsiyum karbonat ve kalsiyum sitrat en çok tavsiye edilen iki kalsiyum takviyesidir.

Kalsiyum karbonat daha ucuz ve daha yaygındır. Çoğu antiasit ilacında bulunabilir. İyi çalışması için yiyecekle birlikte alınması gerekir.

Kalsiyum sitratın yiyecekle birlikte alınması gerekmez ve daha düşük seviyelerde mide asidi olan yaşlı insanlar tarafından daha iyi emilebilir.

Kalsiyum takviyelerinin yan etkileri olduğunu unutmayın. Kabızlık, gaz ve şişkinlik yaşayabilirsiniz. Takviyeler, vücudunuzun diğer besinleri veya ilaçları emme yeteneğini de etkileyebilir. Herhangi bir takviye başlamadan önce doktorunuza danışın.

8. Çok Fazla Kalsiyumun Olumsuz Etkileri Olabilir

şişkinlik

Herhangi bir mineral veya besin maddesi ile, doğru miktarı elde etmek önemlidir. Çok fazla kalsiyumun olumsuz yan etkileri olabilir.

Kabızlık, gaz ve şişkinlik gibi belirtiler çok fazla kalsiyum aldığınızı gösterebilir.

Ekstra kalsiyum böbrek taşı riskinizi de artırabilir. Nadir durumlarda, çok fazla kalsiyum kanınızda kalsiyum birikmesine neden olabilir. Buna hiperkalsemi denir.

Sonuç

Kalsiyum genel sağlığınız için gereklidir. İhtiyacınız olan kalsiyumu birçok farklı gıdadan ve gerekirse takviyeden alabilirsiniz. Kalsiyum, D vitamini gibi diğer besinler ile birlikte çalışır, bu nedenle dengeli bir diyete devam etmek önemlidir. Herhangi bir mineral veya besleyici maddede olduğu gibi, kalsiyum alımınızı çok fazla veya çok az almamanız için izlemelisiniz.

Sağlıklı ve mutlu günler dileriz…

Devamını Okuyun
Bağışıklık, Haberler, Tüm Yazılar

Corona Virüsü Hakkında Bilmeniz Gerekenler

covid19-dikkat-corona

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ‘’Uluslararası Halk Sağlığı Acil Durumu ‘’ilan etmesine sebep olan, insanlar arasında coronavirüs veya corona virüsü olarak adlandırılan şimdiki haliyle Covid-19 Çin’in Wuhan kentinde 2019-n-COV olarak ortaya çıktı. Corona virüsü, aralık ayının son günlerinden itibaren dünyanın gündeminde ve çıkış yeri Çin olmakla beraber Avrupa’yı ve diğer birçok ülkeyi etkisi altına aldı. Çoğu ülkede kırmızı alarm verildi, karantina ilan edildi, siyasi görüşmeler, spor müsabakaları, bilimsel oturumlar, uluslararası uçuşlar iptal edildi. Turizm neredeyse durma noktasına geldi. Okullar tatil edildi. Dünya ekonomisi yılların görülmemiş çöküşünü yaşıyor. Dünya geneline ihracat yapan Çin’ de sanayi faaliyetleri tamamıyla durdurulmuş bulunmakta.

Peki Bizi Korkutan Bu Corona virüsü Nedir?

covid-corona-coronavirus

Adını belki birçoğumuz ilk defa duyuyor olsak da Coronavirüsün dört suşu yaygın soğuk algınlığının yaklaşık beşte birinden sorumlu. Coronavirüs ailesi hem insanlarda hem de hayvanlarda bulunabiliyor. Bu virüs ailesi basit bir soğuk algınlığına neden olup aynı zamanda SARS(Ciddi Akut Solunum Sendromu) ve MERS (Orta Doğu Solunum Sendromu) gibi dünya genelinde iz bırakmış çok ciddi salgınlara da yol açmaktadır.

Coronavirüsler hayvanlardan insana geçebilen virüs türü olduğundan zootonik hastalıklara sebebiyet verir. İnsan bağışıklık sistemi daha önce bu tür virüsle karşılaşmadığı için savunma hücrelerimiz virüse etki edemez. Bundan dolayı zootonik hastalıklar çoğunlukla ölümcül olmaktadır.

Coronavirüs Belirtileri Nelerdir?

Hem mevsimsel grip virüsleri hem de coronavirüsler solunum yolu hastalıklarına neden olan bulaşıcı virüslerdir. Bu yüzden üst solunum yolu hastalıklarına ait semptomlar gözlendiğinde sebep olan virüsün Coronavirüs olup olmadığını belirlemek maalesef çok kolay olmamaktadır. Hastalığın bir Coronavirüs kaynaklı olup olmadığı ancak boğaz-burun kültürleri ile kan tetkikleri neticesinde anlaşılmaktadır.

Yeni coronavirüs olan Covid-19’un genel belirtileri şunlardır;

  • Yüksek ateş
  • Nefes darlığı
  • Öksürük
  • Kas ağrısı
  • Yorgunluk

Özellikle riskli grupta yer alan yaşlı, bağışıklığı zayıf insanlarda , kalp rahatsızlığı bulunanlarda, tansiyon, kolesterol, diyabet gibi kronik hastalığı bulunanlarda belirtiler çok daha ağır seyredebilir. Ağır akut solunum yolu yetmezliği, zatürre, böbrek yetmezliği, ishal, bulantı, kusma da ek olarak görülebilir.

Coronavirüsün Bulaşma Yolları

aksirik-apsirik

Araştırmacılar hala yeni virüsün kişiden kişiye nasıl bulaştığını öğrenmeye çalışıyor. Bilim dünyası coronavirüsün mekanizmasını açıklama hususunda bir nevi yarış içerisindeler. Virüsün yayılma mekanizması tam olarak bilinmese de solunum yolu ile bulaştığı düşünülmektedir. Öksürme-hapşırma damlacıklar yoluyla, virüs taşıyan birey ve hayvanlarla direkt temas bulaşma sürecini hızlandırmaktadır.

Coronavirüsün Tedavisi Var Mı ?

tedavi-corona-coronavirus

Maalesef virüse özel geliştirilen bir tedavisi yoktur. Klasik viral enfeksiyonlardaki gibi semptomatik tedavi uygulanmaktadır. Semptomları tedavi etmenin en iyi yolu ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlar almak, bir oda nemlendiricisi kullanmak, boğaz ağrısını ve öksürüğü hafifletmek, bol miktarda sıvı tüketmek, dinlenmek için sıcak bir duş almaktır. Bilim insanları bazı antiviral ilaçlar ve plazma tedavileri de dahil olmak üzere Coronavirüsün tedavisine yönelik alternatif yaklaşımları araştırıyorlar ancak bu çalışmalar şu anda sadece ön çalışmalar olarak yürütülüyor. Bu bilgiler ışığında Coranavirüsten korunmaya çalışmak çok daha akılcı bir seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Coronavirüsten Korunma Yolları

Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün Coronavirüs için tavsiyeleri

Coronavirüs gün geçtikçe küresel kabus haline gelmektedir. Her an vaka sayısı artmakta ölüm haberleriyle korkumuz da artmaktadır. Peki dünyaynın gündemine bomba gibi oturan bu virüsten nasıl korunabiliriz? Sizler için hazırladığımız yazıda daha yakından inceleyelim.

Gözlere; buruna ve ağıza kirli ellerle dokunulmamalı

elden-bulasma

Temiz olmayan ellerimiz ile vücudumuzun herhangi bir yerine özellikle göz, ağız ve buruna temastan kaçınılmalıdır. Virüs cansız ortamda da bir hafta kadar yaşamını sürdürebilir. Bundan dolayı enfekte olmuş yerlerde bulunmamalı ve ellerimizi etrafa sürmemeliyiz.

El Temizliğine Çok Dikkat Edin

el-yikama-corona

Evden dışarıya çıktığımızda, toplu taşıma araçlarını kullandığımızda, iş yerine gittiğimizde kısacası bir ortamdan diğerine geçtiğimizde el hijyen kurallarını uygulamamız gerekir. Ellerimizi sabunla 20 saniye boyunca yıkamalıyız. Yıkarken de el parmak aralarını, el kıvrımlarını, avuç içini iyice ovalamalıyız. El antiseptikleri, kolonya, ıslak mendil de el hijyeni için kullanılabilir.

Yurtdışı Dönüşünde Kendinizi Korumaya Alın

yolculuk-uçak

Neredeyse tüm dünyaya yayılmış olan coronavirüs uluslararası yolculukları da yakından etkilemektedir. Yaptığınız yurtdışı seyahatlerinin ardından belli bir süre kendinizi izole etmelisiniz. Bu hem sizin sağlığınız hem de etrafınızdaki insanların korunması için önemlidir.

Kapalı Ortamları İyice Havalandırın

havalandirma-corona

Coronavirüs düşük sıcaklık ve yüksek nemli ortamlarda daha da hızlı şekilde yayılış göstermektedir.Çalışma ortamlarımızı, oturduğumuz kapalı mekanları mutlaka havalandırmalıyız. Temiz hava, bol oksijen ve güneş ışığı ortamı daha steril hale getirecektir.

Kalabalıktan Olabildiğince Uzak Durmaya Çalışın

kalabalik-corona-covid

Kalabalık ortamlar hastalıkların bulaşması için çok potansiyel yerlerdir. Damlacık yoluyla aktarılan coronavirüs de yakın mesafede daha çabuk bulaşabilir. Özellikle toplu taşıma araçları, alışveriş merkezleri, sinema ve tiyatrolar, çarşı merkezleri birçok insanın gün içerisinde fazlasıyla kullandığı yerlerdir. İnsanlara 1 metreden daha fazla yanaşılmaması önerilir.

Beslenmenize Olabildiğince Dikkat Gösterin

beslenme-corona-covid

Virüs yediğimiz içtiğimizden nasıl etkilenebilir ki diye düşünebilirsiniz fakat hiç de öyle değil. Beslenme düzenimizi gözden geçirmeli özellikle sebze ve meyve ağırlıklı besinleri listemize eklemeliyiz. C vitamini deposu turunçgilleri listenin başına eklemeyi de unutmayın.

Ayrıca bakınız: Bağışıklığı Güçlendiren Besinler

Bağışıklığınızı Güçlendirin

Vücudumuzun kendini koruması hastalıklara karşı mücadele edebilmesi bağışıklık sisteminin gelişmişliğiyle yakından ilişkilidir. Virüs salgınının daha çok yaşlı popülasyonda ölümcül olması bünyelerinin kaldıramamasından dolayıdır. Bağışıklık zayıf düşünce vücut da eskisi gibi çalışamayacaktır. Mevsimsel grip salgınında olduğu gibi coronavirüs salgınında da bağışıklık sistemimizi güçlendirmeliyiz. Multivitamin takviyeleri bu konuda öncelikle tercih edeceğimiz ürünlerdir.

Ürünlerimizden biri olan Redagyn içeriğindeki 22 vitamin ve mineralin yanı sıra, üzüm çekirdeği ekstresi, KoEnzim Q10 ile bağışıklık sisteminin normal fonksiyonuna katkı sağlar. Güne daha hazır başlayabilmek, bağışıklılığımızı güçlendirmek için her gün 1 adet Redagyn kullanabilirsiniz.

Redagyn hakkında daha fazla bilgi için ve içeriğini öğrenmek için tıklayın.

Devamını Okuyun
Bağışıklık, Beslenme

Üşümekten Korkanlar! Kış Günlerinde Soğuk Havayı Yenmek İçin 7 Etkili Besin

soguk-hava

Vücut ısınızı düzenlemenize yardımcı olacak besinler nelerdir? Isı kontrolünden başka ne gibi faydaları vardır? Merak ediyorsanız okumaya devam edin!

Havalar soğumaya başlayınca dolabınızı eldivenler, atkılar, sıcacık yün kazaklar doldurmaya başlıyor. Özellikle dışarıya çıkacaksaksanız sıkıca sarınıp kuşanıyorsunuz. Soğuk havaya pencereden bakmak bile sizi titretiyorsa, düşük sıcaklıklarla kendinizi içeriden ısıtarak savaşabilirsiniz. Soğuk havalara karşı vücudunuzu vücut ısınızı yükseltmeye yardımcı olabilecek besinlerle destekleyin. Böylece vücut sıcaklığınızı korurken, soğuk algınlığı gibi hastalıklara ve enfeksiyonlara karşı önlem almış olacaksınız. işte! Bu yazımızda vücut ısınızı koruyacak bazı besinlere yer verdik. Bu besinlerden bazıları biliniyorken bazıları sizi şaşırtacaktır. Rahatlayın ve okuyun.

1. Tarçın

tarcın-besin

Kış günlerinde sahleplerinizi süsleyen tarçın aynı zamanda soğuğa karşı bir kalkan işlevi görüyor. Kan akımını vücut yüzeyine yaklaştırarak vücudun ısınmasında etkili oluyor. Gribal enfeksiyonları ve soğuk algınlığını önleyici olarak kullanılan tarçın aynı zamanda öksürükte ve mide rahatsızlıklarında etkilidir. İster sahlebin üstünde toz halinde isterseniz de çubuk tarçın olarak tüketip soğuk havlarda ısınmaya başlayabilirsiniz.

2. Taze Zencefil

zencefıl-cayi

Soğuk havalarda sizi ısıtacak termojenik özelliğe sahip bir diğer bitki de taze zencefildir. Kan dolaşımını iyileştirerek vücut sıcaklığını arttıran ve toksinlerin atılmasında etkili olan bir bitkidir. Enfeksiyonlara karşı savaşarak vücut direncini arttıran zencefil soğuk algınlığının terleyerek atılmasına da yardımcı olabilir. Bunların yanısıra antiseptik bir ekspektoran (balgam söktürücü) ve akıntılı öksürüklerin tedavisinde yararlıdır. Sizlerde ısınmak ve soğuk havlarda yakalandığımız hastalıklardan korunmak istiyorsanız günlük diyetinize zencefil ekleyerek harikalar yaratacak bir dokunuş yapabilirsiniz.

3. Acı Biber

kirmizi-biber

Sıcaklığı kaldırabiliyorsanız acı biber soğuk havalara hile yapacak. Kırmızı biber ailesi iç vücut sıcaklığını arttırmaya yardımcı olabilir. Dolaşım sistemini uyararak vücut ısısını yükseltir.İçerdiği kapsaisin ile daha fazla enerji harcanmasını sağlayarak vücut ısısını yükselttiğine tanık olabilirsiniz. Balgam söktürücü özelliği de olan acı biber; grip mikrobunu önleyerek gribe ve soğuk algınlığına yakalanmanızı önleyebilir. Faydası az bilinen bir besin olan acı biberi yemeklerinize eklemeye başlayabilirsiniz .

4. Zerdeçal

zerdacal

Etken maddesi kurkumin olan zerdeçal termojenik etkisi ile vücut ısısını arttıran ve bağışıklık sistemini güçlendiren bir diğer besindir. Ayrıca içerdiği besin değeri sayesinde hastalıklardan korunmada önemli bir gıdadır. Daha çok kış günlerinde soğuk havalar yüzünden yakalandığımız soğuk algınlığı ve grip tedavisinde kullanılır. İçeriden ısınmak, vücudunuza hareket katmak ve vücut direncinizi arttırmak istiyorsanız aynı miktar zencefili çay olarak tüketebilir, bal ile veya çiğ olarakta tüketebilirsiniz.

5. Karabiber

karabıber

Bağışıklığı güçlendiren karabiber içerdiği piperin ile sinir sistemini uyararak ısı üretimini destekliyor. Vücut ısısını arttırmasına ek olarak grip ve soğuk algınlığında hastalığın daha kolay atlatılmasına yardımcı oluyor. Ayrıca solunum yollarında balgam söktürücü özelliğine de sahiptir. Sizlerde soğuk havalara ve daha çok soğuk kış günlerinde yakalandığımız hastalıklara veda etmek istiyorsanız çorbalarınıza karabiber ekleyebilirsiniz.

6. Ihlamur

ıhlamur

Virüslere karşı etkili olabilen ıhlamur, terletici özelliği ile vücudu içten dışa doğru ısıtır. Solunum yolu hastalıklarında iltihapları giderici ve vücut savunmasında etkilidir. Soğuk algınlığında hastayı terletip göğsünü yumuşatmak ve çabuk iyileştirmek amacı ile kullanılabilir. Ihlamuru çay olarak limon ve bal ile birlikte tüketebilir soğuk kış günlerinde ısınarak hastalıklardan korunabilirsiniz.

7.Köksap Sebzeler

koksap-sebzeler

Şalgam, turp gibi köksap sebzeleri sindirim kanalında hareket ettirmek için meslektaşları olan yer üstü sebzelerden daha fazla enerjiye ihtiyaç duyulur. Dolayısı ile bu sebzeleri sindirebilmek için termojenez süreci ile vücut sıcaklığını arttıran enerji oluşur. Kış aylarının gelmesi ile kendini gösteren soğuk havalara vücudun içinden önlem almak için köksap sebzeleri salata yaparak yiyebilir veya sıcak bir çorba şeklinde içebilirsiniz .

Soğuk Havalara Karşı Tedbir Almalısınız

Havalar soğurken birçok önlem alıyorsunuz ancak bunlar yeterli olmayabilir. Bunun için vücut içinden de bir önlem almak daha iyi olacaktır. Sıraladığımız besinleri devamlı olarak tükettiğinizde daha etkili olacaklardır. Sizi sıkmayacak ve düzenli olarak tüketmenize mani olmayacak şekilde diyetinize ekleyebilirsiniz.

Sıcak , mutlu ve sağlıklı günleriniz olsun.

Devamını Okuyun
bagisiklik
Bağışıklık, Tüm Yazılar

Bağışıklık Sistemini Güçlendiren Vitamin ve Mineraller

Bağışıklık sistemi bir organizma içinde organizmayı hastalık yapan virüs, bakteri, mantar, parazit ve tümörlere karşı savaşarak vücudu koruyan hücre, doku ve organlardan oluşan birçok biyolojik yapı ve süreç içeren bir konak savunma sistemidir. Bu sistemi güçlendirmede ilk yapmanız gereken sağlıklı bir yaşam tarzı ve dengeli bir diyet seçmektir. Grip, enfeksiyon gibi bağışıklık sistemimizin zayıfladığı durumlarda bunları önlemek amacıyla sayacağım on bir maddedeki vitamin ve mineralleri günlük yaşamınıza katarsanız daha sağlam bir immün sisteme neden sahip olmayasınız!

Bağışıklık Sistemi Organları

bagışıklik-sistemi-organlari

Bağışıklık sisteminin organları; kemik iliği, dalak, lenf düğümleri ve timustur. Kemik iliğinden köken alan lenfositler, immün cevap oluşturmadan sorumludur. Bağışıklık sistemimiz mikroorganizmalara birkaç yolla cevap verir. T lenfositleri aktif bir enfeksiyonla savaşarak mikropları ve diğer anormal hücreleri öldürerek etki gösterirken B lenfositleri, geçmiş enfeksiyonları “hatırlayarak” mikroplara özgül, uzun süre dolaşımda kalan antikorlar üreterek onları öldüren bellek hücreleridir. Nötrofiller ve makrofajlar ise T lenfositleri tarafından aktifleştirilip infeksiyonun bulunduğu bölgeye gider ve ordaki mikroorganizmaları fagosite ederek etkisiz hale getirirler.

Bağışıklığınızda Rolü Olan 11 Vitamin ve Mineraller

1) A Vitamini:

A-vitamıni-havuc

Dış toksinlerin girişine karşı vücudun dış savunma yüzeyini oluşturan mukoz zarların sağlıklı oluşumu için önemlidir. Mukus, T ve B lenfositlerinin oluşumu için uygun ortam yaratmakta görevlidir.

2) B12 Vitamini:

B12-vitaminı-et

Eritrosit ve antikor oluşumuna yardım eder. Eksikliğinde akyuvarların fagosite etme yeteneği zarar görür. Anormal akyuvar hücre yanıtları oluşur.

3) C Vitamini:

c-vitaminı-portakal

Akyuvar hücrelerinin yanıt ve işlevini çoğaltmak, interferon düzeyini arttırmak, mukoz zarların yüzey bütünlüğünü sağlamak gibi bağışıklık güçlendirici birçok etkisi vardır. Ayrıca viral enfeksiyonların şikayetini azaltır ve antioksidan özelliği vardır.

4) E Vitamini:

e-vitaminı-kuruyemis

Hem hümoral hem de hücresel bağışıklığı güçlendirdiğinden bağışıklık üzerine etkisi çok önemlidir. Birincil savunma elemanı olan mukoz zarların oluşumu için gereklidir. Özellikle yaşlılarda bağışıklık sistemini güçlendirmede etkilidir.

5) Antioksidanlar ve Beta Karotenler:

antioksıdan

Beta karoten yüksek provitamin A aktivitesi gösterir ve antioksidan özelliği vardır. Antioksidanlar timus bezini serbest radikallere ve oksidatif unsurlara karşı korurlar. Aynı zamanda beta karotenler T hücrelerinin sayısını arttırarak düşük T hücre sayısının görüldüğü AIDS ve kanser gibi hastalıklarda önemli rol oynar.

6) Çinko:

balik-cinko

Fagositozu destekler. Serbest radikal hasarına karşı koruyucudur. Eksikliğinde akvuyar hücre işlevi önemli ölçüde bozulur ve T hücrelerinin sayısı düşer. Çinko aynı zamanda soğuk algınlığına yol açan virüs de dahil birçok virüsün üremesini engeller. Bu sebeple günümüzde çinko içeren boğaz pastilleri çok tercih edilmektedir.

7) Folik Asit:

marul-folık-asıt

Lökositler dahil bütün hücrelerin gelişimi için önemlidir. Folik asit yetersizliğinde timus ve lenf bezleri körelir.

8) B6 Vitamini:

b6-vitamın

Antikor üretiminde ihtiyaç duyulur. Aynı zamanda hücre aracılı bağışıklıkta önemlidir. Yetersizliğinde bağışıklık sistemi baskılanır. Bu baskılanma sonucu akyuvar hücrelerinin sayısı azalır ve üretilen antikorların kalitesinde ciddi bir düşüş olur.

9) Diğer B Vitaminleri:

baklagıl-b- vitaminı

Tiyamin(B1), riboflavin(B2) ve pantotenik asit(B5) yetersizliğinde timus ve lenf dokusunda körelme, antikor ve akyuvar hücrelerinin etkinliğinde düşüşe neden olur.

10) Omega 3 Yağ Asitleri:

somon-omega3

Lökosit sayısını arttırarak bağışıklığı güçlendirir.

11) Demir:

demır

Demir eksikliği bağışıklık sisteminde birtakım bozukluklara yol açmaktadır. Timus ve lenf bezleri körelir. Akyuvar hücrelerinin yanıtını, işlevini azaltabilir.

Sonuç

Özetle; Soğuk algınlığı, grip, enfeksiyon gibi bağışıklığınızın zayıfladığı durumlarda veya normal zamanlarda saydığım vitamin ve mineralleri içeren besinleri öğünlerinize ekleyerek bağışıklık sisteminizi destekleyip güçlendirebilirsiniz. Her vitamin ve mineral bağışıklık sistemini desteklemede farklı bir görev üstlenmektedir. Bu sebeple tek bir besin türünü değil her besini yeterli miktarlarda tüketmelisiniz.

Devamını Okuyun
semptom
Bağışıklık, Tüm Yazılar

Bağışıklık Nedir? Bağışıklık Sistemi Ne İşe Yarar? Nasıl Güçlendirebiliriz?

bağışıklık

Bağışıklık bir şeyden korunmak, bundan etkilenmemek veya rahatsız etmemek anlamına gelir. Isıya karşı bağışıklığınız olduğunu varsayalım bu sizi ısının rahatsız edemeyeceği anlamına gelir. Yani bu durumda sıcak erimiş bir lava yürümek nehre yürümekten farksız olacaktır. Şaşırtıcı bir şekilde bağışıklık sisteminiz sayesinde bu süper gücün farklı bir formuna sahipsiniz. Bağışıklık sisteminiz sizi korur ve hastalıklarla mücadelenize yardımcı olur. Bakteri ve virüsler  her yerde bulunur. Hiç tuttuğunuz kapının kolunda kaç tane mikroorganizma var diye düşündünüz mü? Bir çok bakteri ve virüs hastalığa neden olabilir ve patojen(hastalık yapıcı) olarak adlandırılır. Tüm bu patojenlerle her an temasta olmanıza rağmen neden sürekli hasta olmuyorsunuz hiç düşündünüz mü? Çünkü bağışıklık sisteminiz istilacı biyotik ve abiyotik patojenlerle savaşır ve enfeksiyon gelişmesini önler. Patojenleri karşılayarak, nötralize ederek ve temizleyerek; patojenlerin organizmanın bütünlüğünü bozacak zararlı etkilerine karşı direnç oluşturur.

bağışıklık

Vücudun ilk savunma hattı fiziksel engellerdir. Patojenler bu engeli geçmeyi başarırsa, vücdunuzda bunlara karşı eyleme geçecek uzmanlaşmış hücreler vardır. Kan dolaşımınız ve vücudunuzun önemli bölgeleri patojenlerle savaşabilecek beyaz kan hücreleri içerir.

Bağışıklık sisteminiz bu hücrelerle günün her anında sizi enfeksiyonlardan uzak tutmak için çok iyi bir iş çıkarır. Eğer siz bağışıklık sisteminize iyi bakarsanız o da size iyi bakacaktır.

Bağışıklık Sisteminizi Güçlendirmek için Ne Yapabilirsiniz?

Bağışıklığınızı artırma fikri caziptir, ancak bunu yapabilme yeteneği birkaç nedenden dolayı zorlaşmıştır. Bağışıklık sistemi tam olarak – tek bir varlık değil – bir sistemdir. İyi işlemek için denge ve uyum gerektirir. Araştırmacıların bağışıklık tepkisinin karmaşıklığı ve birbirine bağlılığı hakkında hala bilmedikleri çok şey var. Şimdilik, yaşam tarzı ve gelişmiş bağışıklık fonksiyonu arasında bilimsel olarak kanıtlanmış doğrudan bağlantılar yoktur.

Ancak bu, yaşam tarzının bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerinin ilgi çekici olmadığı ve araştırılmaması gerektiği anlamına gelmez. Araştırmacılar, hem hayvanlarda hem de insanlarda diyet, egzersiz, yaş, psikolojik stres ve diğer faktörlerin bağışıklık tepkisi üzerindeki etkilerini araştırıyorlar. Bu arada, genel sağlıklı yaşam stratejileri, bağışıklık sisteminize üst el vermeye başlamak için iyi bir yoldur.

Bağışıklık Sisteminizi Güçlendirmenin Sağlıklı Yolları

İlk savunma hattınız sağlıklı bir yaşam tarzı seçmektir. Genel sağlık yönergelerine uymak, bağışıklık sisteminizi doğal olarak güçlü ve sağlıklı tutmak için atabileceğiniz en iyi adımdır. Bağışıklık sisteminiz de dahil olmak üzere vücudunuzun her parçası, çevresel saldırılara karşı korunduğunda ve aşağıdaki gibi sağlıklı yaşam stratejileriyle desteklendiğinde daha iyi çalışır.

Sigara İçmemelisiniz

sigara

Çünkü sigara içmek bağışıklık sisteminizi zayıflatır. Sigara dumanındaki kimyasallar, vücuttaki hücrelere devam eden bir hasar kaynağıdır ve bağışıklık sisteminiz bu hasarla mücadele etmek için sürekli çalışmalıdır. Sigara içmek aynı anda akciğer kanserine neden olabilir ve vücudunuzun savaşma yeteneğini zayıflatabilir.

Meyve ve Sebzelerde Yüksek Bir Diyet Yemelisiniz

meyve-sebze

Meyve ve sebzeler içeriğindeki flavanoidler ile organizmayı enfeksiyonlara karşı korur.

Düzenli Egzersiz Yapmalısınız

egzersiz

Fiziksel aktivite bakterileri akciğerlerden ve solunum yollarından temizlemeye yardımcı olabilir. Bu, soğuk algınlığı, grip veya başka bir hastalığa yakalanma şansınızı azaltabilir.

Sağlıklı Bir Kiloyu Korumalısınız

kilo

Karın çevresindeki aşırı yağ vücudun savunma sistemini size karşı çevirerek kalbe ve diğer hastalıklara yol açabilir. Avustralyalı araştırmacılar, obez bireyler için sadece 10 kilo vermenin dengesiz bir bağışıklık sistemini düzeltebileceğini buldular.

Bağışıklık sistemindeki hücrelerin belirli bir dengede bir arada bulunması gerekir. Diyet ve aşırı vücut yağı da dahil olmak üzere birçok faktör bu dengeyi değiştirebilir ve vücudumuza zarar vermek yerine zarar verebilecek bağışıklık hücreleri oluşturabilir.

Alkol Alırsanız, Sadece Ölçülü Olarak İçmelisiniz

alkol

Alkol, sağlıklı bağırsak mikroplarının bağışıklık sistemi ile etkileşimini etkiler. Alkol ayrıca bağırsak bariyerini bozarak daha fazla bakterinin kana geçmesine izin verir. Aşırı içme, bağışıklık sisteminizdeki makrofajlar, T ve C hücreleri gibi üç önemli hücre türünün sayısını ve işlevini azaltır.

Yeterli Uyku Almalısınız

uyku

Uyku sırasında bağışıklık sisteminiz, bazıları uykuyu geliştirmeye yardımcı olan sitokin adı verilen proteinleri serbest bırakır. Uyku yoksunluğu bu koruyucu sitokinlerin üretimini azaltabilir. Ek olarak, yeterli uyku almadığınız dönemlerde enfeksiyonla mücadele antikorları ve hücreleri azalır.

Ellerinizi Sık Sık Yıkamak Ve Etleri İyice Pişirmek Gibi Enfeksiyonlardan Kaçınmak İçin Adımlar Atmalısınız.

Stresi En Aza İndirmeye Çalışmalısınız

stres

Stres hormonu kortikosteroid, bağışıklık sisteminin etkinliğini baskılayabilir. (örn. Lenfosit sayısını azaltabilir.)

Enfeksiyonlardan korunmak için ilk önce önlem almalısınız. Özellikle tedavi için antiviral ilaç bulunmayan  viral hastalıklara yakalanmamak için yukarıda bahsettiğimiz şekilde yaşam tarzı değişiklikleri yapmalısınız. Bunları yapmadığınız sürece hastalıklara yakalanmak ne kadar kolay olacaksa, hastalığı tedavi etmek de o kadar zor olacaktır.

Bağışıklığınızın Sizi Düşündüğü Kadar Siz de Onu Düşünmelisiz

Bağışıklığınız sizi bakteri ve viral enfeksiyonlara karşı korumak, eğer hastalanmışsanız, hastalığınızı en kolay şekilde atmanız için devamlı mücadele eder. Yukarıda sıraladığımız önerilere uyarsanız bağışıklık sisteminiz daha güçlü olacaktır ve sizin için daha iyi mücadele verecektir. Bu kolay önerileri uygulayıp hastalıklardan korunun!

Sağlıklı,huzurlu ve güzel günleriniz olması dileğimizle…

Devamını Okuyun