fbpx
pure
Tüm Yazılar

Bebeklerde Ek Gıdaya Geçişte Beslenme Düzeni

İlk altı ay yalnızca anne sütünden sonra ek gıdaya geçişte anneler ve bebekler için heyecanlı bir dönem başlıyor. Peki bebeğinizin ek gıdaya hazır olup olmadığını nasıl anlarsınız? ek gıdaya geçiş sürecinde nelere dikkat edilmelidir?
Bu dönem bebekler için bir adaptasyon dönemi olup her bebek aynı şekilde adapte olamıyor. Bu süreçte annelerin dikkat etmesi gereken bazı detaylar var. buyurun birlikte inceleyelim.

ek-besın


Ek Gıdaya Geçişte 12 Püf Nokta

pure

1.Bebeğimi ne zaman ek gıdaya başlatmalıyım?

Bebeğiniz sandalyede oturabiliyorsa, kafasını dik tutabiliyorsa ve sizin yediğiniz yemeklere ilgi gösteriyorsa (6. aydan sonra) doktorunuza da danışarak ek gıdaya başlayabilirsiniz.

2.Aşamalı olarak ek gıda verin.

Bebeğinize kademeli olarak ek gıda vermelisiniz. Tanışma ve alışma süreci olduğu için her bebeğin alışma süreci aynı olmayabilir. Sabırlı olmalısınız. Yemesi için zorlamamalısınız. Tadımlık gıda verebilirsiniz bu süreç içerisinde.

3.Meyve püresi ile başlamayın!

İlk başta sebze püresi ve tahılla başlamalısınız. meyve püresi ile başlarsanız bebeğiniz tahıl ve sebzeyi yemek istemeyecektir.

4.Zamanla kıvam arttırın.

Yaptığınız püreleri ilk başta daha sulu yapıp ilerleyen zamanda kıvamlı bir şekilde yapabilirsiniz. Bu bebeğinizin alışma sürecini daha da kolaylaştıracaktır.

5.Alerjen olabilecek gıdaları vermeyin.

Yumurtanın beyazı, bal, tuz, şeker, mandalina, çilek, bakla, domates, patlıcan gibi besinleri vermemelisiniz. Alerjen olabilecek yiyeceklerdir. İlk bir yaş içerisinde bu gıdaları vermemeye dikkat edin.

anne-bebek

6. İki veya üç malzeme ile püre yapın.

Püre yaparken çok fazla meyve sebze karıştırmayın. Bebeğinizin damak tadını ayırması zorlaşıyor.

7. Bebeğinizi blender çocuğu yapmayın!

Blender kullanmayın! Hep blender yaparsanız bebeğinizin çiğneme becerisi gelişmez, yutma becerisi gelişmez, konuşma yeteneği olumsuz etkilenebilir ve 3-4 yaşına kadar pütürlü gıda tüketemeyebilir.

8.İlk baştan itibaren pütürlü gıda vermeye başlayın.

Başlangıç itibariyle pütürlü gıda verilmelidir. İlk başta sebze pürelerini haşlandıktan sonra tel süzgeçten geçirerek, 9. aya kadar çatalla ezerek ve 9-12. ayda parçacık halinde vermelisiniz.

9.Mama sandalyesi kullanın.

Bebeğinizi masa ve aile düzenine alıştırmak için altıncı aydan itibaren mama sandalyesi kullanın. Yemek alanı dışındaki yerlerde yemeye alıştırmayın.

10.Zeytinyağı kullanın.

Sebze pürelerine sızma zeytinyağı ilave edin. Hem tat ve kalori vermesi hem de ek gıda verilmesi ile barsak düzeni değiştiğinden kabızlık olabilir.

11.Meyve suyu vermeyin.

Meyve suyu yerine meyve püresi verin. Meyve suları hem gereğinden fazla şeker içeriyor hem de iştahsızlığa neden olabiliyor.

12.”3 Gün” kuralına uyun!

Üç gün aynı ek gıdayı verin. Hem herhangi bir alerjik reaksiyon gelişirse hangi gıdadan kaynaklı olduğunu anlayabilirsiniz hem de bebeğinizin o gıdaya olan tepkisini ölçersiniz.

Bebeğime ne kadar ek gıda vermeliyim?

bebek-puresi

Bebekler için ek gıdaya alışma döneminde bu konu çok önemlidir. Ek gıda miktarı: 6-8 ayda % 70 anne sütü, % 30 ek gıda; 9. ay sonrası % 60 anne sütü, % 40 ek gıda; 1 yaş sonrası % 50 anne sütü % 50 ek gıda olacak şekilde kademeli olarak arttırılmalıdır.

Devamını Okuyun
asi-hetetıt-b
Bağışıklık

Bebeklerde ve Çocuklarda Aşı Sorunu! Aşı Yaptırmak Neden Önemlidir?

bebek-asi

Bebekler bazı hastalıklara karşı koruma ile doğarlar çünkü doğumdan önce annelerinden kendilerine antikorlar (vücut tarafından hastalıklarla savaşmak için üretilen proteinler) geçer. Emzirilen bebekler anne sütünde daha fazla antikor almaya devam eder. Ancak her iki durumda da koruma geçicidir. Bağışıklama (aşılama) bazı hastalıklara karşı bağışıklık yaratmanın bir yoludur. Aşı temel anlamda vücutta zararsız bir şekilde hastalığı taklit ederek yani o hastalığa neden olan mikrobun bir parçasını, ölü halini ya da ürettiği bir ürünü vücuda vererek bağışıklık sistemini hastalığa karşı aktif hale getirir ve mikrop vücuda girdiği zaman vücudun mikroplarla savaşır hale gelmesini sağlar. Aşıların çoğunluğunu şüphesiz ki bulaşıcı hastalıklar oluşturuyor. Bunların arasında bazıları var ki çok ciddi salgınlar, bebek ölümleri ve sakatlıklar ile sonuçlanabiliyor. Bugün tüm dünya genelinde her ülkede farklı sayı ve programlarla yürütülen çocuklarımızı bu ağır hasarlı bulaşıcı hastalıklardan korumak için onlarca aşı  programı uygulanıyor. Yıllardır süregelen bu aşılama programları sayesinde artık dünya genelinde silmeyi başardığımız çiçek hastalığı gibi hastalıklar var. Henüz kesinleşmemekle birlikte covid-19’un çocuklarda çok bulaşıcı olmaması ve mortalitesinin çok düşük olma sebebinin çocukluk çağında yapılan aşılar sayesinde yüksek antikor üretme kabiliyetinden kaynaklı olduğu düşünülmektedir. Buyurun biraz daha detaylı olarak T.C. Sağlık Bakanlığı Çocukluk Dönemi Aşı Takviminde yer alan aşıları inceleyelim.

Hepatit B

asi-hetetıt-b

Hepatit B, birkaç hafta süren hafif hastalığa neden olabilen veya ciddi yaşam boyu süren bir hastalığa yol açabilen bir karaciğer hastalığıdır. Hepatit B aşısı aynı zamanda ilk “anti-kanser” aşısı olarak da bilinir, çünkü dünya çapında karaciğer kanserinin önde gelen nedeni olan hepatit B’yi önler. Doğumda annede hepatit B varsa, bebeği enfekte olabilir veya vücut sıvılarından bulaşabilir. Bu nedenle doğumda, 1. ayda ve 6. ayda olmak üzere üç doz hepatit B aşısı yapılarak yaşam boyu bağışıklık kazanılır.

BCG

asi-saglık

BCG tüberküloz (TB) hastalığı için bir aşıdır. TB, akciğerleri ve bazen vücudun kemikler, eklemler ve böbrekler gibi diğer bölgelerini etkileyen ciddi bir enfeksiyondur. Ayrıca menenjite neden olabilir. Aşı, çocuklarda TB menenjit gibi en şiddetli TB formlarına karşı% 70 ila 80 etkilidir. BCG aşısı, 1 yaşına kadar olan bebekler için önerilir. Aşı takviminde doğumdan sonra 2. ayın sonunda yapılmaktadır. Bağışıklığı güçlendirerek, <5 yaş ölümlerde azalma sağlar. Ayrıca Covid-19 ile ilgili yapılan çalışmalarda yetişkinler arasında yapılan çalışmaların BCG aşısı verilenlerde solunum yolu enfeksiyonu insidansının daha düşük olduğunu belirtilmektedir.

DaBT-İPA-Hib

dıfterı-tetanoz-asi

DaBT-İPA-Hib aşısı 5 hastalığa karşı koruma sağlayan 5’li karma bir aşıdır. Bunlar: Difteri , tetanos, boğmaca (boğmaca), çocuk felci, haemophilus influenzae tip b’dir. Aşı, Health Canada tarafından onaylanmıştır ve çocuğunuzun rutin aşılarının bir parçası olarak ücretsiz olarak sunulmaktadır. Difteri ve boğmacanın bulaşıcılığı yüksektir. Tek bir vaka ile salgınlara neden olan difteri ve boğmacadan korur. Tek bir çocuk felci vakası bile salgınlara neden olabilir ve öldürücü olan tetanoz hastalığından korur. Aşı su ve besin kaynaklı salgınları önler.  Bu aşı 2. 4. 6. ayların sonunda ve 18. ayın sonunda pekiştirme dozu olarak uygulanır.

KPA

pnomokok-asi

 Konjuge Pnömokok Aşısını doktorlar 2, 4, 6 ve 12 aylık çocuklara 4 doz olarak verir. Bu aşıya ihtiyaç duyan yetişkinlere sadece tek bir doz verilir. Aşı, çocuklarda ve yetişkinlerde en sık görülen ciddi enfeksiyonlara neden olan 13 tip pnömokok bakterisine karşı korunmaya yardımcı olur. Pnömoni, sepsis, menenjitten ve bunlara bağlı sakatlık ve ölümden korur. Orta kulak iltihabı sayısını azaltarak işitme kaybını önler. Ayrıca toplumda salgınları önler.

KKK

kızamik-kizamikcik-kabakulak

Kızamık Kızamıkçık Kabakulak aşısı diğer çocukluk aşılarından daha geç yapılır, çünkü anneden bebeğe geçen antikorlar hastalıktan biraz koruma sağlayabilir ve KKK aşısını yaklaşık 1 yaşına kadar daha az etkili hale getirebilir. Bu nedenle KKK aşısı 12. ayın sonunda bir doz ve ilköğretim 1. sınıf öğrencilerine pekiştirme dozu olarak toplamda iki doz halinde verilir. Bu aşı kzamığa bağlı ishalden, zatürreden ölümleri önler. Beyin iltihabı ve SSPE’den korur. Kızamıkçığa bağlı anne karnındaki bebeklerde sakatlığı önler. Kabakulağın neden olduğu; beyin ve beyin zarı iltihabını ve testis iltihabına bağlı kısırlığı önler. Ayrıca bu üç hastalıkdan dolayı toplumda oluşabilecek salgını da önlemektedir.

DaBT-İPA

igne-asi

Dörtlü karma aşı (Difteri-Boğmaca-Tetanoz- Çocuk Felci)’dır. Daha önce belirtmiş olduğumuz DaBT-İPA-Hib aşısından farkı içerisinde haemophilus influenzae tip b olmamasıdır. Bu aşı o aşının devamı olmakla birlikte ilköğretim birinci sınıflara pekiştirme dozu  olarak uygulanmaktadır.

OPA

asi-cocuk

Oral Polio Aşısı diğer adıyla çocuk felci aşısıdır.  Çocuk felci, sakat ve potansiyel olarak ölümcül bir hastalıktır. Poliovirüs neden olur. Virüs kişiden kişiye yayılır ve enfekte olmuş bir kişinin beynini ve omuriliğini istila edebilir ve felce neden olur. Tek bir çocuk felci vakası bile salgınlara neden olabilir. Su ve besin kaynaklı salgınları önler. Bu aşı 6. ay sonunda ve 18. ayın sonunda iki defa yapılır.

TD

igne-asi

Tetanoz, Difteri aşısıdır. Tetanoz vücuda kesikler veya yaralar yoluyla girer ve  kasların ağrılı sertleşmesine neden olur. Tetanoz, ağzını açamama, yutma ve nefes almada zorluk veya ölüm gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Difteri ise insandan insana yayılır. Nefes almada zorluk, kalp yetmezliği, felç veya ölüme neden olabilir. İlköğetim birinci sınıflara hatırlatıcı doz olarak uygulanır.

Hepatit A

asi-cocuk

Hepatit A , hepatit A virüsünün (HAV) neden olduğu, aşı ile önlenebilir, bulaşıcı bir karaciğer hastalığıdır. Genellikle fekal-oral yoldan veya kontamine yiyecek veya su tüketimi yoluyla kişiden kişiye bulaşır. Bu aşı akut hepatit ve öldürücü karaciğer yetmezliğinden korur. 24. Ayın sonunda ve ilköğretim birinci sınıfta iki defa aşılanır.

Su Çiceği

hemsire-asi-cocuk

Suçiçeği, suçiçeği-zoster virüsünün (VZV) neden olduğu oldukça bulaşıcı bir hastalıktır. Kaşıntılı, kabarcık benzeri bir döküntüye neden olabilir. Suçiçeği aşısının iki dozu, su çiçeği önlenmesinde% 90’dan fazla etkilidir. Aşı olduğunuzda kendinizi ve ailenizdeki ve toplumunuzdaki diğer kişileri korursunuz. Bu koruma, bağışıklık sistemi zayıflamış olanlar veya hamile kadınlar gibi aşılanamayan insanlar için özellikle önemlidir. Sağlık bakanlığının aşı takviminde 18. Ayın sonunda aşı yaptırılmaktadır.

SONUÇ

saglik-aile

Aşı Endişeleri Bazı ebeveynler çocuklarına aşı yaptırmakta tereddüt edebilirler. Çocuğun ciddi bir reaksiyon gösterebileceği veya aşının önlediği hastalığa yakalanabileceği konusunda soruları veya endişeleri var. Ancak aşıların bileşenleri zayıf veya ölüdür. Bazı durumlarda, mikropun sadece bir kısmı kullanılır. Yani ciddi hastalıklara neden olma ihtimalleri düşüktür. Bazı aşılar, verildiği yerde ağrı veya ateş gibi hafif reaksiyonlara neden olabilir. Ancak ciddi reaksiyonlar nadirdir. Aşılama riskleri, önlemek istedikleri hastalıkların sağlık risklerine kıyasla çok küçüktür. Aşılar bulaşıcı hastalıklara karşı en iyi korunma yollarından biridir. Ayrıca bu aşıların neredeyse tamamı salgın olan hastalıklara karşı üretilmiştir. Günümüzde bir salgın hastalığın insan hayatını ne kadar etkilediğinin en bariz örneğini yaşamaktayız (Covid-19). Lütfen duyarlı olalım.

Çocuklarımız bizim geleceğimiz…

Devamını Okuyun
antibiyotik
Tüm Yazılar

Akılcı Antibiyotik Kullanımı

antıbıyotık

Bakteriler, virüsler, mantarlar veya parazitler insanda hastalık yapan mikroplardır. Farklı mikrop türleri için farklı ilaçlar kullanılır. Antibiyotikler sadece bakteriler üzerinde etkili olan onları öldüren veya üremesini durduran ilaçlardır. Antibiyotikler, ilk kullanımlarından bu yana insan ve hayvan sağlığında bakteriyel hastalıkların tedavisinde önemli katkılar sağlamıştır. Ancak, ilk antibiyotik kullanımından bu yana, antimikrobiyal aktivitenin mekanizmasına bakılmaksızın, antibiyotiğe dirençli bakterinin ortaya çıkması kaçınılmaz olmuş ve bu enfeksiyonlar ile ilişkili morbidite ve mortalite tüm dünyada endişe verici düzeylere ulaşmıştır.

7 Maddede Akılcı Antibiyotik Kullanımı


1)İhtimallere Antibiyotik Yazılmaz

antıbıyotık


Riski azaltmak, önlemek ya da koruyucu amaçla antibiyotik kullanılmamalıdır. Antibiyotik ancak kesin olarak bilinen bakteriyel bir rahatszlıkta kullanılmalıdır.


2)Kan Tahlili Yaptırın!

kan-tahlılı


Antibiyotik yazılacaksa kan tahlili sonuçlarının da antibiyotik yazılması gerektiğini göstermesi gerekmektedir. Bu yüzden lütfen kan tahlili sonucuna göre size antibiyotik yazılmasını sağlayın.


3) Antibiyotik Biriktirmeyin

antıbıyotık-bırıktırme


Her antibiyotik her hastalıkta kullanılmaz. Daha önce kullandığınız bir antibiyotiği lütfen çöpe atın. Biriktirmeyin. Aksi halde gereksiz yere antibiyotik kullanmış olabilirsiniz.


4)”Komşumda Da Aynı Şikayet Varmış İyi Gelmiş”

recetesız-alma


En çok yaptığımız hata belki de budur. Lütfen en önemli maddelerden biri bu. Dikkate alalım. Şikayetler aynı olsada hastalık etmeni komşunuzda bakteriyeldir. Sizde ise viral. Doktorunuza danışmadan gerekli kontroller yapılmadan antibiyotik kullanımına başlamayın.


5)Reçetesiz Antibiyotik Kullanmayın

eczacinize-danisin


Birçoğumuz grip olduğunda semptomlarımızda kötü ise hemen antibiyotik kullanmak istiyoruz. Antibiyotikleri yalnızca doktorunuzun gerekli görmesi durumunda, reçeteli olarak eczcınızın danışmanlığında kullanmalıyız.


6)Antibiyotiğinizi Yarıda Bırakmayın

antıbıyotıgı-yarida-birakma


Tedaviye başladıktan birkaç gün sonra kendinizi iyi hissetseniz bile tedavi sürecini devam ettirin ve antibiyotiğinizi son hapına kadar kullanın çünkü o antibiyotiğin içindeki hap sayıları ilacın bakteriyi yok edebileceği yeterli doza göre ayarlanır. Aksi halde bakteri ölmez ve direnç kazanır.


7)Doz ve Zaman Talimatlarına Uyun

zamaninda-doz


Hiçbir zaman ilacı almanız gereken zamanı atlamayın ve reçetelenen doza sadık kalın. Kanda kararlı bir doz konsantrasyonu oluştuktan sonra antibiyotik etki göstermeye başlar. Dozunda ve zamanında alınmazsa bu konsantrasyonda dalgalanmalar olur ve bakteri üzerinde yeterli öldürücülük sağlanamaz. Siz antibiyotiğinizi bitirseniz bile doz ve zamanında kullanıma uymadığınız takdirde direnç gelişebilir.

Devamını Okuyun
duzenli-egzersizin-sagliginiza-19-olumlu-etkisi-100
Egzersiz, Tüm Yazılar

Düzenli Egzersizin Sağlığınıza 19 Olumlu Etkisi

egzersız

Günümüzde fiziksel aktivitenin insan sağlığı için öneminin yeterince anlaşılamaması ve gittikçe daha hareketsiz bir yaşam tarzının benimsenmesiyle birlikte toplumda obezite, hipertansiyon, kalp damar hastalıkları, osteoporoz gibi sağlık sorunları da artmıştır.

Neden Düzenli Egzersiz?

kosu

 Düzenli egzersiz ile çocukların ve gençlerin sağlıklı büyümesi ve gelişmesinde, istenmeyen kötü alışkanlıklardan kurtulmada, sosyalleşmede, yetişkinlerin kronik hastalıklardan korunmasında veya bu hastalıkların tedavisinde veya tedavinin desteklenmesi de, yaşlıların aktif bir yaşlılık dönemi geçirmelerinin sağlanmasında bir başka deyişle tüm hayat boyunca yaşam kalitesinin arttırılmasında önemli farklar yaratabilmektedir.

Düzenli Egzersiz Derken Ne Demek İstiyoruz?

egzersız

Öncelikle herhangi bir fiziksel aktivite yapmak hiçbir şey yapmamaktan daha iyidir. Araba kullanmak yerine yürümek veya bisiklete binmek, otobüsten inip yolun geri kalanını yürümek veya çocuklarınızla okula yürümek gibi ufak değişiklikler yaparak hayatınızda küçük ama sağlığınızda büyük farklar yaratabilirsiniz.

Haftanın belli günleri veya tercihen tüm günlerde aktif olmalısınız. Her hafta 150 ila 300 dakika (2 ila 5 saat) orta yoğunlukta fiziksel aktivite veya 75 ila 150 dakika (1 ila 2.5 saat) şiddetli fiziksel aktivite veya hem orta hem de güçlü aktivitelerin eşdeğer bir kombinasyonunu yapabilirsiniz. Gerektiği takdirde profesyonel destek almalısınız. Günlük olarak en az yarım saat hafif tempolu yürüyüş ise genel çoğunluğun uyabileceği düzenli yapıldığı takdirde ise olumlu sonuçlar alınabilecek en yaygın egzersizdir.

Günde 10.000 Adım Gerekli mi?

adim

Bir günde altın adım sayısı olarak 10.000’i sık sık duyuyoruz. Gerçekten günde 10.000 adım atmamız gerekiyor mu? 10.000 adımlı konsept, başlangıçta Japonya’da 1964 Tokyo Olimpiyatları’nın öncülüğünde formüle edilmiştir. Bu hedefi destekleyecek gerçek bir kanıt yoktu. Aksine, adım sayaçlarını satmak bir pazarlama stratejisiydi. Birikmiş kanıtlara dayanmak üzere dünyadaki birçok fiziksel aktivite kılavuzu, haftada en az 150 dakikalık orta yoğunlukta fiziksel aktivite önerir. Bu günlük 30 dakikaya eşittir. Yarım saatlik bir aktivite, orta hızda yaklaşık 3.000 ila 4.000 özel adıma karşılık gelir. Ortalama bir yetişkin ise günde yaklaşık 7.000 adım biriktirir. Böylece, özel yürüyüş ile ek olarak attığınız 3.000 ila 4.000 adım sizi 10.000 adım hedefine götürecektir.

Herkes Günde 10.000 Adım Atabiliyor Mu?

yuruyuş

Bazı insanlar günde çok daha az adım biriktiriyor örneğin yaşlı insanlar, kronik hastalığı olan kişiler ve ofis çalışanları. Bazı insanlar ise çok daha fazla adım biriktiriyor. Çocuklar, koşucular ve bazı işçiler. Yani 10.000 adım hedefi herkes için uygun değil. Daha düşük bir bireysel adım hedefi belirlemek gerekiyor. Gününüze yaklaşık 3.000 ila 4.000 adım eklemeye çalışmalısınız. Bu da günlük 30 dakikalık aktivitenizi gerçekleştirmeniz gerektiği anlamına gelir.

Düzenli Egzersizin Sağlığınıza Olumlu Etkileri

duzenlı - egzersız

1)Oksijen alım kapasitesini arttırır. Oksijen alış-verişini düzenler.

2)Kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltır.

3)Kalbin ekonomik çalışmasına yardımcı olur.

4)Kalbi kuvvetlendirir

5)Dolaşımı hızlandırır.

6)Kan basıncını dengeler. Hipertansiyon riskini azaltır.

7)Kandaki kötü kolesterol düzeyini azaltır, iyi kolesterol düzeyini arttırır.

8) Vücut yağının kontrol edilmesini sağlar.

9)Metabolizmayı düzenler.

10) Bağışıklık sistemini güçlendirir. Vücuda dayanıklılık kazandırır.

11) Kanser riskini azaltır.

12)Kas kuvvetini arttırır.

13) Kemik yoğunluğunu arttırır.

14) Eklem esnekliğini geliştirir.

15)Denge koordinasyonu arttır.

16)Stresle mücadelede başarı sağlar.

17)Uyku kalitesini arttırır.

18)İş verimliliği ve yaşam kalitesini arttırır.

19)Egzersiz beyninizdeki serotonin, endorfinler ve stres hormonları gibi kimyasal seviyelerini de değiştirerek daha iyi hissetmenizi sağlar.

Sizler İçin Bir Öneri

Süreklilik sağlayabileceğiniz bir şekilde egzersiz programı yaparsanız, egzersizin belirttiğimiz faydalarını daha etkili ve uzun süreli olarak hissedeceksiniz. Böylece sıkılmadan hayatınız adına pozitif bir değişiklik yapmış olacaksınız.

Sağlıklı günleriniz olması dileğimizle…

Devamını Okuyun
bagisiklik
Bağışıklık, Tüm Yazılar

Bağışıklık Sistemini Güçlendiren Vitamin ve Mineraller

Bağışıklık sistemi bir organizma içinde organizmayı hastalık yapan virüs, bakteri, mantar, parazit ve tümörlere karşı savaşarak vücudu koruyan hücre, doku ve organlardan oluşan birçok biyolojik yapı ve süreç içeren bir konak savunma sistemidir. Bu sistemi güçlendirmede ilk yapmanız gereken sağlıklı bir yaşam tarzı ve dengeli bir diyet seçmektir. Grip, enfeksiyon gibi bağışıklık sistemimizin zayıfladığı durumlarda bunları önlemek amacıyla sayacağım on bir maddedeki vitamin ve mineralleri günlük yaşamınıza katarsanız daha sağlam bir immün sisteme neden sahip olmayasınız!

Bağışıklık Sistemi Organları

bagışıklik-sistemi-organlari

Bağışıklık sisteminin organları; kemik iliği, dalak, lenf düğümleri ve timustur. Kemik iliğinden köken alan lenfositler, immün cevap oluşturmadan sorumludur. Bağışıklık sistemimiz mikroorganizmalara birkaç yolla cevap verir. T lenfositleri aktif bir enfeksiyonla savaşarak mikropları ve diğer anormal hücreleri öldürerek etki gösterirken B lenfositleri, geçmiş enfeksiyonları “hatırlayarak” mikroplara özgül, uzun süre dolaşımda kalan antikorlar üreterek onları öldüren bellek hücreleridir. Nötrofiller ve makrofajlar ise T lenfositleri tarafından aktifleştirilip infeksiyonun bulunduğu bölgeye gider ve ordaki mikroorganizmaları fagosite ederek etkisiz hale getirirler.

Bağışıklığınızda Rolü Olan 11 Vitamin ve Mineraller

1) A Vitamini:

A-vitamıni-havuc

Dış toksinlerin girişine karşı vücudun dış savunma yüzeyini oluşturan mukoz zarların sağlıklı oluşumu için önemlidir. Mukus, T ve B lenfositlerinin oluşumu için uygun ortam yaratmakta görevlidir.

2)B12 Vitamini:

B12-vitaminı-et

Eritrosit ve antikor oluşumuna yardım eder. Eksikliğinde akyuvarların fagosite etme yeteneği zarar görür. Anormal akyuvar hücre yanıtları oluşur.

3)C Vitamini:

c-vitaminı-portakal

Akyuvar hücrelerinin yanıt ve işlevini çoğaltmak, interferon düzeyini arttırmak, mukoz zarların yüzey bütünlüğünü sağlamak gibi bağışıklık güçlendirici birçok etkisi vardır. Ayrıca viral enfeksiyonların şikayetini azaltır ve antioksidan özelliği vardır.

4)E Vitamini:

e-vitaminı-kuruyemis

Hem hümoral hem de hücresel bağışıklığı güçlendirdiğinden bağışıklık üzerine etkisi çok önemlidir. Birincil savunma elemanı olan mukoz zarların oluşumu için gereklidir. Özellikle yaşlılarda bağışıklık sistemini güçlendirmede etkilidir.

5) Antioksidanlar ve Beta Karotenler:

antioksıdan

Beta karoten yüksek provitamin A aktivitesi gösterir ve antioksidan özelliği vardır. Antioksidanlar timus bezini serbest radikallere ve oksidatif unsurlara karşı korurlar. Aynı zamanda beta karotenler T hücrelerinin sayısını arttırarak düşük T hücre sayısının görüldüğü AIDS ve kanser gibi hastalıklarda önemli rol oynar.

6) Çinko:

balik-cinko

Fagositozu destekler. Serbest radikal hasarına karşı koruyucudur. Eksikliğinde akvuyar hücre işlevi önemli ölçüde bozulur ve T hücrelerinin sayısı düşer. Çinko aynı zamanda soğuk algınlığına yol açan virüs de dahil birçok virüsün üremesini engeller. Bu sebeple günümüzde çinko içeren boğaz pastilleri çok tercih edilmektedir.

7)Folik Asit:

marul-folık-asıt

Lökositler dahil bütün hücrelerin gelişimi için önemlidir. Folik asit yetersizliğinde timus ve lenf bezleri körelir.

8)B6 Vitamini:

b6-vitamın

Antikor üretiminde ihtiyaç duyulur. Aynı zamanda hücre aracılı bağışıklıkta önemlidir. Yetersizliğinde bağışıklık sistemi baskılanır. Bu baskılanma sonucu akyuvar hücrelerinin sayısı azalır ve üretilen antikorların kalitesinde ciddi bir düşüş olur.

9)Diğer B Vitaminleri:

baklagıl-b- vitaminı

Tiyamin(B1), riboflavin(B2) ve pantotenik asit(B5) yetersizliğinde timus ve lenf dokusunda körelme, antikor ve akyuvar hücrelerinin etkinliğinde düşüşe neden olur.

10)Omega 3 Yağ Asitleri:

somon-omega3

Lökosit sayısını arttırarak bağışıklığı güçlendirir.

11)Demir:

demır

Demir eksikliği bağışıklık sisteminde birtakım bozukluklara yol açmaktadır. Timus ve lenf bezleri körelir. Akyuvar hücrelerinin yanıtını, işlevini azaltabilir.

Sonuç

Özetle; Soğuk algınlığı, grip, enfeksiyon gibi bağışıklığınızın zayıfladığı durumlarda veya normal zamanlarda saydığım vitamin ve mineralleri içeren besinleri öğünlerinize ekleyerek bağışıklık sisteminizi destekleyip güçlendirebilirsiniz. Her vitamin ve mineral bağışıklık sistemini desteklemede farklı bir görev üstlenmektedir. Bu sebeple tek bir besin türünü değil her besini yeterli miktarlarda tüketmelisiniz.

Devamını Okuyun
bagisiklik-besin
Bağışıklık, Beslenme, Tüm Yazılar

Bağışıklığı Güçlendirmeye Yardımcı Besinler

besınler

Bağışıklık sistemi insan vücudunun en karmaşık ve en büyüleyici sistemlerinden biridir. Bağışıklık sisteminin ana işlevi vücudu enfeksiyon ve kanserin oluşumuna karşı korumaktır. Geleneksel tıpta enfeksiyonlardan ya da hastalıklardan kolay etkilenmenin önemi genellikle göz ardı edilir. Bağışıklık sisteminin desteklenmesi ve güçlendirilmesi, hastalıklara karşı direnç kazanmak, soğuk algınlığı, grip ve kanserden etkilenme olasılığını azaltmak için belki de önemli noktadır.

Bağışıklık Sistemini Baskılayan Durumlar

Bağışıklık sistemi vücudu sürekli olarak enfeksiyonlardan temizlemeye çalışır. Bu normal bir durumdur. Bağışıklık sistemimizin tölere edemeyeceği kadar enfeksiyonla savaşması sonucunda hastalık oluşur. Bu konuda bağışık sistemimizin zayıflaması bizi birçok hastalığa karşı daha savunmasız bırakır. Gelin bağışıklık sistemimizi baskılayan durumları inceleyelim:

-Duygusal ruh hali:

duygusal-ruh-halı

Mutlu ve olumlu iken bağışıklık sistemimiz çok daha iyi çalışır. Aksine depresif olduğumuzda bağışıklık sistemimiz de depresyona uğrar.


-Grip virüsü, mononükleaz ve kızamık gibi enfeksiyonlar:

grıp-virusu

Bu enfeksiyonlar bağışıklık sistemini kısa bir süre zayıflatabilir. Bunun sonucunda vücudumuz mikroplara karşı daha savunmasız kalır.


-Stres:

stres

Stres adrenalin ve kortikosteroidler gibi adrenal bez hormonlarının düzeyini arttırır. Bu hormonlar alyuvar oluşumunu ve işlevlerini engeller, timus bezinin gerilemesine yol açar. Aynı zamanda sempatik sinir sistemini uyararak da bağışıklığı baskılar. Stres arttıkça bağışıklık baskılanması da artar.


-Temizlik şartlarına uyulmaması:

temızlık

Bunun sonucunda vücudumuzun birincil savunma hattı olan mukoz zarlar mikroplara daha açık hale gelir.


-Şeker:

seker

Günde 100 gram karbonhidrat tüketmek alyuvarların yabancı maddeleri ve mikroorganizmaları yok etme yeteneğini önemli ölçüde azaltabilir. Ne kadar çok şeker tüketirseniz bağışıklık sisteminiz de o kadar olumsuz etkilenir.


-Lipitler:

yag

Kolesterol, serbest yağ asitleri, safra asidi ve trigliserid düzeylerinin yüksek olması alyuvarların bölünme, enfeksiyonlu alana ulaşma ve mikroorganizmaları yok etme yeteneği de dahil olmak üzere pek çok bağışıklık işlevini baskılar.


-Obezite:

obezıte

Bağışıklık sistemini zayıflamanın obezite ile ilgili olduğu düşünülmektedir. Aşırı kilolu kisilerde normal kilolu kişilerden daha fazla enfeksiyon görülür. Kilolu kişilerin alyuvarları normal bireylere göre daha yetersiz kalmıştır. Bu da bağışıklıkla bağlantısını ortaya koymaktadır.


-Sigara, alkol kullanımı


-Uykusuzluk


-Yetersiz beslenme:

Hiç şüphesiz ki besin yetersizliği baskılanmış bir bağışıklık sisteminin en yaygın sebebidir. Herhangi bir besinin yetersizliği bağışıklık sistemini ciddi biçimde baskılayabilmektedir.

Bağışıklığınızı Güçlendirmeye Yardımcı 10 Besin

1)Turunçgiller:

turuncgiller

C vitamini bakımından oldukça zengindirler. C vitamini suda çözünen bir vitamin olduğu için depolanamazlar. Bu sebeple düzenli olarak alınması daha etkilidir. Tek seferde çok miktarda tükettiğiniz C vitamininin fazlası vücuttan idrar, ter gibi yollarla atılır. Günlük almanız gereken C vitamini miktarı ortalama olarak kadınlarda 75 mg erkeklerde ise 90 mg’dır. Büyük boy bir portakal veya 2 adet kivi günlük C vitamini ihtiyacınızı karşılamanıza yetecektir.

2)Kırmızı Biber:

kirmizi-biber

Eğer başka bir meyve veyahut sebzenin en çok c vitamini içerdiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Kırmızı biber narenciyeye göre iki kat daha fazla c vitamini içermektedir. Ayrıca zengin bir beta karoten kaynağıdır.

3)Kivi:

kıvı

Folat, potasyum, K vitamini ve C vitamini de dahil olmak üzere bir ton temel besin ile doludur.

4)Badem:

badem

Badem vitamin ile doludur özellikle E vitamini yönünden zengindir ve sağlıklı yağlara sahiptir. Yarım bardak porsiyon, önerilen günlük E vitamini miktarının yaklaşık yüzde 100’ünü karşılamaktadır.

5)Brokoli:

brokolı

A, C ve E vitaminlerinin yanı sıra diğer birçok antioksidan ve lif ile doludur. Mümkün olduğunca az pişirerek veya çiğ olarak tüketmenizi tavsiye ediyoruz.

6)Ispanak:

ispanak

Ispanak listemizde sadece C vitamini açısından zengin olduğu için değil, aynı zamanda çok sayıda antioksidan ve beta karoten ile dolu olmasından dolayı yer alıyor. Brokoliye benzer şekilde, ıspanak mümkün olduğunca az pişirildiğinde en sağlıklıdır, böylece besinsel değerini korur.

7)Yeşil Çay:

yesil-cay

Hem yeşil çay hem de siyah çaylar bir tür antioksidan olan flavonoidlerle doludur.

8)Yoğurt:

yogurt

Yoğurt da büyük bir D vitamini kaynağıdır. D vitamini bağışıklık sisteminin düzenlenmesine yardımcı olur ve vücudumuzun hastalıklara karşı doğal savunmasını artırdığı düşünülmektedir.

9)Kümes Hayvanlları:

Kümes hayvanları hasta olduğunuzda, tavuk çorbası plasebo etkisi olan iyi hissettiren bir yemekten daha fazlasıdır. Soğuk algınlığı semptomlarını iyileştirmeye yardımcı olur ve ayrıca ilk etapta hastalanmaktan korunmanıza yardımcı olur. Tavuk ve hindi gibi kümes hayvanları, B-6 vitamini bakımından yüksektir.

10) Ekinezya:

ekınezya-cayi

Diğer adıyla koni çiçeği olan ekinezya bağışık sisteminin spesifik olmayan savunma mekanizmalarından birini harekete geçirerek T hücrelerinin üretimi, makrofaj fagositozu, antikor bağlanması, doğal hücre öldürücü aktivitesi ve kanda dolaşan nötrofil düzeyini arttırarak bağışıklık sistemini güçlendirir.

Sonuç

Özetle güçlü bir bağışıklık için: Dinlenin. Bol miktarda sıvı tüketin. Basit şekerlerin tüketimini günde 50 gramdan aza indirin. Stresten uzak durun. Gece 7 saatten fazla uyuyun. Düzenli egzersiz yapın. İdeal vücut ağırlığınıza ulaşın. Öğünlerinizi düzenli yapın. Yeşil sebze tüketimini arttırın. Sigara, alkol kullanmayın veya olabildiğince azaltın ve en önemlisi sık sık gülün, hayata olumlu açıdan yaklaşın ve kendinizi düzenli biçimde zihinsel olarak rahatlatın.
Sağlıklı günler dilerim.

Devamını Okuyun