demir
Tüm Yazılar

Vücudumuz İçin En Önemli Minerallerden Olan Demir Hakkında Bilmeniz Gerekenler

ıspanak

Demir, insan vücudunda yeterince desteklenmez ve depolanmazsa çeşitli sağlık semptomlarına neden olabilecek önemli bir mineraldir.

Premenopozal kadınlar menstrüel kanaması ile her ay demir kaybetme eğilimindedir. Bununla birlikte, demir açısından zengin gıdalar yemeyen, malabsorpsiyon sorunlarına neden olan bağırsak iltihabı olanlar veya gastrointestinal kanamalar yaşayanlar da risk altında olabilir.

Demirin Mineralinin Vücudumuzdaki Rolü

Demirin vücudumuzdaki rolü karmaşıktır, demir kan üretimi için önemli bir elementtir, ancak diğer birçok vücut fonksiyonunu da destekler. Önemine rağmen, demir seviyelerimizi neden korumamız gerektiğinden ve hatta ne kadar demire ihtiyacımız olduğundan daha az duyuyoruz!

Demir seviyelerimizin sürdürülmesine yardımcı olduğu aşağıdaki işlevleri göz önünde bulundurun, bu alanlardan bir veya daha fazlasında desteğe ihtiyacınız olabileceğini düşünüyorsanız, demir uygulamanız hakkında sağlık uzmanınıza danışmaya değer olabilir.

1. Demir, Kan Hücrelerimizi ve Hemoglobinimizi Oluşturmaya ve Oksijen Almaya Yardımcı Olur

kan-hücresi

Demirin en önemli işlevlerinden biri, kırmızı kan hücrelerinde bulunan bir protein olan hemoglobini oluşturan hem sentezidir. Hemoglobinin birincil rolü, temel yaşam işlevlerini sürdürmek için akciğerlerden vücut dokularına oksijen taşımaktır. Sağlıklı kırmızı kan hücreleri olmadan, vücudunuz yeterli oksijen alamaz ve bu da giderek yorgun veya bitkin hissetmenize neden olabilir.

2. Demir, Yiyeceği Enerjiye Dönüştürmeye Yardımcı Olur

Vücudumuzun yiyecekleri enerjiye dönüştürmek için demire ihtiyacı vardır. Demir, hücrelerin enerji üretme sürecinde hayati bir rol oynar. İnsan hücreleri, biyokimyasal enerjiyi besinlerden ATP’ye (Adenosin Trifostata) hücresel solunum olarak bilinen çok aşamalı bir işlemden dönüştürmek için demir gerektirir; ATP vücudun birincil enerji kaynağıdır. Yeterli demir olmadan daha az ATP üretilebilir, bu da demir eksikliği olanların kolayca yorgun ve yorgun olmasının bir başka nedenidir.

3. Demir, Normal Bir Bağışıklık Sisteminin Korunmasına Yardımcı Olur

bağışıklı

Demir, bağışıklık hücrelerinin çoğalması ve olgunlaşması, özellikle de sağlıklı kalmamıza yardımcı olan lenfositler için gereklidir. Düşük demir seviyeleri, bağışıklık sistemlerimizin tehlikeye girmesi ve vücudumuzun hastalanması riskinin artmasına katkıda bulunabilir.

4. Demir Normal Bilişsel İşleve Katkıda Bulunur

bilişsel

Demir, normal bilişsel işlevi sürdürmede önemli bir rol oynar. Bilişsel işlev, bellek, dikkat (konsantrasyon), uyanıklık, öğrenme, zeka, dil ve problem çözme gibi beyin işlevlerini içerir. Vücudumuzda yeterli miktarda demir bulundurmak, beynimizin sabahları bu kafein atışına güvenmek zorunda kalmadan ofiste en iyi şekilde çalışmasını sağlamamıza yardımcı olur!

Demir İhtiyacı Her Birey İçin Farklıdır Ancak Yine de Ortalama Değerlerden Bahsetmemiz Mümkündür. İşte Bu Değerler

Bebekler:

0 ila 6 ay: 0.27 miligram (mg), 7 ila 12 ay: 11 mg

Çocuk:

1 ila 3 yıl: 7 mg, 4 ila 8 yıl: 10 mg

Erkekler:

9 ila 13 yaş: 8 mg, 14 ila 18 yaş: 11 mg, 19 yaş ve üstü: 8 mg

Dişiler:

9 ila 13 yaş: 8 mg
14-18 yaş: 15 mg
19 ila 50 yıl: 18 mg
51 yaş ve üstü: 8 mg

Hamilelik sırasında: 27 mg

14-18 yaşları arasında emzirirken: 10 mg
19 yaşından büyüklerde emzirirken: 9 mg

Zengin Demir Minerali Kaynağı Gıdalar

1. Kırmızı Et, Karaciğer ve Sakatatlar Heme Demirinin En Önemli Kaynaklarıdır

sakatat

Karaciğer ve sakatat gibi organ etleri özellikle demir bakımından zengindir. Yetişkin bir kadın için günlük gereksinimin dörtte birinden fazlasını sağlayan sığır karaciğeri 85 gr dilim başına 5 mg’da demir içerir.

2. Midye ve İstiridye Zengin Demir Kaynaklarıdır

midye

Deniz ürünleri demir minerali açısından cömert gıdalardır. Özellikle midye ve istiridye gibi çift kabuklu yumuşakçalar demir minerali açısından zengin olmakla birlikte, önemli besin maddesi (artı çinko ve B12 vitamini) ile yüklenir. Beş orta istiridye 3 mg’dan fazla demir verir. Bu son derece basit 15 dakikalık tarifle kendi evinizi yaratın.

3. Nohut Vejetaryen Dostu Demir Güç Merkezi

nohut

Bu baklagiller vücudunuza fincan başına yaklaşık 5 mg demir ve ayrıca doyurucu bir protein dozu sağlar ve bu da vejetaryenler için akıllı bir seçenek haline getirir. Nohut (garbanzo fasulye olarak da adlandırılır) salatalara ve makarna yemeklerine lezzetli bir ektir ve salsa karıştırmak için beklenmedik bir yol olabilir. Dokunun hayranı değilseniz, ev yapımı demir açısından zengin humus oluşturmak için nohutları püre haline getirin! Humusunuza limon suyu eklemek, atıştırmalıktaki C vitamini artıracak ve vücudunuzun baklagillerde hem olmayan demiri daha kolay emmesine yardımcı olacaktır.

4. Müstahkem Kahvaltılık Gıdalar Güçlendirilmiş Tahıllar

tahıllar

Seçtiğiniz kahvaltınız bir kase mısır gevreği mi? Güne bir doz demir ile başlamak için güçlendirilmiş bir versiyon seçin. Hizmet başına demir miktarı için beslenme etiketini kontrol edin: Birçok çeşit, günlük önerilen değerin yüzde 90 ila 100’ünü ve lif, çinko, kalsiyum ve B vitaminleri gibi diğer önemli vitamin ve mineralleri sunar.

5. Kabak Çekirdeği Küçük Olabilir, Ama Çok Demirleri Var

kabak-çekirdeği

Bu gevrek tohumları küçümsemeyin. 1/4 fincan kabak çekirdeği çekirdeği, 2 mg’dan fazla demir içerir ve çeşitli yemeklere kolay demir desteği sağlar. Tohumları ev yapımı iz karışımına veya ekmek veya çörek tariflerine ekleyin veya gevrek yoğurt, tahıl veya salata tepesi olarak kullanın. Ya da hızlı ve sağlıklı bir atıştırma için onları yalnız deneyin.

6. Soya Fasulyesi

soya-fasulyesi

Soya fasulyesi çok fazla demir ve diğer temel besinlerle doldurulur.Bu baklagillerden bir fincanda 4 mg’dan fazla demir içerir, ayrıca bunlar bakır gibi önemli minerallerin mükemmel bir kaynağıdır, bu da kan damarlarımızı ve bağışıklık sistemimizi sağlıklı tutmaya yardımcı olur ve manganez, birçok kimyasal süreçte yer alan temel bir besin maddesidir. vücut. Buna ek olarak, soya fasulyesi (edamame olarak da bilinir), protein ve lif, ayrıca birçok vitamin ve amino asit bakımından yüksektir.

7. Demir Kazanı İçin C Vitamini Zengin Sebzeli Siyah Fasulye Hazırlayın

siyah-fasulye

Siyah fasulye fincan başına 4 mg demir sunar. Demirin vücutta emilmesine yardımcı olan bir besin maddesİDİR. Salatanıza fasulye ekleyin, çiğ sebzelerle yemek için bir daldırma püre haline getirin veya bir tavada kızartın. Bir kutu siyah fasulye için reçete olanakları sonsuzdur! Daha fazla çeşit arıyorsanız, böbrek, pinto ve fava çekirdeklerinin hepsinde de demir var.

8. Mercimek Çok Demir İçeren Başka Bir Baklagil

mercimek

Demir bölümünde onurlu bir değere sahip başka bir baklagil mercimektir. Pişmiş mercimek, fincan başına 6 mg’dan fazla mineral sunar ve sizi dolduran, kolesterolü düşürmeye yardımcı olabilecek ve kan şekerinizi dengelemeye yardımcı olabilecek lifle yüklenir. Mercimek ayrıca mutfakta son derece çok yönlü bir malzemedir – çorbalardan ve salatalardan biberlere kadar her şeye harika bir ektir.

9. Ispanak (Bonus: Daha Yüksek Bir Demir Dozu Almak İçin Pişirin)

spinach

Ham ve pişmiş ıspanak mükemmel demir kaynaklarıdır, ancak pişirme ıspanak vücudunuzun besinlerini daha kolay emmesine yardımcı olur. Sadece 1 bardak pişmiş ıspanak, protein, lif, kalsiyum ve A ve E vitaminlerinin yanı sıra 6 mg’dan fazla demir verir.

10. Susam Tohumunun Demir Vuruşu

susam-tohumu

Susam tohumları harika bir ceviz tadı vardır ve zengin bir demir kaynağıdır. Fincan başına 20 mg demir içeren tohumlar, bakır gibi bir dizi temel besinle paketlenir ve fosfor, E vitamini ve çinko da içerir. Tohumları diyetinize dahil etmenin kolay bir yolu, onları bir salataya eklemektir: Üzerine serpilmiş her çorba kaşığı günlük sayınıza bir miligram demir ekleyecektir.

Sonuç

Demir minerali vücudumuzun vazgeçilmez ihtiyaçlarından biridir. Elinizden geldiğince demir minerali içeren gıdaları tüketmeye gayret edin. Bu gıdaları tüketirken devamlı olmanızın en önemli nokta olduğunu unutmayın.

Sağlıcakla, esen kalın…

Devamını Okuyun
sağlıklı-beslenme
Beslenme

Sağlıklı Beslenmek İçin 13 İpucu

sağlıklı-beslenmek

Sağlıklı bir yaşam tarzı birçok seçenek içerir. Bunlar arasında dengeli bir diyet veya sağlıklı beslenme planı seçmek önde gelir. Peki sağlıklı bir beslenme planını nasıl seçersiniz? Sağlıklı bir beslenme planı için işte ipuçları!

1. Kilonuza Bakıp Stres Yapmayın

kilo-stres

Tartıda gördüğünüz değerlerle sağlık olmaz. İnsan olarak mekanik bir vücuda sahip değilsizin bu yüzden sayılarla sağlığınızı ölçmekten vazgeçin. Kilonuzdan önce sağlığınızı ve beslenme şeklinizi düşünün.

2. Vücudunuzun Sindirim İçin Enerji Harcadığını Unutmayın

Yediğiniz, içtiğiniz herşeyin metabolik bir bedelle tüketildiğini aklınızdan çıkarmayın.

3. Vücudunuzu Dinlendirin

dinlenmek

Yemek yedikten sonra bedeninizi dinlerdirin. Tükettiğiniz gıdaların ardından 2-4 saat içinde neler hissettiğinize dikkat ederseniz o gıdanın sizin vücdunuzda nasıl reaksiyonlar başlattığı hakkında bilgi edinebilirsiniz.

4. Yalancı Açlık Hissine Kanmayın

açlık-hissi

Öğünlerden yaklaşık 3 ila 5 saat sonra hissedilen ve birçok insanda aşırı karbonhidrat alımının bir sonucu olarak ” yalancı açlık ” duygunsunu gerçek açlıktan ayırt etmeyi öğrenin. Bunun en etkili yollarından birisi öğünlerde karbonhidrat ve şeker alımını kalıcı olarak sınırlandırmaktır.

5. Karbonhidrat Tüketimini Azaltın

karbonhidrat

Karbonhidrat tüketimini elinizden geldiğince sınırlandırın. Özellikle belirli aralıklarla egzersiz ve spor yapmıyorsanız yani kısaca olağan durumların dışında gıdaya ihtiyaç duymuyorsanız, karbonhirat tüketimini sınırlandırmak öğün sayınızda azalmaya ve daha uzun süreli bir kan şekerine sahip olmanıza sağlayacaktır.

6. Tatlılardan Uzak Durun

Tatlılar beyinde dopamin düzeyinde artışa neden oluyor. Bu yüzden tatlılara besin ya da gıda olarak değil bir haz nesnesi olarak bakmalısınız. Olabildiğnce tatlılardan uzak durmaya çalışın.

tatlı

7. Lifli Gıdaları ve Yeşil Yapraklı Sebzeleri Sofranızdan Eksik Etmeyin

lifli-gıda

Bu gıdalar mide içeriğinin hemen boşalmasını engelleyip kan şekerinizin daha yavaş yükselmesini sağlayacaktır.

9. Bağırsağınız İçin Probiyotik Tüketin

probiyotik

Probiyotik ve kaliteli protein içeren her türlü besini aşırıya kaçmadan tüketmeye özen gösterin. Bu besinler arasında turşu, sirke, ev yapımı yoğurt en önde gelenlerindendir. Bu gıdalar bağırsak floranızı ( bakteri örtünüz) düzenlemenize yardımcı olur. Böylece daha sağlıklı bir sindirim için vücudunuzu desteklemiş olursunuz.

10. Yağ Tüketmekten Korkmayın

yağ

Yağ tüketmek sanıldığı gibi korkunç değildir. Yağ tüketmek söz konusu olduğunda önemli olan iyi ve kötü yağları ayırabilmenizdir. Zeytinyağı, tereyağı, balık yağı gibi yağları vücudunuz kolayca sindirip kendisi için faydalı bir hale dönüştürebilmektedir. Ancak margarin, ayçiçek yağı gibi yağlar genellikle vücudumuz tarafından pek hoş karşılanmaz. Ayrıca karbonhirat alımını asgari düzeye indirdiğinizde yüksek yağlı beslenmek size fazla kilo yapmaz. Aksine daha sağlıklı bir vücud ve zihne sahip olmanız yolunda ciddi bir destek sunar.

11. Meyveleri Ölçülü Olarak Tüketin

meyve

Meyveler içerek olarak artık çok daha yüksek verimle üretilebiliyor. Bu yüzden fazla miktarda şeker içerebiliyorlar. Meyve yerken de ölçülü tüketmeniz gerektiğini aklınızdan çıkarmayın.

12. Et Tüketin Ama Sınırları Aşmayın

et-balık

Et tüketmeniz gereken besinlerdendir çünkü başlıca protein kaynaklarımızdan birisidir. Ancak et tüketirken de kendinizi sınırlamalısınız. Aksi taktirde bedeninize zarar verebilirsiniz. Hafta da bir kez kırmızı et yemek yeterli olacaktır. Balık ve deniz ürünlerini ise biraz daha sık tüketmelisiniz.

13. Acıkmadan Yemeyin

açlık

Sağlıklı beslenmek, kısaca gıdalardan faydalanabilmek için önce acıkmanız gerekir. Mümkün olduğunca acıkmadan yemek yememeye gayret gösterin çünkü yemek üstüne yemek yerseniz hem bedeninizin yorulmasına hem de hastalıklara zemin hazırlamış olursunuz. Aç kaldığızında vücudunuz özellikle sindirim ve sinir sistemi için yararlı olan bazı hormanlar saglılar. Sağlıklı bir vücud için bunlardan mahrum kalmamanız gerektiğini unutmayın.

Sonuç

Sağlıklı kalmak için sağlıklı ve dengeli beslenmeniz çok önemlidir. Ancak sağlığın ne olduğunu bilmeden hareket etmek sizi yanıltabilir. Sağlıklı olmanız bütüncül bir barış halinde olmanızdır. Bu yüzden kan testleri ve tartıdaki değerlerin sizin için tam anlamıyla sağlığı ifade etmediğini unutmayın. Beslenme şeklinizi değiştirme çalışırken monoton bir yaşam tarzını sevmeyen bedeniniz için de kaçamaklar yapmayı unutmayın.

Sağlıcakla kalın…

Devamını Okuyun
beyin-sağlığı
Tüm Yazılar

Beyin Sağlığı İçin 7 Önemli Öneri

beyin

Rahimden ayrılmadan önce bile, beyniniz yaşamınız boyunca vücudunuzun işlevlerini kontrol etmek için çalışır ve çevrenizdeki dünyayı anlamanıza ve etkileşimde bulunmanıza yardımcı olur. Sağlıklı bir beyni korumak zihninizin temiz ve aktif kalmasına yardımcı olur, böylece çalışmaya, dinlenmeye ve oynamaya devam edebilirsiniz. Kalp sağlığının önemi uzun zamandır desteklenmektedir, ancak beyin sağlığı, iyi düşünme, hareket etme ve yaşama kabiliyetimiz için çok önemlidir. Beyin sağlığı, risk faktörlerini azaltmak, zihninizi aktif tutmak ve yaşlandıkça beyninizden en iyi şekilde yararlanmakla ilgilidir.

Beyin Sağlığı Nedir?

beyin-sağlığı

Yaşamınız boyunca beyninizin işi, dünyayı anlamanıza ve günlük operasyonlarınızı ve yaşamınızı denetlemenize yardımcı olmaktır. Beyin sağlığı, açık, aktif bir zihni hatırlama, öğrenme, planlama, konsantre etme ve sürdürme yeteneğini ifade eder. Bilgi yönetimi, mantık, yargı, bakış açısı ve bilgelik gibi beyninizin güçlü yönlerinden yararlanabiliyor. Basitçe, beyin sağlığı beyninizden en iyi şekilde yararlanmak ve yaşlandıkça bazı riskleri azaltmaya yardımcı olmakla ilgilidir.

Beyin Sağlığı Bir Fark Yaratır Mı?

beyin

Hayatta yaptığımız seçimlerin, yaşlandıkça zihinlerimizin ve bedenlerimizin sağlığı üzerinde önemli etkileri olabileceğine dair artan kanıtlar var. Alzheimer, inme veya diğer demans formlarından acı çekmek sadece kötü şans meselesi değildir. Doktorlar ve bilimsel araştırmacılar, yaşam tarzı değişiklikleri yaparak beyin sağlığını iyileştirmenin ve bunama ve yaşa bağlı bilişsel gerileme riskini azaltmanın mümkün olduğunu keşfettiler. Düzenli fiziksel egzersiz, sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıkları kesmek, dengeli bir diyet yemek ve sosyal olarak aktif kalmak beyin sağlığını artırabilir. Hiçbir garanti yoktur, hepimiz sağlıklı ve temiz yaşama rağmen Alzheimer’dan hala etkilenen insanları gördük. Ancak, iyi yaşamak gerçek bir fark yaratır. İstatistiksel olarak, sağlıklı bir yaşam tarzı sadece demans riskinizi azaltmaz, aynı zamanda diyabet, kalp hastalığı ve kanser gibi diğer ciddi durumlara karşı da koruma

Beyin Sağlığınız İçin Yapmanız Gerekenler

1. Yaşam Tarzınızda Yenilikler Yapın

yenilik

Yaşam tarzı değişiklikleri kalbi ve beyni korur. Hayatınızda bulanan rutinlerden arasıra kurtulun, çünkü beyniniz rutinleri pek sevmez. Beyin sağlığınızı iyileştirmek için asla geç değildir. Yaşantınızda yapacağınız ufak değişiklikler fiziksel sağlığınızı, beyin sağlığınızı ve bilişsel yeteneklerinizi geliştirmeye yardımcı olabilir.

2. Daha Fazla Taşıyın

fitness

Her hafta 150 dakika veya daha fazla aerobik egzersiz yapmayı hedefleyin. Düzenli olarak hareket etmiyorsanız endişelenmeyin. Bir çalışmada, bir yıl boyunca düzenli olarak yeni bir yürüyüş alışkanlığına katılan yaşlı yetişkinlerin, beyindeki hafıza alanlarının büyümesiyle de ilgili olan bellek performansında önemli gelişmeler gösterdiği belirtildi.

Haftada en az iki kez kuvvet antrenmanı ile birlikte aerobik egzersizlerin kalp sağlığını iyileştirdiği gösterilmiştir. Artık bu faaliyetlerin büyük olasılıkla beyin sağlığını da iyileştirdiğini bilinmektedir.

3.Sağlıklı Bir Diyet Yapın

diyet

Yaban mersini, fındık ve yağlı balık gibi beyin güçlendirici gıdalar yemenin yanı sıra, diyetinizden en yüksek sodyum kaynaklarından bazıları olan dondurulmuş yemekleri kesip çıkarın. Tabağınızın yarısını nişastasız sebzeler ve dörtte biri de tam tahıllı tahıl yapmayı hedefleyin. Lifteki artış ve boş karbonhidratlardaki azalma, sağlıklı bir kilo vermenize ve kan şekerinizi sabit tutmanıza yardımcı olacaktır, aynı zamanda beyin sağlığınızı da olumlu etkileyecektir.

4. Daha Rahat Olun

meditasyon

Anksiyete ve stres zihinsel sağlığınıza zarar verir, ancak fiziksel ve beyin sağlığınızı da etkileyebilir. Düzenli meditasyon veya farkındalık uygulaması beyin sağlığın kötüleşmesi riskini azaltmaya yardımcı olabilir.

5. Uykunuzun Kalitesini Önemseyin

uyku

Kötü veya yetersiz uyku beyin sağlığını olumsuz yönde etkiler. Beyniniz nöronları ve sinapsları temizlemeye ve anılar yapmaya yardımcı olmak için bu “kapalı” saatlere ihtiyaç duyar. Kaliteli uyku almadığınızda, beyin sağlığınız ve fiziksel sağlığınız önemli ölçüde etkilenir.

6. Sosyalleşin

sosyalleşmek

Bir kitap kulübüne katılmak veya yemek dersi almak gibi sosyal aktiviteler yoluyla bilişsel olarak aktif kalmak, hafıza kaybının ve yaşlanmayla ilişkili depresyonun yavaşlamasına veya yok olmasına yardımcı olabilir.

7. Tansiyonunuzu İzleyin

tansiyon

Kan basıncınızı düzenli olarak veya en az altı ayda bir kontrol edin. Sürünen bir artış belirtileri izleyin. Yüksek tansiyon, inme (felç) riskini en çok artıran faktörler arasındadır. Hipertansiyona bağlı inme, beyin kanaması veya beyin damarlarında aterotromboz (pıhtı) şeklinde ortaya çıkabilmektedir.

Sonuç

Kötü fiziksel sağlığı zayıf beyin sağlığına bağlayan araştırmalar artmaktadır. Bu çalışma, vasküler risk faktörlerinin beyninizin sağlığına zarar verebileceğini, bu da düşünme becerilerini yavaşlatabileceğini ve hatta Alzheimer hastalığına ve bunamaya benzeyen değişikliklere yol açabileceğini bulmuştur. Bununla birlikte, bu vasküler risk faktörlerinin çoğu önlenebilir. Hastalar kendilerine yardımcı olabilir. Sağlıklı bir yaşam tarzı; yüksek tansiyon, diyabet ve obezite gibi risk faktörlerini önlemenize yardımcı olabilir. Bu risk faktörlerinden bir veya daha fazlasına sahipseniz, koşulları tersine çevirebilecek ve beyin sağlığınızı iyileştirmeye yardımcı olabilecek yaşam tarzı değişiklikleri yapabilirsiniz.

Sağlıcakla kalın…

Devamını Okuyun
temizlik-hijyen
Genel Sağlık

Kişisel Hijyen Adına Merak Edilenler

hijyen-temizlik

Sabah uyanır, dişlerinizi fırçalar, duş alırsınız, saçınızı ve vücudunuzu yıkarsınız ve temiz kıyafetler giyersiniz. Neden böyle şeyler yapıyorsunuz? Muhtemelen ne yaptığınızı düşünmüyorsunuz çünkü genç yaşta size öğretilen bir rutin.

Kişisel Hijyen Nedir?

Hijyen kelimesini kullanmak, bizi sağlıklı tutan temiz yaşam alışkanlıklarından bahsetmenin süslü bir yoludur. Kişisel hijyen, vücudumuzu temizlemek ve bakımını yapmak için yaptığımız şeyleri ifade eder. Kendimizi düzenli olarak temizlemezsek vücudumuzda kir, vücut salgıları, gıda partikülleri ve hatta mikroplar birikebilir. Temiz kalmamıza yardımcı olan alışkanlıkların uygulanması sadece bu birikimi engellemekle kalmaz, aynı zamanda kişisel ve sosyal faydalar da sağlar.

Kişisel Hijyen Neden Önemlidir?

kisisei-hijyen

Kişinin kendi ve çevresindekilerin sağlığını koruyabilmesinin en iyi yolu temizliktir.  Bireyler hijyen kurallarına dikkat ederek gelişme riski olan hastalıklara önlem almış olmakla birlikte bu hastalıkların yayılma riskini azaltırlar.

Hijyenik Uygulamalarda Ne Amaçlanmaktadır?

•Vücudu salgı, atık ve geçici mikroorganizmalardan temizlemek,

• Bireyin fiziksel ve zihinsel olarak rahatlamasını sağlamak, kas gerilimini azaltarak vücudu dinlendirmek,

• Kötü kokuları önlemek

• Bireyin genel görünümünü olumlu hale getirmek ve özgüveni geliştirmek,

• Deri sağlığını iyileştirmek ve sürdürmek.

Hijyenin Faydaları Nelerdir?

1. Daha İyi Cilt

cilt-sagligi

Lekelere genellikle hormonlar, cilt tipi veya cilt durumu neden olsa da, cildinizi temiz tutmak parlayan kalmasına yardımcı olur. Örneğin, her gece ve sabah yüzünüzü temizlemek, fazla yağ, makyaj ve kiri temizlemek için mükemmel bir yöntemdir. Bu, tıkanmış gözenekler nedeniyle oluşan siyah noktaların oluşmasını önler. Ayrıca, gece yüzünü balsam veya temizlik yağı kullanarak temizlemek yatıştırıcıdır. Bu, yatmadan önce gevşemeyi teşvik etmek için olağanüstü bir yöntemdir.

2. İlişkileri Geliştirir

arkadas-iliski

Kötü hijyeniniz varsa, insanlar muhtemelen sizinle ilişki kurmak istemeyecektir. Aslında, insanlar kirli görünümünüzü ve vücut kokunuzu rahatsız edici görürlerse, hem kendinize hem de kişiliğinize bakabilme yeteneğiniz hakkında olumsuz kararlar vermeleri daha olasıdır. Bu onların sizinle anlamlı bağlar ve dostluklar kurmalarını engelleyebilir. Tipik olarak, insanlar kötü buldukları koku ve koşullardan kaçınırlar. Kişisel hijyeni korumak bu engeli tamamen ortadan kaldırır ve bağlantı ve etkileşimi teşvik eder.

3. Daha İyi Sağlık

iyi-saglik

Düzenli el yıkama ve banyo gibi basit hijyenik davranışlar, soğuk algınlığı ve grip gibi çeşitli enfeksiyonlardan etkilenmenizi önleyebilir. Sık sık yıkamadığınızda, sadece bir konakçı olarak hareket edip virüs ve bakterileri yaymakla kalmaz, aynı zamanda neden oldukları tüm hastalıkları daraltabilirsiniz. Ayrıca, uygun hijyen cildin sağlıklı kalmasını sağlar. Cilt hastalık ve hijyen açısından önemli bir engeldir ve cildin bu korumayı etkili bir şekilde sunmasına yardımcı olur.

4.Özgüveni Artırır

özgüven

İyi hijyen sağlamak, daha iyi benlik duygusuna sahip olmanıza da yardımcı olur. Başka bir deyişle, nasıl göründüğünüze dikkat ettiğinizde, kendiniz daha iyi hissedersiniz. Kişisel hijyeninize dikkat etmediğinizde, kendinizi daha az güvende hissetmenize neden olur ve motivasyonunuzu düşürebilir. Ne yazık ki, bir kişi depresyonda olduğunda veya düşük benlik duygusuna sahip olduğunda, kişisel hijyenlerini ihmal etme olasılığı daha yüksektir.

Sağlıklı kalmak için temel hijyen uygulamak çok önemlidir. Bakmanız gereken tek şey, günlük ziyaret ve günlük ziyaret ettikten sonra ellerinizi yıkamak ve yıkamak gibi alışkanlıklar olmasıdır.

Kişisel Hijyen Tipleri Nelerdir?

Her insanın kişisel hijyen fikri farklıdır. Bu ana kategoriler, iyi hijyen alışkanlıkları oluşturmaya başlamak için yararlı bir yerdir:

Tuvalet Hijyeni

tuvalet-hijyen

Tuvaleti kullandıktan sonra ellerinizi yıkayın. 20 ila 30 saniye sabunla ovun ve parmaklarınız arasında, ellerinizin arkasında ve tırnaklarınızın altında temizlediğinizden emin olun. Ilık suyla durulayın ve temiz bir havluyla kurulayın. Akan su veya sabununuz yoksa, alkol bazlı bir el dezenfektanı da çalışacaktır. En az yüzde 60 oranında alkol kullanın.

Duş Hijyeni

duş

Kişisel tercih, ne sıklıkta duş almak istediğinizi belirtebilir, ancak çoğu insan en az iki günde bir durulamadan yararlanır. Sabunla duş almak, ölü cilt hücrelerini, bakterileri ve yağları durulamaya yardımcı olur. Ayrıca saçlarınızı haftada en az iki kez yıkamalısınız. Saçınızı ve saç derinizi şampuanlamak ciltte kir tabakasının birikmesini önler ve cildinizi tahriş edebilecek yağlı kalıntılara karşı korur.

Tırnak Hijyeni

tirnak

Kısa ve temiz tutmak için tırnaklarınızı düzenli olarak kesin. Oluşumu, kiri ve mikropları durulamak için altlarına bir tırnak fırçası veya bezle fırçalayın. Tırnaklarınızı toplamak, mikropları ağzınıza ve diğer vücut açıklıklarınıza yaymanızı önlemeye yardımcı olur. Tırnaklarınızı ısırmaktan da kaçınmalısınız.

Diş Hijyeni

dis-hijyen

İyi diş hijyeni sadece inci gibi beyaz dişlerden daha fazlasıdır. Dişlerinizin ve

diş etlerinin bakımı, dişeti hastalıklarını ve boşluklarını önlemenin akıllı bir yoludur. 2 dakika boyunca günde en az iki kez fırçalayın. Uyandıktan sonra ve yatmadan önce fırçalamayı hedefleyin. Yapabiliyorsanız, her yemekten sonra fırçalayın. Dişlerinizin arasında her gün diş ipi kullanın ve diş hekiminize antibakteriyel bir gargara kullanmayı sorun. Bu iki adım diş çürümelerini önlemeye yardımcı olur ve bakteri ve mikropların birikebileceği cepleri ortadan kaldırır.

Hastalık Hijyeni

hastalik

Kendinizi iyi hissetmiyorsanız, mikropları başkalarına yaymaktan kaçınmak için adımlar atmalısınız. Bu, hapşırırken ağzınızı ve burnunuzu kapatmayı, paylaşılan yüzeyleri antibakteriyel bir bezle silmeyi ve herhangi bir mutfak aletini veya elektronik eşya paylaşmamayı içerir. Ayrıca, kirlenmiş dokuları hemen atın.

El Hijyeni

el-hijyen

Ellerinizdeki mikroplar vücudunuza ağzınızdan, burnunuzdan, gözlerinizden veya kulaklarınızdan kolayca girebilir. Ellerini yıka; yemeklerle uğraşırken, yemeden önce çöplerle uğraştıktan sonra,  hapşırdığınızda, bir hayvana her dokunduğunda. Aynı şekilde, bir bebeğin bezini değiştirdikten, birinin kendini temizlemesine yardımcı olduktan sonra veya bir kesik ya da yarayı temizlerken ellerinizi yıkayın.

İyi Kalmak

temizlik

Sağlık için temel kişisel hijyen uygulamak, vücudun güçlü anti-bakteriyel preparatlarla bombardımanını içermez. Kir derisinden kurtulmanın kolay yolları arasında günlük duş, tırnakların altında temizlik ve yemekten önce ve lavaboyu kullandıktan sonra ellerin yıkanması bulunur. Bu alışkanlıkların sürdürülmesi, mide böcekleri, cilt enfeksiyonları, soğuk algınlığı ve grip riskinizi azaltır. Bu, çoğu insanın yıl boyunca daha sağlıklı hissetmesini sağlar ve bağışıklık sistemi zayıf olan herkes için gereklidir. Ellerinizi ve vücudunuzu nazik bir sabunla yıkamak, bakteri ve virüsleri tamamen tahliye eder, aksi takdirde sisteminize girer.

Koronavirüs gibi tehlikenin bulunduğu bu günlerde kişisel hijyen daha da önem kazanmaktadır. Önlem almak için kişisel hijyeninize dikkat etmenizi tavsiye eder, sağlıklı günler dileriz.

Devamını Okuyun
sigara-içme
Bağımlılık

Sigara Bağımlılığı

sigara-bagimliligi

Sigara, bağımlılık yapan maddelerin başında gelmektedir. Sigara, sessiz ama ateşli bir silah gibidir. Sıkıntılı anlarda hemen bu dosta sarılıp onun ateşinde ısınmak, dumanıyla da dertler üflenmek istenir. Halbuki sigara ne bir dert ne de bir zevk ortağıdır.

Bırakmak neden bu kadar zor?

sigarayi-birakmak

Hepimiz sigara içmenin sağlık risklerini biliyoruz, ancak bu alışkanlığı başlatmayı daha zor hale getirmiyor. İster ara sıra genç bir sigara içicisi, ister günlük yaşam boyu bir sigara içicisi olun, bırakma işlemi gerçekten zor olabilir.

Tütün içmek hem fiziksel bir bağımlılık hem de psikolojik bir alışkanlıktır. Sigaradaki nikotin geçici ve bağımlılık yaratan bir  zevk sağlar. Düzenli nikotin sabitlemesinin ortadan kaldırılması, vücudunuzun fiziksel yoksunluk belirtileri ve istekleri yaşamasına neden olur. Nikotinin beyindeki “iyi hissetme” etkisi nedeniyle, sigarayı görünümünüzü düzeltmek, stresi azaltmak ve gevşemek için hızlı ve güvenilir bir yol olarak düşünebilirsiniz. Sigara içmek aynı zamanda depresyon, kaygı ve hatta sıkıntı ile başa çıkmanın bir yolu olabilir. Bırakmak, bu duygularla başa çıkmak için farklı, daha sağlıklı yollar bulmak anlamına gelir.

Sigara içmek de günlük ritüel olarak yerleşir. İşyerinizde veya okulda mola verirken veya yoğun bir günün sonunda işe gidip gelirken sabah kahvenizle sigara içmeniz otomatik bir yanıt olabilir. Ya da belki arkadaşlarınız, aileniz veya iş arkadaşlarınız sigara içiyor ve bu onlarla ilişkinizin bir parçası haline geliyor.

Sigara içme alışkanlığını başarıyla yenmek için, hem bağımlılığı hem de onunla birlikte gelen alışkanlıkları ele almanız gerekir. Ama yapılabilir. Doğru destek ve bırakma planıyla, daha önce birçok kez denemiş ve başarısız olsanız bile, yine de tekrar deneyerek  sigarayı bırakabilirsiniz.

Sigarayı bırakmak için 10 sebep

1. Akciğer hasarı

akciger-hasari

Sigara içmek akciğer sağlığını etkiler, çünkü bir kişi sadece nikotin değil aynı zamanda çeşitli ek kimyasallar da nefes alır.

Sigara, akciğer kanseri gelişme riskinde önemli bir artıştan sorumludur. Bu risk erkekler için 25 kat, kadınlar için 25,7 kat daha fazladır.

Sigara içmek ayrıca kronik obstrüktif akciğer bozukluğu (KOAH) geliştirme ve ölme riskini de artırır. Aslında, Amerikan Akciğer Derneği, sigara içmenin KOAH ölümlerinin yüzde 80’ine neden olduğunu bildiriyor.

Sigaralar ayrıca amfizem ve kronik bronşit gelişimi ile bağlantılıdır. Ayrıca astım atağını tetikleyebilir veya şiddetlendirebilirler.

2. Kalp hastalığı

kalp-hastaligi

Sigara içmek kalbe, kan damarlarına ve kan hücrelerine zarar verebilir.

Sigaradaki kimyasallar ve katran, bir kişinin kan damarlarında plak birikimi olan ateroskleroz riskini artırabilir. Bu birikim kan akışını sınırlar ve tehlikeli tıkanıklıklara yol açabilir.

Sigara içmek ayrıca, kollara ve bacaklara atardamarların daralmasına ve kan akışını kısıtlamaya başladığında ortaya çıkan periferik arter hastalığı (PAD) riskini artırır.

Araştırmalar sigara içme ve PAD gelişimi arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu göstermektedir. Eskiden sigara içenler bile hiç sigara içmeyen insanlardan daha yüksek risk altındadır.

PAD’ye sahip olmak yaşama riskini artırır:

Kan pıhtıları

Anjin veya göğüs ağrısı

İnme

Kalp krizi

3. Doğurganlık sorunları

dogurganlik

Sigara içmek bir kadının üreme sistemine zarar verebilir ve hamile kalmayı zorlaştırabilir. Bunun nedeni tütün ve sigaradaki diğer kimyasalların hormon düzeylerini etkilemesi olabilir.

Erkeklerde, bir kişi ne kadar sigara içerse ve ne kadar uzun süre sigara içerse, erektil disfonksiyon riski o kadar yüksek olur. Sigara içmek spermin kalitesini de etkileyebilir ve bu nedenle doğurganlığı azaltabilir.

4. Gebelik komplikasyonları riski

gebelik

Sigara içmek hamileliği ve gelişmekte olan fetusu aşağıdakiler de dahil olmak üzere çeşitli şekillerde etkileyebilir: ektopik gebelik riskini arttırmak bebeğin doğum ağırlığını azaltmak erken doğum riskini arttırmak fetüsün akciğerlerine, beynine ve merkezi sinir sistemine zarar vermek ani bebek ölüm sendromu riskini arttırmak yarık dudak veya yarık damak gibi konjenital anormalliklere katkıda bulunur

5. Tip 2 diyabet riski

diabet

Düzenli olarak sigara içen kişilerin, tip 2 diyabet geliştirme riskinin, içmeyenlere göre yüzde 30-40 daha yüksek olduğunu bilinmektedir. Sigara içmek, diyabetli kişilerin durumlarını yönetmelerini de zorlaştırabilir.

6. Zayıf bağışıklık sistemi

zayif-bagişiklik-sistemi

Sigara içmek bir kişinin bağışıklık sistemini zayıflatabilir ve bu da onları hastalığa daha duyarlı hale getirebilir.

Ayrıca vücutta ek iltihaplanmaya neden olabilir.

7. Görme sorunları

görme-bozuklugi

 Sigara içmek, katarakt ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu riski de dahil olmak üzere göz sorunlarına neden olabilir. Sigara ile ilgili diğer görme sorunları şunlardır: kuru gözler, glakom ,diyabetik retinopati

8. Kötü ağız hijyeni

agiz-hijyeni

Sigara içen insanlar dişeti hastalığı riskini iki katına çıkarır. Bu risk, bir kişinin içtiği sigara sayısı ile artar. Dişeti hastalığının belirtileri şunları içerir: şişmiş ve hassas diş etleri, fırçalarken kanama, gevşek dişler, hassas dişler,

Tütün içmek, bir kişinin bir şeyleri düzgün bir şekilde tatma ve koku alma yeteneğini sınırlayabilir. Dişleri sarı veya kahverengi olarak da lekeleyebilir.

9. Sağlıksız cilt ve saç

kirisiklik

Tütün içmek kişinin cildini ve saçını etkileyebilir. Sigara içen bir kişi erken yaşlanmış, kırışmış bir cilt yaşayabilir. Ayrıca “özellikle dudaklarda” cilt kanseri riski daha yüksektir. Sigara içmek saçın ve cildin tütün kokusuna neden olabilir. Ayrıca saç dökülmesine ve saç dökülmesine de katkıda bulunabilir.

10. Kanser Riski

kanser

Diğer kanser riski Akciğer kanseri ile iyi belgelenmiş bağlantıya ek olarak, sigara içmek diğer kanser türlerine de katkıda bulunabilir. Amerikan Kanser Derneği, sigara içmenin pankreas kanserlerinin yüzde 20-30’una neden olduğunu bildirdi. Sigara içenlerin mesane kanseri gelişme olasılığı, içmeyenlere göre üç kat daha fazladır. Sigara içmek ayrıca bir kişinin mide kanseri riskini ikiye katlayabilir. Tütün özellikle yemek borusunun yakınında meydana gelen mide kanserleriyle bağlantılıdır. Sigara ayrıca aşağıdakilerin riskini artırabilir: ağız kanseri, larenks kanseri, gırtlak kanseri, yemek borusu kanseri, böbrek kanseri, rahim ağzı kanseri, karaciğer kanseri, kolon kanseri

 Sigarayı bıraktığınızda vücudunuzda ne olur?

•20 dakika sonra nabız ve hızlı soluk alıp verme normale döner.

•8 saat sonra kandaki oksijen seviyesi normal düzeylere gelir.

•24 saat sonra karbonmonoksit vücuttan atılır

•48 saat sonra işlevi azalmış olan tat ve koku duyuları normale döner, nikotin seviyesi normal düzeylere gelir.

•72 saat sonra soluk alıp verme daha da kolaylaşır, enerji düzeyleri yükselmeye başlar.

•2-12 hafta sonra vücuttaki dolaşım düzelir, yürürken meydana gelen yorulma ve tıkanmalar azalır.

•3-9 ay sonra akciğer performansı artar, soluk alırken çıkan hırıltılar düzelir.

•12 ay sonra kalp hastalıklarına yakalanma riski yarı yarıya azalır.

•5 yıl sonra kalp ve solunum yolları ile kansere yakalanma riski % 50 azalır.

•10 yıl sonra kalp krizi geçirme riski sigara içmeyenler ile aynı düzeye gelir, akciğer kanserine yakanlanma olasılığı içenlere göre % 50 azalır.

Kişisel sigarayı bırakma planınız

sigara-birakma

 Sigara içenlerin bir kısmı giderek başarılı bir grafik gösterirken, çoğu insan kendilerini yolda tutmak için özel bir planla daha iyisini yapar. İyi bir bırakma planı, hem sigarayı bırakmanın kısa vadeli zorluklarına hem de nüksetmeyi önleme konusundaki uzun vadeli zorluklara yöneliktir. Ayrıca özel ihtiyaçlarınıza ve sigara içme alışkanlıklarınıza göre uyarlanmalıdır.

Sigarayı öncelikle aktif bir şekilde kullanmayı bırakabilmeniz , elinizden geldiğince de pasif içici olduğunuz ortamlardan uzaklaşabilmeniz umuduyla mutlu sağlıklı günler.

Devamını Okuyun
Bağışıklık, Beslenme

Üşümekten Korkanlar! Kış Günlerinde Soğuk Havayı Yenmek İçin 7 Etkili Besin

soguk-hava

Vücut ısınızı düzenlemenize yardımcı olacak besinler nelerdir? Isı kontrolünden başka ne gibi faydaları vardır? Merak ediyorsanız okumaya devam edin!

Havalar soğumaya başlayınca dolabınızı eldivenler, atkılar, sıcacık yün kazaklar doldurmaya başlıyor. Özellikle dışarıya çıkacaksaksanız sıkıca sarınıp kuşanıyorsunuz. Soğuk havaya pencereden bakmak bile sizi titretiyorsa, düşük sıcaklıklarla kendinizi içeriden ısıtarak savaşabilirsiniz. Soğuk havalara karşı vücudunuzu vücut ısınızı yükseltmeye yardımcı olabilecek besinlerle destekleyin. Böylece vücut sıcaklığınızı korurken, soğuk algınlığı gibi hastalıklara ve enfeksiyonlara karşı önlem almış olacaksınız. işte! Bu yazımızda vücut ısınızı koruyacak bazı besinlere yer verdik. Bu besinlerden bazıları biliniyorken bazıları sizi şaşırtacaktır. Rahatlayın ve okuyun.

1. Tarçın

tarcın-besin

Kış günlerinde sahleplerinizi süsleyen tarçın aynı zamanda soğuğa karşı bir kalkan işlevi görüyor. Kan akımını vücut yüzeyine yaklaştırarak vücudun ısınmasında etkili oluyor. Gribal enfeksiyonları ve soğuk algınlığını önleyici olarak kullanılan tarçın aynı zamanda öksürükte ve mide rahatsızlıklarında etkilidir. İster sahlebin üstünde toz halinde isterseniz de çubuk tarçın olarak tüketip soğuk havlarda ısınmaya başlayabilirsiniz.

2. Taze Zencefil

zencefıl-cayi

Soğuk havalarda sizi ısıtacak termojenik özelliğe sahip bir diğer bitki de taze zencefildir. Kan dolaşımını iyileştirerek vücut sıcaklığını arttıran ve toksinlerin atılmasında etkili olan bir bitkidir. Enfeksiyonlara karşı savaşarak vücut direncini arttıran zencefil soğuk algınlığının terleyerek atılmasına da yardımcı olabilir. Bunların yanısıra antiseptik bir ekspektoran (balgam söktürücü) ve akıntılı öksürüklerin tedavisinde yararlıdır. Sizlerde ısınmak ve soğuk havlarda yakalandığımız hastalıklardan korunmak istiyorsanız günlük diyetinize zencefil ekleyerek harikalar yaratacak bir dokunuş yapabilirsiniz.

3. Acı Biber

kirmizi-biber

Sıcaklığı kaldırabiliyorsanız acı biber soğuk havalara hile yapacak. Kırmızı biber ailesi iç vücut sıcaklığını arttırmaya yardımcı olabilir. Dolaşım sistemini uyararak vücut ısısını yükseltir.İçerdiği kapsaisin ile daha fazla enerji harcanmasını sağlayarak vücut ısısını yükselttiğine tanık olabilirsiniz. Balgam söktürücü özelliği de olan acı biber; grip mikrobunu önleyerek gribe ve soğuk algınlığına yakalanmanızı önleyebilir. Faydası az bilinen bir besin olan acı biberi yemeklerinize eklemeye başlayabilirsiniz .

4. Zerdeçal

zerdacal

Etken maddesi kurkumin olan zerdeçal termojenik etkisi ile vücut ısısını arttıran ve bağışıklık sistemini güçlendiren bir diğer besindir. Ayrıca içerdiği besin değeri sayesinde hastalıklardan korunmada önemli bir gıdadır. Daha çok kış günlerinde soğuk havalar yüzünden yakalandığımız soğuk algınlığı ve grip tedavisinde kullanılır. İçeriden ısınmak, vücudunuza hareket katmak ve vücut direncinizi arttırmak istiyorsanız aynı miktar zencefili çay olarak tüketebilir, bal ile veya çiğ olarakta tüketebilirsiniz.

5. Karabiber

karabıber

Bağışıklığı güçlendiren karabiber içerdiği piperin ile sinir sistemini uyararak ısı üretimini destekliyor. Vücut ısısını arttırmasına ek olarak grip ve soğuk algınlığında hastalığın daha kolay atlatılmasına yardımcı oluyor. Ayrıca solunum yollarında balgam söktürücü özelliğine de sahiptir. Sizlerde soğuk havalara ve daha çok soğuk kış günlerinde yakalandığımız hastalıklara veda etmek istiyorsanız çorbalarınıza karabiber ekleyebilirsiniz.

6. Ihlamur

ıhlamur

Virüslere karşı etkili olabilen ıhlamur, terletici özelliği ile vücudu içten dışa doğru ısıtır. Solunum yolu hastalıklarında iltihapları giderici ve vücut savunmasında etkilidir. Soğuk algınlığında hastayı terletip göğsünü yumuşatmak ve çabuk iyileştirmek amacı ile kullanılabilir. Ihlamuru çay olarak limon ve bal ile birlikte tüketebilir soğuk kış günlerinde ısınarak hastalıklardan korunabilirsiniz.

7.Köksap Sebzeler

koksap-sebzeler

Şalgam, turp gibi köksap sebzeleri sindirim kanalında hareket ettirmek için meslektaşları olan yer üstü sebzelerden daha fazla enerjiye ihtiyaç duyulur. Dolayısı ile bu sebzeleri sindirebilmek için termojenez süreci ile vücut sıcaklığını arttıran enerji oluşur. Kış aylarının gelmesi ile kendini gösteren soğuk havalara vücudun içinden önlem almak için köksap sebzeleri salata yaparak yiyebilir veya sıcak bir çorba şeklinde içebilirsiniz .

Soğuk Havalara Karşı Tedbir Almalısınız

Havalar soğurken birçok önlem alıyorsunuz ancak bunlar yeterli olmayabilir. Bunun için vücut içinden de bir önlem almak daha iyi olacaktır. Sıraladığımız besinleri devamlı olarak tükettiğinizde daha etkili olacaklardır. Sizi sıkmayacak ve düzenli olarak tüketmenize mani olmayacak şekilde diyetinize ekleyebilirsiniz.

Sıcak , mutlu ve sağlıklı günleriniz olsun.

Devamını Okuyun
kaliteli-bir-uyku-icin-bilinmesi-gereken-17-kural-100
Tüm Yazılar, Uyku

Kaliteli Bir Uyku İçin Bilinmesi Gereken 17 Kural

uyku

Siz de uykunuz da sorun mu yaşıyorsunuz? Daha kolay uykuya dalıp, huzurlu olarak uyanmak istiyor musunuz? İşte aradıklarınız bu yazımızda. Rahatlayın ve okuyun.

Kaliteli Bir Uyku Neden Önemlidir?

Yeterli uyku almak, bir kişinin optimal sağlık ve refahı sürdürmesine yardımcı olmak için gereklidir. Sağlıkları söz konusu olduğunda, uyku düzenli egzersiz ve dengeli bir diyet yemek kadar önemlidir.

Uyku Kalitesi Olarak  Bahsedilen İfade Nedir?

Uyku kalitesi uykunun verimliği olarak da açıklanabilinir. Kaliteli bir uyku için hedef belirleme söz konusu olduğunda, çoğu insan yatakta geçirdikleri saat sayısına odaklanır. Bu başlamak için iyi bir kriter olsa da, günlük hayatınızdan en iyi şekilde yararlanmak için uykunuzun huzuruna da odaklanmanız gerekir.

Kaliteli ve Derin Bir Uyku İçin 17 Öneri

1. Gün Boyunca Maruz Kalınan Parlak Işık Süresini Artırmak

parlak-ışık

Vücudunuz sirkadiyen ritminiz olarak bilinen doğal bir zaman tutma saatine sahiptir. Bu ritim beyninizi, vücudunuzu ve hormonlarınızı etkiler, uyanık kalmanıza ve uyuma zamanı geldiğinde bunu vücudunuza söylemenize yardımcı olur.

Gün boyunca doğal güneş ışığı veya parlak ışık sirkadiyen ritminizin sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Bu, gündüz enerjisinin yanı sıra gece uyku kalitesini ve süresini de iyileştirir

2. Akşam Mavi Işık Pozlama Azaltmak

mavi-ışık

Gün boyunca ışığa maruz kalmak faydalıdır, ancak gece ışığına maruz kalma ters etki yapar. Yine, bunun sirkadiyen ritminiz üzerindeki etkisi, beyninizi hala gündüz olduğunu düşünmesi için kandırmasıdır. Bu, rahatlamanıza ve derin uyku almanıza yardımcı olan melatonin gibi hormonları azaltır. Akıllı telefonlar ve bilgisayarlar gibi elektronik cihazların büyük miktarlarda yaydığı mavi ışık bu açıdan en kötüsüdür. Bu yüzden telefon ve bilgisayar gibi cihazların kullanım süresine dikkat edilmelidir.

3. Günün Sonlarında Kafein Tüketmeyin

kafein

Kafeinin sayısız faydası vardır ve severek tüketilmektedir.

Tek bir doz odaklanma, enerji ve spor performansını artırabilir

Bununla birlikte, günün ilerleyen saatlerinde tüketildiğinde, kahve sinir sisteminizi uyarır ve vücudunuzun gece doğal olarak rahatlamasını engelleyebilir.

Kafein 6-8 saat boyunca kanınızda yükselebilir. Bu nedenle, saat 3-4’ten sonra büyük miktarda kahve içmek tavsiye edilmez.

4. Düzensiz veya Uzun Gündüz  Uykularını Azaltmak

gündüz-uyku

Kısa güçlü uykular faydalı olsa da, gün boyunca uzun veya düzensiz uykular gece uykunuzu olumsuz etkileyebilir.

Gündüz uyumak iç saatinizi karıştırabilir, yani gece uyumakta zorlanabilirsiniz.

30 dakika veya daha kısa bir süre uyuklamanın gündüz beyin işlevini artırabildiğini, daha uzun uykuların ise sağlık ve uyku kalitesini olumsuz etkileyebileceğini belirtiliyor.

Bununla birlikte, düzenli olarak  gündüz uyuyanların gece uyku kalitesinde kötüleşme veya uyku bozukluğu yaşamadıkları bilinmektedir.

5. Tutarlı Zamanda Uyumaya ve Uyanmaya Çalışın

uyku-saat

Vücudunuzun sirkadiyen ritmi, kendini gündoğumu ve gün batımı ile hizalayarak belirli bir döngüde çalışır.

Uyku ve uyanma sürelerinizle tutarlı olmak, uzun süreli uyku kalitesine yardımcı olabilir.

Bir çalışma, düzensiz uyku düzenleri olan ve hafta sonları geç saatlerde yatağa giden katılımcıların zayıf uyku bildirdiğini belirtmiştir. Diğer çalışmalar, düzensiz uyku düzenlerinin sirkadiyen ritminizi ve beyninizi uykuya bildiren melatonin seviyelerini değiştirebileceğini vurgulamıştır.

Uyku ile mücadele ediyorsanız, uyanma ve benzer zamanlarda yatma alışkanlığına girmeye çalışın. Birkaç hafta sonra, alarma bile ihtiyacınız olmayabilir.

6. Melatonin Takviyesi Alın

melatonin

Melatonin, beyninize rahatlama ve yatağa gitme zamanı geldiğini söyleyen önemli bir uyku hormonudur. Melatonin takviyeleri son derece popüler bir uyku yardımcısıdır.

Genellikle uykusuzluk tedavisinde kullanılan melatonin, daha hızlı uykuya dalmanın en kolay yollarından biri olabilir.

8. Alkol İçmeyin

alkol

Geceleri biraz içki içmek uykunuzu ve hormonlarınızı olumsuz yönde etkileyebilir.

Alkolün uyku apnesi, horlama ve bozulmuş uyku düzeninin semptomlarına neden olduğu veya arttırdığı bilinmektedir.

Ayrıca vücudunuzun sirkadiyen ritminde önemli bir rol oynayan gece melatonin üretimini de değiştirir.

9. Yatak Odası Ortamınızı Optimize Edin

yatak-odası

Birçok insan, yatak odası ortamının ve kurulumunun iyi bir gece uykusu almanın anahtar faktörleri olduğuna inanmaktadır.

Bu faktörler sıcaklık, gürültü, dış aydınlatma ve mobilya düzenlemesini içerir.

Yatak odası ortamınızı optimize etmek için, çalar saatler gibi cihazlardan gelen harici gürültüyü, ışığı ve yapay ışıkları en aza indirmeye çalışın. Yatak odanızın sessiz, dinlendirici, temiz ve keyifli bir yer olduğundan emin olun.

10. Yatak Odanızın Sıcaklığını Ayarlayın

oda-sıcaklığı

Vücut ve yatak odası sıcaklığı da uyku kalitesini derinden etkileyebilir.

Yaz aylarında veya sıcak yerlerde yaşayabileceğiniz gibi, çok sıcak olduğunda iyi bir gece uykusu almak çok zor olabilir.

Artan vücut ve yatak odası sıcaklığı uyku kalitesini düşürebileceği ve uyanıklığı artırabileceği bilinmektedir.

11. Akşam Geç Yemeyin

gece-yemek

Gece geç saatlerde yemek yemek, hem uyku kalitesini hem de HGH ve melatoninin doğal salımını olumsuz etkileyebilir.

Bununla birlikte, gece geç saatte atıştırmalıklarınızın kalitesi ve türü de rol oynayabilir.

Eğer gece acıkırsanız mevziye gibi sağlıklı atıştırmalıkları tercih edin.

12. Akşam, Aklını Rahatlat ve Temizle

Birçok insanın rahatlamasına yardımcı olan uyku öncesi bir rutini vardır.

Yatmadan önce gevşeme teknikleri uyku kalitesini artırdığı ve uykusuzluğu tedavi etmek için kullanılan bir diğer yaygın yöntemdir.

Bunlar bazıları rahatlatıcı müzik dinlemek, kitap okumak, meditasyon yapmak, derin nefes almak ve görselleştirmektir.

Farklı yöntemler deneyin ve sizin için en uygun olanı bulun.

13. Rahatlatıcı Bir Banyo Yapın veya Duş Alın

banyo-yapmak

Dinlendirici bir banyo veya duş daha iyi uyumak için popüler bir yoldur.

Çalışmalar, genel uyku kalitesini artırabileceklerini ve insanların – özellikle yaşlı yetişkinlerin – daha hızlı uykuya dalmalarına yardımcı olabileceğini göstermektedir.

Alternatif olarak, gece tam bir banyo yapmak istemiyorsanız, ayaklarınızı sıcak suda yıkamak, rahatlamanıza ve uykunuzu iyileştirmenize yardımcı olabilir.

14. Uyku Bozukluğunu Önleme

uyku-bozukluğu

Altta yatan bir sağlık durumu, uyku sorunlarınızın nedeni olabilir.

Sık karşılaşılan bir sorun, tutarsız ve kesintili nefes almaya neden olan uyku apnesidir. Bu bozukluğu olan insanlar uyurken tekrar tekrar nefes almayı bırakır.

Bu durum düşündüğünüzden daha yaygın olabilir. Tıbbi olarak teşhis edilen diğer yaygın konular arasında vardiyalı çalışanlarda yaygın olan uyku hareketi bozuklukları ve sirkadiyen ritim uyku / uyanıklık bozuklukları yer almaktadır.

Her zaman uyku ile mücadele ettiyseniz, doktorunuza danışmak akıllıca olabilir.

15. Konforlu Yatak, Minder ve Yastık Alın

yatak-yastık

Bazı insanlar neden bir otelde daha iyi uyuduklarını merak ederler.

Rahatlatıcı ortamın yanı sıra yatak kalitesi de uykuyu etkileyebilir.

Yeni yatakların uykuyu artırabileceğini düşünülmektedir. Ek olarak, düşük kaliteli yataklar bel ağrısının artmasına neden olabilir.

En iyi yatak ve yatak takımları son derece özneldir. Yatak takımınızı yükseltiyorsanız, seçiminizi kişisel tercihinize göre belirleyin

Yatak takımınızı her 5-8 yılda bir yükseltmeniz önerilir.

Yatağınızı veya yatak takımınızı birkaç yıldır değiştirmediyseniz, bu çok hızlı – muhtemelen pahalı olsa da – bir düzeltme olabilir ve sizi huzurlu bir uykuya kavuşturabilir.

16. Düzenli Egzersiz Yapın – Ama Yatmadan Önce Değil

egzersiz

Egzersiz, uykunuzu ve sağlığınızı iyileştirmek için bilim destekli en iyi yollardan biridir.

Uykunun tüm yönlerini artırabilir ve uykusuzluk belirtilerini azaltabilir.

Yaşlı yetişkinlerde yapılan bir çalışma, egzersizin uykuya dalmak için geçen süreyi neredeyse yarıya indirdiğini bildirmektedir.

Şiddetli uykusuzluk olan kişilerde, egzersiz çoğu ilaçtan daha fazla fayda sağlamaktadır. Egzersiz uykuya dalma süresini% 55, toplam gece uyanıklığını% 30 ve anksiyeteyi% 15 azaltırken toplam uyku süresini% 18 artırmaktadır.

Her ne kadar günlük egzersiz iyi bir gece uykusu için anahtar olsa da, günün çok saatlerinde yapılması uyku sorunlarına neden olabilir.

Bu, epinefrin ve adrenalin gibi uyanıklığı ve hormonları artıran egzersizin uyarıcı etkisinden kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte, bazı çalışmalarda hiçbir zararlı etki göstermediği söylenmiştir, bu nedenle açıkça bireye bağlıdır.

17. Yatmadan Önce Fazla Sıvı tüketiminden Kaçının

sıvı-tüketmek

Noktüri, gece boyunca aşırı idrara çıkma için tıbbi terimdir. Uyku kalitesini ve gündüz enerjisini etkiler.

Yatmadan önce büyük miktarlarda sıvı içmek benzer semptomlara neden olabilir, ancak bazı insanlar diğerlerinden daha hassastır.

Hidrasyon sağlığınız için hayati olmakla birlikte, akşam geç saatlerde sıvı alımınızı azaltmak akıllıca olacaktır.

Sizler İçin Bir İpucu

Öncelikle uyku kalitenizi olumsuz etkileyen sebebi belirlemelisiniz ve bu sebebe göre bir yaklaşım sergilemelisiniz. Aksi takdirde izlenecek yanlış bir yok uykunuzun daha da kötüleşmesine yol açabilir.

Huzurlu ve rahat uykularınız olması dileğimizle.

Devamını Okuyun
metabolizma
Metabolizma, Tüm Yazılar

Metabolizma Nedir?Nelerden Etkilenir? Kilo Kontrolünde Önemli midir?

metabolizma

Metabolizma, günümüzde herkesin merak ettiği bir konudur. Birçok kişi kilo almasının sebebini yavaş çalışan metabolizmayla ilişkilendirir. bu yüzden de metabolizmasını hızlandıracak öneriler arar. Sizler de metabolizma hakkında gerçek bilgiler edinmek istiyorsanız yazımızı okumalısınız.

Metabolizma Nedir?

Metabolizma, sizi hayatta tutmak için vücudunuzun içinde sürekli olarak devam eden tüm kimyasal süreçleri ve organlarınızın normal çalışmasını, örneğin solunum, hücreleri onarma ve yiyecekleri sindirmeyi tanımlar.Dinlenirken bile, vücudunuzun nefes alma, kan dolaşımı, hormon seviyelerini ayarlama ve hücreleri büyütme ve onarma gibi tüm “gizli” işlevleri için enerjiye ihtiyacı vardır. Vücudunuzun bu temel işlevleri yerine getirmek için kullandığı kalori miktarı, bazal metabolizma hızınız (BMR) olarak bilinir.

bazal-metabolizma-hızı

BMR’niz, yaşınıza ve yaşam tarzınıza bağlı olarak vücudunuzun günlük enerji gereksinimlerinin% 40 ila% 70’ini oluşturur. “Yavaş metabolizma” daha düşük bir BMR olarak tanımlanır.

Bazal Metabolizma Hızını Etkileyen 7 Faktör

Vücut Büyüklüğü

vücut-büyülüğü

Ağırlık, boy ve yüzey alanı arttıkça metabolik hız artar.

Vücut Kompozisyonu

kas

Yağ dokusu kas dokusundan daha düşük metabolik aktiviteye sahiptir. Yağsız kas kütlesi arttıkça metabolik hız artar.

Cinsiyet

cinsiyet

Bazal metabolizma hızı (BMR) kadınlarda erkeklerden ortalama yüzde 5 ila 10 daha düşüktür. Bunun nedeni büyük ölçüde kadınların genellikle benzer büyüklükteki erkeklerden daha fazla vücut yağına ve daha az kas kütlesine sahip olmasıdır.

Yaş

yaş

Yetişkinlik döneminde yağsız kas kütlesindeki azalma, yaklaşık 30 yaşından sonra BMR’de yılda yaklaşık yüzde 0,3’lük yavaş, sürekli bir düşüşe neden olur. Bu, yetişkinlik boyunca kuvvet antrenmanı ile büyük ölçüde önlenebilir.

İklim Ve Vücut Sıcaklığı

sıcaklık

Tropik iklimlerde yaşayan insanların BMR’si daha ılıman bölgelerde yaşayan meslektaşlarına göre genellikle yüzde 5 ila 20 daha yüksektir, çünkü vücudu serin tutmak enerji alır. Sıcak havalarda yapılan egzersiz de ek bir metabolik yük getirir. Vücut yağ içeriği ve giysilerin etkinliği, soğuk ortamlarda enerji metabolizmasındaki artışın büyüklüğünü belirler; çok soğuk havalarda çalışıyorsanız veya egzersiz yaparsanız vücudu sıcak tutmak enerji ister.

Hormonal Seviyeler

hormon

Tiroid bezleri tarafından salınan anahtar hormon olan tiroksin (T4) metabolik hız üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Hipotiroidizm, özellikle menopoz yakınında veya sonrasında kadınlarda nispeten yaygındır. Kilo problemi olan herkes tiroid fonksiyonlarını doktorları tarafından kontrol etmeli ve düşük olduğu ortaya çıkarsa uygun şekilde tedavi edilmelidir.

Sağlık

Ateş, hastalık veya yaralanma istirahat metabolizma hızını iki katına çıkarabilir.

Metabolizmanın Kilo Kontrolündeki Önemi Nedir?

kilo

Metabolizmanın ağırlıkla bağlantılı olduğu doğrudur. Ancak yaygın inanışın aksine yavaş bir metabolizma nadiren tek bir etken olarak  aşırı kilo alımının nedenidir. Metabolizmanız vücudunuzun temel enerji ihtiyaçlarını etkilemesine rağmen, ne kadar fiziksel aktivite yaptığınızla birlikte ne kadar yediğiniz ve içtiğiniz, nihayetinde kilonuzu belirler. Fakat bunlardan yola çıkarak metabolizmanın kilo kontrolünde önemsiz olduğunu söylemek yanlış olur. Aşırı kilo alımında sadece bir etken olan metabolizmanın kilo kontrolününde önemi yadsınamaz. Bu yüzden metabolizma hızını arttıracak yaşam tarzı değişiklikleri yapmak kilo kontrolünde size yardımcı olacaktır.

Metabolizma Hızını Artıran 10 Etken

Bazıları için hızlı bir metabolizma kalıtsaldır ancak diğerleri için, cinsiyetleri, yaşları veya hatta vücutlarının tepki verme biçimleri nedeniyle farklı olabilir. Yaşımızı, cinsiyetimizi veya genetiğimizi kontrol edemeyeceğimizden eminiz ancak onu arttırabileceğiniz yollar var.

Yemek Saatlerini Düzenlemek

saat

Düzenli zamanlarda yemek yemek, kişinin metabolizmasını artırmasına yardımcı olabilir.

Vücut denge ve düzenliliğe dayanır. Tutarlı zamanlarda yemek, metabolik dengenin korunmasına yardımcı olabilir.

Aksi takdirde, kişi tek seferde çok yer ve uzun süre yemek yemezse, vücut kalorileri daha yavaş yakabilir ve daha fazla yağ hücresi depolayabilir.

Yeterli Kalori Almak

kalori

Bazı insanlar kilo verebilmek için öğünlerini atlayabilir. Kalori kontrolünü iyi bir şekilde yapabilmek gereklidir. Çok az kalori almak vücudu enerji tasarrufu yapmaya yönelteceğinden kişinin metabolizmasını yavaşlatacaktır.

Yeşil Çay İçmek

yeşil-çay

Çalışmalar kesin olarak kanıtlanmamış olsa da, bazı araştırmalar yeşil çay ekstraktının yağ metabolizmasının çalıştırılmasını teşvik etmede rol oynayabileceğini göstermektedir. Yeşil çay; şekerli meyve sularına ve gazlı içeceklere kıyasla çok daha sağlıklı bir alternatif olacaktır.

Direnç Eğitimi Yapmak

eğitim

Direnç eğitimi metabolizmayı artırabilir . Kuvvet antrenmanı, metabolizmayı arttırabilecek kas oluşturmaya yardımcı olur. Kas kütlesi yağdan daha yüksek bir metabolik hıza sahiptir, bu da kas kütlesinin korunması için daha fazla enerji gerektirdiği anlamına gelir.

Bir kişinin vücudu yaşlandıkça doğal olarak kasını kaybeder. Düzenli direniş eğitimi bu etkiye karşı koyabilir. Direnç eğitimi, ağırlık kaldırmak ve kas oluşturmak için vücudun ağırlığını veya direnç bantlarını kullanan egzersizleri yapmak içerebilir.

Yeterli Su İçmek

su

Yeterli miktarda su almak vücudun en iyi şekilde çalışması için gereklidir. En uygun metabolizma için vücuda yeterince su gereklidir ve bir kişinin kilo vermesine yardımcı olabilir.

Stresi Azaltmak

stres

Stres, hormon seviyelerini etkiler ve vücudun normalden daha fazla kortizol üretmesine neden olabilir.

Kortizol, iştahı düzenlemeye yardımcı olan bir hormondur. 2011 yılında araştırmacılar, yeme bozukluğu yaşayan kişilerde anormal kortizol seviyeleri buldular. Diyet kısıtlaması ve bazı kilo endişeleri de dahil olmak üzere düzensiz beslenme, metabolizmayı bozabilecek sağlıksız yeme alışkanlıklarına yol açabilir.

Stres, metabolizmayı etkileyebilecek uyku kalitesi ile de yakından ilgilidir.

Yüksek Yoğunluklu Antrenmanları Denemek

antrenman

Kuvvet antrenmanı gibi, yüksek yoğunluklu aralık antrenmanı (HIIT) metabolizmayı artırabilir. Bir kişi bir antrenmana her ikisinin unsurlarını eklemekten yararlanabilir.

HIIT, sabit kardiyoya bir alternatiftir. Sürekli koşmak, yüzmek veya bisiklete binmek sabit kardiyoya örnektir. Bunun yerine, değişen yüksek yoğunluklu ve düşük yoğunluklu egzersiz dönemlerini içeren bir rutinin denenmesine yardımcı olabilir. Bu, 1 dakika boyunca sprint yapmayı, sonra 2 dakika boyunca yürümeyi veya kısa atlama jakı patlamaları ve yürüme iyileşme süreleri arasında geçiş yapmayı içerebilir.

Yeterli Uyku Almak

uyku

Bir kişi çok az uyku aldığında, vücut bir insanı aç hissettirebilecek bir hormon olan grelin salgılar. Aynı zamanda daha az leptin salgılar, bu da bir kişinin kendini tam olarak hissetmesine yardımcı olan bir hormon. Yeterli uyku almak bu hormonların dengeli kalmasını sağlayabilir. Bu, bir kişinin aşırı yemek yemesini önleyebilir.

Doğru uyku miktarı kişiden kişiye değişse de, araştırmalar yetişkinlerin gecelik en az 7-8 saate ihtiyaç duyduğunu göstermektedir.

Yeterli B Vitamini Almak

tahıl

B vitaminleri metabolik hızda önemli bir rol oynar. Bazı anahtar B vitaminleri arasında B1 (tiamin), B2 (riboflavin) ve B6 (piridoksin) bulunur.

Yeterli Protein Tüketimi

et-tüketmek

Gün içerisinde vücudun ihtiyacı olan karbonhidrat, yağ, protein, vitamin ve mineralleri dengeli almalıyız, bu besin öğelerinin içinden özellikle proteinlerin termik etkisi (vücut proteini sindirirken daha fazla enerji harcar) yüksektir. Bu yüzden süt, yoğurt, peynir, yumurta, et, tavuk, balık, kurubaklagiller gibi protein içeren besinleri diyetimizde yeteri kadar almalıyız.

Metabolizma Neden Bu Kadar Önemli?

Metabolizmanızın dengeli ve düzgün çalışması dinamik bir hayat yaşamanız, hastalıklarla mücadele etmeniz gibi olaylarda etkilidir. Kısacası sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez unsurlardan biridir. Bu yüzden metabolizmanızı geliştirmeye daha fazla önem vermelisiniz. Yukarıdaki bilgileri hayata geçirmeniz doğrultusunda daha etkili bir metabolizmanız olacaktır.

Sağlıklı, huzurlu, sevinç dolu günleriniz olsun.

Devamını Okuyun
semptom
Bağışıklık, Tüm Yazılar

Bağışıklık Nedir? Bağışıklık Sistemimiz Ne İşe Yarar?Nasıl Güçlendirebiliriz?

bağışıklık

Bağışıklık bir şeyden korunmak, bundan etkilenmemek veya rahatsız etmemek anlamına gelir. Isıya karşı bağışıklığınız olduğunu varsayalım bu sizi ısının rahatsız edemeyeceği anlamına gelir. Yani bu durumda sıcak erimiş bir lava yürümek nehre yürümekten farksız olacaktır. Şaşırtıcı bir şekilde bağışıklık sisteminiz sayesinde bu süper gücün farklı bir formuna sahipsiniz. Bağışıklık sisteminiz sizi korur ve hastalıklarla mücadelenize yardımcı olur. Bakteri ve virüsler  her yerde bulunur. Hiç tuttuğunuz kapının kolunda kaç tane mikroorganizma var diye düşündünüz mü? Bir çok bakteri ve virüs hastalığa neden olabilir ve patojen(hastalık yapıcı) olarak adlandırılır. Tüm bu patojenlerle her an temasta olmanıza rağmen neden sürekli hasta olmuyorsunuz hiç düşündünüz mü? Çünkü bağışıklık sisteminiz istilacı biyotik ve abiyotik patojenlerle savaşır ve enfeksiyon gelişmesini önler. Patojenleri karşılayarak, nötralize ederek ve temizleyerek; patojenlerin organizmanın bütünlüğünü bozacak zararlı etkilerine karşı direnç oluşturur.

bağışıklık

Vücudun ilk savunma hattı fiziksel engellerdir. Patojenler bu engeli geçmeyi başarırsa, vücdunuzda bunlara karşı eyleme geçecek uzmanlaşmış hücreler vardır. Kan dolaşımınız ve vücudunuzun önemli bölgeleri patojenlerle savaşabilecek beyaz kan hücreleri içerir.

Bağışıklık sisteminiz bu hücrelerle günün her anında sizi enfeksiyonlardan uzak tutmak için çok iyi bir iş çıkarır. Eğer siz bağışıklık sisteminize iyi bakarsanız o da size iyi bakacaktır.

Bağışıklık Sisteminizi Güçlendirmek İçin Ne Yapabilirsiniz?

Bağışıklığınızı artırma fikri caziptir, ancak bunu yapabilme yeteneği birkaç nedenden dolayı zorlaşmıştır. Bağışıklık sistemi tam olarak – tek bir varlık değil – bir sistemdir. İyi işlemek için denge ve uyum gerektirir. Araştırmacıların bağışıklık tepkisinin karmaşıklığı ve birbirine bağlılığı hakkında hala bilmedikleri çok şey var. Şimdilik, yaşam tarzı ve gelişmiş bağışıklık fonksiyonu arasında bilimsel olarak kanıtlanmış doğrudan bağlantılar yoktur.

Ancak bu, yaşam tarzının bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerinin ilgi çekici olmadığı ve araştırılmaması gerektiği anlamına gelmez. Araştırmacılar, hem hayvanlarda hem de insanlarda diyet, egzersiz, yaş, psikolojik stres ve diğer faktörlerin bağışıklık tepkisi üzerindeki etkilerini araştırıyorlar. Bu arada, genel sağlıklı yaşam stratejileri, bağışıklık sisteminize üst el vermeye başlamak için iyi bir yoldur.

Bağışıklık Sisteminizi Güçlendirmenin Sağlıklı Yolları

İlk savunma hattınız sağlıklı bir yaşam tarzı seçmektir. Genel sağlık yönergelerine uymak, bağışıklık sisteminizi doğal olarak güçlü ve sağlıklı tutmak için atabileceğiniz en iyi adımdır. Bağışıklık sisteminiz de dahil olmak üzere vücudunuzun her parçası, çevresel saldırılara karşı korunduğunda ve aşağıdaki gibi sağlıklı yaşam stratejileriyle desteklendiğinde daha iyi çalışır.

Sigara İçmemelisiniz

sigara

Çünkü sigara içmek bağışıklık sisteminizi zayıflatır. Sigara dumanındaki kimyasallar, vücuttaki hücrelere devam eden bir hasar kaynağıdır ve bağışıklık sisteminiz bu hasarla mücadele etmek için sürekli çalışmalıdır. Sigara içmek aynı anda akciğer kanserine neden olabilir ve vücudunuzun savaşma yeteneğini zayıflatabilir.

Meyve Ve Sebzelerde Yüksek Bir Diyet Yemelisiniz

meyve-sebze

Meyve ve sebzeler içeriğindeki flavanoidler ile organizmayı enfeksiyonlara karşı korur.

Düzenli Egzersiz Yapmalısınız

egzersiz

Fiziksel aktivite bakterileri akciğerlerden ve solunum yollarından temizlemeye yardımcı olabilir. Bu, soğuk algınlığı, grip veya başka bir hastalığa yakalanma şansınızı azaltabilir.

Sağlıklı Bir Kiloyu Korumalısınız

kilo

Karın çevresindeki aşırı yağ vücudun savunma sistemini size karşı çevirerek kalbe ve diğer hastalıklara yol açabilir. Avustralyalı araştırmacılar, obez bireyler için sadece 10 kilo vermenin dengesiz bir bağışıklık sistemini düzeltebileceğini buldular.

Bağışıklık sistemindeki hücrelerin belirli bir dengede bir arada bulunması gerekir. Diyet ve aşırı vücut yağı da dahil olmak üzere birçok faktör bu dengeyi değiştirebilir ve vücudumuza zarar vermek yerine zarar verebilecek bağışıklık hücreleri oluşturabilir.

Alkol Alırsanız, Sadece Ölçülü Olarak İçmelisiniz

alkol

Alkol, sağlıklı bağırsak mikroplarının bağışıklık sistemi ile etkileşimini etkiler. Alkol ayrıca bağırsak bariyerini bozarak daha fazla bakterinin kana geçmesine izin verir. Aşırı içme, bağışıklık sisteminizdeki makrofajlar, T ve C hücreleri gibi üç önemli hücre türünün sayısını ve işlevini azaltır.

Yeterli Uyku Almalısınız

uyku

Uyku sırasında bağışıklık sisteminiz, bazıları uykuyu geliştirmeye yardımcı olan sitokin adı verilen proteinleri serbest bırakır. Uyku yoksunluğu bu koruyucu sitokinlerin üretimini azaltabilir. Ek olarak, yeterli uyku almadığınız dönemlerde enfeksiyonla mücadele antikorları ve hücreleri azalır.

Ellerinizi Sık Sık Yıkamak Ve Etleri İyice Pişirmek Gibi Enfeksiyonlardan Kaçınmak İçin Adımlar Atmalısınız.

Stresi En Aza İndirmeye Çalışmalısınız

stres

Stres hormonu kortikosteroid, bağışıklık sisteminin etkinliğini baskılayabilir. (örn. Lenfosit sayısını azaltabilir.)

Enfeksiyonlardan korunmak için ilk önce önlem almalısınız. Özellikle tedavi için antiviral ilaç bulunmayan  viral hastalıklara yakalanmamak için yukarıda bahsettiğimiz şekilde yaşam tarzı değişiklikleri yapmalısınız. Bunları yapmadığınız sürece hastalıklara yakalanmak ne kadar kolay olacaksa, hastalığı tedavi etmek de o kadar zor olacaktır.

Bağışıklığınızın Sizi Düşündüğü Kadar Siz de Onu Düşünmelisiz

Bağışıklığınız sizi bakteri ve viral enfeksiyonlara karşı korumak, eğer hastalanmışsanız, hastalığınızı en kolay şekilde atmanız için devamlı mücadele eder. Yukarıda sıraladığımız önerilere uyarsanız bağışıklık sisteminiz daha güçlü olacaktır ve sizin için daha iyi mücadele verecektir. Bu kolay önerileri uygulayıp hastalıklardan korunun!

Sağlıklı,huzurlu ve güzel günleriniz olması dileğimizle…

Devamını Okuyun