göz-sagligi
Genel Sağlık

Göz Sağlığınızı Korumak İçin 6 Öneri

göz-sagligi

Masmavi gökyüzü , yemyeşil ağaçlar , rengarenk çiçekler ve sonsuz doğa harikaları. Ne kadar da huzur verici ayrıntılar. Gözlerimiz sayesinde görürüz tüm bunları. Dünyayı keşfe çıkar gökyüzünün bilinmezliklerinde kayboluruz. Sevdiklerimize doyasıya bakar naif bir tabirle gözlerinin içinde kayboluruz. Hayatımızın merkezinde bulunan minnacık bir çift organdır gözlerimiz. Göz sağlığımız için yapmamız gereken birkaç öneri hazırladık sizlere. Keyifli okumalar.

Düzenli Doktor Kontrolüne Mutlaka Gidin

doktor-kontrolü

Gözümüz fazlasıyla hassas bir organdır. Ve birçok göz rahatsızlığı gizli ilerler. Gözlerinizde sıkıntı olduğunun farkında bile olmazsınız üstelik. Düzenli olarak yılda 1 defa dahi olsa yapacağınız muayene sayesinde gözlerinizin sağlık kontrolünü yaptırabilirsiniz. Düzenli doktor kontrolü, kalıcı görme kayıplarına sebebiyet verecek birçok göz probleminin erken tanısına sebebiyet verir. Böylece hastalığa yakalanmadan önleminizi alabilir ve ciddi sağlık problemi yaşamadan atlatabilirsiniz.

Beslenme Düzeninizi Gözden Geçirin

beslenme-havuc

Beslenme vücudumuzun zarurui ihtiyaçlarının başında gelir. Vücudumuz tıpkı bir makina gibi işler bakımını yapmayıp, daha iyi çalışması için gerekli besinleri vermezsek illa ki ilerleyen zamanlarda arıza çıkacaktır. Göz sağlığımızda tükettiğimiz besinlerden etkilenir. Peki göz dostu diyebileceğimiz yiyecekler hangileridir? Havuç, havuç suyu, lahana, kavun, mango, portakal suyu, ıspanak ve tabiki de her yönüyle faydalı balık. Bu yiyecekleri beslenme listemize ekleyerek göz sağlığımıza katkıda bulunmuş oluruz.

Bilgisayar Kullanımını En Aza İndirin

bilgisayar-kullanimi

Günümüzde teknolojik araç kullanımı gittikçe artmaktadır. İşlerimizin çoğunu, bazı toplantılarımızı bilgisayardan kontrol ediyoruz. Aslında bilgisayar ekranına bakmak göz sağlığımızı doğrudan etkilemez. Ama yoğun çalışma saatleri, bilgisayar başında geçirilen uzun saatler gözlerde sulanmaya, kızarıklığa, görmede bulanıklığa ve yorgunluğa sebep olur. Mecburi olarak bilgisayar başında uzun süreler geçiriyorsanız kısa kısa molalar vermeye özen gösterin. Bu aralıkları saat başı vermeye özen gösterirseniz göz sağlığınız çok daha olumlu etkilenecektir.

Güneş Gözlüğünüze Dikkat Edin

günes-gözlügü

Günümüzde güneş gözlüğü daha çok aksesuar amaçlı kullanılıyor olsa da aslında özellikle yaz aylarında güneşin zararlı ışınlarından korunmamız için elzem. Bizler her ne kadar giyeceğimiz kıyafetle uygun olsun renk uymunu yakalamalıyım diye düşünüyor olsak da sertifikalı güneş gözlükleri zararlı güneş ışınlarına karşı kalkan görevi görür. Bundan dolayı gözlüklerimizi modaya değil de standartlara göre seçmeliyiz.

Sigara Alışkanlığını Bırakmayı Deneyin

sigara-aliskanligi

Bildiğimiz üzere sigara çok zararlı bir alışkanlıktır. Vücudumuzun neredeyse her bölümüne mutlaka bir zararı vardır. Ne yazık ki bundan gözlerimiz de fazlasıyla nasiplenmiştir. Sigara içmek özellikle yaşa bağlı olarak gelişen sarı nokta dejenerasyonunun görülme sıklığını yüksek oranda arttırır. Maalesef genel olarak damarlar üzerinde sertlik yaptığı için göz damarlarında tıkanıklığa yol açar. İlerleyen yaşlarda görülen katarakt oluşumunu hızlandırır. Bunlar ve daha pek çok zararından dolayı sigara alışkanlığını kısa sürede bırakmanız hem gözlerinize hem de vücudunuza bayram havası yaşatacaktır.

Ailenizdeki Göz Hastalıklarını Araştırın

genetik-yatkinlik

Genetik yatkınlık birçok hastalık durumunda söz konusudur. Ailenizde ki göz hastalıkları geçmişini araştırarak bazı rahatsızlıklara önceden tedbir alabilirsiniz. Hatta belki de erken tedavi sayesinde çok fazla sağlık problemi yaşamadan atlatabilirsiniz.

Sonuç

Daha önce de bahsettiğimiz gibi gözlerimiz dünyaya açılan iki pencere gibidir. Göz sağlığımız birçok yaşamsal faaliyeti de yakından ilgilendirir. Elimizden geldiği kadar önlemlerimizi almalı elimizde olan sebepleri minimum seviyeye indirmek için çabalamalıyız. Değer verdiğimiz kıymetli eşyalarımız için deriz ya hani gözüm gibi bakıyorum diye. Tıpkı böyle işte gözlerimize de gözümüz gibi bakabilmek temennisiyle sağlıklı huzurlu günler…

Devamını Okuyun
karantina-günleri
Haberler

Korona Günlükleri #1 5 Harika Podcast Önerisi

yeni-tip-koronavirüs

Bildiğimiz üzere ülkemizde dahil tüm dünya ülkeleri salgın hastalık olan yeni tip koronavirüs ile hummalı mücadeleler veriyor. Birçok ülkede okullar işyerleri kapatılmış durumda. İnsanlara hem kendi sağlıkları hem de toplum sağılığı için zorunlu olmadığı müddetçe sokağa çıkmamaları gerektiği duyuruları sıklıkla yapılıyor. Tarihte yaşanan bu tür halk sağlığını tehlikeye sokan salgın hastalıkları incelediğimizde görüyoruz ki kalabalık ortamlar hastalığın yayılmasını malesef ki çok çabuk hızlandırıyor.

Bu sorumluluğu üzerimize alarak yapılan çağrılara kulak vermeli, kendimiz sevdiklerimiz ve toplumumuzun sağlığı için sosyal mesafeyi korumalı, izolasyona dikkat edip zaruri durumlar dışında sokağa çıkmamalıyız. Bizler de sizin için daha kaliteli zaman geçirebileceğiniz haftalık olarak yayınlanacak birkaç öneri hazırladık.

podcast

Bu hafta ki öneri listemiz Podcast’lerle ilgili. Eğer sizde sıkı bir podcast dinleyicisiyseniz eminiz ki gayet beğeneceksiniz. İlk defa podcast dinleyecekseniz eğer bundan sonra rutin haline getirebilirsiniz.

Hayatlar – Hikayeler

eglenceli-sohbet

Tasarımcı ve illüstratör Sıla Yücesoy’un devam ettirdiği bu podcast serisi değişik ülke ve şehirlerde yaşayan farklı uğraş alanlarından kişilerle eğlenceli sohbetler gerçekleştiriyor. Dinlerken hem keyifli zaman geçiriyor hem de yepyeni bilgiler ve tecrübe kazanıyorsunuz Yüksek ihtimalle heveslenip yurtdışı seyahati planı yapacaksınız ama belli bir süre ertelemek zorunda kalacaksınız gibi.

Girişimci Muhabbeti

teknoloji

Barış Koçdur, Samican Tandoğdu ve Tuna Yaprak’ın paylaştığı bu podcast haftalık yayın yapıyor. Birçok insanda podcast dinleme kültürü oluşturan bu yayın girişimcilik, teknoloji ve yeni nesil ekonomiyi masaya yatırıyor.Onları bu kadar dinlettiren şey ise tek kelimeyle samimiyetleri. Yayındayken konum atsalar çoktandır tanıyormuşsunuz gibi gider, sohbet koyulaştıkça biryandan da demli çayınızı yudumlarsınız.

64 BITS

yeni-gelismeler

Bu podcasti Silikon Vadisi’nde bulunup teknolojik gelişmeleri yerinde takip eden 4 genç profesyonel yürütüyor. Aman dikkat Silikon Vadisi diyoruz herkes girip çıkamaz. Yayına dahil olup aklınıza takılan çılgın soruları da sorabilseydiniz neler olurdu kim bilir? İnsan deneyleri mi yapılıyor, dünyayı yok etme planları da var mı, en güncelinden koronavirüs muhabbeti insan yapımı mı ? Samimi bir ortamda teknoloji gündemini takip etmek istiyorsanız bu seri tam da aradığınız türden. Belki çılgın sorularınıza da cevap bulabilirsiniz üstelik 🙂

1 Oyundan Fazlası

spor-basketbol

Pek çok spor dalında gündemin eğlenceli ve hareketli bir şekilde değerlendirmesini yapan sporseverler için harika bir yayın. Futbol deyince akan sular duruyor, sesiniz kısılana kadar tezahüratlar yapıyorsanız ya da odanızın duvarlarını Black Mamma süslüyor, 23 numarayla Michael Jordan’ı maçlarda takip ediyorsanız bu yayın kaçmaz diyelim.

Satır Arası

kitap-okuma

Birbirini uzun zamandır tanıyan iki arkadaşın her ay 2 kitabın yorumlamasını yaptığı edebiyat tutkunlarının vazgeçilmez yayını. Kitap okumak gibi yorumlayabilmek de bir sanattır. Kitap kurtlarını açığa çıkaracak bu yayın sonrasında birçoğunuzun yeni kitaplar sipariş edeceğinden şüphemiz yok. Hazır dışarı çıkmadığımız ve haliyle giderlerimizin bir miktar azaldığı şu günlerde paranızı kitaplara yatırabilirsiniz.Çayınızı kahvenizi hazırlayın, kalem defterinizle yayına bekleniyorsunuz.

Sonuç

Evde kalma zorunluluğunda olduğumuz şu günlerde kendimizi farklı alanlarda geliştirebiliriz. Bu günleri en az sıkıntıyla atlatabilmeli kendimizi motive etmeliyiz. Birbirinden değişik etkinliklerle günlerimizi daha eğlenceli ve hareketli geçirebiliriz. . Bu zorlu günler elbette geçecektir. Hep birlikte daha aydınlık, sağlıklı ve mutlu günlere uyanabilmek dileğiyle.

Devamını Okuyun
beyin-ve-yapay-zeka
Haberler

Sinirbilim ve Yapay Zeka Ortak Çalışabilir mi?

beyin

Çağımızın en gözde araştırma alanlarından biri de her öğrendiğimiz yeni bilgi sonrasında keşfetmemiz gereken daha birçok şeyin bulunduğunu anladığımız beyin. Yerli yabancı birçok bilim insanı sinirbilim alanında ciddi çalışmalar yapmaktadır. Yıllar boyu bilim dünyasının sürekli ilgisini çeken beyin hakkında bulunanlar ise sınırlı. Yapılan her keşifte bambaşka bilgiler öğreniliyor ve daha önce ki bazı teoriler geçerliliğini kaybetmiş oluyor.

Sinir Ağlarıyla Öğrenme

sinir-aglari

Nöronlarımızın birbiriyle yaptığı bağlantılar sonucu öğrenme eylemi gerçekleşir. Yapılan her bağlantı öğrenilen yeni bilgiler demektir ve bağlantı sayısının artmasıyla zeka düzeyimiz arasında doğru orantı olduğu kabul ediliyor şimdilik. Bir taraftan beynin bilgileri nasıl işlediği araştırılırken diğer taraftan son zamanlarda aynı görevi makineler üzerine yükleme konusunda çalışmalar hızla sürmektedir. Makine öğrenimi olarak da isimlendirebileceğimiz yapay zeka kompleks yazılımlar sayesinde kendini gittikçe geliştirmektedir. Tıpkı biyolojik beynimizin öğreniminde de olduğu gibi makine öğreniminde de sinir ağları rol alır. Tabi ki yapay sinir ağları formatında.

Makine Öğrenimi ve Dijital İşlemciler

dijital-islemci

Girdileri kabul ettikten sonra işleyip ardından çıktı olarak sunan dijital işlemciler başrolde yer alır. Makinelere yeni bir şey öğretilirken o bilgiyle alakalı tüm veriler sistemlerine eksizsiz olarak işlenmelidir. Örneğin kalemin ne olduğunu yapay zekaya öğreteceğiz. Direkt olarak kalem resmini gösterip işimiz bitti diyemeyiz. Farklı açılardan farklı boyutlarda kalem resimlerini de öğretmek durumundayız. Ayrıca kalemin pilot mu, kurşun mu, tükenmez ya da uçlu mu olduğu gibi birçok ayrıntıyı da dijital öğrenim sistemlerine yüklemek zorundayız. Tüm gerekli bilgiyi sağladıktan sonra kısa bir sınava sokup yapay zekaya kalem göstersek kalemin ne olduğunu bilir aksi bir şey olmazsa. Fakat kalem yerine silgi göstersek kalem olmadığını anlar fakat gösterilen nesnenin ne olduğunu çözümleyemez.

Beyin Yapay Zekadan Daha mı Zeki?

beyin-yapay-zeka

Beyin ise yapay zekayla çalışan makinelerden çok daha üstün performanslara sahip. Sadece kalemi tek açıdan göstererek beynimize öğretebiliriz ayrıca kaleme benzer yapıları tek seferde kavrar ve hemen daha önce öğrendiği kalemle ilişkilendirir. Yapay zeka ve biyolojik beynimiz arasında ki bu fark bilgiyi işleme şekillerinin farklılığından kaynaklanır.

Kim Kendini Yenileyip Onarabilir ?

onarim

Diğer önemli ayrımlardan biri de kendini onarabilme yeteneği. Beynimiz herhangi bir inme veya nörolojik defekt sonrası kendini hasarın oran ve ciddiyetine göre belli bir miktarda onarabilir. Zarar görmüş bilişsel aktivitelerini yenileyebilir, fiziksel faaliyetleri düzenleyebilecek kadar kendine bakım yapabilir. Bu olağanüstü bir yetenektir ve bilim insanları hala bunun ardında ki sır perdesini tüm şeffaflığıyla kaldırabilmiş değil. Oysa makineden böyle bir şey beklemek söz konusu dahi olamaz. Herhangi bir devresi yanmış, sigortası atmış makinemiz tekrardan kendini onaramaz. Eski faaliyetlerini yerine getiremez.

Sinirbilim Ve Yapay Zeka Nasıl İşbirliği Yapar?

is-birligi

Her ikisi de çağın en merak edilen popüler alanlarından. Bilim dünyası yeni keşifler hususunda adeta kendi içinde yarış halinde. En nihayetinde makineler doğal beyine benzer çalışamadığı gibi beynimizde makine işleyişine ayak uyduramaz. Ancak ortak yapılacak araştırmalar her iki alanda da bilgi edinmemizi sağlayabilir. Yapay zeka ve sinirbilimin paylaştığı birtakım yöntemlere ve matematiksel kuramlara odaklanmak her iki alanda da çalışmaları ilerletmeye beynimizle alakalı yeni sorular sorabilmeyi ve anlamayı makinelere de daha kompleks ve yeni özellikler kazandırmayı sağlayacaktır.

Sonuç

Yapay zeka ve beraberinde getirdiği birçok yenilik zihinlerde biyolojik beynimizle ilgili birçok soru işareti bırakıyor. Aslına bakılacak olursa iki alanda birbirinden karşılıklı beslenir. Yapılan beyin araştırmaları daha önceki tecrübeleri yıkıp bambaşka bir perspektiften bakmayı sağlar. Yapay zeka da bu bilgileri kendi formatına uygun hale getirip dijital işlemcisine yönlendirir. Gelecekte kim bilir bizleri ne gibi gelişmeler bekliyor olacak? Fakat bilimin baş döndüren hızının yakın gelecekte birçoğumuzu yakından etkileyeceği kesin…

Devamını Okuyun
yaz
Genel Sağlık

5 Adımda Daha Sağlıklı Bir Yaza Merhaba

gunes

Soğuk geçen havalar, kar ve yağmur yağışları kapalı bir gökyüzünün ardından neredeyse herkes yazın gelmesini iple çeker. Doğa canlanır, hayvanlar yuvalarından çıkar, bitkiler olgunlaşmaya başlar. Mavi, berrak , pürüzsüz bir gökyüzüne uyanmak bir kış boyu hayyallerimizi süsler. Yaz tatili planları aylar öncesinden yapılır, yaza girmeden gerekli hazırlıklar tamamlanır. Daha sağlıklı bir şekilde yaza merhaba diyebilmeniz için birkaç önerimiz var sizlere.

Güneş Işınları Masum mu?

gunes-ısınlari

Gözümüzü kamaştıran parlak sarı ışıklarıyla güneş yaz mevsiminin sembolüdür adeta. İçimizi ısıttığı gibi dünyamızı ısıtır bir yandan da. Fakat güneş ışınları sandığımız kadar güvenli değil. Zengin D vitamini kaynaklarımızı vücudun kullanabileceği hale getiren güneş ışınları dikkat edilmezse birçok kalıcı zarara yol açar. Yoğun miktarda alınan güneş ışığı deri kanserinin en tehlikeli türü olan ”melanoma kanseri” ne yakalanma riskini arttırır. Özellikle açık tenli insanlar ve çocuklar kendilerini korumalıdır. Cilt kırışıklılıkları , erken yaşlanma gibi istenmeyen etkileride vardır.

Peki Nasıl Korunabiliriz?

gunes-gözlügü

Güneş koruyucu ürünler kullanabiliriz ancak bu konuda da oldukça seçici olmalıyız. Dermatolojik testleri yapılmış ürünleri tercih etmeliyiz. Güneşten koruyucu kıyafetler ve güneş gözlüğü kulanmaya özen göstermeliyiz. Acil olmadığı sürece UV ışınların en yoğun olduğu 10-16 saatleri arası dışarı çıkmamaya dikkat etmeliyiz.

Yeteri Kadar Sıvı Tüketiyor muyuz?

sivi-tüketimi

Yaz mevsiminde ısınan havalar kaybettiğimiz sıvı miktarını da arttırmaktadır. Özellikle su hayati önem taşır. Vücut fonksiyonlarımızın çalışması, organlarımızın faaliyetlerini sürdürmesi, vücudumuzun nem seviyesi ve sıcaklığının kontrolü gibi daha birçok biyolojik olayda görev sahibidir. Bundan dolayı sıvı alımına önem vermeli, her an yanımızda çalışma masamızda su bulundurmalıyız. Sade olarak tüketemiyorsanız suyunuza kabuk tarçın, elma, limon, salatalık gibi meyve ve sebzelerle aroma katabilirsiniz.

Hijyen Kurallarına Hassasiyet

hıjyen

Yaz aylarında yaptığımız önemli aktivitelerden biri yüzmektir şüphesiz. Kapalı veya açık yüzme havuzları, tatil alanlarında ki denizler birçoğumuzun uğradığı alanlardır. Toplu kullanım alanlarında temizliğe daha dikkat etmek gereklidir. Mümkünse fazla kalabalık olmayan ve temizliğine güvendiğimiz alanları tercih etmeliyiz. Ayrıca yüzerken takacağımız kulak tıkaçları sayesinde yaşayabileceğimiz kulak yolu enfeksiyonlarının da önüne geçebiliriz.

Artan sıcaklıklar ter bezlerimizin aktivitesini arttırdığından daha çok terleriz. Sık sık duş almalı ve beraberinde kıyafetlerimizi de değiştirmeliyiz. Uyacağımız basit hijyen kuralları ile daha sağlıklı ve rahat bir tatil geçirebiliriz.

Beslenme Düzenine Dikkat!

beslenme

Kış ayları çoğu insanın kilo aldığı diyetine dikkat etse dahi hareketsiz kaldığı dönemlerdir. Yaz aylarında beslenmemize de dikkat etmeliiyz. Özellikle sıcak havalarda aşırı yağlı ve tuzlu yiyecekler daha çok rahatsız eder insanı ve birçok kronik rahatsızlığnda habercisidir. Sıvı kaybı arttığı için diyetimize sıvı besinleri ağırlıklı olarak koymalı günlük alınması gereken besin değerlerini karşılamalıyız.

Her Dönemde Egzersiz

egzersiz

Egzersiz vücudumuzun vazgeçilmezlerinden biridir. Daha sağlıklı ve dinç olmamızda, ruhsal hayatımızın kontrolğnde , stres yönetiminde baş yardımcımızdır. Nispeten hareketsiz geçen kış döneminin ardından yaza hareketli bir giriş yapmalıyız. Böylelikle hem vücudumuzun formunu korumasına yardımcı olur hem de daha sağlıklı, mutlu br yaz geçirmiş oluruz.

Sonuç

Yazımızda belirrtiğimiz gibi sadece birkaç basit hususa dikkat ettiğiniz takdirde sevdiklerinizle daha mutlu ve sağlıklı bir yaz geçireceksinizdir. Uygun saatlerde bol bol faydalı güneş ışınları aldığınız, su şişenizi yanınızdan ayırmadığınız, temizlik koşullarına ayrıca önem verdiğiniz, envai renk meyve ve sebzeyle süslediğiniz beslenme düzeninizin olduğu, güne açık gökyüzü altında kuş cıvıltıları altında yapacağınız sporla başladığınız bir yaz geçirebilmeniz dileğiyle….

Devamını Okuyun
huzur-sakinlik
Haberler

10 Maddede Hayatımıza Koronavirüs Arası

Herkesin bildiği üzere son birkaç aydır tüm dünya aynı meseleyi konuşuyor. Çin’in Vuhan kentinde çıkan koronavirüs hepimizin hayatına dokundu. Birçok insan hayatını kaybetti ve birçoğu da hala savaş veriyor. Ülkemizde de görülmesi üzere devletimiz çabucak tedbirler almaya başladı. Eğitime ara verildi. Sosyal mekanlar kapatıldı geçici süreliğine. Yurtdışından gelen vatandaşlarımız önlem amaçlı karantinaya alındı.

Sağlık Bakanlığı konuyla ilgili sürekli açıklamalarda bulunuyor. Bu zorlu süreçte biz vatandaşlarda üzerimize düşen görevi yapmalı devletimizin yanında olmalıyız. Bizlerden kısa dönemde istenilen en önemli husus zorunlu olmadığımız durumlar dışında dışarıya çıkmamamızdır. Bizler de tabir yerindeyse kişisel karantina döneminde evde yapabileceğiniz birtakım aktiviteleri sizler için sıraladık. Hadi hep beraber önerilerimizi inceleyelim.

Kitap Kurtları, Tatili Fırsata Çevirme Zamanı

kitap-kurtlari

Birçok tatil döneminde akla gelen ilk seçenek olan kitap okuma koronavirüs arasında da başvuracağımız öncelikli alanlardan biri. Çoktandır okumayı planladığınız, sürekli ismini duyduğunuz, kitap raflarında sizi bekleyen kitapların kısa bir listesini çıkarıp ve en kısa sürede temin edip okumaya başlayabilirsiniz. Bir de kitap üstüne not almayı, satırların altını çizmeyi seven biriyseniz kırtasiyeden renkli kalem ve çeşitli post-itler almayı da unutmayın.

Film mi, Dizi mi Yoksa Belgesel Seyretmek mi?

film-dizi-belgesel

Kim sevmez en sevdiği filmi açıp istediği yiyecekler eşliğinde keyif yapmayı? Birçoğumuz film veya dizi izlemeyi severken kimimiz de belgesel izlerken aynı hissi yaşarız. Her üçü de zihnimizi dinlendirmemize yardımcı olup kısa süreli de olsa hayatın dertlerinden soyutlayıp izlediğimiz aleme götürür bizi. O halde bu kısa ara döneminde de çay, kahvenizi hazırlayıp arkanıza yaslanın yepyeni gizemli dünyalar sizi bekliyor.

Temizliği Sevenler, Bahar Temizliği Erken Geldi

temizlik

Temizlik diyince akan sular durur. Millet olarak temizliğe aşırı önme veren bir toplum yapısına sahibiz. Tabi ki bu durum gayet onur verici. Hepimiz iyi biliriz başladı mı bitmek bilmeyen bahar ve bayram temizliklerini. Çamaşır suyu kokusu tüm apartmanı sarar, perdeler teker teker yıkanır, halılar temizlenir, envai çeşit temizlik ürünü kulllanılır. Hazır havalar da güzelken ve hastalık yönetiminde hijyenin ne kadar önemli anlaşılmışken sıkı bir bahar temizliğine girmenin vakti çoktan gelmiş gibi görünüyor.

Bitkilerimize ve Küçük Dostlarımıza Bakım Yapmaya Ne Dersiniz?

evcil-hayvan

Balkonlarımızı süsleyen rengarenk çiçekler duyduğumuz malesef iç karartan haberler karşısında bir nebze dahi olsa moralimizi yükseltecektir. Çiçeklerimizle ilgilenmeli rutin bakımlarını daha özenli yapmalıyız. Evinizde evcil hayvan besliyorsanız çok daha eğlenceli, oyun dolu vakit geçirebilirisiniz.

Yemek Yemeyi Severiz de Yemek Yapmak Nasıl Olur?

yemek-yapmak

Hayat koşulları gereği neredeyse hepimiz tek kalmış ve yemek yapmak zorunda kalmışızdır. Herkes çok ister işten veye okuldan döndüğünde kapı önünde yemek kokuları karşılasın, sofra hazır olsun. Hayat bunu birçoğumuza sunmaz ne yazık ki. Aslında çok zevklidir yemek yapmak, uğraşmak. Bu tatilde de yepyeni tarifler deneyip kendimizi bu konuda geliştirebiliriz. Haydi hep beraber tarif defterimize çılgın, lezzetli, mis kokulu tarifler ekleyelim.

Her Lisan Bir İnsan Deyip Yeni Bir Dil Öğrenelim

yabanci-dil

Yabancı dil öğrenmek günümüz dünyasında önemli bir kriterdir. Birçok işe girebilmek ya da yabancı kaynaklara ulaşma konusunda elzemdir. Özellikle ingilizce ortak dil niteliğinde olduğundan genelde ingilizce daha çok tercih edilir. Öğrendiğimiz her yabancı dil kariyer hayatımızda basamak olup bizleri daha iyi noktalara taşıyacaktır. Alalım dil kitaplarını, sözlükleri başlayalım çalışmaya bir an önce.

Her Günümüz Çok Değerli, Kayıt Altına Alalım

günlük-tutmak

Günlük tutmak çok güzel bir alışkanlıktır aslında. İleride geriye dönüp baktığımızda elimizde kalan bir mirastır. Neler yaptığımızı o an neler hissettiğimizi, zamanımızı nasıl geçirdiğimizi kayıt altına almamıza yardımcı olur. Birçoğumuz eskiden süregelen günlük tutma alışkanlığına sahiptir. Tatilde de gününüzün nasıl geçtiğini kısaca, duygu ağırlıklı özetlerseniz ömür boyu iyi ki kazanmışım diyeceğiniz muhteşem bir alışkanlık sahibi olacaksınız.

Şah Mat Demek de Güzel, Sabırla Puzzle Bitirmek de

puzzle-cözmek

Evde yapılabilecek güzel etkinliklerden biri de çeşitli zeka oyunları oynamaktır. Satranç, dama, mangala ve sudoku bunlardan birkaçıdır. Ayrıca çok parçalı büyük puzzlelar her ne kadar uğraştırsa da fazlasıyla eğlenceli ve ailemizle kaliteli vakit geçirmemize yardımcıdır. Minik puzzle parçalarını kaybetmemeniz için mutfak masası benzeri geniş alanları tercih etmeniz sizlere kolaylık sağlayacaktır. Ufacık bir tavsiyemiz olsun.

Sevdiğiniz Hobilerle Uğraşarak Kendinizi Mutlu Edebilirsiniz

hobi-ugrasmak

Her bireyin yapmaktan zevk aldığı, uğraşırken kendini mutlu hissattiği, dinlenme aracı olarak gördüğü birtakım hobileri vardır. Bunlar resim çizmek, müzik aleti çalmak, spor yapmak, şiir yazmak gibi çok farklı alanlarda olabilir. Ama hepsinin ortak noktası kişiyi rahatlatması ve zamanını verimli değerlendirmesine sebep olmasıdır. Sizlerde yepyeni hobiler edinebilir veya sahip olduğunuz hobilerinizle vakit geçirerek kendinizi ödüllendirebilirsiniz.

Düşünmek Birçok Soruna Çözüm Bulmaktır

düsünmek

Bu tatilde zamanımızın bir kısmını da sakin, dinlenmiş, tüm yorgunluklardan arınmış bir zihinle düşünerek geçirmeliyiz. Böylece geçmiş zamanların özeleştirisini yapıp kendimize dersler çıkararak ileriki yaşantımızı daha güzel planlayabiliriz. Hayallerimize nasıl daha hızlı ve verimli ulaşabileceğimizin üzerine kafa yorup bu kısa ara dönüşü daha zinde ve gayretli biri olarak hayatımıza devam edebiliriz.

Sonuç

Yukarda bahsettiğmiz etkinlikler bir nebze olsun bizleri geçirdiğimiz zor süreçten uzaklaştıracaktır. Tüm dünyayı küresel boyutta etkisi altına alan bu virüs umarız en kısa sürede en az kayıpla ülkemizden uzaklaşır. Bizlerin yapmamız gereken kriz yönetimini en doğru şekilde uygulayabilmek, panik havasından uzak durup elimizden geldiğince tedbirleri en üst seviyeye çıkarmaktır. Bu durumda kendi moralimizi yüksek tutmalı etrafımıza da olumlu telkinlerde bulunmalıyız. Hem kendi hem de çevremizdeki insanaların sağlığı için açıklanan kurallara uymalı, evden çıkmayıp teması en aza indirmeliyiz. Daha neşeli günlere gözlerimizi açabilmek umuduyla sağlıklı günler…

Devamını Okuyun
aci-diyet
Beslenme

Çağımızın Hastalığı: Obezite

tarti

Obezite deyince birçoğumuzun kafasında ortak düşünceler beliriyor. Aşırı kilolu insanlar, fastfood yiyecekler, hareketsizlik obeziteyle özdeşleşmiş birtakım ifadelerdir. Bu yazımızda obeziteyi , korunma yollarını , yaşantımıza etkilerini ele alacağız. Şimdiden iyi okumalar.

fastfood

Herkes kendi içinde obezite tanımını az çok yapabiliyordur. Harcadığımız kaloriden fazla kalori tüketmek, yemek yerken ölçüyü kaçırmak ya da yemek yiyip gün içerisinde hareketsiz kalmak gibi. Dünya Sağlık Örgütü obeziteyi ‘’İnsan sağlığını bozabilecek ölçüde anormal ve aşırı yağ birikmesi sonucu oluşan bir hastalıktır’’ diye tanımlamaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın tanımı ise şu şekildedir: ‘’Obezite genel olarak vücuda besinler ile alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olmasından kaynaklanan ve vücut yağ kitlesinin yağsız vücut kitlesine oranla artması ile açıklanan kronik bir hastalıktır’’. Günlük alınan enerjinin harcanan enerjiye oranla fazla olması sonucu harcanmayan enerji vücudumuzda dönüştürülerek depolanır ve obezite oluşum sebeplerindendir.

Obezitenin Sebepleri

Aşırı ve Yanlış Beslenme Düzeni

asiri-beslenme

Günümüzün beraberinde getirdiği yoğun tempolu çalışma sonucu fastfood beslenmeye duyulan ilgi artış göstermektedir. Ayaküstü beslenme, bol yağlı, kızartmalı yiyecekler kilo kontrolünü oldukça zorlaştırmaktadır. Bu durum obeziteye büyük bir kapı aralamaktadır.

Yetersiz Fiziksel Aktivite

yetersız-egzersız

Egzersiz yapmak sağlıklı hayat sürmek için olmazsa olmazlardandır. En azından günlük 30 dk yürüyüş yapmak gereklidir. Spor yaparak gün içerisinde aldığımız kalorileri yakabiliriz. Fakat hareketsiz kalmak, herhangi bir spor dalıyla meşgul olmamak kalorinin tümünü vücudumuza hediye edecektir. Bu da obezitenin başlıca sebeplerindendir.

Genetik Etmenler

genetik

Bazı hastalıklar genetik kökenlidir. Geçmişten süregelen bir miras gibi gelecek kuşaklara aktarılır. Obezite de genetik yatkınlığa sahip bir problemdir. Fakat bu demek değildir ki yakın aile bireylerinde obez varsa gelecek nesillerin hepsi de obez olacak. Genetik yatkınlık olsa dahi doğru beslenme alışkanlıkları, düzenli yapılan egzersizler obezite riskinin fazlasıyla önüne geçer.

Hormonal ve Metabolik Etmenler

hormon-metabolizma

Hormonlarımız vücudumuzun kontrol araçlarıdır. Tüm metabolik faaliyetler hormonlarla denetlenip düzenlenir. Vücut ağırlığı da birbiriyle bağlantılı birçok hormon tarafından kontrol edilir. Bazı rahatsızlıklar hormonal metabolizmayı olumsuz yönde etkiler. Bu durum maalesef  obezite riskini arttırır.

Kronikleşen Psikolojik Etmenler

psikoloji

Her insan hayatının  bazı dönemlerinde psikolojik sıkıntılar yaşayabilir. Bu durumun uzun sürmesi vücut dengesini de bozar. Kimimiz bu dönemlerde yeme içmekten kesilirken kimimiz de aşırı yeme isteği ile karşı karşıya kalır. Böylesine dengesiz beslenme obeziteyi de beraberinde getirir.

Obezite küresel sağlık problemlerinden biridir aynı zamanda. Dünya geneline bakacak olursak hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde gittikçe yükseliş göstermektedir. DSÖ verilerine göre obezitenin prevalansı 10 yılda %10-30 arasında artış göstermiştir. Obezitenin en sık görüldüğü ülke ise ABD’dir. Ülkemizde de tıpkı dünya genelinde olduğu gibi grafik yukarı seyretmektedir. Erkekler %20.5, kadınlar %41 oranında obez çıkmıştır. Obezitenin en sık görüldüğü şehir ise İstanbul’dur.

Obezitenin Beraberinde Getirdiği Sağlık Problemleri

saglik-problemi

Obezite, vücut üzerinde birçok olumlu etkiye sebep verir. Metobolizmanın olağan dengesini bozduğu gibi çoğu organımızın çalışma temposunu azatır. Hastalıkların alt yapısında yer alıyor olmasının yanı sıra beraberinde çok fazla ölüm riski de taşıyor.

  • Diabetes Mellitus
  • Hipertansiyon
  • Koroner Arter Hastalığı
  • Metabolik Rahatsızlıklar
  • Solunum  Zorluğu
  • Uyku Apnesi
  • Bazı Kanser Türleri
  • Gebelik Komplikasyonları
  • Ruhsal Sorunlar
  • Osteoartrit, felç

Obezite Tedavisi

tedavi

Kendimizi obezite başlamadan önce koruma altına almak oldukça çok önemlidir. Çocukluk ve adölesan döneminde başlayan obezite yetişkin dönem obezitesine  ön ayak oluşturmaktadır. Küçük yaşlardan itibaren yeterli ve dengeli beslenmeli fiziksel olarak aktif olmalıyız. Çocukların beslenme düzeni hakkında ailelerde bilinçlendirilmelidir. İleriki yaşlarda tedavide kişinin kararlılığı, tedaviye destek olması çok önemlidir. Psikolojik olarak tedaviye hazır, çevrenin olumsuz etkilerine kulak tıkamış, kendine inancı yüksek olan her birey başarılı bir tedavi sürecine girecektir. Bu süreçte doktor, diyetisyen, psikolog, fizyoterapist işbirliği içinde çalışmaktadır.

Obezite tedavisinde amaç; bireyin vücut ağırlığını normal BKİ (18.5 – 24.9 ) değerlerine getirmektir. Obezite tedavi edilerek birçok hastalık riski de azaltılmaktadır.

Sonuç

sonuc

Obezite gün geçtikçe hakimiyet alanını arttıran bir halk sağlığı problemidir. Obezite ile mücadelede omuz omuza vermeli hasta kişilere elimizden geldiğince destek olmalıyız. Yaşam kalitemizi yükseltmek daha sağlıklı günlere merhaba diyebilmek için beslenme alışkanlıklarına dikkat edelim. Özellikle çocukları ve ailelerini bu konuda bilinçlendirelim. Hazır yiyecekler, asitli içecekler , sağlıksız atıştırmalıklardan uzak tutmaya çalışalım. Daha duyarlı , sağlıklı ve huzurlu günlere başlayabilmek umuduyla

Devamını Okuyun
Bağışıklık, Haberler, Tüm Yazılar

Corona Virüsü Hakkında Bilmeniz Gerekenler

covid19-dikkat-corona

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ‘’Uluslararası Halk Sağlığı Acil Durumu ‘’ilan etmesine sebep olan, insanlar arasında coronavirüs veya corona virüsü olarak adlandırılan şimdiki haliyle Covid-19 Çin’in Wuhan kentinde 2019-n-COV olarak ortaya çıktı. Corona virüsü, aralık ayının son günlerinden itibaren dünyanın gündeminde ve çıkış yeri Çin olmakla beraber Avrupa’yı ve diğer birçok ülkeyi etkisi altına aldı. Çoğu ülkede kırmızı alarm verildi, karantina ilan edildi, siyasi görüşmeler, spor müsabakaları, bilimsel oturumlar, uluslararası uçuşlar iptal edildi. Turizm neredeyse durma noktasına geldi. Okullar tatil edildi. Dünya ekonomisi yılların görülmemiş çöküşünü yaşıyor. Dünya geneline ihracat yapan Çin’ de sanayi faaliyetleri tamamıyla durdurulmuş bulunmakta.

Peki Bizi Korkutan Bu Corona virüsü Nedir?

covid-corona-coronavirus

Adını belki birçoğumuz ilk defa duyuyor olsak da Coronavirüsün dört suşu yaygın soğuk algınlığının yaklaşık beşte birinden sorumlu. Coronavirüs ailesi hem insanlarda hem de hayvanlarda bulunabiliyor. Bu virüs ailesi basit bir soğuk algınlığına neden olup aynı zamanda SARS(Ciddi Akut Solunum Sendromu) ve MERS (Orta Doğu Solunum Sendromu) gibi dünya genelinde iz bırakmış çok ciddi salgınlara da yol açmaktadır.

Coronavirüsler hayvanlardan insana geçebilen virüs türü olduğundan zootonik hastalıklara sebebiyet verir. İnsan bağışıklık sistemi daha önce bu tür virüsle karşılaşmadığı için savunma hücrelerimiz virüse etki edemez. Bundan dolayı zootonik hastalıklar çoğunlukla ölümcül olmaktadır.

Coronavirüs Belirtileri Nelerdir?

Hem mevsimsel grip virüsleri hem de coronavirüsler solunum yolu hastalıklarına neden olan bulaşıcı virüslerdir. Bu yüzden üst solunum yolu hastalıklarına ait semptomlar gözlendiğinde sebep olan virüsün Coronavirüs olup olmadığını belirlemek maalesef çok kolay olmamaktadır. Hastalığın bir Coronavirüs kaynaklı olup olmadığı ancak boğaz-burun kültürleri ile kan tetkikleri neticesinde anlaşılmaktadır.

Yeni coronavirüs olan Covid-19’un genel belirtileri şunlardır;

  • Yüksek ateş
  • Nefes darlığı
  • Öksürük
  • Kas ağrısı
  • Yorgunluk

Özellikle riskli grupta yer alan yaşlı, bağışıklığı zayıf insanlarda , kalp rahatsızlığı bulunanlarda, tansiyon, kolesterol, diyabet gibi kronik hastalığı bulunanlarda belirtiler çok daha ağır seyredebilir. Ağır akut solunum yolu yetmezliği, zatürre, böbrek yetmezliği, ishal, bulantı, kusma da ek olarak görülebilir.

Coronavirüsün Bulaşma Yolları

aksirik-apsirik

Araştırmacılar hala yeni virüsün kişiden kişiye nasıl bulaştığını öğrenmeye çalışıyor. Bilim dünyası coronavirüsün mekanizmasını açıklama hususunda bir nevi yarış içerisindeler. Virüsün yayılma mekanizması tam olarak bilinmese de solunum yolu ile bulaştığı düşünülmektedir. Öksürme-hapşırma damlacıklar yoluyla, virüs taşıyan birey ve hayvanlarla direkt temas bulaşma sürecini hızlandırmaktadır.

Coronavirüsün Tedavisi Var Mı ?

tedavi-corona-coronavirus

Maalesef virüse özel geliştirilen bir tedavisi yoktur. Klasik viral enfeksiyonlardaki gibi semptomatik tedavi uygulanmaktadır. Semptomları tedavi etmenin en iyi yolu ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlar almak, bir oda nemlendiricisi kullanmak, boğaz ağrısını ve öksürüğü hafifletmek, bol miktarda sıvı tüketmek, dinlenmek için sıcak bir duş almaktır. Bilim insanları bazı antiviral ilaçlar ve plazma tedavileri de dahil olmak üzere Coronavirüsün tedavisine yönelik alternatif yaklaşımları araştırıyorlar ancak bu çalışmalar şu anda sadece ön çalışmalar olarak yürütülüyor. Bu bilgiler ışığında Coranavirüsten korunmaya çalışmak çok daha akılcı bir seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Coronavirüsten Korunma Yolları

Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün Coronavirüs için tavsiyeleri

Coronavirüs gün geçtikçe küresel kabus haline gelmektedir. Her an vaka sayısı artmakta ölüm haberleriyle korkumuz da artmaktadır. Peki dünyaynın gündemine bomba gibi oturan bu virüsten nasıl korunabiliriz? Sizler için hazırladığımız yazıda daha yakından inceleyelim.

Gözlere; buruna ve ağıza kirli ellerle dokunulmamalı

elden-bulasma

Temiz olmayan ellerimiz ile vücudumuzun herhangi bir yerine özellikle göz, ağız ve buruna temastan kaçınılmalıdır. Virüs cansız ortamda da bir hafta kadar yaşamını sürdürebilir. Bundan dolayı enfekte olmuş yerlerde bulunmamalı ve ellerimizi etrafa sürmemeliyiz.

El Temizliğine Çok Dikkat Edin

el-yikama-corona

Evden dışarıya çıktığımızda, toplu taşıma araçlarını kullandığımızda, iş yerine gittiğimizde kısacası bir ortamdan diğerine geçtiğimizde el hijyen kurallarını uygulamamız gerekir. Ellerimizi sabunla 20 saniye boyunca yıkamalıyız. Yıkarken de el parmak aralarını, el kıvrımlarını, avuç içini iyice ovalamalıyız. El antiseptikleri, kolonya, ıslak mendil de el hijyeni için kullanılabilir.

Yurtdışı Dönüşünde Kendinizi Korumaya Alın

yolculuk-uçak

Neredeyse tüm dünyaya yayılmış olan coronavirüs uluslararası yolculukları da yakından etkilemektedir. Yaptığınız yurtdışı seyahatlerinin ardından belli bir süre kendinizi izole etmelisiniz. Bu hem sizin sağlığınız hem de etrafınızdaki insanların korunması için önemlidir.

Kapalı Ortamları İyice Havalandırın

havalandirma-corona

Coronavirüs düşük sıcaklık ve yüksek nemli ortamlarda daha da hızlı şekilde yayılış göstermektedir.Çalışma ortamlarımızı, oturduğumuz kapalı mekanları mutlaka havalandırmalıyız. Temiz hava, bol oksijen ve güneş ışığı ortamı daha steril hale getirecektir.

Kalabalıktan Olabildiğince Uzak Durmaya Çalışın

kalabalik-corona-covid

Kalabalık ortamlar hastalıkların bulaşması için çok potansiyel yerlerdir. Damlacık yoluyla aktarılan coronavirüs de yakın mesafede daha çabuk bulaşabilir. Özellikle toplu taşıma araçları, alışveriş merkezleri, sinema ve tiyatrolar, çarşı merkezleri birçok insanın gün içerisinde fazlasıyla kullandığı yerlerdir. İnsanlara 1 metreden daha fazla yanaşılmaması önerilir.

Beslenmenize Olabildiğince Dikkat Gösterin

beslenme-corona-covid

Virüs yediğimiz içtiğimizden nasıl etkilenebilir ki diye düşünebilirsiniz fakat hiç de öyle değil. Beslenme düzenimizi gözden geçirmeli özellikle sebze ve meyve ağırlıklı besinleri listemize eklemeliyiz. C vitamini deposu turunçgilleri listenin başına eklemeyi de unutmayın.

Ayrıca bakınız: Bağışıklığı Güçlendiren Besinler

Bağışıklığınızı Güçlendirin

Vücudumuzun kendini koruması hastalıklara karşı mücadele edebilmesi bağışıklık sisteminin gelişmişliğiyle yakından ilişkilidir. Virüs salgınının daha çok yaşlı popülasyonda ölümcül olması bünyelerinin kaldıramamasından dolayıdır. Bağışıklık zayıf düşünce vücut da eskisi gibi çalışamayacaktır. Mevsimsel grip salgınında olduğu gibi coronavirüs salgınında da bağışıklık sistemimizi güçlendirmeliyiz. Multivitamin takviyeleri bu konuda öncelikle tercih edeceğimiz ürünlerdir.

Ürünlerimizden biri olan Redagyn içeriğindeki 22 vitamin ve mineralin yanı sıra, üzüm çekirdeği ekstresi, KoEnzim Q10 ile bağışıklık sisteminin normal fonksiyonuna katkı sağlar. Güne daha hazır başlayabilmek, bağışıklılığımızı güçlendirmek için her gün 1 adet Redagyn kullanabilirsiniz.

Redagyn hakkında daha fazla bilgi için ve içeriğini öğrenmek için tıklayın.

Devamını Okuyun
kahvalti
Beslenme, Tüm Yazılar

Kahvaltının Gün İçerisinde ki Çalışmamıza Etkileri

kahvalti

      Kahvaltı denince birçok farklı tanım gezinir kafamızda. Kişiden kişiye hatta kişiler arasında günden güne bile değişiklikler gösterebilir. Kimine göre sabahın erken saatlerinde kalkıp özenle hazırlanan harikulade bir sofrayken kimine göre de işe giderken otobüs de ya da arabada atıştırılan simit poğaçadır. Bu yazımızda da kahvaltının gün içerisinde ki performansımıza  etkisini mercek altına aldık.

İstatistiklerle Kahvaltı

ıstatistik

Daha önceki yazılarımızda da bahsettiğimiz gibi vücudumuz biz uyurken de çalışmaya devam eder. 24 saat boyunca her an açıktır alıcıları. Beynimiz de aynı çalışma temposuna sahiptir. Akşam yemeği ile sabah kahvaltısı arasında neredeyse 12 saatlik uzun bir zaman dilimi vardır. Ve bu süreçte vücudumuz daha önce aldığı besin  öğelerinin tamamına yakınını kullanır. Gece uyurken bilincimiz olmadığından acıktığımızı ya da karnımızda ziller çaldığını farketmeyiz bile. Sabah kahvaltısı aslında gün içerisinde 3 ana öğünden en önemlisidir. Türkiye genelinde yapılan araştırmalar gösteriyor ki erkeklerin % 15.8’ i , kadınların %12.5 ‘i kahvaltı yapmıyor. Çalışmaya katılan bireylerin %52.3’ ü canı istemediği, %26.2 ‘si  alışkanlık haline getirmediği, %17.4’ ü zaman sıkıntısı yaşadığından, %16.6’sı ise geç kaldığı için kahvaltı yapmadığını bildiriyor.

Kahvaltı ve Vücudumuza Etkileri

    Gece boyu süren açlığın ardından sağlıklı ve daha verimli bir güne başlayabilmek için kahvaltı öğünü atlanmamalıdır. Güne kahvaltı yapmadan başlamak gün içerisinde ki çalışmalarımızda üretkenlik ve verimliliği düşürür. Kahvaltı yapılmadığında vücudumuzun ihtiyacını karşılayacak yeterli ölçüde enerji üretilemez. Bu da yorgunluk, halsizlik, baş ağrısı, dikkat ve algılama da zorluk gibi bir takım problemleri de beraberinde getirir. Bedenimizin düzenli çalışabilmesi, günlük rutinlerine sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için kan şekerinin de belli bir düzeyde olması gereklidir. Kahvaltı vücudun güne başlarken dengesini sağlamasında yardımcı olabilecek en önemli öğündür ve mümkün olduğunca atlanmamalıdır.

Kaliteli Kahvaltı

kaliteli-kahvalti

Kahvaltı yapmamız kadar yaptığımız kahvaltının besleyiciliği ve kalitesi de ön plana çıkmaktadır. O zaman güne nasıl bir kahvaltı ile başlamamız gerekiyor bir göz atalım. Dengeli ve sağlıklı bir kahvaltı günlük enerji ihtiyacımızın 1/4’ünü veya 1/5’ kadarını karşılayabilmelidir. Tabi ki günlük enerji gereksinimi yaş  gruplarına, gün içerisinde ki aktifliklerine bağlı olarak farklılık gösterir. Ortalama bireyin enerji ihtiyacına 2000 – 3000 kalori dersek kahvaltıda alınması gereken yaklaşık kalori değeri de 400 – 600 kalori civarıdır

Besin Öğelerinde Kalori

. Kahvaltı da alınacak olan protein miktarı kan şekerinin düzenlemede ,yorgunluk ve açlık benzeri duyguların önlenmesinde son derece etkili olduğundan günlük alınacak miktarın en az 1/5’i kadar olmalıdır. Mümkünse bu değerin altına inilmemelidir. Meyve veya sebze tüketimi de öğünümüzü besin değerleri açısından dengelemenin yanında posa içerikleri nedeniyle emilimi düşürerek doygun hissettiğimiz zaman dilimini arttırır ve kan şekerinin daha uzun süre normal seyirde kalmasına olanak tanır.   Meyve veya sebze C vitamini yönünden yüksek ise çıkmaktadır. O zaman güne nasıl bir kahvaltı ile başlamamız gerekiyor bir göz atalım.

Kahvaltı ve Günlük Enerji

      Dengeli ve sağlıklı bir kahvaltı günlük enerji ihtiyacımızın 1/4’ünü veya 1/5’ kadarını karşılayabilmelidir. Tabi ki günlük enerji gereksinimi yaş  gruplarına, gün içerisinde ki aktifliklerine bağlı olarak farklılık gösterir. Ortalama bireyin enerji ihtiyacına 2000 – 3000 kalori dersek kahvaltıda alınması gereken yaklaşık kalori değeri de 400 – 600 kalori civarıdır.

Kahvaltıda Protein

protein-yumurta

Kahvaltı da alınacak olan protein miktarı kan şekerinin düzenlemede ,yorgunluk ve açlık benzeri duyguların önlenmesinde son derece etkili olduğundan günlük alınacak miktarın en az 1/5’i kadar olmalıdır. Mümkünse bu değerin altına inilmemelidir.

Kahvaltı da Meyve ve Sebze

kahvaltida-meyve-sebze

Meyve veya sebze tüketimi de öğünümüzü besin değerleri açısından dengelemenin yanında posa içerikleri nedeniyle emilimi düşürerek doygun hissettiğimiz zaman dilimini arttırır ve kan şekerinin daha uzun süre normal seyirde kalmasına olanak tanır.  Meyve veya sebze C vitamini yönünden yüksek ise demirin emilimini de arttırır. Ayrıca kan kolesterol düzeyini düşürmede de etkilidirler

Sonuç

      Görüldüğü üzere kahvaltının burada saymadığımız daha çok faydası bulunmaktadır. Düzenli olarak güzel  bir kahvaltı sofrası hazırlayamıyorsak da bunu hiç olmadı haftada 1 veya 2 kez yapmaya çalışalım. En azından her kahvaltı da bir bardak süt içmeye , portakal , domates, salatalık, peynir, zeytin ya da yoğurt gibi besinlerden olabildiğince tüketmeye özen gösterelim. Yeterli ve dengeli kahvaltı yaparak güne bir adım önde başlayabiliriz. Yazımıza birkaç kahvaltı tabağı önerisi sunarak son verelim.

Kahvaltı Tabağı Önerileri

KAHVALTI 1

kahvalti-tabaği
  • Bir bardak süt
  • Bir ince dilim beyaz peynir
  • 5- 6 adet zeytin
  • Bol domates, salatalık ve yeşillik
  • 1-2 dilim tam buğday ekmeği

        KAHVALTI 2

kahvalti-tabagi
  • Bir bardak süt
  • Bir yumurta
  • 5-6 adet zeytin
  • Bir dilim reçelli ekmek
  • Bir adet mandalina

        KAHVALTI 3

kahvalti-tabagi
  • Bir bardak süt
  • Tahin – pekmez
  • Bir fincan ceviz
  • İki dilim ekmek
  • Bir adet portakal
Devamını Okuyun
uyku
Tüm Yazılar, Uyku

Beyin Sağlığı İçin Uykunun Önemi

bebek-uyku

Uyku deyince ilk ne gelir aklımıza ? Dış dünyadan tüm bağımızı kesmek, vücudumuzun işleyişini durdurması ya da günün yorgunluğunu atmak mı? Bugün ki yazımızda uyku ve beyin sağlığı arasında ki sıkı ilişkiyi ele alacağız . Gelin hep birlikte cevap bulalım aklımızda ki sorulara .

Uyku Nedir?

      Yazımıza uykunun kısa bir tanımıyla başlayalım. Uyku, bilincin dış uyarılarının bir kısmını ya da tamamını algılayamadığı ya da tepki gücünün zayıfladığı ve vücudumuzun pek çok organın çalışmasını yavaşlattığı süreçtir. Pek çok organ içerisinde beyin yer almamaktadır. Vücudumuzun kontrol merkezi olan beynimiz tam bir durgunluk ya da dinlenme durumuna geçmez. Uykuda da çalışmaya devam eder sadece etkinlik türünü değiştirir. Burayı biraz daha yakından inceleyelim.

Beynin Fonksiyonları

beyin-fonksiyonlari

       Gün içerisinde beynimiz her an aktif bir çalışma içerisindedir. Bir yandan vücut ve hormonal sistemlerin İşlevlerini yürütürken bir yandan kompleks zihin fonksiyonlarını düzenler. Bu bilişsel fonksiyonlar sayesinde çevresel bilgileri almamıza, seçmemize, depolamamıza ve dönüştürmemize olanak sağlayan mental süreçleri yönetir.

 Gün içerisinde bu tür görevleri üstlenen beynimiz bambaşka bir karaktere bürünür. Gün boyunca yüklediği bilgileri dosyalamasını, arşivlemesini, düzenlemesini yapar. Kendini onarır çöplerini temizler. Üç maddede özetleyecek olursak ;

  • Gün içerisinde öğrendiğimiz bilgileri pekiştirir.
  • Bilgileri uzun süreli kullanım için dosyalayıp depolar.
  • Vücut için gerekli onarıcı düzenlemeler yapar, kendi atıklarını temizleyip zararlı toksinleri uzaklaştırır.

Kaliteli Uykunun Kaçırılmaz 3 İpucu

           Uyku beden için değil beyin için uyunur. Peki hayati fonksiyonlarımızı idame ettirmemizde vazgeçilmezlerimizden biri olan uykunun kalitesi nelere bağlıdır? Kısaca açıklayalım.

Gün boyunca ne kadar hareket ettiğimizin uyku üzerinde belirgin etkisi vardır. Bedensel aktiflik arttıkça uykunuzun kalitesi ve dinlendiriciliği artar.

yürüyüs

İkinci bir kriterde ne kadar kalori aldığımızdır. Diyetimizde karbohidrat ağırlıklı besinler yer alıyorsa uyku kalitemiz normal seviyelerin altına düşecektir.

kalori

Ve son olarak hiç de şaşırmayacağınız gibi stres düzeyi. Çok fazla stres altında yaşıyorsanız bu durum uykunuzun en verimli dilimi olan  REM dönemine de yansır ve uyku kalitenizin belirgin biçimde düşmesine sebebiyet verir.  

stred

Sonuç

      Uyku beynimizin bizimle uğraşmayı bırakıp kendiyle ilgilenip kendine zaman ayırdığı dönemdir aslında. Beyin tüm enerjimizin %20’sini tek başına kullanır ve bu kadar enerji sarfeden organa kendini temizleyip yenileyebilmesi , ertesi güne daha dinamik, dinç ve sağlıklı merhaba diyebilmesi için yeterli ve kaliteli bir uykuyu çok görmemek lazım fikrimce. Siz ne dersiniz? Beyninizle minik bir istişare ile baş başa bırakıyorum sizleri. Hepinize mutluluk dolu, iyi uykulu günler.

Devamını Okuyun
cocuk-beslenme
Anne- Çocuk Sağlığı, Beslenme, Tüm Yazılar

Çocukluk Dönemi Beslenmenin Yaşantımıza Etkileri

bebek

      Anne ve babalar olarak hepiniz eminim ki sizler için hayatınızın en özel ve kıymetli yerinde bulunan çocuklarınızın beslenmesine çok dikkat ediyor. Aman sağlıklı beslensin, abur cubur yemesin diye telaş içerisinde. Bu haklı endişeniz gayet normal ve sonuna kadar hak verilir doğrulukta. Peki çocuğunuzun bu dönemde ki beslenme alışkanlığı ileri ki yaşamını hangi boyutta etkiliyor, okul ve hayat başarısında ne gibi söz hakkına sahip? Şimdiki yazımızda bu sorunları detaylı olarak masaya yatıracağız. Hadi zaman kaybetmeden başlayalım !

Beslenme Nedir?

beslenme

       Beslenmenin tanımını yaparak başlayacak olursak; beslenme, insanın büyüme, gelişme ve onarım gibi yaşamsal faaliyetlerini yerine getirebilmesi, sağlıklı ve daha da üretken bir yaşam sürdürebilmesi için gerekli olan birtakım besin maddelerinin yeterince ve sürekli bir şekilde kullanılmasıdır.

       Beslenme; yaşamın başlangıcından itibaren ölüm anına kadar sürekli devam eden bir süreçtir. Canlılığın temel ihtiyaç listesinin başlarında yerini almıştır. Beslenme, hayatın yeni başladığı hızlı bir büyüme ve gelişme dönemi olan çocuklukta çok daha hayati önem taşır. Çünkü ilerideki yıllarda tüm hayatımızı etkileyecek sağlığımızın temeli bu yaşlarda atılmaktadır. Attığımız temelin dayanıklılığı, gelecek yaşantımızdaki kalite ve refah düzeyinin habercisidir. Umutlu, güzel haberler alabilmek için çocukluk dönemindeki beslenmeye ayrı bir özen  göstermeliyiz. Çocuğun beslenmesinde amaç; normal sağlıklı büyüme ve gelişmeyi sağlamaktır. Bu konu da bizlere ne gibi görevler düşmektedir biraz da onu inceleyelim.

Çeşitli Beslenin!

çesitli-beslenme

      Yeterli ve dengeli beslenme için tüm besin ögelerini tüketmek gerekir. Başlıca besin ögelerini protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineral olarak sıralayabiliriz.

Vazgeçilmez Protein

protein

  Bu besin besin yapıtaşlarının vücudumuzda ki vazgeçilmezliğini örnekleyecek olursak; çocukluk evresinde yeterli miktarda protein tüketilmezse, vücut hücreleri kendini istenilen oranda yenileyemeyecek ve büyüme yetersiz kalacaktır. Fiziksel ve zihinsel gelişimlerin tamamlanmasında , vücudun hastalıklara karşı mikroplarla savaşmasında proteinlere çok önemli görevler düşmektedir.

Minerallerden Biri ; Kalsiyum

kalsiyum

Kalsiyumdan dem vuracak olursak çocuk gelişiminde hayati önem taşır. Yaşamın ilk yıllarında anne sütü ile alınan kalsiyum; çocuklarda sağlıklı kemik gelişimini sağlarken ileri ki yaşlarda risk oluşturabilecek osteoporoz riskini de belirli düzeyde engeller. Bebeklik döneminin hemen peşi sıra çocukluk evresinde  de yeterli ve dengeli kalsiyum tüketimi yapılmalıdır. Kas ve kemik gelişiminde, dişlerin oluşumunda temel mineraldir. Eksikliği ileri ki yaşantımızı ciddi mana da kötü etkileyebilir. 

Ne ! Biri Abur Cubur Mu Dedi?

abur-cubur

    Gel gelelim çocukların en sevdiği kısım olan abur cuburlara. Abur cubur ve fastfood tarzı besinlerin kullanımı çok yaygındır ve çabucak tüketilir. Her çocuğun hayalinde vardır sabah uyanınca çikolatadan, dondurmadan duvarları; şekerlemelerden pencereleri olan , musluklarından kola ve meyve suyu akıtan, ev eşyası gofret, bisküvi ve keklerden meydana gelen rengarenk bir evde gözlerini açmak.

Çocukların Çok Sevdiği Besinlerin Ne Gibi Zararları Var?

sekerler

Pek de  besleyici değeri bulunmayan bu tür yiyeceklerin yağ içeriği oldukça yüksektir. Çoğunluk olarak doymuş veya hidrojenize edilmiş trans yağ içerirler. Bunlar da haliyle kalp rahatsızlıklarına ve obeziteye kapı aralar. Vitamin ve mineral oranı yok denecek kadar az lif içeriği yönünden fakir olduğundan sindirim sistemi hastalıklarına ve bir takım kanser türlerine davetiye çıkarır. Raf ömrünü ve ürünün çekiciliğini arttırmak için koruyucu maddeler kullanılır. Aşırı şeker ve tuz içerdiklerinden erken yaşlarda diyabet ve hipertansiyon riskini de fazlasıyla  yükseltir.

Sizlere Birkaç Çözüm Önerisi

kuruyemis

Çocuklar her ne kadar bu tarz ürünleri çok fazla sevse de paketlenmiş ve hazır gıdaların sağlık üzerinde ciddi oranda zararlı etkileri vardır. Mümkün olduğunca bu hususta daha bilinçli davranmalı çocuğa farklı bazı alternatifler sunarak zararlı ürünlerden uzak tutmalıyız. Örneğin ara öğünlerde taze/kuru meyve veya çerez tüketme alışkanlığı kazandırmalıyız. Ayrıca tam tahıllı veya kepekli undan çeşitli kek ve kurabiyeler yaparak hatta yapım aşamasına çocukları da katarak eğlenceli bir oyun haline getirebiliriz. Çeşitli sağlıklı ve pratik atıştırmalıklar da hazırlayarak abur cubur yeme isteğini baskılamış oluruz. 

Sonuç

sonuc

    Çocukların hem şimdi  ki yaşantılarında hem de ileri ki dönemlerde daha sağlıklı ve kaliteli bir hayat sürmesini istiyorsak yeterli ve dengeli beslenmelerine elimizden geldiğince özen göstermeliyiz. Yarınlarımızı emanet ettiğimiz, umut bağladığımız çocuklara sağlıklı yaşam için şimdiden yatırım yapmalıyız.     

Sağlıklı ve huzurlu günleriniz olması dileğiyle…

Devamını Okuyun